ARSIVANA SAYFA
 
29 Temmuz '00
SAYI: 27
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan...
Hücre saldırısı ve devrimci sorumluluk
SAG-ÖO direnişi ve yeni dönem dersleri
SEKA direnişinin bir kez daha gösterdiği
"Kophenag Kriterleri" ve Kürt sorunu
%10 barajı saldırısına karşı işçi eylemi
Metal sektöründe TİS süreci ve görevlerimiz
Birleşik Metal-İş Genel Temsilciler Kurulu...
Kongreye doğru DİSK!
İstanbul Anakent Belediyesi'nde de grev...
Zindan direnişinin dersleri ve yeni dönemin görevleri
F tipi saldırısı
Saldırı direnişle yanıtlandı
Bergama'da katliam girişimi ve tepkiler
Maltepe'de "Hücre Tipi Cezaevleri Politikası ve..."
F tipi cezaevine karşı aydın ve sanatçı girişimi
Programda tarım ve köylü sorunu/3
Kıbrıs'ta işgale son!
Bu memleket bizim!
Türkiye'de enerji sorunu ve politikaları
Resmi bilim emperyalist tekellerin hizmetinde
Sezer'in tavrı ve sözde "demokrasi rüzgarı"
14. kuruluş yılında İHD
G-8 Zirvesi ve gösterdikleri
Emperyalist-kapitalist sisteme karşı yürütülen...
Cellatex ve Adelshoffen eylemleri
Propaganda-ajitasyon sorunu
Yorum senin ya da yorumsuz mu demeliyim?
Mücadele Postası
 
Tüm yazılar





 
 
DİSK Genel Kurulu ve sınıf bilinçli
işçilerin görevleri


DİSK’in Genel Kurulu sermayenin saldırılarının yoğunlaştığı ve bazı işkollarında toplusözleşme yetkisini kaybettiği koşullarda toplanıyor. Bugün DİSK’e üye sendika sayısı 23. Bunlardan sadece 6 tanesi %10’luk işkolu barajını aşmış ve toplusözleşme yetkisine sahip durumda. Sadece bu bile ‘80 öncesinin DİSK’inin bugün düşürüldüğü durumu gözler önüne sermeye yetiyor.

Toplanacak olan Genel Kurul, DİSK’i tükenişe getiren bu olumsuz sürecin muhasebesini yapmak zorundadır. Aksi halde mevcut durum her geçen gün daha da kötüye gidecektir. Sınıf bilinçli öncü işçiler ve devrimci işçiler genel kurul platformunu bu perspektif ile değerlendirmeli ve DİSK’in gerçek bir devrimci sınıf sendikası haline gelmesi için üzerlerine düşen görevleri yerine getirmelidir. Sendikaların ve sendikacılığın kaderi, bürokratların ve bürokratlaşma eğilimini besleyen mevcut yapının ellerine teslim edilemez. Bu işçi sınıfı için yaşamsal bir meseledir. Sermayenin azgın saldırılarına karşı ayakta kalma, direnme ve saldırıları geri püskürterek yeni haklar kazanma meselesidir. Bürokratların ayak oyunlarına karşı uyanık olmak her sendikalı işçinin görevidir. Fakat öncelikle, Genel Kurul delegelerinin, öncü işçilerin görevidir.

Yapılacak olan Genel Kurul’da, yönetici maaşlarının, en yüksek ücret alan sendika üyesi bir işçinin ücretinden yüksek olmaması, sendika kasalarının ve mal varlıklarının defterlerinin üyelere açılması, sınıf dayanışmasını ve mücadelesini önplanda tutan devrimci sendikacıların yönetime seçilmesi vb. için çalışılmalıdır. Bu temel üzerinde devrimci sınıf sendikasının inşa edilmesi için, tabandan, fabrikalardan yükselen mücadele dinamiklerinin hızla örgütlenmesi gerekmektedir. Yaklaşan metal sözleşmeleri bunun için önemli bir fırsattır. Faşist Türk Metal şimdiden sermaye ile anlaşmıştır. Bu ihanetin resmileşmesi ile ortaya çıkabilecek tepkilerin bir kez daha heba edilmemesi için, şimdiden kapsamlı bir çalışma yürütülmelidir.

