ARSIVANA SAYFA
 
13 Ocak '01
SAYI: 02
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Direnişi emekçiler cephesinden büyütelim
"Psikolojik savaş"ın söz kurmaylığına soyunanlar katliamdan askeri kurmay kadar sorumludurlar
Dışarıda direnişi örgütlemekk acil ve ertelenemez bir görevdir
Katliamın bilançosu katliamı belgeliyor
İMF programının faturasını kapitalistler ödesin
"Beyaz Enerji Operasyonu"nun gösterdikleri
Sermaye patronları Türkiye'yi açık köle pazarına çevirmek istiyorlar
Sınıf hareketi
Bir fabrikadaki işçilerin katliama tepkileri!
Güney Kürdistan'da işgale son!
Balkan sendromu
Gençlik hareketinde yükselme eğilimi, görev ve sorumluluklar
Katliam ve direniş/2
Devlet solundan katliama onay
Katliam, direniş ve soysuzluk...
Gençlik
Tutsak temsilcileri ile heyetler arasında yapılan görüşmeler/2
Zindan direnişine yurt dışı desteği
Taş köprü ve kızıl düş!
Ölüm orucu direnişçilerinden mektup
Yaşamı ölümüne savunmak!
Mücadele Postası


Bu sayının
PDF formatını download
etmek için tıklayın





 
 

İstanbul Üniversitesin’de katliamı protesto eylemi

“Katil devlet hesap verecek!”

11 Ocak Perşembe günü, faşist devletin devrimci tutsaklara karşı gerçekleştirdiği katliam ve ardından tutsakların F tipi hücrelere götürülmesine karşı, İstanbul’daki tüm üniversitelerden öğrenciler Beyazıt’ta bir eylem gerçekleştirdi.

Eyleme reformist öğrenci grupları katılmadı. Öğrenciler eyleme hazırlık için ortak çıkarttıkları “Katliamcılar yargılansın!”, “İçerde, dışarda hücreleri parçalayalım!”, “F tipleri Nazi kamplarıdır” afişlerini bütün okullarda astılar ve bir gün öncesinde 11 Ocak eylemine çağrı yaptılar.

Eylem planı olarak diğer üniversite ve fakültelerden gelen öğrenciler Vezneciler’de toplanıp Merkez Kampüs’teki öğrencilerle buluşacaklardı. Vezneciler’deki öğrencilerin polis engeliyle karşılaşması sonucu iki ayrı eylem gerçekleşti.

Vezneciler:

Saat 12:45’te Vezneciler otobüs durağında toplanan 100 kadar öğrenci, kampüs içindeki öğrencilerle birleşmek için okula doğru yöneldi. Polis öğrencilerin okula girmesine izin vermedi. Bunun üzerine öğrenciler pankart açıp sloganlar atarak Saraçhane yönüne doğru ilerlemeye başladı. Bir süre yüründükten sonra polis vahşice saldırarak dağıtmak istedi. Öğrenciler ise taş ve slogan atarak karşılık verdi. Öğrenciler “Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!” sloganlarıyla dağılırken iki öğrenci gözaltına alındı.

Merkez Kampüs:

Okul içerisinde toplanan öğrenciler “Devrim şehitleri ölümsüzdür!” pankartı ve katliamda ölen devrimci tutsakların fotoğraflarını taşıyarak alkış ve sloganlarla Beyazıt Meydanı’na açılan ana kapıya yöneldiler. Öğrenciler “Katil devlet hesap verecek!”, “İnsanlık onuru hücreleri yıkacak!”, “İçerde dışarda hücreleri parçala!”, “Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!” sloganları attılar. Ana kapıda toplanan öğrenciler kapıyı zorla açtıktan sonra bir öğrenci basına yönelik açıklamada bulundu. Katliamı ve “Nazi kampları”nı teşhir ettikten sonra, katliamcı devletin buna bile katlanamayarak ,yoğun güvenlik önlemleri ile okulda terör estirdiğini açıkladı. Ardından kitle forum alanına geri döndü. Alkış ve sloganlarını burada da sürdüren öğrenciler halay çekerek eylemlerini bitirdiler.

