ARSIVANA SAYFA
 
27 Ocak '01
SAYI: 04
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Çürümüş ve kokuşmuş düzeniniz er-geç yıkılacak
Yeni bir şovenist histeri kampanyası
Ankara Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu'nun raporu
Gebze Cezaevi'nde yeni bir operasyon hazırlığı mı?
Tahkim yasasını tamamlayan yeni yasalar gündemde
Enerjideki yağma ve soygun örtbas ediliyor!
Enerji krizi sektörün krizi mi?
İstanbul belediyelerinde tensikat saldırısı gündemde
Cengiz Tekstil İşçileriyle Dayanışma Gecesi
Öncü işçi inisiyatifine dayalı girişimleri yaygınlaştıralım!
Tüm Yargı-Sen yöneticileri gözaltında
Kıbrıslı emekçilere saldırı hazırlığı
Kadına karşı şiddet
Direniş,katliam ve sol hareket
Katliam ve direniş/4
Faaliyetlerimiz ve eylemlerimiz sürüyor
Hücre karşıtı muhalefet
Gençlik
Tutsak temsilcileri ile heyetler arasında yapılan görüşmeler/4
Kapitalizm bir yolsuzluklar, hırsızlıklar ve skandallar rejimidir
Nazım vatan hainliğine devam ediyor
Hümanizm mi, iki yüzlülük mü?
Mücadele Postası







 
 

Faşist katliamı önceleyen süreç...

Tutsak temsilcileri ile heyetler arasında yapılan görüşmeler/4


Aydınlar, Meclis İnsan Hakları Komisyonu, Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi, Meslek Örgütleri ile Tutuklu Temsilcileri arasında yapılan görüşmelerin tutanakları...)

Yücel Sayman ile yapılan görüşme

17 Aralık 2000

(Yücel Sayman ve Ferzan Çitici görüşmeye geldiler. Ancak Ferzan Çitici görüşmeye katılmadı. Görüşme Yücel Sayman ile yapıldı.)

Yücel Sayman, gelme amacının kendilerine ilişkin kapıda yaptıkları açıklamadan tutukluların bir rahatsızlığının olduğunu duyduğunu söyledi. Tutuklular da rahatsızlıklarını anlattılar.

Yücel Sayman: Ben dışarıdaki açıklamada yoktum, basından gizli çıktım özellikle.

Tutuklu Temsilcisi: Gördük siz kapıda yapılan açıklamada yoktunuz.

Yücel Sayman: Bu konuda bir yanlış anlama varsa düzeltmeye geldim.

Tutuklu Temsilcisi: Bir yanlış anlama yok ancak basına çıkmamak daha iyi değil. Devlet, kamuoyuna sanki görüşmeleri biz tıkamışız gibi göstererek saldırı zemini hazırlıyor, sizin sorumluluğunuz, böyle olmadığını kamuoyuna açıklamaktır. Bu süreci bilen, yaşayanlardan birisisiniz.

Bakanın, biliyorsunuz, görüşmelerin bittiği günden bir gün sonrasında basında yaptığı açıklamada kesinlikle 18 de olmaz, 6 da olmaz, bu koğuş sistemi demektir, F tiplerinden vazgeçmeyeceğiz... tarzındaki açıklaması, bizim kaygılarımızda haklı olduğumuzu gösteriyor, artık bakanın niyetini anlamış olmanız gerektiğini düşünüyoruz.

Yücel Sayman: Sanırım, basın sorduğu için böyle demek zorunda kaldı.

Tutuklu Temsilcisi: Bu kadar basit bir şey olarak bakamayız. Bakan illa da bunu mu demek zorundaydı? Neden ben sayı tartışmıyorum, toplumsal mutabakat dedim, bu sözüm geçerli, sayı bu mutabakatla belirlenir diyemiyor mu bakan?