Sermaye sınıfı ve hükümetinin tehdit ve şantajlarına karşı sendikal mevzilerin korunması ve geliştirilmesi, hem üye sayısı olarak güçlenme, hem de işçi sınıfının çıkarlarının ve haklarının militan bir savunusu ile mümkün olabilir. Artık sıradan işçilerin bile yeniden, “artık bizim haklarımızı savunacak, mücadelemize yol gösterecek bir sendika var” demesini sağlamak için görev başına!




Kongreye doğru DİSK...


DİSK’in 11. Olağan Kongresi 28 Temmuz’da toplanacak. 3 gün sürecek kongrede 398 delege DİSK’in yeni başkanı ve yönetimi için oy kullanacak.

Şimdiye kadar, DİSK Genel Başkanı Vahdettin Karabay, Genel Sekreter Murat Tokmak, Tekstil Sendikası Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Sosyal-İş Sendikası Genel Başkanı Özcan Keskeç ve Nakliyat-İş Sendikası Genel Başkanı A.Rıza Küçükosmanoğlu genel başkanlık için adaylıklarını açıkladılar. Adaylığını açıklayacaklar arasında Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Kamil Kinkır’ın da adı geçiyor.

DİSK Kongresi, sermayenin çalışan yığınlara dönük saldırılarının yoğunlaştığı bir dönemde toplanıyor. DİSK bürokratları kongreyi işçi sınıfının sorunlarının çözüm platformu olarak sunmaya çalışıyorlar. Yıllardır sermayeyle kolkola girerek sınıfa saldırının bir parçası olan bürokratların söylemleri aldatıcı olduğu gibi, sendikacıların da aday olma gerekçeleri sahtedir. Adayların çokluğu, işçi sınıfının çıkarlarının savunulması değil, tümüyle koltuk kapma isteğinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla kongre bir çözüm platformu değil, kirli yöntemlerle delege pazarlanmasının yaşanacağı bir alan olacaktır.

DİSK kongre hazırlıklarını sürdürürken, burjuvazinin süpriz olmayan yeni bir saldırısıyla karşılaştı. DİSK’e bağlı 6 sendika işkolu barajının altına düşürülerek toplusözleşme yetkileri ellerinden alındı. Özünde işçi sınıfına olan bu saldırı bugüne kadarki kapsamlı saldırıların bir parçası ve devamı durumundadır. Yapılmak istenen, işçileri örgütsüz bırakmak, toplusözleşme hakkını ortadan kaldırmak, yeni saldırıları daha rahat hayata geçirmektir.

Kongre öncesi gerçekleşen bu saldırı karşısında DİSK Başkanlar Kurulunun tutumu dikkate değerdir. DİSK’in, kendisine ve işçi sınıfına yapılan bu saldırıyı püskürtmek için tercih ettiği yol, işçileri mücadeleye çağırmak değil, hükümetle ve hain sendikacılarla görüşmeler yapmak olmuştur. Bu durum yapılacak kongreyi de etkileyecektir. Birincisi, dürüst delegeler DİSK yönetiminin bu tavrını sınıf işbirlikçisi politikası üzerinden mahkum ederek bütün adaylara canınız cehenneme diyebilecek; ikincisi, 3 adayın bağlı olduğu sendikanın işkolu barajının altına düşürülmesiyle, bu adayların meşruluğu tartışma konusu yapılacaktır.