Ekim Gençliği/İstanbul





Ekim Gençliği’nin 11 Ocak Beyazıt eylemine çağrısı:

Ölümü yenenleri kimse yenemez!

19 Aralıkta devlet 20 cezaevinde “hayata dönüş” operasyonu düzenledi. Amaç Ölüm Orucu’ndaki tutsakların ölümünü engellemek olarak açıklandı. Ama operasyonda gaz, yangın ve sis bombalarının, her türlü silahın, iş makinalarının kullanılması, operasyonda 5 bin katilin görev alması, bunun sonucunda 15’i Ölüm Orucu direnişçisi olmak üzere 30 tutsağın ölmesinin ardından F tipi cezaevlerinin açılması, operasyonun niye yapıldığını gösteriyor.

Adalet Bakanı örgüt baskısıyla ölüm orucu yapıldığını söylüyordu. Tutsaklar şimdi tek kişilik hücrelerde ve hastanelerde Ölüm Orucu’na devam ediyorlar. Talepleri kabul edilinceye kadar tedaviyi reddediyorlar. Ayrıca operasyondan sonra Ölüm Orucu ve Süresiz Açlık Grevi yayılarak devam ediyor. Şu anda 396 tutsak Ölüm Orucu’nda, 1129 tutsak Süresiz Açlık Grevi’nde.

Satılık burjuva medyanın katliam şaşkınlığını doğal karşılamak lazım. Sermayenin kalemşörleri, direnişi karalamak ve katliamı haklı çıkarmak için neredeyse birbirleriyle yarıştılar. Ama gerçekler balçıkla sıvanamaz. 3 gün F tipi cezaevinde kalan sıradan bir insanın anlatımlarını dinleyelim.

“Sincan’a (F tipi) geldiğimizde bizi indirip çırılçıplak soydular. Elleriyle vücudumuzun her tarafına hatta makatımıza bile baktılar. Ağır dayaktan geçirdiler. Herkesin üzerinde sadece bir don bıraktılar...İkinci gün artık yalnızlıktan çıldırmak üzereydim. Hastaneye götürürler insan yüzü görürüm diye pencere camıyla vücudumu kesmeyi düşündüm. Orada biraz daha kalsaydım kesin intihar ederdim.” (28 Aralık Radikal)

Devrimci tutsaklar F tipi cezaevlerinin tecrit amaçlı işkencehanelere dönüştürüleceğini bildikleri için kabul etmiyorlardı. 19 Aralık’taki “hayata dönüş” operasyonunda olduğu gibi silahlarla taranarak, yakılarak, gaz bombalarıyla boğularak öldürülenler, devletin F tiplerinde hiçbir can güvenliğini sağlamayacağını biliyorlardı. Ölüm Orucu Direnişi’ne bu yüzden başlamışlardı. Ve şimdi F tipi hapishaneler kapatılıncaya kadar direnişe devam edecekler.

Sen üniversite öğrencisi arkadaş, bu katliama ne kadar sessiz kalacaksın? Şimdiye kadar 30 tutsak öldü, yüzlercesi ölüm sınırında. Sessiz kalmak daha fazla ölümleri onaylamak demektir. Devrimci tutsakların sınıfsız, sömürüsüz, özgür bir dünya için sürdürdükleri ölümüne direnişlerine sahip çıkalım. Hücreleri alanlarda parçalayalım!

Ölüm Orucu Direnişi talepleri kabul edilsin!
F Tipi cezaevleri kapatılsın!
Katliamın sorumlulurı yargılansın!

11 Ocak’ta Beyazıt’tayız!

Ekim Gençliği





Yıldız Teknik Üniversitesi’nde
faşist katliamı protesto

Katliamı protesto amaçlı yapılacak olan 11 Ocak eylemine hazırlık için, 10 Ocak günü Yıldız Teknik Üniversitesi’nde bir eylem yapıldı.

