20 Nisan'02
Sayı: 15 (55)


  Kızıl Bayrak'tan
  ABD'nin İsrail'le tarihsel suç ortaklığı
  Cenin'de katliam ve direniş!
  Cenin ilk değil
  Cenin'in ölümsüz kahramanları
  Filistin halkıyla dayanışma eylemleri sürüyor...
  1 Mayıs'ta alanlara çıkalım, mücadeleyi yükseltelim!
  Avrupa'da Filistin halkıyla dayanışma eylemleri
  F tipi hücre karşıtı eylem ve etkinlikler...
  Üniversite gençliğinin eylemlerinden...
  Hakların güvencesi örgütlü mücadeledir!
  Ey Şaron, sözüme kulak ver!
  İntifada'yı küreselleştirmek için Filistin Direnişi'nin dersleri
  1 Mayıs faaliyetlerimizden...
   1 Mayıs'ta mücadele alanlarına!
   Ankara Öncü İşçi Platformu Bülteni'nden...
   Esenyurt İşçi Bülteni'nden...
   KESK Genel Kurulu üzerine röportaj...
   İtalya'da milyonlarca işçi genel grev yaptı
   Venezüella'da ABD fiyaskosu...
   Tasfiyecilikte final!..
   Hatice Yürekli yoldaşın anısına...
   Mamak İKE Nisan ayı etkinliklerinden...
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Filistin direniyor...

İsrail’in Filistin topraklarında sürdürdüğü işgal ve katliam ikinci haftasını geride bıraktı. Onca katliam ve işkenceye karşın topyekûn bir direniş sergileniyor Filistin topraklarında. 1967 işgalinden bu yana diğer Arap ülkeleri (Suriye, Ürdün, Mısır) pes ederken, Filistinli örgütler mücadelelerini sürdürdüler. Başta Arap şeyhlikleri olmak üzere diğer devletler kaygıyla izlemekten başka bir şey yapmıyor. Sadece Irak petrol ihracını kesti. AB devletleri ise tam bir ikiyüzlü tutum içinde. Sermaye hükümetinin Başbakanı Ecevit “Bu yapılan soykırım” dedikten birkaç gün sonra çark ederek, “sözlerim yanlış anlaşıldı” diyerek İsrail’den özür diledi.

Dünyanın birçok ülkesinde ABD ve İsrail karşıtı eylemler yayılarak sürüyor. Arap ülkelerinde günlerdir kitlesel eylemler gerçekleştiriliyor. Eylemlerin gerici Arap yönetimlerini de hedef alması nedeniyle göstericiler devletin azgın saldırısına uğruyorlar. Ülkemizde de işçi ve emekçilerin katılımıyla Filistin halkıyla dayanışma yürüyüşleri, miting ve gösterileri yapılıyor.

ABD emperyalizmi 11 Eylül sonrası “sonsuz özgürlük” adı altında dünyayı yeniden yapılandırmak istemektedir. Bunu da dünyanın neresinde olursa olsun “terör örgütlerini ve yandaşlarını” çökertmek amacıyla yapacağını ilan etmiştir. Afganistan işgali tamamlandıktan sonra sıra Ortadoğu’ya gelmiştir. Önce Irak hedef tahtasına oturtulmuş, fakat diğer emperyalist ülkelerden gereken onay alınamayınca, bölgenin en sorunlu yeri Filistin’e saldırılmıştır. Bir taraftan işgal sürerken, diğer taraftan Lübnan, Suriye ve Irak’a gözdağı veriliyor. Böylece diğer bölge devletlerine de ayağınızı denk alın deniliyor. Koşullarımızı kabul etmezseniz sizin de topraklarınızı işgal edip, yağmalarız!

SSCB ve Doğu Bloku dağılınca, dünya kapitalizmin vahşi sömürü ve zulmü ile karşı karşıya kaldı. Öyle ki, emperyalistler dünyanın her yerinde hoyratça at koşturuyor. Emperyalizmin “yeni düzeni”ne direnenler ise tehdit ve şantaj yoluyla boyun eğdirilmeye çalışılıyor.

