2 Ağustos '03
Sayı: 30 (120)


  Kızıl Bayrak'tan
  İşbirlikçi sermaye iktidarı ABD'nin kirli savaş jandarmalığına soyunuyor
  İşbirlikçiler gençlerimizin kanını pazarlıyor!
  Sermaye devleti suç ortaklığına hazırlanıyor!
  AB uyum yasalarının gerçek yaşamda geçerliliği yok!
  Terör devletinin tahkimatı "ince" yöntemlerle sürüyor...
  Özelleştirilmesi planlanan KİT'ler en kârlı ve verimli sanayi kuruluşları...
  TEKEL işçileri özelleştirme saldırısına karşı mücadele ediyor...
  İşçi eylemlerinden...
  Deprem öldürmez devlet öldürür...
  Toplu görüşme değil toplusözleşme!..
  Avrupa Birliği daha fazla işsizlik, yoksulluk ve sefalet demektir...
  Birleşik Metal-İş genel kurulları ve metal işçilerinin görevleri/2
  Yeni bir soygun fonu: İşsizlik sigortası
  Irak direnişi emperyalist işgalcileri cephe gerisinde zorluyor
  "Yol haritası" aldatmacasıyla Filistin halkı teslim alınamayacak!
  Almanya'nın Kongo çıkartması...
  Latin Amerika: Amerikan emperyalizmi için büyüyen sorunlar
  Küba'ya boyun eğdiremiyorlar!
  Sağlık-İş Genel Başkanı'nın incileri ve sendika ağalarının gerçeği
  Faaliyetlerden...
  İşbirlikçi olmak istemedim
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
ABD’yi ziyaret eden Abbas Bush’tan destek yerine nasihat aldı...

“Yol haritası” aldatmacasıyla
Filistin halkı teslim alınamayacak!

Ortadoğu barışını tesis edeceği iddia edilen “yol haritası” emperyalist odakların yanı sıra bölgedeki gerici rejimlerin de yakın ilgisine mazhar oluyor. Bu yaygın ilginin temel nedeni, Bush-Şaron tarafından hazırlanan, Abbas’la ekibi tarafından hararetle desteklenen bu plan sayesinde Filistin direnişinin tasfiye olacağı beklentisidir. Zira Filistin’in işgali üzerinden yarım yüz yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen kırılamayan bir direnişle karşı karşıya bulunmak söz konusu gerici güçleri rahatsız ediyor.

Haydutbaşı Bush başta olmak üzere Washington’daki savaş kundakçısı ekip “yol haritası”na özel bir ilgi gösteriyor. Abbas ile Şaron yönetimlerini yakın takibe alan ekip, sürecin aksamadan devam etmesini sağlamaya çalışıyor. Kısa süre önce Ortadoğu’ya peşpeşe ziyaretler gerçekleştiren Amerikan yönetimi, önce Mahmut Abbas’ı, ardından Ariel Şaron’u Washington’a çağırdı. Ortadoğu barışının ülkeleri yıkan, halkları katleden politikaları temel alan bir savaş çetesinden beklenmesi, bu beklentiyi taşıyanlar açısından tam bir trajedidir. Bağımsız Filistin devleti gibi vaatlerde bulunan Abbas kabinesi Filistin halkını da aynı trajik beklenti içine çekmeye çalışıyor. Siyonistleri akıl almaz vahşi katliamlarından, ABD emperyalizmini de bu katliamcı yönetime tam destek verip finanse etmesinden tanıyan Filistin halkı, harcanan çabalra rağmen henüz böyle bir beklenti içine girmiş değil.

Abbas’ın umudu ABD’nin
İsrail’e baskı yapması

Washington ziyareti sırasında Bush’la görüşen Abbas, ABD yönetiminden neler beklediğini sıraladı. “Yol haritası”nın tam olarak uygulanmasını Bush yönetimine bağlayan Abbas, Filistinli mahkumların serbest bırakılması için Bush’un İsrail’e baskı yapmasını, yeni yerleşim yerleriyle bölgeler arasındaki duvar inşaatlarını durdurması için İsrail yönetimini ikna etmesini istedi. “Yol haritası”nı tam uygulama konusunda İsrail’in baştan beri isteksiz davrandığını, bu sürecin bir sonuca varabilmesi için İsrail’in cesur adımlar atmasına ihtiyaç olduğunu dile getiren Abbas, bu adımların ancak ABD’nin baskısı ile atılabileceğini savundu. Amerikan yönetiminin beklenen desteği vermemesi durumunda sürecin zora gireceği konusunda Bush’u uyaran Abbas, aksi halde, “Filistin’in tamamına öfke hakim olur. Ben ve hükümetim çokzor durumda kalırız” diyerek taşıdığı kaygıları dile getirdi. Buna rağmen ABD’nin barışın sağlanması için olağanüstü bir çaba gösterdiğini iddia eden Abbas, hem bu çabalardan dolayı, hem de ABD’nin Filistin yönetimine yaptığı 20 milyon dolarlık yardım için Bush’a teşekkür etti. Ortadoğu halklarının katili, bölgenin yağmacısı Amerikan emperyalizmi, Abbas’ın sözleriyl “barışın sağlanması için yoğun çaba harcayan ülke” mertebesine yükseltildi.

