ARSIVANA SAYFA
 
17 Mart '01
SAYI:10
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Biricik gerçek alternatif işçi sınıfı partisinin devrimci programıdır
Krizin faturası kapitalistlere
Kriz ve burjuva siyasetinin iflası
Kriz: Nedenler ve sonuçlar, eğilimler ve yaklaşımlar
KOMSA'da işçi kıyımı
Çukobirlik işçilerinin grev kararlılığı
Ankara Sağlık Platformu'nun açıklaması
8 Mart etkinlikleri
Öncü İşçi İnisiyatifi’nin 8 Mart etkinlikleri
Kurtköy halkının gözünden 8 Mart ve gösterdikleri..
Saldırıya karşı işçi emekçi barikatı!
İTÜ'de yemek boykotu sürüyor
Gazi anması
Ölüm Orucu sürüyor!
Kayıpların akıbeti açıklanmalı
Bir tutsak annesinden açık mektup...
Dortmund'ta faşizme karşı 25 bin kişilik yürüyüş gerçekleşti!
Yurtdışı'nda 8 Mart etkinlikleri
Direnişçilerden mektuplar
"Okkan'ı JİTEM öldürdü"
Mücadele Postası


Bu sayının
PDF formatını download
etmek için tıklayın





 
 

Rektör Sağlamer sıkıştı, saldırıyor!.. Tüm baskılara rağmen;

İTÜ’de yemek boykotu sürüyor

Pazartesi: İTÜ’de ikinci dönemin başında başlayan yemek boykotu üç haftayı geride bıraktı. Rektörlüğün bayram tatilinden önceki tavrı, “nasıl olsa bayramdan sonra kendi kendine desteği kaybeder, boykot söner gider” şeklinde, süreci zamana yayma yönündeydi. Bu, Pazartesi gününün önemini daha da artırıyordu. Bu nedenle Pazartesi sabahı tüm fakülteleri yaygın şekilde afişledik. Yine alternatif yemek standımızda boykota destek veren öğrenci ve emekçilerle hazırladığımız sandviçlerimizi paylaştık. Aradan geçen bir haftalık tatile ve öncesinden bir boykot için yorucu sayılabilecek iki uzun haftaya rağmen üçüncü haftanın ilk günü desteğin büyük bir coşkuyla sürdüğünü gördük. Yemek standımıza talep beklediğimizden de fazla çıkınca ekme¤imiz tükendi. Buna rağmen aç kalan arkadaşlar da boykotu kırmadılar ve bu boykotun sadece “küçük bir grup öğrencinin” boykotu olmadığını gösterdiler. Bu rektörün planlarının tutmaması demekti.

Salı: Bunun karşısında rektörlük beklemeci taktiğini değiştirmek zorunda kaldı. Şiddete başvurarak sindirme taktiğini denedi. Elbette bu riskli bir taktikti onun için. Bununla boykotu kıramazsa daha zor bir duruma düşecekti.

Kapıdan ekmeklerle girmeye çalışan 6 arkadaşımız sivil ve resmi polislerce gözaltına alındı, 400 ekmeğe el konuldu. Gözaltına alınma sırasında bir arkadaşımızın burnu kırıldı. Aynı sıralarda kampüs dışında nohut-pilavcıyı bekleyen iki arkadaşımız da bir saatliğine gözaltına alındı. Bunun üzerine yaklaşık 100 kişilik bir kitleyle gözaltıların serbest bırakılması için “Ticarethane değil üniversite istiyoruz!” pankartımız ve “Katil polis, üniversiteden defol!”, “Başkomser Sağlamer!”, “Polis dışarı, bilim içeri!” sloganlarımızla rektörlüğe yürüdük. Rektörlükle görüştük ve orada türkü ve halaylarımızla arkadaşlarımızın bırakılmasını bekledik. Rektörlükten defalarca “teker teker bırakılmaya başlandılar” denmesine rağmen saatler sonra henüz Sarıyer TEM’de olduklarını öğrendik Rektörlük bu görüşmelerde bokotu engelleyeceğini belirtti. Yani “boykota devam ederseniz, sizi gözaltına aldırırım, malzemelerinizi içeriye sokmam” demiş oldu.

O gün yemek verememiş olmamıza rağmen insanların boykota desteği sürdü. Yemek yiyen sayısında o gün için sadece yüzde 5-10 civarında bir artış gözlendi.

Çarşamba: Salı gününün deneyiminin ardından Çarşamba sabahı ekmeğimizi alternatif yollardan soktuk. Yemek standımız bir günlük aranın ardından yeniden boykota destek verenlerle doldu taştı. Yaptığımız afişlerde rektörlüğün bu tavrını teşhir ettik: “Dikkat! Ekmekle girmek tehlikeli ve yasaktır, gözaltına alınıp dövülebilirsiniz!” vb.

