ARSIVANA SAYFA
 
13 Ocak '01
SAYI: 02
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Direnişi emekçiler cephesinden büyütelim
"Psikolojik savaş"ın söz kurmaylığına soyunanlar katliamdan askeri kurmay kadar sorumludurlar
Dışarıda direnişi örgütlemekk acil ve ertelenemez bir görevdir
Katliamın bilançosu katliamı belgeliyor
İMF programının faturasını kapitalistler ödesin
"Beyaz Enerji Operasyonu"nun gösterdikleri
Sermaye patronları Türkiye'yi açık köle pazarına çevirmek istiyorlar
Sınıf hareketi
Bir fabrikadaki işçilerin katliama tepkileri!
Güney Kürdistan'da işgale son!
Balkan sendromu
Gençlik hareketinde yükselme eğilimi, görev ve sorumluluklar
Katliam ve direniş/2
Devlet solundan katliama onay
Katliam, direniş ve soysuzluk...
Gençlik
Tutsak temsilcileri ile heyetler arasında yapılan görüşmeler/2
Zindan direnişine yurt dışı desteği
Taş köprü ve kızıl düş!
Ölüm orucu direnişçilerinden mektup
Yaşamı ölümüne savunmak!
Mücadele Postası


Bu sayının
PDF formatını download
etmek için tıklayın





 
 

Kartal hücrelerinde bulunan Ölüm Orucu (1. Ekip)
Direnişçisi Servet Paksoy’dan ilk mektup...

“Aslında şimdiden kazanmış sayılırız!..”

Merhaba sevgili İbrahim,

Ümraniye’nin son sürecini biliyorsunuz. Cuma günü geç saatlerde bayanların hepsini buraya getirdiler, 6 ve 3’er kişilik “koğuş”larda kalıyoruz. Size Pazartesi yazmıştım, maalesef bugün iade ettiler. Bugün 68. gün, ayağa kalkabiliyorum. Şimdilik genel olarak idare eder bir durum var. Diğer F tiplerinde durumun çok kötü olduğu yazılı gazetelerde. Hepsini çok merak ediyorum. Biz hala şekerli su alabiliyoruz.

Belki haberini almışsınızdır, Ayhan yaralanmıştı, Erol’un bilinci yerinde değildi en son ayrıldığımızda. Müslüm ve Cahit’i hiç göremedim son çıkışta, durumları nedir bilmiyorum. Genel olarak Ümraniye’nin son durumu nedir onu da bilmiyoruz. En son Ata’nın öldüğünü duyunca hem şaşırdık, hem üzüldüm. Cezaevinden çıkarken ayakta ve yarası yoktu. Kaç kişi öldü, onu da net bilmiyoruz.

Dünkü gazetede Erol’un Kandıra’ya götürülenlerin arasında ismi vardı. Onu görmeye gidersen, onu çok sevdiğimi ve kucakladığımı mutlaka söylemelisin. Ayrıca Erol’un 3. ekipten olduğunu biliyor muydun bilmiyorum. Ayhan yaralandığı için serum takılmak zorunda kaldı.

Burada görüş günü Çarşamba oldu. Avukat görüş günü henüz belli değilmiş. Haftaya avukatlardan biri gelirse iyi olur.

Bu süreç uzayacağa benziyor. Ne kadar yazmaya devam edebilirim bilmiyorum ama, kimin nerede olduğunu bilirsem yazmaya çalışacağım. B.’ye mektup yazmıştım senin adresine, ona bana adresini göndermesini söyler misin? Ona gönderdiğim mektubu da okuyabilirsin. Ayrıca İbrahim, B.’nin desteğe çok ihtiyacı var, ona iyi bakmanızı rica ediyorum.

Y.’den ve O.’dan mektup almıştım, her ikisi de beni çok sevindirdi. İkisini de özel olarak kucaklıyorum.

Biliyorsunuzdur, herkes Açlık Grevi’ne başladı ve sürecek sonuna kadar. Sana böyle bir mektup yazmak zorunda kaldığım için umarım beni anlarsın, bir şekilde sana ulaşmak istedim...

Şimdilik burada bitiriyorum. Zafer bizim olacak! Aslında şimdiden kazanmış sayılırız, neyse...

Seni ve tüm arkadaşları Ümraniye direnişi sıcaklığı ile sımsıkı kucaklıyorum. Kendinize iyi bakın.

Hoşçakalın...

Servet Paksoy
27 Aralık 2000
Kartal F Tipi Cezaevi

Sevgili İbrahim,

Geçen hafta maalesef mektup tatil olduğu için gönderilmedi. Biz burada günlük gazete alabiliyoruz, gelişmeleri izlemeye çalışıyoruz. Ben Vatan’dan arkadaşlarla birlikte kalıyorum. Bana iyi bakıyorlar.

