18 Ocak '03
Sayı: 03 (93)


  Kızıl Bayrak'tan
  Daha kitlesel, daha militan, daha örgütlü!
  Emperyalist savaşa geçit yok!
  Emperyalist savaş ve saldıranlığa karşı direnişi yükseltelim!
  Savaş karşıtı eylemlerden...
  Savaş karşıtı kitle hareketinin sorunları ve görevleri
  Emperyalist savaşa açık destek talep ediyorlar!
  Emperyalist savaş başlamadan basına yönelik sansür uygulaması başlatıldı
  Emek, Barış ve Demokrasi Bloğu...
  Kürt işbirlikçilerinin tarihi emperyalizme uşaklığın tarihidir
  Özelleştirme saldırısında yeni dönem
  Ciddiyetsizliğin son perdesi/4
  TÜMTİS Ankara Şube Başkanı Nurettin Kılıçdoğan ile görüştük...
  Yeni iş yasasına ilişkin pazarlıklar yapıldı...
  Denktaş köşeye sıkıştı
  Eylemlerden...
  Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht anmasına yüzbini aşkın insan katıldı...
  Pendik İKE'de "İş yasası tasarısı" konulu panel
  Hiçbir güç devrimci iradeyi teslim alamaz!
  ÖO direnişçisi Özlem Türk ölümsüzleşti!
  Ekim Gençliği'nden...
  "Ölümden korkarak intihar etmek"
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
26 Ocak eylemine güç verelim!
Savaş karşıtı propagandayı yükseltelim!

ABD’nin savaş çığlıkları günbegün yükseliyor. Irak’a yapılacak operasyona ABD’nin yanında katılacak olan Türkiye’nin yöneticileri ise efendilerine hizmette kusur etmiyorlar. Türk toplumunun %80’i ABD’nin savaşına karşı. Türkiye emekçi halklarının bu tepkisine rağmen emperyalist savaşa karşı mücadele hattı oldukça zayıf. Bugün bu karşıtlığı örgütlü güce ve iradeye dönüştürmek sorumluluğuyla karşı karşıyayız.

26 Ocak’ta BM silah denetçileri hazırladıkları raporu verilecek. Bu vesileyle Türkiye’deki savaş karşıtları bir eylem düzenleyecekler. Eyleme kitlesel katılım için, savaşa karşı oluşturulmuş platformların, komitelerin, vb.’nin ciddi bir çalışma içine girmesi gerekiyor. Özellikle sınıfa yapılacak çağrıyı yaygın bir şekilde canlı ajitasyon-propagandayla birleştirmek gerekiyor. Semtlerde oluşturulan platformların, fabrika eksenli savaş karşıtı çalışmaların bu ve benzer eylemlere taşınması son derece önemli. Tüm eylemlere ciddi bir ön çalışmayla katılmak için tüm güçlerimizi seferber etmeliyiz.

Önümüzdeki savaşın kısa süreli olmayacağı, ABD’nin Irak’a yerleşmesiyle katliamların bitmeyeceği, savaşın peşi sıra diğer ülkelere de sıçrayacağı biliniyor. Tüm yıkımın faturası işçi sınıfı ve emekçilere yüklenecek. Ve savaşı durdurabilecek en büyük gücün sınıfın gücü olduğunu biliyoruz. Sınıfı örgütlemek için tüm olanakları seferber edebilmeli, en küçük bir olanağı dahi değerlendirmeye çalışmalıyız. Bu doğrultuda kahve konuşmaları, evlerde toplantılar, fabrikalarda emperyalist savaş karşıtı komiteler, materyaller vb. çalışmaları hızla gündeme getirmeli, bu mücadeleyi uzun erimli olarak düşünmeliyiz.

SY Kızıl Bayrak/Sefaköy



Yakın tarihimizden kanlı bir sayfa

Para beklentisiyle girdiğimiz Kore savaşında, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Dalles’in “NATO’ya en ucuz askeri Türkiye sağlıyor, bir Türk askeri ise bize 23 sente maloluyor” açıklaması bugünlerde yaşadıklarımıza ışık tutuyor.

Nazım Hikmet’in 1953 yılında Dalles’e yazdığı şiiri bu vesilesiyle bir kez daha hatırlamanın anlamlı olduğunu düşünüyorum.