Aday olan sendikacıların hiçbiri özünde DİSK’in çizgisine karşı değillerdir. Tersine, o çizginin sürdürülmesinde ve savunulmasında en büyük payı olan kişilerdir. CHP tarafından gelecekteki parlamento seçimlerinde adaylığı düşünülen Tekstil Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin işçi sınıfı hareketine kazandırdığı hiçbir şey yoktur. Tersine bu bürokrat, onlarca saat en kötü koşullarda çalışan tekstil işçilerinin örgütlenme girişimlerini satmakla ünlenmiştir. İzlediği yol Rıdvan Budak’ın yoludur. Diğer adaylar da özünde aynı konumdadırlar. Yakın dönemde hükümet lastik işçilerinin grevini erteleme yoluna gittiğinde, DİSK başkanının buna ilişkin anlamlı bir sözü ve eylemi olmamıştır.

DİSK yönetiminin kongre öncesi delegelere dağıttığı 11. Genel Kurul Çalışma Raporu yalnızca DİSK’in izlediği teslimiyetçi çizgiyi ortaya koyuyor. Tabanın basıncı karşısında ESK ve Sivil İnisiyatif’ten çekilmek zorunda kalan DİSK, Çalışma Raporu’nda gerçekte, sermaye örgütleriyle kolkola, ESK ve diğer kurumlar aracılığıyla sınıfa yaptıkları ihanetin dökümünü yapıyor. ESK ve Sivil İnisiyatif sayesinde bu dönem sermayenin sınıfa yönelik saldırılarının en engelsiz dönemi oldu. Tepkilerin çeşitli oyalamalarla dizginlendiği, hoşnutsuzluğun doruğa çıktığı dönemde ise merkezi ve yerel mitinglerle geçiştirildiği bir dönemdir bu. Çalışma Raporu’nda sıralanan eylemlerle DİSK’in mücadele ettiği gösterilmek isteniyor. Oysa gerçeğin bu olmadığını sınıf bilinçli işçiler iyi biliyorlar.

Dolayısıyla 11. Olağan Kurul, işçi sınıfının sorunlarının tartışılacağı, çözüm politikalarının saptanıp hayata geçirilme kararlılığının ortaya konulacağı bir platform olmayacaktır. Her adayın DİSK’i eski mücadeleci kimliğine yeniden ulaştırma söylemi, bu bürokratlar tarafından değil, sınıf bilinçli işçilerin tabandan örgütlenerek sermayeye karşı dişe diş bir mücadele hattını geliştirilmesiyle mümkün olacaktır. O zaman sendika ağaları da hak ettikleri dersi alacaklardır. Sınıf bilinçli işçiler kongreye bu bilinçle yaklaşmalı, taban iradesini ortaya koyacak bir yönelim içine girmelidirler.

DİSK’e bağlı sendikalara üye işçilerin
kongreye ilişkin düşünceleri:

“DİSK’in eski DİSK olmasını istiyoruz”


- DİSK’in 11. Olağan Kongresi 28 Temmuz’da toplanacak. Bu kongre sınıfın sorunlarının ele alınıp tartışıldığı bir çözüm platformu olabilir mi? Sizin beklentileriniz nedir?
Celalettin Akkanat (Pancar Motor işyeri temsilcisi): Bir defa biz DİSK’i bugünkü mevcut halinden daha farklı bir noktaya getirmek istiyoruz. DİSK’in bugünkü hali arzu ettiğimiz, istediğimiz DİSK değil. Dolayısıyla 12 Eylül öncesi DİSK’i tekrar yaratmak istiyoruz. Mevcut haliyle gitmediğini herkes görüyor. DİSK işçi sınıfının dışındaki halkın da umudu olmalıdır. 12 Eylül öncesi nasılsa, gelecekte de işte böyle bir DİSK yaratmamız lazım.