Abbas’a nasihat: “Sen önce Filistin
terörünün kökünü kazı”

ABD emperyalizmine dizdiği methiyelere, İsrail’in iknası için Bush’tan dilendiklerine karşılık Abbas’a ne verildi? Öncelikle Filistin hükümetini övgü dolu sözlerle pohpohlayan Bush’un, Abbas’a dönük şu sözleri bu konuda yeteri kadar fikir veriyor. “Size açıkça söylüyorum, Filistin’deki terörün kökünü kazımazsanız daha önemli konulara geçemeyiz!” Ancak Bush’un küstahlığı bununla da sınırlı değil. Filistinli mahkumların salıverilmesi talebine ilişkin Bush, “İsrail’den teröristlerin salıverilmesini isteyemem” diye karşılık vererek, Filistin halkının direnişine duyduğu kini kusmuş, direnişin ezilmesi görevini bizzat Mahmut Abbas’a biçmiştir.

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’in açıklaması ise, “yol haritası”yla ilgili beklentilerin boşluğunu teyit eder cinsten. “Yol haritası”nda 2005 yılında bağımsız Filistin devletinin kurulması öngörülüyor. İşte Powell bu öngörünün gerçekleşmeyeceğini itiraf ediyor. Powell, “Filistin Devleti’nin 2005’e kadar kurulması hedefinin gerçekleştirilmesinin hala mümkün ama güç” olduğunu söyledi. Bu durumda Filistin devletinin kurulması vaadi belirsizleşiyor ki, Filistin halkına çözüm diye sunulan “yol haritası”nın temel iddiası Filistin devletinin kurulacağıdır. Elbette emperyalist haydutların el attığı sorunların çözülmek bir yana tam bir kangrene dönüştüğü, onmilyonlarca insanın bu kanlı “çözümlere” kurban gittiği 20. yüzyıl boyunca yaşaan deneyimlerden bilinmektedir. Şimdi ise, Filistin halkına “vadedilen” devletin kuruluşu bile belirsiz bir tarihe atılarak, daha işin başında sahtekarlık itiraf ediliyor.

Siyonistlerden göstermelik adımlar

Abbas’ın ardından Washington’a giden Şaron’un ABD ziyareti öncesinde İsrail hükümeti tarafından “cesur” adımlar atılacağına dair açıklamalar yapıldı. Atılacağı iddia edilen adımlar; 540 Filistinli mahkumun serbest bırakılması, Batı Şeria’daki üç askeri barikatın kaldırılması, iki kentin denetiminin Filistinliler’e verilmesi. Bu konudaki ayrıntılar İsrail Savunma Bakanı Şaul Mofaz ile Filistin Güvenlik şefi Muhammed Dahlan arasında yapılacak görüşme sonrasında açıklanacakmış. Bu arada serbest bırakılacak mahkumları belirleyen İsrail İç Güvenlik Servisi Şin Bet, örgüt üyelerinde, İsrailliler’in ölümü ya da yaralanmasına sebebiyet veren bir eyleme katılmış olmama şartı arıyor. Filistin yönetiminin talebi ise, binlerce mahkumun herhangi bir koşul öne sürülmeden salıverilmesi.

Atılacağı iddia edilen söz konusu adımların ne kadar cesur olduğu bir yana, bu adımlar atılsa bile, İsrail’in Filistin halkı üzerinde estirdiği terörün bir nebze hafifletilmesinden öte bir anlam taşımıyor. Filistin halkının temel sorunları bir yana, siyonistler yeni Yahudi yerleşimleri kuruyor, Filistin’i açık hapishaneye çeviren “güvenlik çiti” diye adlandırılan duvarı örmeye devam ediyor. Örneğine rastlanmayan bu vahşi uygulamadan vazgeçmeye niyetli olmadığını her fırsatta gösteren İsrail yönetimi, duvarın örülmesini protesto edenlere kurşun sıkarak bilinen tutumunu sürdürüyor. Aralarında 30 İsrailli ile Uluslararası Dayanışma Hareketi’nden (ISM) 50 yabancının bulunduğu 300 gösterici duvar inşaatının devam ettiği Batı Şeria’nın Anin köyü yakınlarında çitin iki tarafında toplandı. Köylülerin toprakarına gidebilmeleri için yapılan, ancak sürekli kapalı tutulan kapıyı sökmeye çalışan eylemcilere göz yaşartıcı bomba atan İsrail askerleri, ardından ateş açarak 5 yabancı eylemciyi yaraladı. İsrail devletinin gerçek yüzünü gösteren bu ve benzer saldırıların, “cesur” adımların atılacağına dair açıklamaların yapıldığı günlere denk düşmesi siyonistlerin gerçek niyetlerini bir kez daha gözler &oul;nüne serdi.

Filistin halkının en azılı düşmanları Bush-Şaron katillerinin destek verdiği bir plandan barış çıkmayacağı aşikar. Filistin halkı şimdilik süreci izliyor. İşgale karşı direnen örgütler de ateşkes ilan ederek benzer bir tutum içine girdiler. Ancak bu izleme sürecinin ne kadar süreceği belli değil. “Yol haritası”nın da bir aldatmacadan başka bir şey ifade etmediği tüm çıplaklığı ile ortaya çıkınca, direnişin yeniden yükselmesini hiçbir güç engelleyemeyecektir. Bu direniş, tutarlı bir anti-siyonist, anti-emperyalist önderliği bağrından çıkardığında, Filistin halkı gerçek özgürlüğe her zamankinden daha yakın olacaktır.