20 Nisan'02
Sayı: 15 (55)


  Kızıl Bayrak'tan
  ABD'nin İsrail'le tarihsel suç ortaklığı
  Cenin'de katliam ve direniş!
  Cenin ilk değil
  Cenin'in ölümsüz kahramanları
  Filistin halkıyla dayanışma eylemleri sürüyor...
  1 Mayıs'ta alanlara çıkalım, mücadeleyi yükseltelim!
  Avrupa'da Filistin halkıyla dayanışma eylemleri
  F tipi hücre karşıtı eylem ve etkinlikler...
  Üniversite gençliğinin eylemlerinden...
  Hakların güvencesi örgütlü mücadeledir!
  Ey Şaron, sözüme kulak ver!
  İntifada'yı küreselleştirmek için Filistin Direnişi'nin dersleri
  1 Mayıs faaliyetlerimizden...
   1 Mayıs'ta mücadele alanlarına!
   Ankara Öncü İşçi Platformu Bülteni'nden...
   Esenyurt İşçi Bülteni'nden...
   KESK Genel Kurulu üzerine röportaj...
   İtalya'da milyonlarca işçi genel grev yaptı
   Venezüella'da ABD fiyaskosu...
   Tasfiyecilikte final!..
   Hatice Yürekli yoldaşın anısına...
   Mamak İKE Nisan ayı etkinliklerinden...
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Filistin halkıyla dayanışma eylemleri sürüyor...

Ankara’da İsrail’i protesto mitingi

14 Nisan Pazar günü Emeğin Partisi "Filistin’le Dayanışma" mitingi düzenledi. Saat 12:00'de Toros Sokak’ta toplanılarak yürüyüşe geçildi. EMEP dışında eyleme destek verenler şunlardı: KESK Şubeler Platformu, TÜMTİS, Aktepe Kültür Sanatevi, “Hepimiz Birer Filistinliyiz” pankartlarıyla Yataş işçileri. Komünistler de eyleme "Emperyalizm ve siyonizm yenilecek! Filistin kazanacak!" pankartlarıyla katıldılar.

Abdi İpekçi Parkı’na yürüyüş sırasında sık sık şu sloganlar atıldı: “Kahrolsun ABD emperyalizmi!”, “Katil Şaron Filistin’den defol!”, “Filistin halkı yalnız değildir!”, “Terörist ABD Ortadoğu’dan defol!, “ABD askeri olmayacağız!, “Katillerden hesabı emekçiler soracak!".

Eyleme yaklaşık bin kişi katıldı. Abdi İpekçi Parkı’nda yapılan konuşmaların ardından eylem sona erdi. (SY Kızıl Bayrak/Ankara)

İzmir’de Filistin’e destek eylemine bin kişi katıldı

Çeşitli DKÖ, sendika ve partiler tarafından İsrail’in Filistin’i işgalini ve katliamları protesto etmek amacıyla 14 Nisan günü bir miting yapılması düşünülmüştü. Fakat biraraya gelen kurumlar miting örgütlenmesini üstlenemedikleri için bu gerçekleşemedi. Bunun yerine aynı gün yaklaşık bin kişinin katıldığı bir basın açıklaması yapıldı. Polisin eylem boyunca sözlü saldırılarda bulunması gerginlik yarattı. İzmir İHD Şube Başkanı tarafından okunan basın açıklamasında; “11 Eylül’de yaşananların ardına sığınan ABD ‘terörle mücadele’ adı altında emperyalist ve saldırgan yüzünü göstermiştir” denildi. Eylemde; “Yaşasın halkların kardeşliği!”, “Filistin halkı yalnız değildir!”, “Kahrolsun ABD emperyalizmi!”, “Savaşa hayır barış hemen şimdi!”, “Yaşasın devrimci dayanışma!, “İçerde dışarda hücreleri parçala!” sloganları atıldı. (SY Kızıl Bayrak/İzmir)

Filistin’e destek adına gerici gösteri

Kayseri İHD Şubesi diğer kitle örgütleriyle birlikte Filistin’e destek amaçlı bir basın açıklaması yapma önerisi getirdi. Yapılan toplantı sonucu KESK ve EMEP platformu genişletmek istediler. 7 Nisan pazar günü yapılması istenilen açıklama böylece ertelendi.

Platforma SP, MHP, ANAP, Kamu-Sen, Memur-Sen, Mazlum-Der gibi gericilerin dahil edilmek istenmesi üzerine İHD platformdan çekildiğini bildirdi.
14 Nisan Cumartesi günü için miting kararı alındı. Ancak Amerikan işbirlikçisi siyonist İsrail destekçileriyle Filistin’e destek mitingi nasıl yapılabilirdi? Bunu kitlelerle buluşmanın yolu sananların yanılgısı uzun sürmedi. Türk bayrakları, Doğu Türkistan bayrakları, SP bayrakları alanı donatmıştı. KESK, ÖDP, EMEP’in alanda varlıkları ile yoklukları birdi. Miting, Filistin’e destek mitinginden öte Mescidi Aksa’yı kurtarma mitingine dönüştü.