Ayrıca boykota destek için yapacağımız şenliğin afişlerini yine yaygın olarak yaptık. Gelecek sanatçılardan Haluk Levent’in kapıda alıkonduğunu öğrendiğimizde oraya doğru bir yürüyüş başlattık. Şenlik için gelen kitlenin yarıya yakını yürüyüşe katıldı. Yürüyüşte “Polis dışarı, bilim içeri!”, “Haluk içeri, polis dışarı!”, “Müşteri değil öğrenciyiz!”, “Yemek zammı geri alınsın!”, “Sermaye defol, üniversiteler bizimdir!”, “Katil polis üniversiteden defol!”, “Şenlik hakkımız engellenemez!”, “Yaşasın boykot direnişimiz!”, “Eşit, parasız, anadilde eğitim”, “Başkomser Sağlamer!” sloganlarını attık.

Fen-Edebiyat kapısına kararlı bir şekilde geldiğimizi gören polis ekibi hızla oradan uzaklaştı. Kapıya dönük bir şekilde kortejimizi düzenledik ve Haluk Levent’in gelmesini sloganlarımızla beklemeye başladık. Bir süre sonra rektör yardımcısıyla görüşmek üzere diğer bir kapıdan içeri girdiğini öğrendik ve rektörlüğe doğru yürüdük. Burada bir süre bekledikten sonra Haluk Levent’in polis tarafından kampüs dışına çıkarıldığını öğrendik. Ardından yine sloganlarımızla yemekhanenin önündeki şenlik alanına döndüğümüzde alkışlarla karşılandık.

Ekmeklerden sonra Haluk Levent de İTÜ için “yasadışı” sayılmıştı. İçeri yalnızca Burhan Balta bir şekilde girebilmişti. Ancak o da gitarıyla girememişti. Bunun üzerine biz de kendi olanaklarımızla şenliğimizi gerçekleştirmeye çalıştık: Halaylarımız, türkülerimiz, yüksek moralimiz ve “herşeye rağmen boykot sürecek” coşkumuzla...

Perşembe: Güne büyük bir gerilimle başladık. Herşeye hazırdık, müdahale olmasını bekliyorduk. Malzememizi yine alternatif yollardan soktuk. Ekmeklerimizi hazırlarken, siviller yine etrafımızda dolanıyor, akılları sıra bizi taciz ediyorlardı.

Bugün rektörlük farklı bir uygulamayla yemekhaneye su vermedi. Boykotu kırıp da yemek yiyenler su içemediler. Yemek saatinin ortalarına doğru içimiz elvermediği için (!), boykotu kırmış bile olsalar, kendi getirttiğimiz sulardan bir damacanasını onlarla paylaştık. Rektörün bu uygulamasını teşhir ettik. Boykota destek azalmadan sürdü. Yemek yiyen sayısı yine bin civarında kaldı.

Son gelen haberlere göre, İTÜ’nün diğer ufak kampüslerinden Taşkışla’da öğrencileri yemekhaneyi kapatmakla, Maçka ve Gümüşsuyu kampüslerindeki öğrencileri ise çevik kuvvet müdahalesiyle tehdit etmişler.

***

Meşruluğumuz günden güne büyüyor, boykota destek azalmadan sürüyor. Destekteki bu nicelik zamanla niteliksel bir dönüşüme de uğruyor. Artık insanlar ekmek arası mönüden sızlanmak bir yana, yemek veremediğimizde bile desteklerini çekmiyorlar. Rektörlüğün öğrenciler nezdindeki meşruluğu epeyce bir zaafa uğramış durumda. Bunlar önemli kazanımlardır bizim için. Rektör sıkışmışlığından dolayı riskli oynuyor. Ancak bize geri adım attıramadığı için şu anda avantajlı durumdayız. Üstelik boykotun morali ve meşruluğu çok iyi durumda olduğu için, geri adım atmak rektörlüğe kalacak.

Boykotumuz sürüyor, moralimiz yerinde, her türlü baskıya karşı da cevabımız hazır. Kazanmaya çok yakınız. Dördüncü haftada görüşürüz.

İTÜ Ayazağa Kampüsü’nden
bir Ekim Gençliği okuru



İÜ Avcılar Kampüsü’nde 16 Mart katliamı lanetlendi...

“Ölümlere izin vermeyelim!”

Avcılar Kampüsü’nde Perşembe günü saat 12:00’de, 16 Mart katliamı ve Ölüm Orucu ile ilgili bir eylem gerçekleştirildi. Menza’nın içinde toplanan öğrenciler, katliamla ilgili temsili bir skeç oynadılar. Skeçten sonra Ölüm Orucuyla ilgili “Ölümlere izin vermeyelim!” ve 16 Mart katliamına dair bir pankart açılarak Menza önündeki bahçede toplanıldı. Pankartların yanı sıra katliamlar, kayıplar, vb. konularda dövizler taşındı. Kitle burada sloganlar attıktan sonra gündemdeki ve üniversitelerdeki sorunlarla ilgili hazırlanan bir metin okundu. Ardından kitle mühendislik kantinine geçti. Burada da aynı sloganlar atıldı ve aynı metin okundu. 16 Mart marşı söylendi ve kitle dağıldı.

Eyleme yaklaşık 70 kişi katıldı. Eylem boyunca, “16 Mart’ı unutmadık!”, “16 Mart’ı unutmayacağız!”, “Devrim şehitleri ölümsüzdür!” vb. sloganlar atıldı.

İÜ Avcılar Kampüsü’den bir
Ekim Gençliği okuru