Katliamın ardından YTÜ’de her gün afiş ve duvar gazetesi çalışması yapıldı. Daha önce örgütsüz insanların da çalışmanın öznesi haline geldiği bir dizi etkinlik, bayram tatilinin araya girmesiyle kesintiye uğramıştı.

Tatil dönüşünün ikinci günü çalışmalara tekrar başlandı. Duvar gazeteleri, afişler hazırlandı ve 11 Ocak Beyazıt eylemi için yoğun afiş çalışması yapıldı. 10 Ocak Çarşamba günü de katliamda şehit düşen devrimcileri anmak ve Perşembe günü yapılacak olan eyleme çağrı niteliğinde bir eylem yapıldı.

Yemekhanede oturan öğrenciler alkışlarla eylemi başlattı. Yemekhanede okunan metinde; devrimcilerin direnişine kirli dillerini uzatanların, Ölüm Orucu’nu bırakın diyenlerin, devletin 30’un üzerinde devrimci tutsağı katlederek verdiği cevapla ne duruma düştükleri anlatıldı. Hücre saldırısının ülke genelinde işçi ve emekçilere yapılan saldırının önemli bir parçası olduğu açıklandı. Devletin söylediği yalanların da teşhiri yapıldı.

Ardından metnin okunmasıyla alkışlar ve sloganlarla orta kantin önüne yüründü. Orada da metnin okunmasının ardından, saygı duruşu ile eylem bitirildi. Eylem boyunca “Katil devlet hesap verecek!”, “Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!”, “Katiller mecliste öğrenciler hapiste!”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak!”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur!” sloganları atıldı.

Ekim Gençliği/YTÜ





İTÜ teslim alınamayacak!

11 Ocak Beyazıt eylemine çağrı yapmak ve 19 Aralık katliamında ve sonrasında şehit düşen devrimci tutsakları anmak için, 10 Ocak’ta İTÜ Ayazağa Kampüsü’nde de bir eylem gerçekleştirildi.

Yemekhanede yapılacak eylem öncesinde çevik kuvvete bağlı it sürüleri öğrencileri terörize etmek için toplu şekilde yemekhanede yemek yediler. Bu arada devrimcilerin afişlerini indirdiler. Ancak İTÜ geleneğinin gözüpekliğini karşılarında görmekte gecikmediler. Afişleri tekrar asan bir avuç devrimci çevik kuvvetin yemek yediği masaların etrafındaki duvarları da afişlerle donattılar. Eylemi de gerçekleştiren devrimci öğrenciler ertesi günkü Beyazıt eyleminde buluşmak üzere dağıldılar.

İTÜ’den bir Kızıl Bayrak okuru





ODTÜ’de katliam lanetlendi

ODTÜ’de 10 Ocak akşamı katliamı protesto eden ve ÖO’yu destekleyen bir eylem gerçekleştirildi. Eylem öncesinde ve eylem esnasında yemekhane ve kantinlerde katliamı teşhir eden ve eyleme çağrı yapan konuşmalar yapıldı. Saat 19:00’da 1. yurt önünde buluşan 200 kişilik kitle meşalelerle tüm yurtlar bölgesini sloganlar eşliğinde dolaştı. Ardından basketbol sahasında basın açıklaması ve saygı duruşu gerçekleştirildi. Katliamın ortaklarından başta Hürriyet ve Milliyet olmak üzere burjuva gazeteler yakılarak protesto edildi. “Hücreler yıkılsın, tutsaklara özgürlük” yazılı pankartın taşındığı eylemde “Yaşasın ölüm orucu direnişimiz!”, “Devrimci tutsaklar teslim alınamaz!”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur!”, “İçerde dışarda hücrelere parçala”, “Katil devlet hesap verecek!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” gibi sloganlar atıldı.