Sincan’daki arkadaşların durumunu çok merak ediyorum ve kaygılanıyorum. Muharrem’in ailesi gelemiyor, bu ayrı bir sorun yaratacaktır.

Gazeteler Resul ve Haydar Demir’in durumunun iyi olmadığını yazıyor. Lütfen onlardan bir haber alırsanız bana da bildirin.
Şimdilik kısa yazıyorum. Hepinizi kucaklıyorum, kendinize iyi bakın.

1 Ocak 2001



Sincan hücrelerindeki Ölüm Orucu (1. Ekip)Direnişçisi
Muharrem Kurşun’dan ilk mektup...

“Onursuzca ‘yaşamayı’,
yani esasta ölmeyi kabul etmeyeceğiz!”

4 Ocak 2001

Sevgili yoldaşlar,

Bir nevi ... ... bir yerden yazıyor olsam da, merhaba diyebilmek yoldaşlara, çok güzel. Ben de sizlerin selamını alıyorum; hem de her an, her dakika. Bütün iletişim araçlarından yoksun olmak, bunun önünde engel olamıyor. Parti için çarpan partili yürekler her koşulda kucaklaşır. Partili olmak budur, yoldaşlık budur ve dünyanın en görkemli yaşanan duygusudur.

Bugün 77. gün. Yazmakta zorlanıyorum. Bu yüzden bir-iki günde tamamlayabileceğim bu mektubu.

Sizlere Çankırı’dan bu yana yaşadıklarımı anlatayım diyeceğim ama, gerçekleri “şimdilik” yazmam “birilerinin” canını acıtacağından, mektubun zaten pek garantisi olmayan size ulaşma olasılığını iyice ortadan kaldıracak. Aslında çoğu şey basına yansıdı, ki basındaki vahşetin ancak bir kısmı. İlerde nasılsa tümü ayrıntılarıyla anlatılır.

Ancak bugün öne çıkan olgu direniştir, yarın da böyle olacak, saldırıdan çok onun karşısındaki duruştur... ON’ların yüzünü kara çıkarmadık. Kendi adıma söyleyeyim, Habip hep yanımdaydı zaten. Gözlerimden öpüyor, kırılacak ama bükülmeyeceğiz, diyordu. Ve bugün Ümit’le birlikte tereddütsüzce yürüyoruz zafere doğru.

6 Ocak 2001

Bir haftadır gazeteleri okuyabiliyoruz. Ondan önce hiçbir şey yoktu. Gazeteleri okuyunca saldırının esasta kime olduğu çok daha açık biçimde ortaya çıkıyor. Son 61 maddelik niyet mektubuyla birlikte İMF-TÜSİAD saldırı paketi bu yıl alabildiğince şiddetlenecek. Yılbaşında “açız” sesleri sermayeyi ve çanak yalayıcılarını tedirgin etmiş. Neredeyse bu türden tüm köşe tutucuları artan gelir uçurumu ve yoksullaşmaya dikkat çekiyor. Tabi bunu, hiçbir anlam atfetmeden “demokrasi” palavralarıyla bezemeyi ihmal etmeden yapıyorlar.

Sermayenin kitlelerde artan muhalif basıncı farklı yöntemlerle boşaltabilmesinin pek bir imkanı yok. Ancak şiddetle sindirmeyi deneyecekler. Ve bu şiddetin sivri ucu “şimdilik” bize çevrildi. Ama kimsenin kuşkusu olmasın, hakkını arayan bir işçi de, bir kamu emekçisi de, bir öğrenci de bundan fazlasıyla nasibini alacak, alıyor da. Bu durumda ya susup, sinip onursuzca, düşkünleşerek ölecek, ya da yaşamak için ölümü bile göze alacak.

Biz ikincisini yapıyoruz. 30 canımızı yitirdik. Gerekirse onlarcamız, hepimiz aynı yolu takip edeceğiz. Ama onursuzca “yaşamayı”, yani esasta ölmeyi kabul etmeyeceğiz!

Kısacası, biz üzerimize düşen misyonu yerine getiriyoruz ve partime, yoldaşlarıma sonsuz güvenim var. Dönemin yüklediği misyonun hakkını layıkıyla verecek.

Daha fazla yazamıyorum. Yorulmaya başladım. Bugün 79. gün ne de olsa!..
Sizleri çok seviyor ve hasretle kucaklayıp öpüyorum.
Hoşçakalın!..

Muharrem Kurşun