1 Mart '03
Sayı: 08 (98)


  Kızıl Bayrak'tan
  Hesap vermekten kurtulamayacaklar!
  Kan parasının miktarı belli oldu
  Bağımsızlık ve özgürlük devrimle kazanılacak!
  AKP hükümetinin "harp ve sulh" macerası
  BDSP’nin çağrısı: Emperyalist saldırganlığa ve savaşa karşı birleşelim!
  Emperyalistler arası kirli pazarlıklar ve hesaplar!
  Emperyalist savaş ve CHP
  Savaş karşıtı eylem ve etkinliklerden...
  Yeni iş yasası kapıda!
  Kölelik yasası protesto edildi
  ABD emperyalizmi ülkemizden defol!
  "Esnek üretim" saldırısında son perdeye gelinirken...
  KESK İzmir Bölge Toplantısı..
  KESK İstanbul Bölge Toplantısı...
  Ekim Gençliği'nden...
  Ne YÖK ne YEK, üniversiteler bizimle özgürleşecek!
  Ev kadınlarıyla savaş üzerine konuştuk...
  Bir tersane işçisiyle sorunlar üzerine konuştuk...
  Devlet solu yine hedef saptırıyor
  Emperyalist savaş, Kürdistan ve devrimci görevler...
  İtalyan emekçilerinden "ölüm trenleri"ne geçit yok!
  Katliam ortaklığına, ABD saldırganlığına 'hayır' diyoruz!"
  Emperyalist savaş ve sınıf cephesinde devrimci görevlerimiz...
  Bir savaş elçisinin itirafları
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
KESK İstanbul Bölge Toplantısı...

KESK, İstanbul Bölge Toplantısı 23 Şubat’ta gerçekleşti. Yaklaşık 130 üye ve yöneticinin katıldığı toplantıda KESK Eğitim Sekreteri Güven Gerçek, Tüm Bel-Sen Genel Sekreteri Hüseyin Ayyıldız ve Tarım Orkam-Sen Genel Başkanı Sezar Kaya konuşmacı olarak yer aldı. Konuşmacılar savaş, kamu personel rejimi yasası, 2003 bütçesi, yetki süreci, zorunlu tasarruflar, iş yasası vb. konularında bilgilendirme amaçlı konuşma yaptılar.

Daha sonra katılımcıların KESK’e yönelik eleştiri ve önerileri için söz almalarıyla toplantı devam etti. Eleştirilerin yer yer sert geçtiği konuşmalarda Türkiye ve dünya halklarını tehdit eden savaş gündeminin işçi sınıfı ve emekçilere yönelik kıyım ve hak gasplarını beraberinde getirdiği vurgulandı. KESK’in bu koşullarda net bir tutum alması gerektiği, temel hareket noktasının ise işçi ve kamu sendikalarının ortak mücadele yürütmesi yönünde çaba sergilemesi olduğu dile getirildi.

KESK’e yönelik eleştiriler yasaya uyum göstermekten vazgeçerek fiili-meşru mücadele hattı izleyen yönelime geri dönülmesi; toplu görüşme süreçlerinde pasif kalınmaması; taleplerin reddedilmesi halinde görüşme masasından çekilinmesi gerektiği konularında ortaklaşıldı.

Yurtsever üyelerin savaş ve A. Öcalan’la sınırlı tecrit uygulaması üzerine yaptıkları yorum ve değerlendirmeler üzerine bir katılımcı söz alarak, tecritten anlaşılması gerekenin 2 yılı aşkındır süren direnişe sahip çıkılması olduğunu dile getirdi.

Savaş ve hak gasplarının püskürtülmesinin biricik yolu üretimden gelen gücün kullanılması olarak tanımlanırken, eylem biçimi olarak da iş bırakma ve genel grevin örülmesi gerektiği konusunda fikir birliği sağlandı. Bunun da motor gücünün KESK ve tabanının olması gerektiği savunuldu. Toplantı kararlarına da yansıyan bu öneriler, bileşimin “karar alma yetkisi” olmaması nedeniyle bazı üyeler tarafından eleştirildi. Alınan kararların başlangıcı olarak 1 Mart eylemine çok güçlü bir katılımın sağlanması kararı alındı.

Bir eğitim emekçisi



Toplantıya katılan üyelerin konuşmalarından...

Akın Balcı (Tarım Orkam-Sen): KESK, olaylar ve gelişmeler karşısında alması gereken karar ve tutumlarda aydınlatıcı, bilgilendirici bir tutum içinde olup zamanında müdahale yapmalı. ABD’ye düşman olduğu kadar AB’ye de aynı tarzda düşman olmalı. Bunların zemininin aynı olduğunu görmeli. Üye olduğu uluslararası sendikal birliklerin neleri savunduğunu bilince çıkararak hareket etmeli...

Ekber Işık (İst. Eğitim-Sen 3 No’lu Şb. Bşk.): Mart ayı itibarıyla personel rejimi yasası, 1475 sayılı iş kanunu, yerel yönetimler yasası, özelleştirmelerin hızlandırılması, tecrit ve savaş süreci önümüzde duruyor. KESK’in karşı duruşu çok diri, canlı ve açık olmalı... Bunların nasıl yapılacağına dair tartışma ve çalışmaların bir an önce başlatılması gerekir. Tecrite, F tiplerine ve savaşa karşı duruşunu net dile getirmeyerek sessiz kalanlar, yarın Türkiye’yi bir iç savaşa götüren siyasal iktidara ortak olurlar.

