1 Mart '03
Sayı: 08 (98)


  Kızıl Bayrak'tan
  Hesap vermekten kurtulamayacaklar!
  Kan parasının miktarı belli oldu
  Bağımsızlık ve özgürlük devrimle kazanılacak!
  AKP hükümetinin "harp ve sulh" macerası
  BDSP’nin çağrısı: Emperyalist saldırganlığa ve savaşa karşı birleşelim!
  Emperyalistler arası kirli pazarlıklar ve hesaplar!
  Emperyalist savaş ve CHP
  Savaş karşıtı eylem ve etkinliklerden...
  Yeni iş yasası kapıda!
  Kölelik yasası protesto edildi
  ABD emperyalizmi ülkemizden defol!
  "Esnek üretim" saldırısında son perdeye gelinirken...
  KESK İzmir Bölge Toplantısı..
  KESK İstanbul Bölge Toplantısı...
  Ekim Gençliği'nden...
  Ne YÖK ne YEK, üniversiteler bizimle özgürleşecek!
  Ev kadınlarıyla savaş üzerine konuştuk...
  Bir tersane işçisiyle sorunlar üzerine konuştuk...
  Devlet solu yine hedef saptırıyor
  Emperyalist savaş, Kürdistan ve devrimci görevler...
  İtalyan emekçilerinden "ölüm trenleri"ne geçit yok!
  Katliam ortaklığına, ABD saldırganlığına 'hayır' diyoruz!"
  Emperyalist savaş ve sınıf cephesinde devrimci görevlerimiz...
  Bir savaş elçisinin itirafları
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu’nun çağrısı:

Emperyalist saldırganlığa
ve savaşa karşı birleşelim!

İşçiler, emekçiler, emperyalist savaşa hayır diyenler!

ABD emperyalizminin 11 Eylül saldırılarını bahane ederek başlattığı “haçlı seferi” bugün yeni bir aşamaya gelmiş bulunuyor. Bilindiği gibi emperyalist saldırganlık önce Afganistan’ı hedef aldı. “Terörle mücadele” bahanesiyle Afganistan yakılıp yıkıldı. Mazlum Afgan halkına büyük acılar yaşatıldı.

Şimdi sırada Irak var. Amerikan emperyalizmi aylar boyunca Irak’a saldırmak için hummalı bir hazırlık yaptı. Hazırlıklar bitmek üzere. Savaş kapıya dayanmış durumda. Çok yakın bir zamanda emperyalist savaş makinası en modern silahlarla Irak halkının üzerine bomba yağdırmaya başlayacak. Yüzbinlerce kişilik emperyalist işgal ordusu Irak’ı yakıp yıkmak için harekete geçecek.

Herkesin de bildiği gibi sorun Irak’ta bir diktatörün hüküm sürmesi değil. Irak’ın El Kaide örgütünü desteklemesi ya da bu ülkede kitle imha silahları üretilmesi hiç değil. Bütün bunlar sadece birer bahane. ABD emperyalizmi, askeri gücünü kullanarak dünya üzerindeki hakimiyetini güçlendirmek, stratejik enerji kaynaklarını, en başta da petrol yataklarını denetim altına almak istiyor. Saldırganlığının asıl nedeni bu.

Dolayısıyla Irak halkına tarifsiz acılar ve büyük bir yıkım yaşatacak bu savaştan ne Türkiye’deki ne de dünyanın başka bir yerindeki emekçilerin hiçbir çıkarı yok.

Gerici savaşların kaynağı emperyalist
sistemin kendisidir!

Bütün dünyada Amerikan saldırganlığına karşı şimdiye kadar görülmemiş çapta eylemler yapılıyor. Sadece 15 Şubat günü neredeyse 20 milyon insanın sokağa çıktığı eylemler düzenlendi. Emperyalist saldırganlık lanetlendi. İstisnasız bütün eylemlerde “Petrol için savaşa hayır!” şiarı yükseltildi.

Bu da gösteriyor ki dünya halkları, emekçiler ABD’nin niçin savaş istediğini bilmektedir. Irak halkının katledilmesine bu bilinçle karşı çıkmakta ve tepkisini ortaya koymak için milyonların katıldığı eylemler gerçekleştirmektedir.

Fakat 15 Şubat’tan bu yana yaşanan gelişmelerin de gösterdiği gibi bu güçlü tepki bile emperyalist saldırganlığı durdurmaya yetmemektedir. Çünkü emperyalizm sömürü ve kanla beslenen bir sistemdir; savaşsız yapamaz, savaşsız yaşayamaz. Emperyalist savaşları engellemenin yolu bizzat emperyalist sistemin kendisini ortadan kaldırmaktan geçmektedir. O nedenle savaşa karşı mücadeleyi daha ileri taşımak, dünyanın her yanında sokağa dökülen milyonların tepkisini emperyalizmin kendisine yöneltmek gerekmektedir.

Emperyalist savaş Türkiyeli işçi ve
emekçileri de vuracak!

Elbette ki savaş en başta Irak halkını vuracak. Milyonlarca Iraklı bu savaşta ya ölecek ya da sakat kalacak. Kentler yakılıp yıkılacak. Irak’ın tüm zenginliklerine emperyalistlerce el konulacak. Bir Amerikan generali sömürge valisi olarak ülke yönetiminin başına oturtulacak.

Savaş bize, Türkiyeli işçi ve emekçilere de önemli zararlar verecek. Gençlerimiz Amerika’nın çıkarları için savaş cephesine sürülecek. Emperyalistlerin planları ve çıkarları için ölmeye, öldürmeye zorlanacak.

