ARSIVANA SAYFA
 
17 Şubat '01
SAYI: 07
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Yıkıma karşı birleşik mücadele cephesini örelim!
Kazanmak ve ihanete geçit vermemek için TİS komitelerini örgütleyelim!
Sendika ağaları İMF dayatmalarının altına imza attılar!
"Ekonomi zirvesi"ndeki "feryadın" arka planı
Tutsak yakınlarının Ankara girişiminden notlar
Yasaklamaya rağmen 1500 kişilik protesto eylemi
Kürt halkına karşı yeni bir kirli savaşın işaretleri çoğalıyor
İktidar yeniden gözaltında kaybetmeye başladı!
Sistem çürüyor emekçiler yürüyor!
Ermeni soykırım yasasına Türk sermayesinin tepkileri
Ekim Gençliği'nden
Dünyada güncel durum/1
Ev kadınlarıyla ilgili bir anket çalışmasının sonuçları
Proleter kadın hareketinin görevleri/V.İ.Lenin
Ekvador halkı bir kez daha kazandı
Ölüm Orucu direnişçilerinden mektup
Ölüm Orucu direnişçisi katliamı anlatıyor
Direnişçilerin kaleminden
Ölüm Orucu direnişçisinden yoldaşlarına mektup
Kuşlar uçmayı sürdürüyor...
Türkeş ailesinin miras kavgasıyla ortaya saçılan pislik
Mücadele Postası


Bu sayının
PDF formatını download
etmek için tıklayın





 
 
Türkeş ailesinin miras kavgasıyla
ortaya saçılan pislik

K. Ferhat

Son günlerde medyanın gündemindeki temel konulardan biri de, faşist lider Türkeş’in ölümünden sonra ortaya serilen ve sonu gelmeyen yüklü gizli banka hesapları, bunun getirdiği aile içi miras kavgalarıdır.
Özellikle son günlerde ortaya saçılanlara göre, sermeye düzeninin bu eli kanlı faşist köpeğinin yurtdışındaki gizli hesaplarda milyonlarca dolarlık serveti bulunuyor.

İddiaların düzeyi açısından, 14 Şubat günü köşesini Türkeş’in serveti üzerine iddialara ayıran Radikal’in çiçeği burnunda Ankara Temsilcisi Murat Yetkin’in söyledikleri çok şeyi anlatıyor. Yetkin iddiaları kast ederek; “Bunların bir kısmı, bu sütunlarda anılmayacak kadar tehlikeli ya da uçuk. Ancak bir kısmı doğrudan kamu çıkarını ilgilendiriyor...”

Aynı yazıda Yetkin, Türkeş’in “kamu çıkarını ilgilendiren” şu tutumlarını hatırlatıyor: DYP-CHP koalisyonu döneminde Türkeş’in Terörle Mücadele Yasası’nın ‘yumuşatılmasını’ öngören yasaya karşı olmasına rağmen lehte oy kullanması; yine erken seçime de karşı olmasına rağmen kararın alınacağı oturuma katılmayarak, dolaylı yoldan erken seçim kararının alınmasına katkıda bulunması. Tabii her şeyin bir fiyatı oluyor. Bu yapılanın da fiyatı 2 milyon dolarcık olmalı. Faşist ülkücü takımının “ülkü”lerinin piyasa fiyatı da dolar cinsinden bu işte.

Ertesi günkü gazetelerde yer aldığına göre, bu para örtülü ödenekten ve DYP’li işadamlarından alınmış. Çiller’e sorulduğunda ise o bunu yalanlayamıyor. Görün “Türk milliyetçileri” daha neler yapmışlar. Örneğin Murat Yetkin tarafından dillendirilen bir iddia daha: Öldürülen kumarhaneler kıralı Lütfü Topal’ın da aralarında bulunduğu “bazı kişilerin Ankara’daki işlerinin yüklü ve kayıtsız bağışlar karşılığında takip edildiği”. Bilinir, her türlü iş takipçiliği, “Türk milliyetçilerinin” şerefli(!) görevleri arasındadır. Vurucu gücün it kopuk takımından, toplumun tortusundan devşiren bir hareketten beklenebilecek olağan görevlerinden bunlar. Türkçeye “ülkücü mafya” diye bir kavramın yerleşmesi elbette boşuna değil.

İcraatların Murat Yetkin’in yazmaktan bile korktuğu bir düzeyde olduğunu, Başbuğ’un ölümünden sonra yaşanan miras kavgası fazlasıyla kanıtlıyor. Ortadaki büyük paraları birbirlerinden kaçırmak için aile üyeleri türlü entrika çevirmiş, çeviriyor. Yaşananlar Brezilya dizilerine taş çıkaracak düzeyde. Aile üyeleri birbirlerine medya yoluyla “iftiralar” atmaktan tutun da sahte belgelerle bankalardan milyarlar çekerek iç etmeye kadar türlü yöntemler geliştirmiş. Ne evlatlar, ne aile! Babalarına ne de yakışıyorlar pek yakışıyorlar yani.

