8 Mart '03
Sayı: 09 (99)


  Kızıl Bayrak'tan
  Emperyalist savaşın faturasını onlara ödetmek ve hesap sormak için mücadeleyi yükseltelim!
  Savaşı engelleme görevi aksatılmamalıdır!
  Emperyalist savaş bahanesiyle demokratik haklar gaspediliyor, devlet terörü tırmandırılıyor
  Savaş çığırtkanlarının "ulusal çıkar" yalanı
  Ordu Pentagon'un, ekonomi İMF'nin emrinde!
  Yeni bir tezkere hazırlanıyor!
  ABD'nin Kürt kartı...
  1 Mart eylemi üzerine...
  1 Mart mitingi ve sendikalar
  1 Mart mitingi ve gençlik...
  Emperyalist-siyonist saldırganlığa karşı bölge halklarıyla dayanışmayı yükseltelim!
  Partiyi her alanda ve her açıdan güçlendirmek için!..
  "Emperyalistler, işbirlikçiler 6. Filo'yu unutmadık!.."
  Beytepe'de 1 Mart çalışması ve eyleme katılım
  ODTÜ'de 1 Mart eylemine yönelik çalışma
  Eylem ve etkinliklerden...
  Emperyalizme uşaklığın utanç fotoğrafı
  8 Mart etkinliklerinden...
  Cenevre'de emperyalist savaşa karşı yürüyüş...
  Cezayir'de iki günlük genel grev
  Tezkerenin reddi ve Güney Kürdistan...
  İnsan haklarına aykırı eğitim mi?
  Geleceği olan bir pazar: Savaş
  Doğan medya neden savaş istiyor?
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Cezayir’de iki günlük genel grev

Cezayir’de 25 Şubat günü başlayan ve iki gün devam eden genel grev ülkede hayatı felce uğratı. Katılımın %90’ı aştığı bu emekçi eylemi bağımsız Cezayir tarihinin üçüncü genel grev oluyor. Bu eylem Cezayir’in en büyük işçi sendikası UGTA’nın çağrısı sonucu başlatıldı. Genel grevin temel şiarını iktidarın sürdürmekte olduğu özelleştirme saldırısını protesto oluşturdu.

Cezayir zengin yeraltı kaynaklarına sahip olan bir ülke. Önemli petrol ve doğalgaz rezervleri mevcut. Petrol ve doğalgaz ihracı Cezayir’e önemli bir gelir sağlıyor. Yıllardır devam eden iç savaş petrol ihracatını olumsuz yönde etkilemedi. Tersine petrol gelirinin bir bölümü rejimin sürdürdüğü kirli savaşın finansmanına ayrıldı. Doğal kaynakların sağladığı zenginliğe rağmen Cezayir halkı yıllardır derin ekonomik krizle boğuşuyor. Ülke nüfusunun çok genç olması (%70’i otuz yaşının altında) yaşanan sorunları daha da derinleştiriyor. İşsizlik oranı çok yüksek, emekçilerin alım gücü ise çok düşük.

Kırsal bölgelerden şehirlere göç özellikle iç savaş döneminde hız kazandı. Kentlerde yoğunlaşan emekçi kitleler kenar mahallelerde sefaletle yüzyüze kaldılar. Ekonomik kriz sosyal bir krize yol açtı. Düzene tepki duyan kitlelerin bir kısmı islamcı harekette kendisini ifade etmeye çalıştı. Yaşanan iç savaş devlet terörünün tırmanmasına vesile oldu, işçi ve emekçiler büyük baskılarla susturulmaya çalışıldı. Buna karşın kitleler tepki ve hoşnutsuzluklarını her vesileyle ifade etmeye çalıştılar. Geçen hafta yaşanan genel grev bu noktada büyük bir anlam taşıyor. Çünkü eylem yalnızca özelleştirmeye değil, iktidarın yıllardır uyguladığı, halkı sefalete iten politikalara duyulan tepkinin dışavurumuydu. Petrolden sağlanan zenginlikler bir avuç asalağı daha fazla zenginleştirirken, emekçi kitleler daha fala sefalete itildi ve saldırı programlarına maruz kaldı.

Son eylem iktidara ve petrol burjuvazisine yönelik bir uyarıdır. Ülkenin tanık olduğu genel grev sendika tarafından özenle hazırlandı. Sendika başkanı “işçilerin genel greve gitmeyi kabul etmeleri için yerel düzeyde 650 genel kurul düzenlediklerini” açıkladı. Petrol sektörü dışındaki bütün işkollarında işçilerin yoğun katılım sağladıkları eylem başarıya ulaştı.