11 Mayıs'02
Sayı: 18 (58)


  Kızıl Bayrak'tan
  1 Mayıs sonrasında artan görev ve sorumluluklar
  Lastik sektöründe greve doğru...
  Safları sıklaştır, gücünü birleştir!
  SASA ile dayanışmayı yükselt!
  Sermayenin "esnek üretim" saldırısı
  İşçi sağlığı ve iş güvenliği için birleşip örgütlenmeliyiz!
  Kapitalizmin kâr hırsı ve sendika ağalarının ihaneti
  Eski bohçalar yeniden açılıyor
  1 Mayıs ve kamu emekçileri hareketi alanında devrimci görevler
  Kadın sorunu ve feminst yanılgılar
  Kürdistan devrimi ile Türkiye devrimi arasındaki ilişkiler üzerine düşünceler-2
  Emperyalizmin kıskacında Ortadoğu
  Siyonizm ve uluslararası emperyalizm
   Almanya'da Yahudi, İsrail'de Filistinli olmak
   İsrail barışı üzerine
   Bir neo-liberal ırk ve kültür ayrımcısının ölümü
   Almanya: Metal işçilerinin grevi sürüyor
   Bir kararın anlattıkları
   Bilinçli, inançlı ve soluklu devrimci Hatice yoldaşı andık...
   Denizler'in devrimci geleneği yaşıyor!
   Sınıf çalışmasında yaratıcılık ve bir deneyim
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Bir neo-liberal ırk ve kültür
ayrımcısının ölümü

A. H. Yalaz

Pim Fortuyn 6 Mayıs’ta Hollanda’da öldürüldü. Ölümü yalnızca Hollanda’da değil, bütün Avrupa’da ve dünyanın birçok köşesinde yankı buldu. Bunun nedeni onun yalnızca çok tartışmalı bir politikacı olması değil, cinayetin Hollanda’daki egemen politik kültüre yabancı olması ve Hollanda’da böylesi “politik cinayet”lerin 17. yüzyıldan bu yana işlenmemesidir. Öldürenin militan bir çevreci olduğu söyleniyor. Ancak henüz suikastin neden ya da nedenleri, bireysel mi, yoksa bir örgüt eylemi mi olduğu konusu açıklığa kavuşmuş değil.

Pim Fortuyn, özellikle İslam dinine ve politik sığınma hakkına ilişkin görüşleri nedeniyle, parlamento seçimlerinde liste başı olduğu Leefbaar Nederland (Yaşanabilir Hollanda) partisindeki bu görevinden alındı. Kısa bir süre sonra Pim Fortuyn Listesi’ni (PFL) oluşturdu. PFL alışılagelen türden bir parti değil, örgütlenmemiş bir politik hareket, bir seçim listesi. PFL 15 Mayıs’ta yapılacak seçimlere katılacak, hem de hala Pim Fortuyn’nin başını çektiği bir liste olarak.

Pim Fortuyn kimdi, hangi sınıfsal
çıkarları temsil ediyordu?

Bir sosyolog, öğretim üyesi, işadamı, yazar ve köşe yazarı olan Pim Fortuyn, uzun yıllar sosyal-demokrat İşçi Partisi üyesiydi. İşçi Partisi lideri ve Başbakan Wim Kok kendisini “cebini dolduran girişimci” olarak eleştirince partiden istifa etti. Birçoğuna göre o kendisine anlaşılamayan kurtarıcı (mesih) rolü biçti. Başbakanlıktan başka bir hükümet görevini kabul etmeyeceğini ve mutlaka başbakan olacağını söyleyecek denli iddialı, karizmatik ve demagog bir politikacıydı. Politik kariyeri başlamadan biten bir neo-liberal kapitalist düzen savunucusu. Açıkça kapitalist iş dünyasından gelen bir “iş hükümeti”, bir iş bilenler hükümeti kurulması gerektiğini savunan emek düşmanı bir burjuva. Hoşgörüden yoksun, İslam dinine bağlı olanları aşağılayan görüşleri ve kışkırtıcı tartışma yöntemi nedeniyle ısa sürede birçok düşman ve taraftar kazanan bir oportünist.