Ankara’da estirilen polis terörüne, binlerce gözaltı ve onlarca tutuklamaya gerekli yanıt verilememesine karşın, okullarda hücre karşıtı muhalefet kendisini giderek toparlanmaya başladı. ODTÜ’de gerçekleştirilen eylem de bunun bir ifadesi. Üniversitede sınav dönemi ve saatin geç olmasına rağmen eyleme yeni öğrencilerin katılması anlamlıydı. Tüm bunlar, gerekli kanalların yaratıldığı koşullarda, katliama karşı büyüyen öfkenin öncesinden daha da güçlü bir şekilde kendisini ortaya koyduğunu göstermektedir. Eylemi gerçekleştiren gençlik gruplarının genişliğine de bakıldığında, (Ekim Gençliği, Özgür Gençlik, DPG, TÖDEF-AYÖDER, ÖDP Gençlik Platformu, ODTÜ Öğrenci Birliği, ODTÜ ÖDER-G, SİP-KP’li Öğrenciler,), reformistlerin belli geri tavırlarına rağmen bu olumluluk görülmektedir.

Ekim Gençliği ODTÜ



Avcılar kampüsünde katliamı protesto eylemi

“İçerde dışarda hücreleri parçala!”

19 Aralık’ta gerçekleşen katliamla zindan direnişinde yeni bir evreye girildiği herkesçe kabul ediliyor. Üniversiteli genç komünistler olarak bizlerin sürecin getirdiği yükümlülükleri omuzlayarak, Ölüm Orucu Direnişi’ndeki yoldaşlarımıza ve siper yoldaşlarımıza layık olma bilinciyle hareket etmemiz, hücre karşıtı mücadelenin üniversite ayağını örmemiz zorunludur.

Avcılar Ekim Gençliği olarak, bu haftanın tümünü en iyi şekilde değerlendirmeye çalıştık. Pazar günü kantinlere ve sınıflara Kızıl Bayrak bildirisi dağıttık. Örgütsüz arkadaşlarla birlikte, katliamın teşhiri ve Ölüm Orucu vurgusu yapan afişlerle duvarları donattık.

Bir yandan da kampüste, katliam ve F Tipi cezaevlerine yönelik eylem düzenlenmesi için diğer öğrenci grupları ve örgütsüz arkadaşlarla biraraya gelindi ve Çarşamba günü eylem yapılması konusunda anlaşıldı. Salı günü eylemin duyurusu için ortak afişler asıldı. Ayrıca hazırladığımız 300 adet Ekim Gençliği bildirisini yemekhanede ve kantinlerde dağıttık. Katliamla ilgili hazırlanan broşürü duyarlı, demokrat öğrencilere ulaştırmaya çalıştık.

Çarşamba günü eylem öncesinde, Perşembe günü yapılacak merkezi Beyazıt eylemiyle ilgili afişler ortaklaşa asıldı. Eyleme de 12’ye doğru Mühendislik kantininde başlandı. Kitle hep birlikte marşlar söyledi. Ardından devletin ikiyüzlülüğü ve saldırgan tutumuyla ilgili bir metin, operasyon ve F Tipi işkence anlatımlarının olduğu bir metin, son olarak da Ölüm Orucu sürecini anlatan ve Perşembe günkü eylemin çağrısıyla biten metin okundu.

Kitle burada “Hayata Dönüş Değil Katliam” pankartını açtı ve okul yemekhanesine doğru yürünerek, yemekhanenin önünde toplanıldı. Sloganlar ve alkışlar burada da sürdü. Kısa bir tiyatro gösterisi oldu. Aynı metinler okunduktan sonra, eylem devrim şehitleri için bir dakikalık saygı duruşuyla bitirildi. Eylem boyunca “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek!”, “İçerde dışarda hücreleri parçala!” vb. sloganları atıldı.

Ekim Gençliği/İstanbul





Eylemde EG adına okunan metin:

20 Yıldır Teslim Alamadılar!
Asla Alamayacaklar!

20 Ekim 2000 tarihinde devrimci tutsaklar, belli bir süre sonra Ölüm Orucuna dönüştürecekleri süresiz açlık grevine başlamışlardı. Temel talepleri, birer işkence merkezi olduklarını, tutsakları birbirinden tecrit ettiğini, devrimci iradeyi teslim almayı amaçladığını bildikleri F Tipi cezaevlerinin kapatılmasıydı.