Sizler, hem bize garantör olarak bir rol üstlendiniz, hem de devletle ilişkilerinizin gerginleşmemesi kaygısıyla hareket ediyorsunuz. Böyle bir durumda Baronun, TTB’nin, TMMOB’nin garantörlüğü konusunda tamamen irademizi bağlamamız ne kadar mümkün olabilir? İyiniyetli olunduğunu biliyoruz, ancak bir “üçlü protokol” konusuna bakalım mesala. Doğrudan kendi kurumlarınızın sorunu olduğu halde bir şey yapmadınız, devletin uyarısı ile yürüyüşlerinizi bile iptal ettiniz. Tabii kurum olarak mücadele dinamikleriniz oldukça zayıftır.

Yücel Sayman: Verilen sözler üzerine direnişi bıraktığınız noktada bu sorumluluğun altına gireceğiz, sözlerin yerine getirilmemesi durumunda güçlerimizi kullanacağız, gerekirse kendimiz de süresiz açlık grevi yaparız.

Bakanın 18 rakamına ikna olmuş durumda olduğunu biliyorum. Bakan bana, işte siz bir yıl erteleme istiyordunuz ben daha uzun süre erteledim dedi. Bakan, bugün rakam konusunun kamuoyunun gündeminde olduğunu, rakam telafuz edemediğini, ancak zaman geçince TMMOB’nin çizdiği proje çerçevesinde rakam sınırı yapılmaksızın düzenleme yapmayı kabul ettiğini, bunu yapamazsa F tiplerini açmamayı taahhüt ettiğini söylüyor...

Tutuklu Temsilcisi: Bakan, eğer görüşmeleri sürdürmek istiyorsa son yaptığı açıklamayı yalanlaması gerekir. Bunu artık kendimizi bir taahhüt altına sokmadan söylüyoruz, eğer bakanın görüşmelerin sürdürülmesi niyeti varsa bunu yapması gerekir, yoksa kendi çözümleri neyse bunu devreye sokabilir... İnsanlarımız suyu kesmeye hazır olduklarını söylüyor, bir operasyon durumunda. Bakan tehditlerle sonuç almaya çalışmasın, işin ciddiyetiyle davranmalıdır, yok şunu basına açıklayamam gibi şeyler mevcut durumun ciddiyetiyle alakası olmayan yaklaşımlar ve aldatmacadır, bundan vazgeçmelidirler. Biz "devlet içindeki kanatlar" üzerine politika yapmıyoruz, eğer ciddi davranmayı düşünüyorlarsa taleplerimiz açıktır, ancak şehitler vermeye başladığımız noktada bu sorunu çözmelerinin çok daha zor olacağını da bilmelidirler.

(Yücel Sayman, bu görüşmenin ardından Bakanla görüşerek, yeniden tutuklu temsilcileriyle görüşmeye geldi.)

Yücel Sayman: Bakana televizyonda yaptığı açıklamanın (yani 18 kişi de olmaz, altı kişi de olmaz, koğuş sistemi olmaz, F tiplerinde kararlıyız çerçevesindeki açıklamanın) talihsiz bir açıklama olduğunu, bu açıklamanın çözümsüzlük getirdiğini belirttim. Bu açıklamayı uygun biçimde tekzip edemez miyiz dedim. Ve şöyle bir şey önerdim; yarın bütçe görüşmeleri var, bir milletvekili bakana soru soracak, bakan da bu soruya cevap olarak kendisinin 18 rakamına karşı çıkmasının nedeninin koğuş sistemi olarak algılanması olduğunu, koğuş sistemine karşı çıktığı için bunu söylediğini, asıl olarak toplumsal mutabakat konusunda kendisinin koyduğu bir sayı sınırı olmadığını, bir arada sürekli birlikte olunabilecek şekilde ancak koğuş sistemi olmayacak şekilde sayı sınırı koymadan bir toplumsal mutabakat sağlama konusunda 25 kişinin de olabileceği, daha fazla kişinin de olabileceği, daha az kişinin de olabileceği, bunu toplumsal mutabakat içinde çözebileceklerini söyleyecek... Yani açıklamasının içeriği bu olacak... Bu soruyu Bakan’a ayrıca bir gazeteci aracılığıyla da sordurabiliriz.