Sahte belgeyle bankadan para çekmeyi kim mi becermiş? Başbuğ’un sevgili kızı Ayzit Türkeş... Üstelikte Alman bankası Deutsche Bank’tan ve 1,2 trilyon lira. Bu durum nasıl ortaya çıkıyor? Tabii ki ailenin diğer “şerefli” üyelerinin “babasının kızına” dava açmasıyla.

Gazetelere göre para ile ilgili MHP’de daha önce de kavgalar yaşanmış. Başbuğ, sarsılmaz otoritesini cebini doldurmak için kullanmış. MHP’ye yapılan bağışları kendi kişisel hesaplarında toplamış. Bu hesapları kullanmak için oğluna kişisel vekalet çıkartmış. Fakat kızının yaptıkları yanında Başbuğ’un geri teknikler kullandığı açık. Yurtdışından yapılan yardımlarla ilgili olarak diğer bir kavganın nedeni bu “geri teknikler”. 1993’te yurtdışına giden Başbuğ, oradaki yandaşlarının örgütü olan Türk Federasyonları’ndan 1 milyon 250 bin mark alır. Fakat ne hikmetse bu Başbuğ tarafından MHP yönetimine 100 bin dolar olarak açıklanır. Bu durumda federasyon yöneticileri paranın teslim tutanağını bazı yöneticilere gönderince foyası ortaya çıkan Başbuğ ne yapar dersiniz? Tabii ki federasyon yöneticilerini görevden alır.

Medyanın yazdığına göre Devlet Bahçeli MHP’lilere bu kavgaya karışmamalarını öğütlemiş. Bunun nedeni ise, söz konusu paraların MHP’ye ait olması durumunda bunun partinin kapatılmasına kadar gidebileceği korkusu imiş. İktidarın nimetlerinden elden geldiğince faydalanan MHP, en azından şimdilerde bu miras kavgasına karışmıyor görünüyor. Medyanın tavrı da faşist partinin tavrıyla örtüşüyor.

Medya sözü daha çok “Parti ve seçim harcamalarının şeffaflıktan yoksun olması”na getiriyor. Yine Radikal’den İsmet Berkan, 15 Şubat günü köşesinde şöyle yazıyor: “Oysa Türkiye’de şahısların aldığı rüşvetler, haksız kazançlar gerçekten devede kulaktır. Esas para her zaman partiye ya da adayların seçim çalışmalarına gider.” Yani bunu sadece MHP değil, herkes yapıyor. Bu, MHP’yi dolaylı biçimde savunmak ve bu son skandal üzerinden kollamak anlamına geliyor doğal olarak.

Yaşananlar aslında Türk faşizminin emekçilerin bildiği resminin bir diğer karesi niteliğindedir. Bu resmin asıl karesi ise, Türkeş liderliğindeki sivil faşist hareketin ‘60’ların ortasından beri ilerici halk hareketine ve devrimci harekete karşı, ABD emperyalizminin ve işbirlikçi Türk burjuvazisinin vurucu gücü olarak oynadığı kanlı roldür. Asıl resim, asıl hizmet budur, bu alandadır. Ve bu büyük hizmetin karşılığı ise, yerli örtülü ödeneklerden olduğu kadar bizzat CİA’nın kirli ödeneklerinden gizli hasaplara döne döne yatırılarak ödenmiştir. Türkeş’in ABD-CİA güdümünde bir faşist besleme olduğunu, hizmeti onlara ve Türkiye’deki işbirlikçilerine verdiğini, karşılığını da sürekli olarak onlardan aldığını, bu ülkede bilmeyen aklı başında herhangi bir kimse gerçekten var mıdır?



Faşist lider Türkeş’in gizli hesapları...

Kaynak CIA ve örtülü ödenek

Ö. Politika/15 Şubat ‘01

Türkeş’in İngiltere’den sonra Almanya’da birden fazla hesabı ortaya çıktı. Asıl para kaynağının CIA ve örtülü ödenek olduğu bildirilen Türkeş’in para kaynakları çözülürse Susurluk’un da çözüleceği söyleniyor.

HABER MERKEZİ/

Kızlarının miras kavgası üzerine yabancı bankalardaki trilyonları tartışma konusu olan “en vatanperver” “Türk milliyetçilerinin Başbuğ”u Alparslan Türkeş’in Almanya’da daha bir çok bankada hesabı olduğunu bildiren Uğur İpekçi rumuzuyla internet sitesi Habertürk’e yazan “ünlü bir gazeteci”, “Merhum Alpaslan Türkeş’in yaşamı boyunca parayla, malla mülkle bir ilgisi olmadığı söyleniyor. Ben aklıma gelen birkaç notu sıralamak istiyorum” diye şu ilginç açıklamalarda bulundu:

“1) 27 Mayıs 1960 ihtilalinde devletin kasasını açtırıp, örtülü ödenek paralarıyla meşgul olan şahıs Albay Türkeş’tir.

