03 Mayıs'03
Sayı: 17 (107)


  Kızıl Bayrak'tan
  İşçi sınıfı kazanılmadan 1 Mayıslar kazanılamaz!
  İstanbul'da 1 Mayıs...
  Ankara'da 1 Mayıs...
  Ankara'da 1 Mayıs'a yoğun gençlik katılımı...
  Türkiye'de 1 Mayıs...
  İzmir'de 1 Mayıs...
  1 Mayıs eylemlerinden...
  Irak halkının direnişi işgalcilerin planlarını bozacak!
  Irak'ta yeni bir Vietnam sendromu korkusu
  Kölelik yasası TBMM Genel Kurulu'na geliyor...
  Özelleştirme yağmasına karşı topyekûn mücadeleye!
  1 Mayıs dünya ölçüsünde yaygın ve kitlesel gösterilerle kutlandı
  Almanya'da 1 Mayıs...
  Dünyada 1 Mayıs...
  Depreme değil çürümüş düzene isyan!
  Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan...
  1 Mayıs çalışmalarından...
  1 Mayıs çalışmalarından...
  1 Mayıs çalışmalarından...
  İsviçre'de Ekim Gençliği kampı...
  Devrim davasının yenilmez neferi Hatice Yürekli'yi andık...
  İmparatorluğun şeytani dehası: Irak yeniden ayağa kalkacak mı?
  Bıji 1 Gulan!
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Hatice Yürekli yoldaşa...

Ben sende gördüm, gözlerinde gördüm...

İçinin, yüreğinin sonsuzluğuydu gözlerinden fışkıran
ve içinde güneşler taşıyan kızıl yıldızdı gözlerin
Bakışların ki, sabah bir bilinmezliğe giden babasının
akşam elinde somun, elinde umut, elinde yarını getiren
bir işçi çocuğunun bakışları.
Ve ben sende tanıdım kavgayı, gözlerinden, yüreğinden...
Ve ben seni ilk kez bir grevde gördüm.
Sen çocuktun, sen anneydin, sen kardeştin
ve sen anlamını senden öğrendiğim yoldaştın.
Yoldaştın babaya, yoldaştın amcaya ve yoldaştın Fatma teyzeye...
Sen umuttun onlara bakışlarınla, yanlarında duruşunla
dedim ya sen yoldaştın onlara
ve seni şimdi halayda gördüm, umudun halayında, grev halayında...
ve ben seni her görüşümde dağlarda olsun, köylerde, şehirlerde, fabrikada olsun
sen dokuyordun hayatı
tıpkı tekstil işçisinin geçinmek için sahibi olmadığı hırkayı dokuduğu gibi.
Ve ben sende gördüm, bakışlarında gördüm
ulaşılmaz sandığım ütopyamızın ulaşılırlığını 
gördüm ki daha umutlu gözlerle yolluyorum babamı işe.
Gördüm ki, sana yoldaş oluyorum, halkıma yoldaş 
şimdi uykusuz geçen gecelerimin ardında
ışığın karanlığı deldiği ilk anlarda öten kuşu
daha iyi anlıyorum ve onu kendime benzetiyorum
çünkü bir bilinmezlik içinde ilerlerken
sende gördüm, gözlerinde gördüm o ışığı
artık birlikte dokuyoruz hayatı
birlikte ve kendimiz için, halkımız için
ve saracağız dünyanın sırtına umudun hırkasını
alacağız hakkımız olan yarınlarımızı.
Dedim ya yoldaş olmuştun sen bana, halkıma
olur da yürüdüğümüz yolda düşersek zindana
yarım kalmasın diye ördüğümüz hırka
taşmalıyız zindanlardan, hücrelerden, demir kapı altından
birleştirerek umutlarımızı parçalamalıyız duvarları.
Yoldaş olmuştum bir kez sana, halkıma
dönmek yoktu, kaçmaksa hiç olamazdı/olmamıştı
ve ben sende gördüm, gözlerinde gördüm
gerektiğinde ölüneceğini, gerektiğinde yatılacağını açlığa
ta ki yıkılınca hücre duvarı, kopunca esaretin zinciri.
Ve ben yoldaştım sana, halkıma, ölülerimle yoldaş
katledilmiş yakılmış olsa da bedenlerimiz
taşıracağız umudu mahpus damlarından
ve örmeye devam edeceğiz 
dünyayı saracak olan umudun ütopyasını
.