ABD emperyalizminin Afganistan’a yerleşmesinden sonra Orta Asya’da güçler dengesini kendi lehine çevirmiş görünüyor. Hazar petrolü ve doğal gazını çıkarmak, işlemek ve dünyaya pazarlamak için ABD kendini askeri açıdan güvenceye almış, bununla da yetinmeyerek Kafkas (Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan) devletlerine askeri üs ve danışmanlıklar yerleştirmiştir. ABD bununla yetinilmeyeceğini, sırada Irak olmak üzere Ortadoğu olduğunu açıkça vurguladı. Neden Ortadoğu? Çünkü dünya petrol ve doğalgaz rezervlerinin çok önemli bir bölümü bu bölgede bulunmaktadır. Bu çok önemli yeraltı kaynağını kendine sorunsuz bir biçimde aktarmak istemektedir. Siyasi ve askeri açıdan üstünlüğe sahip olan ABD emperyalizmi, ekonomik alanda da diğer rakip emperyalistlere krşı üstünlük sağlamak istemektedir. Her ne kadar AB’li emperyalistler bu durumdan memnun olmasalar da, ellerinden pek bir şey gelmiyor. Rusya ve Çin de halihazırda karşı çıkacak güçten yoksunlar.

ABD bölgedeki egemenliğini pekiştirmek, çıkarlarını güvencelemek için Ortadoğu’daki mücadele dinamiklerinin ezilmesini istemektedir. Filistin topraklarının işgal edilmesi bundan dolayıdır. Ama unutulan bir şey var. O da Filistin halkının topyekûn direnişi. Modern tanklara, toplara ve füzelere karşı kadın-erkek, çoluk-çocuk demeden direniyor Filistinliler. Geçmişten beri var olan direniş geleneği ile başta Ortadoğu halkları olmak üzere tüm dünyaya örnek ve ilham kaynağı oluyor. Onursuzca teslim olmaktansa özgür geleceği için direniyor Filistin halkı.

Tarihin hiçbir döneminde görülmemiştir, bir ulusa özgürlüğünün kendiliğinden verildiği. Tam tersine özgürlük savaşılarak kazanılır. Filistin direnişi bunu bir kez daha kanıtlıyor.

R. Deniz



Filistin ve ÖO direnişçilerinin ruhuyla
1 Mayıs’ta alanlara!

1 Mayıs işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günüdür. Özü itibariyle iki sınıfın, işçi sınıfıyla burjuvazinin karşı karşıya geldiği gündür.

1 Mayıs’ı hangi koşullarda kutlayacağız?

Son yıllarda işçi sınıfı tarihinin en kapsamlı örgütsüzleştirme, esnek üretim, özelleştirme, taşeronlaştırma saldırılarıyla yüz yüze. Patlak veren krizler sermayenin işini görülmedik biçimde kolaylaştırdı. Kriz emekçilere kanıksatılarak bundan alabildiğine yararlanıldı. Bu süreçte yoksulluk, kölece çalışma ve yaşam koşullarıyla yüzyüze kaldı emekçiler.

Tüm bu saldırılara rağmen, işçi sınıfı ve emekçiler cephesinden verilen yanıt bunlara karşı koyacak düzeyde değildi. Sınıf cephesinde yoğun bir öfke olmasına rağmen, örgütsüzlüğün, dağınıklığın baskın çıkması, mücadeleyi ortaklaştırmanın önündeki en büyük engellerden biri oldu. Aynı zamanda işçilerin halihazırda tek kitlesel örgütü olan sendikalar bu duruma seyirci kaldılar. Bununla da yetinmeyerek, işten atılmamak adına birçok hakların gaspedilmesine sessiz kaldılar. Bu utanç verici tutumlarıyla sermayenin değirmenine su taşımaya devam ediyorlar.