2) 27 Mayıs, 235’i general 4 bin subayı emekli etmeyi düşünmektedir. Ancak bu subaylara verilecek ikramiye tutarı kadar para devletin kasasında yoktur. Devreye Türkeş girer, parayı bulabileceğini söyler ve gidip Amerikalılar’dan alır. 4 bin subay tasfiye edilir!

3)Yine o yıllarda CIA görevlisi Arthur V. Miller, Türkeş’ten bir ricada bulunur. İçişleri Bakanlığı’ndaki ‘irtibat bürolarının’ askerler tarafından kapatılmak istendiğini bunu ancak kendisinin önleyeceğini söyler. CIA görevlisi ekler, ‘’eğer kapatılmazsa biz de İçişleri bakanlığına para yardımı yaparız.’ İlk etapta da 200 bin doları verir. 200 bin dolar deyip geçmeyin o yıllarda hayli iyi para. Üstelik ilk taksit! Daha sonraki yıllarda 27 mayıs içindeki 14’lerin tasfiyesi ile Türkeş’in devlet hayatındaki rolu kesintiye uğrar. MHP’nin para işleriyle de doğal olarak lider Türkeş ilgilidir.

4) MHP’ye komünizm mücadelesindeki üstün hizmetlerinden dolayı dünyanın birçok yerinden para yardımları yapılır. CIA görevliesi Mirza Hayit’in MHP Almanya sorumlusu Enver Altaylı aracılığıyla verdiği paralar, MHP ana davasının sayfalarında artık unutulmaya yüz tutmuştur.

5)Savcılar adamın kimliğini bir türlü bulamamışlardır. Adamın adı, Walter jecop Pfersıch Jr. dır. ABD adresi, 492 West Reggın St. Monteran Park California. Ancak araştırmalara rağmen bu adamın asıl kimliği ve Türkeş’le neden parasal ilişki kurduğu öğrenilememiştir.

6)Bu miras olayı ortaya çıktıktan sonra sanki Türkeş yaşamında ilk kez yabancı bankalarla çalışmış gibi bir hava verilmektedir. Türkeş yaşamı boyunca hep Alman bankalarını tercih etti. İşte hesapları: a)Commerzbank (Frankfurt) Konto Nr: 6375828-90 b)Deutschebank (Köln) konto Nr: 3673852 Bu banka Türkeş için çok önemli. Biliyorsunuz 1.2 trilyon bu bankanın İngltere’deki şubesinden çekildi. c) Bank Für Gemeınwirtschaft (BFG Bank) da Türkeş’in çalıştığı bir başka Alman bankası.

Türkeş 1.2.1991 tarihinde TBMM mal beyanında bankadaki para tutarını şöyle açıkladı: 2 milyar 611 milyon 400 bin 158 TL 45 bin Mark 2 bin ABD doları.

Biz iyi niyetimizi bozmayalım. Türkeş mal beyanından sonra 1.2 trilyonluk bir nakit paraya kavuştu diyelim. Peki bunun kaynağı ne olabilir? Milletvekili maaşı değil herhalde. Eee, çalıştırdığı bir şirketi filan da yok. Hadi 70’li yıllarda olsa partinin Ankara’da sahibi olduğu Burçak Lokantası’nın kârı deriz! O da kapatılmıştı. Peki bu paranın kaynağı nedir? İş burada MHP’nin kara kutularını konuşturmaya kalıyor. Son söz, Türkeş’in para kaynağını bulan Susurluk skandalını çözer. Yoksa siz hala Susurluk skandalını üç beş zavallı özel TİM’cinin mi yaptığını sanıyorsunuz?”

Bir kaynak da Çiller’in örtülü ödeneği

Öte yandan Alparslan Türkeş’le birlikte 12 Eylül sonrası Mamak’ta Sıkıyönetim Mahkemesi’nde idam cezası istemiyle yargılanan eski bir MHP’li, “Bir bakın bakalım” diyor, “bildiğimiz kadarıyla Türkeş hapisteyken Kader Sokak’taki evi parasızlık yüzünden satıldı. Daha sonra Türkeş asker emeklisi maaşıyla, milletvekili maaşıyla mı bu trilyonları tasarruf edip biriktirdi? Hepsi ülkücülerin verdiği bağışlarla mı biriktirildi?” diye sorarak, asıl para kaynağının Çiller döneminde verilen örtülü ödenek olduğunu açıkladı.

1995’te DYP-CHP koalisyonunun bozulmasıyla gündeme gelen erken seçime 13 milletvekili arkadaşıyla birlikte kilit konumda olan Türkeş’in seçime gidilmesine katkıda bulunmasının karşılığı olarak o dönem DYP’ye yakın bazı işadamları ve Başbakan Çiller’e bağlı örtülü ödenekten 2 milyon dolar aldığını açıkladı. DYP ve MHP parti kayıtlarının bu amaçla incelenmesi gerektiği bildiriliyor.