Pim Fortuyn, her şeyden önce, neo-liberal kapitalizmin ateşli ve küstah bir savunucusuydu. O, kazanılmış ekonomik, sosyal, kültürel ve politik hakların tekelci sermayenin çıkarları gereği geri alınması çizgisini saldırgan biçimde temsil eden bir politikacıydı. Kapitalist devlet işletmelerinin, sosyal güvenlik kurumlarının, sağlık sigortasının, vb. özelleştirilmesinin en ateşli biçimde savunucuları arasındaydı. Hollanda toplumunda son derece önem taşıyan, 16 milyon nüfuslu bu ülkede bir milyon insanı dolaysız olarak ilgilendiren İş Görememezlik Yasası’nı (WAO) yalnızca iş sırasında yaşanan kazalar nedeniyle iş görememezlik ve meslek hastalıklarıyla sınırlama, iş pazarının, çalışmanın ve ücretlerin esnekleştirilmesi, kalıcı toplu iş sözleşmelerinin kaldırılması, vb. görüşler Pim Fortuyn’nin politik-ekonomik çizgisinin en önemli unsurları arasındadır. Sözün ksası, Batı Avrupa’da yıllarca uygulanan “sosyal devlet”in sistemli bir biçimde yıkımı politikasının en hızlı ve acımasızca sürdürülmesi ve kapitalist pazar güçlerinin en sınırsız olarak işlemesinin her türlü koşullarının oluşturulması onun politik çizgisinin özünü oluşturuyordu.

İslam dininin geri bir din olduğunu savunan Pim Fortuyn, politik islamcı kesimlerden, geleneksel düzen partilerinden, islam dinine bağlı toplum kesimlerinden ve ilericilerden büyük tepki aldı. Hollanda’nın göçmen alan bir ülke olmadığını, dahası artık dolu olduğunu ve politik sığınma hakkının en katı biçimde sınırlanması gerektiğini savundu. Hollanda’nın yerlisi olmayan toplum kesimlerinin Hollanda kültürüne, daha doğrusu Batı’da egemen olan “yahudi-hırıstiyan-hümanist kültür”e uyum sağlamaları (siz asimilasyon okuyunuz) gerektiğini savunan Pim Fortuyn, görüşleri ve davranışlarından dolayı çok tepki çekmesine karşın, ciddi bir kitlesel desteğe sahipti.

Pim Fortuyn Hollanda Anayasası’nın ırk, yaş ve cinsiyet temelinde yapılan ayrımcılığı yasaklayan 1. maddesinin değiştirilmesi gerektiğini, sözde düşünce özgürlüğü adına, açıkça savundu. Kendisini Merkez Demokratlar (CD) olarak tanımlayan küçük faşist parti de 1998 seçim programında aynı istemi ileri sürmüştü.

Pim Fortuyn’e göre ABD’nin başını çektiği emperyalist koalisyon ile gerici Saddam rejimi arasında gerçekleşen Körfez Savaşı, aynı zamanda, yahudi-hıristiyan-hümanist kültür ile islam arasındaki bir savaştı. O, diğer kültürlerin kendi iyilikleri için direnmemeleri gerektiğini ileri süren saldırgan hrıstiyanlığın önderliğindeki sömürgeci fetihleri öven bir gericiydi.

Pim Fortuyn hangi koşullarda ortaya çıktı?