1 Mayıs’ta gündemlerimizden biri sendikacıları görev başına çağırmak olmalıdır. Gebze’de şu sıralar yapıldığı gibi, işyerlerinden, fabrikalardan, komiteler oluşturup taban örgütlülüklerini yaratmak olmalıdır.

Yanı başımızda Hitler faşizmini aratmayan biçimde siyonist İsrail tarafından katledilen Filistin halkının onurlu direnişi var. Tüm dünyanın gözleri önünde ABD emperyalizminin desteğiyle Filistin halkı soykırımdan geçiriliyor. Buna karşı dişiyle, tırnağıyla, özgürlüğe duyduğu inançla direniyor Filistin. Nerede görülmüştür, küçük çocuğuna kadar sonuna dek direniş iradesi gösteren bir halk.

Yanı başımızda süren Filistin direniş ruhunu 1 Mayıs’ta alanlara taşıyalım! 540. günleri geride bırakan Ölüm Orucu direnişinde sergilenen güçlü iradeyi 1 Mayıs’ta alanlara taşıyalım!

1 Mayıs’ta mücadele alanlarına!
Yaşasın işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışması!
Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!

H. Eren/İstanbul



Lozan’da Filistin sorunu üzerine panel

7 Nisan günü İsviçre’nin Lozan kentinde Ortadoğu’daki gelişmelerle ilgili olarak Filistinliler’in düzenlediği bir panel gerçekleştirildi. Panelistler İngilizce ve Fransızca olarak yaptıkları konuşmalarla Ortadoğu’daki gelişmelerin anlamı ve önemi üzerinde durdular. Panelistlerin konuşmaları yer yer ayakta alkışlandı.

Salonda sadece Filistinliler değil, Yahudiler de vardı. Yalnız Fransızca konuşma yapan panelistin konuşması esnasında bir gurup Yahudi dinleyici konuşmayı protesto ederek salonu terketti. Kalan Yahudiler soru-cevap bölümünde söz alarak tartışmalara katıldılar.

Pazar akşamı olmasına rağmen panele yaklaşık 300 dinleyicinin katılması anlamlıydı.

Bir okur/Lozan



Kölelik zincirlerini kırmalıyız!

Sermaye devleti şovenizm zehirini ve kokuşmuşluğunu emekçilere enjekte ediyor. Emekçi semtleri devletin yeni bir provokasyonuyla karşı karşıya. Irkçı-faşist propagandalarla halklar arasına düşmanlık tohumları ekiliyor. Ezilen emekçi yığınlar son günlerde Alevi-Sünni, Türk-Kürt çatışmasına sokulmak isteniyor. Başta işçi sınıfı olmak üzere tüm emekçi yığınlar topyekûn bir saldırıyla yüzyüzedir. Hergün biraz daha körüklenen mahalle çatışmaları bunun göstergesidir. Ezilen emekçi güçler kendi içerisinde birbirine düşürülmeye çalışılmaktadır. İstanbul Esenler semtinde yaşananlar buna bir örnektir.

Kapitalist sistemden tüm bunların hesabını sorma ihtiyacı artık kendini daha yakıcı bir biçimde hissettirmektedir. Bir avuç asalağın, biz işçi-emekçileri iliklerimize kadar sömürürken, canımız üzerinden de akıl almaz oyunlara giriştiğini görmeliyiz. Bu oyunları boşa çıkartmalıyız. Bu çürümüş düzenlerini başlarına yıkmalıyız.

Ve bir gün uyanıp uykudan
Ve kölelik zincirlerini kırıp
Zulme karşı çıkıp
Döküleceğiz sokaklara
Alanlara
Ellerimizde Kızıl Bayraklarla,
Hem fabrikalar yürüyecek
Hem semtler
Zapt edecek bu ülkeyi
Emekçiler
Ekimciler...

SY Kızıl Bayrak okuru/Adana