Ölüm Orucu karşısında acizleşen, zavallılaşan devlet, çözümü tutsakların taleplerini kabul etme yerine katliamda buldu. Ölüm Orucu’nun 61. gününde, 19 Aralık’ta, 20 cezaevine birden “Hayata Dönüş Operasyonu” dediği, asıl amacı ise F tiplerine geçiş sağlamak olan bir katliam düzenledi. Sonuç 32 ölü, yüzlerce yaralı...

Katliamcı devlet, operasyonlarla devrimci tutsakları teslim alabileceğini, bir oldu-bittiyle onlara hücreleri kabul etireceğini hesaplıyordu. Fakat yanıldı. Katliama karşı, devrimci tutsaklar, direniş bayrağını yükselttiler. Onursuzluğu, teslim olmayı, kendi inançlarından vazgeçmeyi reddettiler.

Bugün Ölüm Orucu’nun 83. günü ve direniş F Tipi tabutluklarda devam ediyor. Devrimci tutsaklar hücrelerde kesintisiz işkenceye tabi tutuluyor. İnsanlık dışı uygulamalara maruz bırakılıyorlar. Şu anda Ölüm Orucu’nda olan yüzlerce tutsak ölüm sınırında.

“Öleceğiz ama hücrelere girmeyeceğiz” demişlerdi. Onlar sözlerinde durdular, duruyorlar. Artık, insanlık onuruna sahip çıkan herkesin hücrelere karşı devrimci tutsaklara sahip çıkması gerekiyor. Daha fazla ölüm olmadan hücreleri alanlarda parçalıyalım. 11 Ocak Perşembe Beyazıt’ta olalım.

Devrimci Tutsaklar Teslim Alınamaz!
F Tipi Cezaevleri Kapatılsın!





İzmir’de protestolar ve polis terörü...

Katliama karşı oturma eylemi

6 Ocak Cumartesi günü İzmir Hücre Karşıtı Platform tarafından Konak Sümerbank önünde saat 13:30’da oturma eylemi yapıldı. Yaklaşık 70 kişinin katıldığı oturma eylemi, terörize bir ortam yaratan polis tarafından panzerden su sıkılarak engellenmeye çalışıldı. Ancak eylemciler oturmaya devam ederek polisin bu tavrını boşa çıkardı. Atılan sloganlar ve okunan basın metniyle eylem bitirildi.

Tutsak ailelerinin yaptığı eylem

10 Ocak saat 12:30’da İzmir Büyük postahanesi önünde bir basın açıklaması yapılarak, İçişleri Bakanlığı’na, Adalet Bakanlığı’na ve koalisyon partilerinin temsilcilerine 19 Aralık katliamının gazete manşetlerine, fotoğraflarına yansıyan vahşet görüntüleri gönderildi.

Polis terörü ve gözaltılar sürüyor

İzmir’de cezaevlerinde yapılan katliamla birlikte başlayan provokasyon ve baskı ortamı daha da ağırlaşarak sürüyor. 19 Aralık günü ev baskınları sonucu gözaltılardan sonra, 7 Ocak’ta Menemen-Aşarlık’ta yapılmak istenen meşaleli eylemde polisin saldırısı sonucu yeni gözaltı ve tutuklamalar yaşandı. Ege Üniversitesi’nde Serkan Eroğlu’nun öldürülmesinin yıldönümünde öğrencilerle polis arasında çıkan çatışma gerekçe gösterilerek, 8 Ocakta yeni bir gözaltı furyası başladı. Şu ana kadar üniversite öğrencilerinden (ev baskınları, kimlik kontrolü ve sınıflardan) 15 kişi gözaltına alınmış bulunmaktadır.