Atılan sloganlar ise daha ilginçti; “Ya allah bismillah allahü ekber!” gibi. “Yaşasın halkların kardeşliği!” sloganı ise zaman zaman atıldı. Mitinge yaklaşık 3000 kişi katıldı. Mitingde şiir okuyan Ali Sarıçiçek, şiirinde ben Kürdüm sözcüğü bulunduğundan dolayı gözaltına alındı. Tam bir gerici gösteriye dönüşen miting dağılırken Genç Osman marşı çalıyordu. (SY Kızıl Bayrak/Kayseri)

İsrail işgali ve katliamlar protesto edildi

ABD desteğiyle İsrail'in Filistin direnişine karşı sergilemiş olduğu vahşeti kınamak ve Filistin direnişinin yanında olduğumuzu haykırmak için 11 Nisan tarihinden itibaren hergün saat 21:00'de 1 dakikalık ışık kapama eylemleri yaptık.

İlk gün yaklaşık 30 kişi toplanarak ellerimizde mumlarla Armutlu Mahallesi’nde eylem yaptık. Eylemde attığımız sloganlarla katliamı, emperyalizmi ve siyonizmi teşhir ettik. 2.ve 3. gün de eylemi aynı şekilde tekrarladık. 4. gün Demokrasi Platformu’nun 1 Mayıs'ı bahane ederek eylemden çekilme kararına rağmen biz eylemi gerçekleşterdik.

Eylemin ilk gününden itibaren eylemin yapıldığı semt abluka altına alındı. Mahalle halkında tedirginlik yaratmaya çalışan polis, semtte gece geç saatlere kadar ellerinde sopalarla terör estirdi. Bu arada gözaltına alınan 5 arkadaşımız çıkarıldıkları mahkemece serbest bırakıldı.

Emperyalizmin ve siyonizmin uşaklığını yapan işbirlikçi sermaye devletinin polisi terörü bizi yıldıramayacak. (SY Kızıl Bayrak/Antakya)



Powell’ın Ortadoğu gezisi...

İşgal ve katliama zaman kazandırma turu

Amerika Filistin yarasını kaşımaya bir saniye ara vermezken, bölgedeki işbirlikçi iktidarların arabuluculuk çağrıları da devam ediyor. Bu sayede Amerika’ya tüm Ortadoğu ülkeleriyle, hatta tüm dünya ile alay etme fırsatı doğuyor.

Arabuluculuk çağrılarına bir yanıt olmak üzere, Amerikan Dışişleri Bakanı Powell geçtiğimiz hafta Ortadoğu’ya gönderildi. Powell’in gezisi sözde barış girişimleri içindi. Ancak, Dışişleri Bakanı bu sözde girişimleri sürdürürken dahi, Amerikan Başkanı Filistinlileri suçlamaya, İsrail’e arka çıkmaya devam ediyordu. Amerikalı Yahudilerin gösterisi vesilesiyle yayınladığı mesaj, Filistin halkına karşı kan ve kin doluydu.

Amerika’nınki öyle bir barış elçiliği ki, tam bir orta oyunu oynanıyor. Savaşan tarafların ikisiyle de (özellikle Filistin tarafıyla) görüştüğü için kendi bakanını suçlu ilan ediyor. Powell’ın Arafat’la görüştüğü için başkan tarafından azarlanması, medyada koltuğunun sallandığı yorumlarına yol açıyor. Ancak bu aceleci yorumlar yerini çok çabuk, yine ucuz bir Amerikan senaryosuyla karşı karşıya olunduğu tezlerine bırakıyor.

Gerçekten de, gerek Powell’ın temaslarına ilişkin açıklamaları, gerekse Beyaz Saray’dan yapılan açıklamalar, Amerika’nın, Başkanlık ve Dışişleri üzerinden ikili bir tutum içinde olmadığını gösteriyor. Bugüne dek olduğu gibi. Amerikan başkanı, Filistin teröre son vermelidir, diyor. Arafat’la görüşen Dışişleri Bakanı, terörü durdurmasını istiyor ve intihar eylemlerini kınamasını sağlıyor. Amerikan Başkanı, İsrail’in teröre karşı yürüttüğü savaşı anladığını ve desteklediğini söylüyor. Şaron’la görüşen Dışişleri Bakanı da farklı bir şey söylemiş değil. Her ikisi de işgalden ve artık askerlerin geri çekilmesinden bahsediyor. Fakat bunun ne kadar ikiyüzlü ve sahtekarca bir söylem olduğu, daha vahim olan katliamların durdurulmasından hiç söz etmemelerinden belli değil mi?

Neredeyse tüm dünyanın Cenin’deki katliamı konuştuğu bir sırada, Amerika’nın katliam kelimesini bile telaffuz etmekten uzak durması, katliamın arkasında gerçekten kimin durduğunun en büyük kanıtıdır. Gerçek şu ki, Filistin direnişinin ezilmesi, belki de İsrail’den fazla Amerika’nın işine gelmektedir. Bu dünya halklarının ezeli katili, hazırlandığı büyük Ortadoğu seferine kanla düzlenmiş bir Filistin hattından girmeyi hesaplıyor.