SY Kızıl Bayrak okuru/Belçika

23 sentlik asker

Mister Dalles,
sizden saklamak olmaz,
hayat pahalı biraz bizim memlekette.
Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz,
koyun eti,
Ankara’da 23 sente,
yahut iki kilo kuru soğan,
yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,
elli santim kefen bezi yahut,
yahut da bir aylığına
yirmi yaşlarında bir tane insan.
Erkek,
ağzı, burnu, eli ayağı yerinde,
üniforması, otomatiği üzerinde,
yani öldürmeye, öldürülmeye hazır,
belki tavşan gibi korkak,
belki toprak gibi akıllı
belki gençlik gibi cesur,
belki su gibi kurnaz
(her kaba uymak meselesi),
belki ömründe ilk defa denizi görecek,
belki ava meraklı, belki sevdalıdır.
Yahut da aynı hesapla Mister Dalles
(tanesi 23 sentten yani)
satarlar size bu askerlerin otuz beşini birden
İstanbul’da bir tek odanın aylık kirasına,
seksen beş onda altısını yahut
bir çift iskarpin parasına.
Yalnız bir mesele var Mister Dalles,
herhalde bunu sizden gizlediler:
Size tanesini 23 sente sattıkları asker
mevcuttu üniformanızı giymeden önce de,
mevcuttu otomatiksiz filan,
mevcuttu sadece insan olarak
mevcuttu, tuhafınıza gidecek,
mevcuttu hem de çoktan mı çoktan,
daha sizin devletinizin adı bile konmadan.
Mevcuttu, işiyle gücüyle uğraşıyordu,
mesela, Mister Dalles,
yeller eserken yerinde sizin New York’un,
kurşun kubbeler kurdu o
gökkubbe gibi yüksek,
haşmetli, derin.
Elinde Bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek.
Halı dokur gibi yonttu mermeri,
ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına
ebemkuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri.
Dahası var Mister Dalles,
sizin dilde anlamı pek de belli değilken henüz,
zulüm gibi,
hürriyet gibi,
kardeşlik gibi sözlerin,
dövüştü zulme karşı o,
ve istiklal ve hürriyet uğruna
ve milletleri kardeş sofrasına davet ederek,
ve yarin yanağından gayrı her yerde,
her şeyde,
hep beraber,
diyebilmek için,
yürüdü peşinden Bedreddin’in
o, tornacı Hasan, köylü Mehmet, öğretmen Ali’dir.
Kaya gibi yumruğunun son ustalığı:
922 yılı 9 Eylül’üdür.
dedim ya Mister Dalles,
herhalde bütün bunları sizden gizlediler.
ucuzdur vardır illeti.
Hani şaşmayın,
yarın çok pahalıya mal olursa size,
bu 23 sentlik asker,
yani benim fakir, cesur, çalışkan, milletim,
her millet gibi büyük Türk milleti.

Nazım Hikmet



Devrimci yaşam ve disiplin

Bugüne kadar sınıf mücadelesi ve örgütlenmeye ilişkin sayısız yazı, kitap ve broşür yazıldı. Buna rağmen bireylerde zaaf ve hatalar, teorik ve pratik zayıflıklar sözkonusu. Mücadeleyi kavrama ve anlama yönünde disiplinsiz ve dağınık hareket etmekten kendimizi alamıyoruz. Yapılan eleştiri ve hatalardan gereken dersleri çıkaramıyor, zaaflarımızı gidermeyi gayretli bir çabanın konusu yapamıyoruz.

Devrimci yaşamın önemini algıladığımız zaman, mücadelenin örgütlenmesi yönünde önemli katkıları da sağlarız. İnançsızlık ve içimizdeki korku duvarlarını yıkmadıkça mücadeleyi kısır döngüden çıkaramayız. Sorunu temelde eğitimsizlik sorunu olarak ortaya koymak çok doğru bir tespit değildir. Sorun mücadeleye, partiye inanç ve bağımlılık sorunudur. Yukarıda da belirttiğim gibi, eğitimsizliğimizi, teorik ve pratik eksikliğimizi gidermek için bir sürü kaynağa ve materyale sahibiz. Önemli olan bizim mücadeleye hangi perspektifle, nereden ve nasıl baktığımızdır. Küçük hesaplarla günü kurtarmaya çalışmak mıdır, yoksa sınıfın örgütlenmesi, partinin çizgisi ve ideolojisi temelinde emekçi halk kitlelerinin bilinçlenmesi ve örgütlenmesi yolundaneleri, ne kadar çalışmalarımıza yansıtabildiğimiz midir?

Devrimci yaşam, devrimci disiplin ve özveri çalışmalarımızın temel taşları olmalıdır. Partili yaşam bunlarla oluşur. Kadrolaşma ve örgütlenme süreçleri böyle gelişir. Bunun içindir ki küçük hesapları bir kenara iterek, bizi saran zincirlerimizi ve korkularımız yenerek, bu köhne ve kokuşmuş düzenin yıkılması doğrultusundaki çalışmalarımızı özveri ile sürdürmeliyiz.

Bir okur/İkitelli