Cezaevleri katliamı, F tipi ve Güney’de başlayan operasyona ilişkin devrimci-demokrat-yurtsever öğrenciler tarafından Ege Üniversitesi’nde 9 Ocak’ta bir basın açıklaması yapılmış, eylem sonrası da bir kişi gözaltına alınmıştır.

Gözaltına alınan öğrenciler Bozyaka TMŞ’ye götürülmüşlerdir.





İzmir İHD’nin kapatılmasına yönelik tepkiler

Buca Demokrasi Platformu 7 Ocak günü, İHD’nin kapatılmasını protesto etmek için Şirinyer Postanesi’nden telgraf çekme eylemi yaptı. EMEP, HADEP, ÖDP ve Eğitim-Sen’in Buca şubelerinin oluşturduğu platformun eylemine yaklaşık 30 kişi katıldı. Eylemciler polisin tacizine maruz kaldı. Platform sözcüsü Emeğin Partisi temsilcisine sözlü sataşmadan sonra sadece kurum temsilcileri “İHD’nin kapatılmasını, hukuka ve demokrasiye aykırı olması dolayısıyla protesto ediyoruz” diyerek telgraf çektiler.

9 Ocak’ta da İHD İzmir Şubesi Yönetim Kurulu adına Günseli Kaya İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. “Gerek derneğin kapatılma gerekçesi gerekse de arama izni olmadan içeriye giren polislerin arama yapmaları, üye kayıt defterlerinin kameraya çekilmesi kendi hukuku ile çelişir bir durumdur” diyen İHD Şube Başkanı Günseli Kaya ayrıca, “Mülki amirliğinden izin alınarak denetim ve arama yapılmamış, bu duruma karşı çıkılmıştır. Polis vazife ve selahiyetleri kanununun ilgili hükmüne bağlı olarak görevi aşan bir tutum takınılmıştır” dedi.

Yine İHD’nin 10 gün süre ile kapatılması, KESK, DİSK, TMMOB, İzmir Tabip Odası, ÇHD İzmir Şubesi, Çağdaş Görmeyenler Derneği İzmir Şubesi, İzmir Savaş Karşıtları Derneği, Halkevleri Temsilciliği, ÖDP, EMEP, HADEP, SİP, DSİP il örgütlerinin İHD binası önünde yaptığı basın açıklamasıyla protesto edildi.

Kızıl Bayrak/İzmir





Kırşehir’de katliam protesto edildi

19 Aralık’ta katliamcı faşist devletin “hayata dönüş” operasyonu adıyla cezaevlerine saldırarak tutsakları katletmesi, yaralaması, işkencelerden geçirmesi, F tipi cezaevlerine kapatması ve bu da yetmiyormuş gibi F tipinde de işkence ve katliamlarına devam etmesi hala sürüyor. Bu konuda Kırşehir’de Eğitim-Sen, İHD, HADEP, CHP ve ÖDP’nin katılımıyla bir basın açıklaması gerçekleştirildi.

Yapılan basın açıklamasında, devletin “hayat kurtarma” dediği fakat 30’un üzerinde can aldığı katliam protesto edildi. Açıklamayı okuyan HADEP İl Başkanı; “Devrimci tutsakların ‘F’ tipi hücrelere karşı sürdürdükleri Ölüm Orucu eylemi ve onun demokratik talepleri zorbaca susturulmak istenmiştir. Ancak tutsaklar direnişlerine hücrelerde de devam etmektedirler. Hücrelere kapatılan, Ölüm Orucu’nda olan tutsaklara zorla tedavi yapılıyor. TTB’nin açıkladığı, hasta-hekim ilişkisi ve tıp etiğine aykırı davranış ve uygulamalar hekimlere zorla uygulattırılmaktadır. Zorla tedavi edilmek istenen tutsakların bilinçleri yerine geldiğinde ise serumları söküp attıkları”na değindi. Tüm demokratik güçleri, insan hakları savunucularını ve kamuoyunu bu katliamlara sessiz kalmamaları için duyarlı olmaya çağırdı.

Kızıl Bayrak/Kırşehir