25 Ocak '03
Sayı: 04 (94)


  Kızıl Bayrak'tan
  Emperyalist savaş karşıtı mücadelenin güncel sorunları ve görevlerimiz
  Kapalı kapılar ardında hazırlıklar ve pazarlıklar kesintisiz sürüyor!
  Savaş karşıtı eylemlerden...
  TÜSİAD resmi politikayı açıkladı: Savaşa katılmamız gerek!
  Barışın güvencesi saraylar değil, sokaklardır!
  Ankara BES 1 No'lu Şube Başkanı Fikret Aslan'la savaş üzerine konuştuk...
  Dünya halkları savaşa ve saldırganlığa karşı ayakta!
  Savaşa karşı omuz omuza!
  Amerikancı medya savaş kışkırtıcılığına devam ediyor!
  AK Parti düzenin pislikleini aklamaya devam ediyor!
  Ciddiyetsizliğin son perdesi/5
  Özelleştirme emperyalizmin dünyayı köleleştirme planlarının bir parçasıdır
  Onurlu bir yaşam için mücadele saflarına!
  Tekstil-konfeksiyon işçilerinin durumu...
  Küçük-burjuva devrimciliği ve sınıf çalışması
  Emperyalist savaş ve emperyalist çıkarlar
  Sorular, sorular...
  İÜ'de bir dönemin ardından...
  İKE etkinliklerinden...
  M. Suphiler'in ruhuyla emperyalist savaşa karşı mücadele...
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

Kızıl Bayrak'tan

Geçen hafta sonu tüm dünyada gerçekleşen savaş karşıtı gösteriler gündeme damgasını vurdu. Artık milyonlar sokaklara çıkıyor. Artık yalnızca haydutlar değil, emekçi halklar da kendi cephelerinden savaşa karşı tutumlarını ortaya koyuyor. Emperyalist savaş ve saldırganlığı durdurmak için bu gösterileri daha da yaygınlaştırmak, daha militan daha örgütlü bir karakter kazandırmak göreviyle karşı karşıyayız. Özellikle işçi sınıfının üretimden gelen gücü ve bağımsız sınıf tavrıyla bu mücadelede yerini alması can alıcı bir önem taşıyor. Bu bilinçle tüm gücümüzü sınıf çalışmasına yoğunlaştırmalıyız.

Türkiye cephesinde savaş hazırlıkları, pazarlıklar ve diplomasi trafiği alabildiğine hızlanırken yaygın fakat henüz kitlesel olmayan gösterilerle sokaklar ısınmaya başladı. Bu anlamlı çıkışı güçlendirmek ve haydutların hesaplarını bozmak Türkiye’de yaşayan emekçilerin boynunun borcudur. Bu hafta sonu (Pazar günü) silah denetçilerinin vereceği rapor vesilesiyle tüm dünyada ortak eylem kararı alındı. Aynı gün Beyazıt Meydanı’nında saat 13:00’de yapılacak basın açıklamasına tüm güçlerimizle katılalım. Ankara, İzmir, Adana gibi kentlerde aynı içerikle yapılacak eylemlere de katılım sağlamalıyız.

Savaş karşıtı eylemler karşısında sermaye devleti çaresizliğini saldırarak göstermeye başladı. Aynı şekilde tecride karşı sürdürülen mücadeleyi gündeme getirmek için pek çok ilden Ankara’ya yürüyüş yapan TAYAD’lı Aileler de bu saldırıdan paylarını aldılar. Manisa çıkışında saldırıya uğrayan ailelerden pekçoğu ağır şekilde yaralandı, Ankara’ya ulaşabilen aileler ise sağır kulaklara, kör gözlere sürmekte olan direnişi bir kez daha duyurmaya çalıştı.

Seçim dönemi öncesi afiş çalışması yapan üç arkadaşımız polis tarafından gözaltına alınmış, ertesi gün çıkarıldıkları savcılık tarafından serbest bırakılmıştı. Arkadaşlarımız hakkında soruşturma başlatan Beyoğlu Savcılığı “eğitim kurumuna izinsiz afiş asmaktan” dolayı arkadaşlarımıza bir ile iki yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı. Aslında sorunun hiç de eğitim kurumuna afiş asmak olmadığını, asıl sorunun düzeni teşhir amaçlı ajitasyonu engellemek olduğunu biliyoruz. Bundan dolayıdır ki seçim döneminde okul duvarlarından duraklara ve üst geçitlere kadar her tarafa afiş asan düzen partilerine hiçbir şekilde müdahale edilmezken, muhalif kimliklerinden dolayı çalışanlarımıza keyfi dava açıldı. Düzenin demokratikleşme iddialarının göstermelik bir yalandan ibaret olduğu bu olayla bir kez daha açığa çıkmıştır.

Antakya’da çalışanımız Abdullah Lif devletin resmi terör güçleri tarafından gözaltına alınmak istendi. Çalışanımızın direnişi karşısında çaresiz kalan polis işkenceci yüzünü göstererek şiddet kullanma yoluna gitmiştir.

Her zaman söylediğimiz gibi çalışmamızı işçi ve emekçilere taşımaya devam edeceğiz. Hiçbir güç bizi engelleyemedi, engelleyemez!

Geçen haftaki sayımızda duyurmamıza rağmen yer sıkışıklığı nedeniyle yayınlayamadığımız anket sorularını ileriki haftalarda yayınlamayı umuyoruz.