2 Ağustos '03
Sayı: 30 (120)


  Kızıl Bayrak'tan
  İşbirlikçi sermaye iktidarı ABD'nin kirli savaş jandarmalığına soyunuyor
  İşbirlikçiler gençlerimizin kanını pazarlıyor!
  Sermaye devleti suç ortaklığına hazırlanıyor!
  AB uyum yasalarının gerçek yaşamda geçerliliği yok!
  Terör devletinin tahkimatı "ince" yöntemlerle sürüyor...
  Özelleştirilmesi planlanan KİT'ler en kârlı ve verimli sanayi kuruluşları...
  TEKEL işçileri özelleştirme saldırısına karşı mücadele ediyor...
  İşçi eylemlerinden...
  Deprem öldürmez devlet öldürür...
  Toplu görüşme değil toplusözleşme!..
  Avrupa Birliği daha fazla işsizlik, yoksulluk ve sefalet demektir...
  Birleşik Metal-İş genel kurulları ve metal işçilerinin görevleri/2
  Yeni bir soygun fonu: İşsizlik sigortası
  Irak direnişi emperyalist işgalcileri cephe gerisinde zorluyor
  "Yol haritası" aldatmacasıyla Filistin halkı teslim alınamayacak!
  Almanya'nın Kongo çıkartması...
  Latin Amerika: Amerikan emperyalizmi için büyüyen sorunlar
  Küba'ya boyun eğdiremiyorlar!
  Sağlık-İş Genel Başkanı'nın incileri ve sendika ağalarının gerçeği
  Faaliyetlerden...
  İşbirlikçi olmak istemedim
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

Kızıl Bayrak'tan

Merhaba,

Bu hafta gündemimiz yine ülke ve dünya gündemiyle dolu.

Irak’ta savaş yeni başlıyor. Çünkü işgale karşı direniş yeni yeni örgütleniyor. Amerikan gemileri bundan böyle Guantanamo’ya esir değil, kendi limanlarına, şehirlerine tabut taşıyacaklar. Bugün birer-ikişer yükleniyor tabutlar, yarın güvertelerde sıraya dizilecekler.

Buna zorunlu olmadığını düşünüyor uyanık kovboy. Onun yerine ölmeye-öldürmeye hazır pek çok uşağı olduğunu biliyor. Irak bataklığına da bunları sürmeye çalışıyor. 50 yıllık stratejik uşağı Türk devleti için “ikna” süreci tamamlanmış, karar verilmiş durumda. “Amerika çok memnun” diye yazıyor gazeteler. Sebebini yazmıyorlar ama. Yazamıyorlar. Çünkü bu kararın uygulanmaya başlanmasıyla birlikte Irak bataklıklarında günü birlik avlanma nöbeti Yanki’den Mehmetçiğe geçecek. Bu kanlı savaşta Amerikan emperyalizminin jandarmalığını yürütmenin gerekliliği üzerine ahkam kesemezler. Cenazeler (fakat ille de genç cenazeleri) her türlü sözün bittiği, yüreklerin eyleme kışkırtıldığı acılar kervanı gibidir.

Tabloya ilişkin çeşitli gelişmeler, değerlendirmeler, eleştirilere sayfalarımızda yeterince yer verdiğimiz için burada daha fazla uzatmak gerekmiyor. Doğrudan kendi payımıza düşene el atabiliriz.

Felaketle sonuçlanacak böyle bir gidişi engelleyecek tek gücün işçi sınıfı ve emekçilerin kitlesel eylem gücü olduğu açıktır. Sınıf ve kitle hareketinin şu anki görüntüsü, ne yazık ki, gidişatı engelleyebilme yönünde bir işaret vermemektedir. Ama bunun devrimciler üzerindeki tek kalıcı etkisi, böylesi bir durumun yüklediği görev ve sorumluluklar olmalıdır. Hareketin durgunluğu üzerinden umutsuzluk asla olamaz.

Sınıfı ve kitleleri harekete geçirmek ve yüzyılın kanlı paylaşım savaşında figüranlık rolünü reddetmelerine yol göstermek için, devrimci eylemliliği yükseltelim...