Sadece bu da değil. Savaşın ülke ekonomisine getireceği yük olduğu gibi bizlere fatura edilecek. İşsizlik ve yoksulluk daha da artacak. Savaş bahanesiyle sermayenin saldırı politikaları daha acımasız bir şekilde uygulamaya sokulacak. Ekonomik ve demokratik haklarımız tümüyle gaspedilecek.

Bu arada ülkemiz Amerikan ordusunun işgali altına girecek. Türkiye’deki üs ve limanlar Amerikan ordusunun hizmetine verilecek. Onbinlerce ABD askeri Irak’a saldırmak için Türkiye’de üslenecek. ABD’ye uşaklıkta sınır tanımayan hükümet ve meclis bu konuda büyük bir ihanete daha imza attı. Yetki tezkeresi AKP milletvekillerinin oylarıyla meclise gönderildi. AKP hükümeti de ABD’ye uşaklıkta kendinden önceki hükümetleri aratmadığını böylece ispatlamış oldu.

Daha kitlesel, daha militan bir mücadele!

Türkiye’de işçi ve emekçiler, işbirlikçi sermaye sınıfı dışında toplumun ezici bir çoğunluğu ABD emperyalizminin saldırgan politikalarına karşıdır. Sermaye devletinin bu konudaki uşaklık politikalarını onaylamamaktadır. Bir formaliteden ibaret olan yetki tezkeresini onaylamakta meclisin bu denli zorlanmasının nedeni de budur. AKP milletvekillerinin halkın basıncı altında bunalmasıdır.

Buna rağmen ABD emperyalizminin saldırganlığına, Türkiye’deki Amerikan işbirlikçisi yönetimin ülkeyi savaş bataklığına sürükleyen ihanetine henüz gerekli yanıt verilebilmiş değildir. Bu uğurda şimdiye kadar harcanan çaba ve emeğin, yapılan eylem ve etkinliklerin elbette ki büyük anlam ve önemi vardır. Fakat eğer amacımız vicdanımızı rahatlatmak değil de savaşa gerçekten engel olmaksa, yaptıklarımız fazlasıyla yetersiz kalmaktadır. Dünyada savaş karşıtı eylemlere milyonlarca insan katılırken Türkiye’de bu sayının 5-10 binlerle ölçülmesi, sadece birilerinin değil hepimizin, emperyalist savaşa karşı olduğunu söyleyen herkesin ortak sorunudur.

O halde Türkiyeli işçi ve emekçiler olarak, emperyalist savaşa hayır diyenler olarak önümüzde büyük bir sorumluluk durmaktadır. Çünkü bu savaşı engellemenin tek yolu milyonlarca işçi ve emekçinin harekete geçmesidir. Örgütlenmesi ve sokaklara dökülmesidir. Yapılması gereken şimdiye kadar yapılandan daha fazla çaba ve emek harcamak, milyonları bu mücadele için örgütlemeyi başarmaktır.

Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu’nun, tüm işçi ve emekçilere, savaşa karşı çıkan tüm ilerici ve devrimci güçlere çağrısıdır! Her türlü savaşa karşı değil, emperyalist savaşa karşı mücadele! Sadece emperyalist savaşa karşı değil, savaşların kaynağı olan emperyalizme karşı da mücadele! Yapılması gereken, gelişen savaş karşıtı hareketi bu temelde daha da geliştirmektir. Yapılması gereken Türkiye’nin dört bir yanını emperyalist savaşa karşı mücadele alanına çevirmektir. Yapılması gereken her türlü yol ve yöntemi kullanmak, bunun için tam bir seferberlik içinde olmaktır!

Tüm ABD ve NATO üsleri kapatılsın!
Emperyalistlerle imzalanan açık-gizli tüm anlaşmalar iptal edilsin!
Katil ABD Ortadoğu’dan ve Türkiye’den defolsun!
Kahrolsun emperyalist saldırganlık ve savaş!
Yaşasın bağımsız sosyalist Türkiye!

Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu



Mamak BDSP’nin savaş karşıtı etkinlikleri...

Bizler Mamak BDSP olarak bir süredir yapılan ışık söndürme eylemlerini daha kitlesel ve militan savaş karşıtı sokak eylemlerine dönüştürme hedefimize adım adım ilerliyoruz. BDSP olarak bir haftadır Tuzluçayır’da bulunan bir ana cadde üzerinde toplanarak eylemlerimizi sürdürüyoruz. Alkışlar, ıslıklar ve attığımız “ABD askeri olmayacağız!”, “Katil ABD Ortadoğudan defol”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” vb. sloganlarla ve halaylarla gün geçtikçe süreklileşen, yaygınlaşan, coşkulu eylemlilikler gerçekleştiriyoruz.

Işık söndürme eylemlerine katılımı sokak eylemlilikleriyle birleştirmeye çalışırken, bu çalışmamızı 1 Mart mitingine güç katacak şekilde örgütlüyoruz. 1 Mart’a çağrı niteliğinde 1500 adet bildiri çıkardık. Mamak genelinde dağıtımını örgütlediğimiz bildirileri evlerin kapılarını tek tek çalıp konuşarak dağıtıyoruz. Hazırladığımız afişlerde “Kahrolsun emperyalist savaş”, “1 Mart’ta alanlara!” “Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği” şiarları yer alıyor. Ankara’nın son günlerdeki karı-soğuğu bizi hiç bir şekilde engelleyemedi. Hedefimiz 1 Mart’a Mamak’tan güçlü bir katılım sağlayabilmek. Tüm pratiklerimizde bölgemizde yaşayan emekçileri işçi sınıfının bağımsız devrimci platformuna çağırıyor, onları bu eksen etrafına birleştirmeye çalışıyoruz.

İşçi sınıfının Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu’nda birleşelim!
Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği!

Mamak BDSP çalışanları