- Adayların çokluğunu neye bağlıyorsunuz?
Celalettin Akkanat: Ben adayların birçoğunun arzu ettiğimiz DİSK’i yaratacağına inanmıyorum. Bunların içinde bir tanesi hariç, o da bence arzu ettiğimiz DİSK’i deneyim ve birikimleriyle eski haline getirecek olan Murat Tokmak’tır. Diğer adayların DİSK’i ileriye taşıyacağını düşünmüyorum.

Seyfi Özcan (Erka Balata işyeri temsilcisi): En azından DİSK’in Türkiye’de işçilerin önderliğini yapması gerektiğini biliyoruz. Ama kendisine seçtiği misyona, şu anki tabanda o güce erişmediğini de biliyoruz. Yani kapitalizm boş durmuyor. İşçi sınıfı karşısında güçler var. O güçlere yenilmemek için, yeni stratejiler belirleyerek ayakta durmanın yolunu araması lazım. Bu nasıl olacak derseniz; önce ayakta durması lazım, ayakta duramazsa mücadele edemez. Bizim DİSK’ten beklentimiz, işçinin tekrar önderliğini yapması, mücadeleye 12 Eylül öncesi gibi sarılması. Ama tabanın durumunu da görmemezlikten gelmemesi gerekir, diye düşünüyoruz. Bunu görmezse kendi sonunu da getirir.

Şu an adaylar hakkında konuşmak istemiyorum. Elbette ki bu mücadeleyi yapacak arkadaşlarımızdan bir tanesi seçilecek. Bence DİSK’in şu an tek adayla kongreye gitmesi gerekir. Çünkü rekabete dayalı bir mücadelenin şu an bize yarar sağlayacağını düşünmüyorum. Demokraside çatışmanın insanları daha iyi çalışmaya yönelttiğini biliyoruz, ama bugünkü DİSK’in o konumda olduğuna inanmıyorum. Onun için de tek adayda birleşerek kongreye gitmesini temenni ediyorum.

- Kongre üzerinden işyerlerinde tartışmalar oluyor mu? Tabanda böyle tartışmalar varsa, neler konuşuluyor?
Seyfi Özcan: DİSK’in çizgisinden çok memnun olmasak da, yapabilecekleri çok şey olmadığını da görüyoruz. Ama hayalci de değiliz, çünkü tabanımız o düzeyde değil. İşçiye sorsanız, memnun değiliz der. Ama DİSK işçileri mücadeleye çağırdığında işçiler bu çağrıya ne kadar uyuyor, ona da bakmak lazım. Bugün işçi daha çok sağa kaymış durumda. 12 Eylül çok şeyi değiştirdi. İşçinin bakışını ve düşüncesini değiştirdi. Bu durumda bizim de görevlerimizi yaptığımız söylenemez. Kaç kişiyi eyleme çekiyoruz? Bu durumda biz kendimizi de eleştirmek zorundayız.

Hikmet Akgün (Beşiktaş Belediyesi işyeri temsilcisi): Hantal yapı bozulmadıkça DİSK’in bir çözüm platformu olması mümkün değildir. İnanan, mücadeleci, devrimci kişilikler olmadığı sürece, o yapının gerçek anlamını bulması mümkün değildir. Şimdiye kadar biz tabana gereken mesajı veremediğimiz için, başarısız olduğumuz için, bugün onun sancısını hep birlikte çekiyoruz.

İbrahim Ergün (Beşiktaş Belediyesi işyeri temsilcisi): DİSK’i çok iyi tanımak lazım. Bugün Türkiye’deki saldırılar, işçilere olan saldırılar, emekçilere ve köylülere olan saldırılar karşısında DİSK ne yaptı? Bir şey yapamadıysa, ne diyelim. DİSK’in eski DİSK olmasını istiyoruz. İşçilerin düşünceleri çok farklı, bence DİSK’in ilerisinde düşünüyorlar. Türkiye’de işçi sınıfı başıboş bırakılmış. En çok da sendikalar tarafından bu yapılıyor. Görüyorsunuz, bu eylemde DİSK’ten bir görevli yok.