22 Mart '03
Sayı: 11 (101)


  Kızıl Bayrak'tan
  Emperyalist işgal saldırısına karşı mazlum Irak halkıyla dayanışmaya!
  Direnişi örmek için harekete geçelim!
  Türkiye ABD emperyalizminin bedava askeri oldu
  Emperyalistler arası ilişkilerde ve emekçi kitle hareketinde yeni bir dönem
  Azor Zirvesinin gösterdikleri...
  Emperyalist savaş karşıtı eylem ve etkinlikler...
  Emperyalist savaş karşıtı eylem ve etkinlikler...
  Dünyada emperyalist savaş karşıtı eylemler...
  Dünyada emperyalist savaş karşıtı eylemler...
  Geçtiğimiz hafta dünyada emperyalist savaş karşıtı eylemler...
  Emperyalist savaşa karşı mücadeleyi ve bahar dönemini kazanmak için!..
  Kölelik yasası meclise takıldı...
  Emperyalist savaşa ve iş yasa tasarısına karşı birleşik mücadeleye!
  Gençlikten..
  Eylem ve etkinliklerden...
  İstanbul Eczacılar Odası üyesi ile savaş üzerine konuştuk...
  Filistin emperyalist savaşın hedefidir
  Dünya, Ortadoğu ve Türkiye
  Sanat ve sanatçı üzerine...
  Fabrika deneyimlerinden...
  Dünyada sınıftan haberler...
  Cejna Newroz piroz be!
  Doğru politikalarla anlamlı bir faaliyet
  Kim yahu bu "piyasalar?"...
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Kim yahu bu “piyasalar?”…

Varsa, yoksa piyasalar… Siyasette, diplomaside en ufak bir dalgalanma, bir haber, hemen “piyasalar”a etkisi ile veriliyor..

Piyasalar sert tepki verdi…

Piyasalar savaş beklentisini satın aldı…

Piyasalar çalkalandı, sakinleşti, coştu, azdı, koştu, şaştı..

Piyasalar… soyut gibi, ama soyut değil.. çok somut..

Neyin nesi, kimin fesi bu “piyasalar ?”…

Kod adı “piyasalar” olan bu illüzyonun altında çok bildik bir gerçek var aslında: Sermaye… Hem de bir avuç sermaye…

Şu sert tepki veren, azan, sakinleşen “piyasa”nın üstündeki şalı çekin bakın altında ne var…

Önce bizim “piyasalar”…

Bizim piyasalardan sözedince, yurt içi tasarruflardan, yani devlet tahviline, borsaya, mevduata, altına yatırılmış para-sermayeden sözediyoruz. Bu meblağın toplamı 2002 yılında 188 milyar dolar. Yani Türkiye’nin yıllık milli geliri dolayında bir servet…

Bu birikimin yüzde 43’ü mevduat olarak tutuluyor. Mevduatın da yüzde 60’ı döviz cinsinden. Birikimlerin yüzde 32’si altında. Yüzde 6’sı borsada. Yani 11 milyar dolar…Yüzde 19 da sabit getirili kıymetlerde. Yani devlet kağıtlarında…

İşte “piyasalar” deyince, bonodaki, mevduattaki, dövizdeki, borsadaki bu 188 milyar doların oradan oraya seyrini, sörfünü anlıyoruz. Döviz yükseliyorsa hooop dövize, borsada ümit varsa hoop borsaya. Devlet faizleri çıkacaksa, haydi tahvile…”Piyasalar” hava koklar.. Kâr nerede ise oraya gider… Hatta riski dağıtır. Buna yumurtaları farklı sepetlere koymak der..

Peki kimin bu 188 milyar dolar ?

Yani kim bu “piyasalar”..

İşte zurnanın zırt dediği delik…

Önce Türkiye’de gelir bölüşümünü hatırlayın. Dünyanın en berbat bölüşüm ilişkilerine sahip ülkelerinden biri olarak utanç verici bir tabloyu yeniden hatırlatalım. Ailelerin yüzde 1’ini oluşturan süper zengin bir grup gelirin yüzde 17’sini elde ediyor.. İkinci sıradaki yüzde 9’luk bir azınlık da bu tepedekilere eklendiğinde gelirlerin yüzde 41’inin nüfusun yüzde 10’luk azınlığı tarafından kontrol edildiğini görürsünüz. İkinci yüzde 10’luk tuzu kuruyu eklerseniz, gelirin yüzde 55’inin bu yüzde 20 tarafından kontrol edildiğini görürsünüz. Türkiye’yi bir anonim şirket gibi düşünün, yüzde 51’lik çoğunluk, 10 kişilik yönetim kurulundaki iki kişinin dudakları arasında…

İşte bu kadar basit, bu kadar anlaşılabilir, ama bu kadar da zalim ve hazmı güç bir kaba gerçek…

Piyasalar dediğiniz de bu tepedeki zevat…

Borsadaki 11 milyar doların 8 milyar dolarını, borsadaki 150 bin portföy sahibinin yüzde 1’i kontrol ediyor. Siz de sanıyorsunuz ki, herkesler borsada… Her heves eden girse ne yazar. Kontrol bir azınlığın elinde. Hatta sıkı durun, borsada 10 kişi, toplam portföyün yüzde 35’ini kontrol ediyor… Bay piyasalar işte bu 10 kişi…

Durum mevduat sahiplerinde farklı mı ? Toplama baktığınızda hepimiz mevduat sahibiyiz.. Bir yerde hepimiz “piyasayız!..” Ama kazın ayağı öyle mi ? Bir araştırın bakalım, İster TL, ister döviz, 81 milyar dolarlık mevduat kimlerin. İki elin parmaklarını geçmez bunların sahipleri. Devlet kağıdı alan bankaların, bankanın sahiplerini ve değerli müşterileri rantiyelerin sayısını duysanız inanmazsınız.. Kimler mi ?.

Haydi söyletmeyin bana..Sabah akşam isimlerini yazarak veriyorum. Aralarında belki sizin de patronunuz var… Çok da merak ediyorsanız, açın Gelir Uçurumu kitabımın 21. sayfasını ve “sayın piyasalar”ın ilk 100’ünü isim isim görün…

Sayın “piyasalar”, tezkereyi görmeyince dövize, faize hücum ediyor. Tezkereyi, savaşa iştiraki görürse, sakinleyecek.. Hükümet de piyasalar sakinleşsin diye tezkereyi geçirecek.. ABD ile saf tutacak.. Çünkü piyasalar böyle sakinleşiyor… Bunu istiyor…

Bizde piyasalar böyle istiyor da ABD de farklı mı istiyor ? 8 trilyon dolarlık ABD milli gelirinin yüzde 30’unu, ABD’nin en zengin yüzde 10’luk zengini kontrol ediyor. Yüzde 20’lik en tepedekiler ise gelirin yüzde 45’ini kontrol ediyor.. Onların “piyasalar”ını da ultra dünya zenginleri temsil ediyor.. Onların piyasaları da Irak’ın petrolünü istiyor, bölgenin kontrolünü, doğal kaynaklarını, suyunun kontrolünü istiyor. Topyekün bölgenin kontrolünü istiyor. O hakimiyetle rakibi AB’ye, Uzak Asya’ya üstünlük kurmak istiyor…

Piyasalar karar veriyor.

Piyasalar yönetiyor…

Mustafa Sönmez
(Ekohaber.net)