Özellikle ekonomik bunalım ve dünya ekonomisinin neo-liberal politik-ekonomik yeniden yapılanması döneminde ortaya çıkan olgulardan biri de Avrupa’da, özel olarak Avrupa Birliği ülkelerinde politik sağın kitlesel etkisini artırmasıdır. Diğer şeylerin yanı sıra, İkinci Dünya Savaşı sonrası örgütlenen “sosyal devlet”in her yönden saldırıya uğramasıyla yakından ilişkili bir olgu bu. Dönemsel iyileşmelere karşın yeniden yapılanma dönemi bunalımını yaşayan Batı Avrupa kapitalizmi, bilimsel sosyalist bir seçeneğin yokluğu koşullarında, işçi sınıfı saflarında ve genel olarak geniş toplum kesimleri arasında ırkçı-faşist sağın güçlenmesi için uygun ekonomik, toplumsal, politik ve kültürel koşulların oluşmasına yol açıyor. Özellikle 11 Eylül’de ABD’de gerçekleşen saldırılardan sonra müslümanlara karşı glişen tepki ve hoşgörüsüzlük politik sağa kayışta küçümsenmeyecek bir rol oynadı. Hele de uygarlıklar ve kültürler arası çatışma tezlerinin yüksek sesle propaganda edildiği verili durumda.

Hollanda, düşük hızla da olsa ekonomik büyümesini sürdüren ve ağır ekonomik sorunlar yaşamayan bir ülke olmasına karşın, ekonomik, toplumsal, politik ve kültürel sorunların küçümsenmeyecek bir toplumsal hoşnutsuzluğa neden olduğu bir ülke. Özellikle “sosyal devlet”in aşındırılması, yavaş yavaş yıkılması, kitlelerin hoşnutsuzluğunu giderecek bir seçeneğin olmadığı koşullarda, gerçeklerin çarpıtılmasına ya da ikincil sorunların öne çıkarılmasına dayanan politikaların kitlesel destek bulmasına yol açıyor. Avrupa Birliği’nin diğer ülkelerinde olduğu gibi, Hollanda toplumunda da ve geleneksel politik partilerde belirgin bir sağa kayış var. Her seçim döneminin değişmez konuları olan “yabancılar sorunu”, “politik sığınmacılar sorunu”, “güvenlik sorunu”, etni ve kültürel farklılıklar toplum ölçeğindeki hoşnutsuzluğun harekete geçirilmesini kolaylaştırıyor. Pim Fortuyn, geleneksel partilerin açıkça dillendirmedikleri ya da dillendirmek istemedikleri sorunları tartışma gündemine getirerek bu hoşnutsuzluğu su üstüne çıkardı ve harekete geçirdi. Köklü geçmişleri olan düzen partilerini silkeledi.

Yerel seçimler, parlamento seçimleri ve
Pim Fortuyn hareketinin geleceği

Yerel seçimlerde, özellikle Rotterdam’da, kazandığı başarı Pim Fortuyn’nin sahip olduğu geniş kitle desteğinin göstergesidir. Rotterdam’daki seçimlere “Yaşanabilir Rotterdam” adıyla katılan Pim Fortuyn hareketi, İkinci Dünya Savaşı’ndan 6 Mart 2002 yerel seçimlerine dek sosyal-demokrat İşçi Partisi’nin her zaman birinci parti olduğu Rotterdam’da oyların üçte birini alarak, birinci parti olarak politik bir depreme neden oldu.

Ölümünden önceki kamuoyu yoklamaları, PFL’nın 150 sandalyeli Hollanda parlamentosunda 20 dolayında sandalye kazanacağını gösteriyordu. Kim bilir, belki de öldürülerek bir anlamda kahramanlaştırılan Pim Fortuyn’nin ölüsü dirisinden daha etkili ve tehlikeli olabilir. Ne var ki, karizmatik ve demagog önderinden yoksun kalan Pim Fortuyn hareketinin ömrünün uzun olacağı kuşkulu. Ancak, Hollanda’daki politik koşullar, diğer bazı Avrupa Birliği ülkelerinde sağa kayış ve faşist hareketin güç kazanmasının da etkisiyle, küçük faşist parti ve örgütlerin güç kazanmasına, hatta kitlesel faşist bir hareketin ortaya çıkmasına uygun. Fakat öte yandan, Hollanda’da görece güçlü anti-faşist bir hareket ve potansiyelin olduğu da bir gerçek.