Bunu bildirmek için sizi çağırdım. Bunun üzerinden bir yol alınabilir mi?

Tutuklu Temsilcisi: Görüşmeler olabilir tabii. Tabii bizimle görüşmeleri yürüten komisyonun gelmesi yerinde olur.

Yücel Sayman: Bakanın görüşmelerde kendilerinin çizdiği altı altı altı tarzında 18 kişinin 24 saat birarada olabileceği ve dışarıdan tek bir kapıdan girilip çıkılabilen bir tasarımı kabul edebileceğini düşünüyorum, hatta daha fazlası bu tarz yirmibeş kişilik bir tasarımı da kabul ettirebilirim. Bakanın kafasında koğuş sistemi deyince farklı bir şey şekilleniyor, daha doğrusu koğuş sistemi konusunda kamuoyu önünde bir geri adım atma durumuna düşmek istemiyorlar. Koğuş sistemi olarak anlaşılacak bir sistemi ya da koğuş sistemine dönüldü denilecek bir şeyi bakanlık onaylamak istemiyor.

Tutuklu Temsilcisi: Bu belirsizlikler ancak bir çizim üzerinden netleştirilebilir, bir çizim yapılması gerekir, bizim onayladığımız bir çizim de var zaten biliyorsunuz, bu çizimin bakana onaylatılması gerekir, o zaman zaten bu konuda mesele kalmaz.

Yücel Sayman: Bakan bunu kamuoyu önünde onaylamaz, çünkü kamuoyu önünde kendisini 18 kişilik koğuş sistemini kabul etti denilecek bir mekana bağlamak istemez.

Tutuklu Temsilcisi: Bunu kamuoyuna da açıklamasında bir sakınca yok, tersine açıklamaları yapabiliyor, bunu da açıklayabilir sanırız. Bu sorunu aşmak gerekir. Bunlar hep klasik, alışılmış alavere dalavere yönetim tarzları. Neyse, kamuoyuna da onu söylesinler. Yine daha önce konuştuğumuz aradaki güvenlik duvarlarının kaldırılması meselesini de halledip onaylaması gerekir.

Yücel Sayman: Bu pratikte en kolay aşılabilecek, en kolay kaldırılabilecek yer, ancak bakana onaylatıp açıklama yaptırma konusunda ise en zor açıklama yaptırılacak konu. Ama... sonuç olarak bakan bunu da kaldırmayı onaylar. Bunları bakana onaylatırsak Ölüm Oruçları biter mi?
Tutuklu Temsilcisi: Temel sorunlardan birini çözmüş oluruz. Taleplerimizin diğerlerini de görüşmemiz gerekir, üçlü protokol konusu da Bakanlık tarafından tıkanmış bir konudur.

Yücel Sayman: Bunu biz tüm dünyadaki barolarla yazıştık, kaldırtmaya uğraşıyoruz, bunu da bize bırakın...

Tutuklu Temsilcisi: Bir yıldır zaten size bırakmıştık, ancak kaldıramadınız. Bu konuda ciddi bir zorlama, bir tartışma noktasına bile getirilemedi. Bu konu da önemli, önemini sizler bizzat biliyor, yaşıyorsunuz.

Biz sonuç olarak size bir cevap veririz, bunun üzerinden bizimle görüşmeleri yürüten komisyonu çağırırsınız, onlarla birlikte konuşuruz, bir protokol haline getiririz, bu bakanlıkla yüzyüze görüşmede iletilir. Vereceği cevap üzerinden değerlendirme yapılır. Bu cevapla da bitirip bitirmeme meselesi netleşir.

***

Ferzan Çitici ile yapılan görüşme

18 Aralık 2000

Ferzan Çitici tutuklu temsilcileriyle görüşmeye geldi.

Ferzan Çitici: Gelişmeler hakkında bilgi almak istiyorum, sizlerle görüşenler bana bilgi vermiyor, bunun için görüşmek istedim... Tabii belirteyim, beni görüşmeye Adalet Bakanı gönderdi.