SY Kızıl Bayrak okuru bir
öğrenci/Trabzon



Haklarımıza sahip çıkalım!

Bundan bir yıl önce işgüvencesi yasa tasarısı meclise sunuldu. Buna göre patronun işçiyi haklı nedenle işten attığını ispatlaması gerekiyordu. Bu sözde iş güvencesi yasasını dengelemek için yeni bir iş kanunu hazırlandı. Buna göre esnek üretim dayatılıp, kıdem tazminatı kaldırılıyor, işçi kiralama getiriliyor. Kısacası yaşamımız tamamıyla köleleştiriliyor. Çalışma ortamımız Ortaçağ koşullarına çekilmeye çalışılıyor. Bedeller ödenerek kazanmış olduğumuz haklar birer birer geri alınmak isteniyor.

Bu köleleştirme yasasına karşı sendikaların gerçek anlamda bir karşı duruş sergilemediği herkesçe biliniyor. Orta yol bulmak için çalışılıyor. Yasalar meclisteyken işyerlerinde işçilerin tepkilerini ölçmek için bir yıl öncesinde hazırlanmış olan sözleşmeler gündeme sokuldu. Birkaç maddesi tam anlamıyla işçilerin beyinlerini teslim alma amaçlıydı. İşçinin hafta sonu ve bayram tatillerinde çalıştırılması, gerek duyduğunda işçinin başka bir fabrikada çalıştırılması vb. birçok madde içeriyor. Bu sözleşmeler birçok fabrikada gündeme getirildi, bu sözleşmeler imza atan da oldu, atmayan da. Bunu kabul etmeyenlerin azımsanmayacak sayıda olmasına rağmen bir yıl boyunca imza attırmak için uğraşıldı. Tehditler, baskılar yapıldı. İşten atmalar devreye girdi.

Mart 2003’e gelindiğinde her fabrikada yoğun işten çıkarmalara başlandı. Yalnızca Çiğli Organize’de tekstil sektöründe 2 bin civarında işçi işten çıkarıldı. Benim çalıştığım tekstil fabrikalarında da Mart başlarında bizlere sözleşme dağıttılar. Birkaç arkadaş bir araya gelerek diğer çalışan arkadaşları imza atmama konusunda uyarıyor, attırmamak için çalışıyorduk. Etkisi de oldu, birçok arkadaş imza atmadı. 13-14 Mart akşamı 50-60 kişi işten çıkarıldık, aramızda imza atanlar da vardı. Gerekçe yeni iş güvencesi yasasının meclisten geçecek olmasıydı. Biz biliyoruz ki, işten çıkarılmak için imza atmışsın atmamışsın önemli değil, her halükarda işten çıkarılıyorsun. İşverenlerin yapmak istedikleri kendi elimizle kendi köleliğimizi imzalamamız ve beynimizi de teslim etmemizdi. Bugün herkes biliyor ki, asal olmayan biçimde, sigortasız çalıştırılıyoruz, 12-16 saat çalışıyoruz. Kimi zaman sabahçı kalıyor ertesi gün akşama kadar çalışıyoruz. İşverenler yasadışı uygulamalarını şimdi iş kanunu ile yasallaştırmak istiyorlar. Saldırılarını yasal dayanaklara oturtmak istiyorlar. Kârıma daha fazla kâr nasıl katabilirim hesaplarını yapıyorlar. Kapitalistlerin her zaman amacı zaten bu değil mi? Daha fazla kâr, daha fazla sömürü...

Bugün sınıf bilinçli öncü işçilerin yapması gereken şeylerin başında bulundukları her alanda sermaye devletinin gerçek yüzünü teşhir etmek ve bir araya gelip örgütlenmek geliyor. ABD’nin başta Irak olmak üzere halklara karşı yürüttüğü “Kirli savaşa hayır, emperyalist saldırılara hayır!” demeliyiz. İktidar emperyalist savaşa destek vererek suça ortak olmuştur. Bu kirli savaşın sorumluluğunu üstlenmemek için, savaş ile iş güvencesi bahane edilerek binlerce işçinin işten çıkarılmasına karşı çıkmak için örgütlü olarak bir araya gelmeliyiz.

Çiğli’den tekstil işçisi/İzmir