İsmail Hakkı Ortaköy (İst. Eğitim-Sen 1 No’lu Şb.): Biz ilk çıkışımızda dedik ki, 657’yi tanımıyoruz. Şimdi geldiğimiz noktada 657 iş güvencesini savunuyoruz demeye başladık. Hani 657 kölelik zinciriydi, kırmıştık onu? O zaman şuna cevap vermek zorundayız; biz 657’yi savunan bir noktada mı politika yapacağız, yoksa başka bir şey mi söyleyeceğiz? Geçmişte bununla ilgili yaşananları gözönünde bulundurarak hazırlık yapmalıyız.

Ahmet Korkmaz (İst. Eğitim-Sen 4 No’lu Şb. Bşk.): Bölge toplantıları önemli. Örgüt kendi içerisinde öyle bir noktaya geldi ki ses alıp verme konusunda çok ciddi problemler var. Örgüt içerisinde gerçekten büyük uyumsuzluklar var ki böyle bir toplantı hasıl oldu...

İş yasası, personel rejimi yasası ve diğer saldırıların içinde bulunduğumuz savaş koşullarıyla birebir ilintilidir. Mesela zorunlu tasarruflarla ilgili 10 katrilyonluk bütçeye, “savaş bütçesine” Emek Platformu’nun, dolaylı olarak da bizim onay verdiğimizi düşünüyorum... Kendi gücümüzün dışındaki güçlerden medet ummaya başladığımızda kendi görüşlerimizi terkediyoruz. Emek Platformu’nun zorunlu tasarruflarla ilgili tutumu belli iken devlet bununla ilgili açıklamayı en muhalif örgüte, KESK’e yaptırıp zorunlu tasarruflarla ilgili defteri dürecektir.

SES Bakırköy Şb. Sek.: KESK’in şu anda almış olduğu tutum ekonomiktir. Siyasal mücadeleyi bir tarafa bırakmıştır. Eğer ekonomik mücadele çizgisi üzerinde bir mücadele yürütürseniz belki bir takım haklar kazanabilirsiniz. Ama sonuç itibarıyla siyasal anlamda beslenmeyi gerçekleştiremezsiniz. Elde ettiğiniz kazanımlar tek tek alınır. Savaş karşıtları %95 iken eylemlerin cılız geçmesindeki etmen, politik hedeflerin olmayışıdır.



ODTÜ’de yeni bir dönem...

Yeni döneme hızlı ve etkili bir çalışmayla girdik. Öncelikle geçen dönem yaptıklarımızı gözden geçirerek yeni dönemde izleyeceğimiz hattı belirledik. Gündemimiz neredeyse hiç değişmediği için, hem eski çalışmalarımızla hem de onları geliştirerek etkin bir kitle çalışması hedefi ile yola çıktık.

Öncelikle ülkemizin gündeminde de ilk sıraya oturan emperyalist savaşı gündemimize aldık. Öğrencilerin bu konuya kayıtsız kalmaması ve bir canlanmanın yaşanması bize umut verdi. Savaşa karşı sürdürülen mücadeleyi sınıf perspektifiyle ele aldık. Kendimizi “İnsanlar öldürülecek” söylemine dayalı hümanist bir yaklaşımla sınırlamadık. Bu savaşın emperyalist niteliğini, haksız ve kirli içyüzünü teşhir ettik. Savaşın ABD emperyalizminin savaşı olduğunu ve hem savaşa hem de emperyalizme karşı mücadele etmek gerektiği yönünde konuşmalar yaptık. Emperyalizmin sadece savaşlar ile değil de her türlü yolla bizleri ve tüm insanlığı sömürdüğünü, denetim altında tutmaya çalıştığını vurguladık.

İçinde yer aldığımız platformlar üzerinden 4 gün boyunca okulda emperyalist savaşı teşhir eden afişler astık. Yemekhane ve kantinlere bildiri ve el ilanları dağıttık. Bu çalışmaları yaparken insanları 1 Mart eylemine katılmaya da çağırdık.

İkinci bir gündem olarak YÖK ve AKP hükümeti arasında sürmekte olan YÖK tartışmalarını ele aldık. Bu tartışmanın öğrenci gençliğin gerçek gündemini çarpıtmaya hizmet ettiğini ve YÖK’ün her zamanki gibi öğrencileri baskı altında tutmaya çalışırken, AKP adını “YEK” olarak değiştirerek tabanının ve öğrencilerin desteğini almaya çalıştığını ifade ettik.

Doğal olarak ne Gürüz’ün ne de AKP’nin eğitimi parasız hale getirmek veya üniversiteleri demokratikleştirmek gibi bir dertleri var. Öğrenci gençliği çok yakından ilgilendiren bu konuyu kitlenin gündeminden düşürmemeliyiz.

Yeni döneme görevlerimizin bilincinde olarak hazırlanıyoruz.

Paralı eğitime hayır!
Emperyalist savaşa hayır!

Ekim Gençliği/ODTÜ