(Görüşme sırasında Ferzan Çitici’yi Adalet Bakanı aradı, telefon konuşmasının ardından görüşme devam etti... Tutuklu temsilcileri, gelişmeleri kısaca özetledikten sonra... )

Tutuklu Temsilcisi: Esas olan şudur; bakanlığın oyalama, belirsizlik üzerinden sonuç alma gibi hesaplarından vazgeçmesi lazım. Direnişin kapsamına uygun, bu ciddiyetle yaklaşması gerekir, bu direniş can bedeli, tüm halkın direnişi, biz bunun sorumluluğuyla davranıyoruz, bakanın da bu ciddiyetle davranması gerekir, direnişte içeride üç yüze yakın insanımız ölüm orucunda, dışarıda onlarca insanımız ölüm orucunda, yüzlerce insanımız açlık grevinde, onbinlerce insan bu direnişin talepleri için harekete geçti, hemen her gün eylemdeler, bu iradenin ciddiyetiyle yaklaşmadıklarında sorunun çözümünü istemedikleri anlaşılacaktır, oyalama tavrından vazgeçerek ciddiyete davet ediyoruz. Bize farklı, kamuoyuna farklı açıklamalar yapmaktan, gücüm yetmiyor, devlet içindeki farklı güçler edebiyatından vazgeçilmesi gerekir, esas güç kimse o zaman bizimle de o muhatap olsun. Bugün taleplerimize evet deme gücünü bile bulamayan bir bakan, yarın bu talepleri hayata geçirme gücünü zaten bulamaz, onun için bu tarz söylemler bırakılarak, ya ciddiyetle taleplerimize cevap verilmeli, ya da ne biliyorlarsa onu yapsınlar...

Ferzan Çitici: Bakan biraz yanlış yönlendirilmiş olabilir, açıklamalar yaptığında direnişin bitirilebileceği gibi beklentiler içinde olabilir...

Tutuklu Temsilcisi: Öyle olduğunu sanmıyoruz, bakan da bizim ne düşündüğümüzü iyi biliyor, biz de bakanın düşüncelerini biliyoruz. Ortada bir yanlış anlaşılma yoktur, olmaz da. Bizimle görüşen heyetin bizim görüşmelerimizi bakana olduğu gibi ilettiğini düşünüyoruz, bakanın görüşlerini, en azından açıklamalarını da biz biliyoruz, bu noktada farklı söyleyecek bir şeyimiz yok.

Bakan bize bir heyet gönderdi, bunların mutabakatına uyacağını söyledi, bu heyet de bize bir proje getirdi, biz de bu projenin üzerinde tartışarak bir hemfikirlik yakaladık, sonuçta ise bakan bunu onaylamadı... Gelinen noktada bizim farklı söyleyecek bir şeyimiz yok, ne söyleyecekse bakan söyleyecek, kendilerinin kabul ettiği beş kişilik görüşme heyetini çağırır, taleplerimiz elindedir, cevap verir, biz de verdiği cevap üzerinden değerlendirir, söyleyeceğimizi söyleriz.

Ayrıca şunu ekleyelim; operasyon tehditlerinden vazgeçsinler, böyle bir operasyona karşılık arkadaşlarımız kendini yakacaklarını açıkladılar, buna ilişkin açıklamayı okumuşsunuzdur. Operasyon girişiminde bulunduklarında bunu da hesaba katsınlar, arkadaşlarımız, yine böyle bir durumda su almayı da kesme düşüncesindeler.

Ferzan Çitici: Şunu da belirteyim, Sayın Bakan 18 kişinin birarada olacağı bir biçimi kabul etmemektedir, Yücel Sayman yanlış anlamış olabilir, bakanın kastettiği ortak mekanlarda bir araya gelmektir.

Tutuklu Temsilcisi: Bunun üzerine bir şey söylemek bile gereksizdir, herkes bir şey söylüyor, mesele de burada... netlik yok, çözmeye çalışma yok, oyalama var...

(Devam edecek...)