09 Kasım '02
Sayı: 44 (84)


  Kızıl Bayrak'tan
  3 Kasım seçimleri
  Şimdi sıra AKP hükümetinde...
  3 Kasım seçimleri, AKP ve emperyalistlerin beklentileri
  Yıkımın sahnedeki sorumlularının yıkımı
  Felsefesi serbest piyasacı, programı İMF'ci...
  Yeni hükümete eski program!
  İstanbul'da 6 Kasım eylemleri...
  Ankara'da 6 Kasım eylemleri...
  6 Kasım eylemlerinden...
  Emperyalist savaş karşıtı eylemlerden...
  Günü kazanarak geleceğe hazırlanıyoruz!
  Esenyurt BDSP çalışması...
  Anadolu Yakası BDSP çalışması...
  Sefaköy ve İkitelli BDSP çalışması...
  Adana BDSP çalışması...
  Dikmen BDSP çalışması...
  Hüseyingazi BDSP çalışması...
  Mamak BDSP çalışması...
  Seçim sonuçları üzerine...
  Komünistler ve ulusal kurtuluş mücadeleleri
  Petrol devleri sabırsız
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Emperyalist savaşa hayır!

Ortadoğu’nun zengin petrol yatakları, coğrafi konumunun sağladığı ulaşım olanakları gibi nedenlerle bölge her zaman emperyalist ülkelerin iştahını kabartmış, kirli çıkar hesaplarının konusu olmuştur. Bu nedenle Ortadoğu sürekli savaş halini yaşamıştır. Tabii ki bundan silah tekellerini büyük kârlar etmiş, milyonlarca masum insanın kanı emperyalizmin kasalarına dolar olarak geri dönmüştür.

Dünyanın gözü önünde halklara yapılan bu katliamları, Körfez Savaşı vesilesiyle TV kanallarından biz de izledik. Atılan bombaların, her yeni silahın, uçağın masum halkları öldürmek için denendiğini, pazarlandığını unutarak... Her şey bir savaş filmi gibi izlendi ekranlardan ... Oysa Iraklı çocuklar öldürüldüler, belki de hiç TV izleyemeden... Suçları yalnızca Irak’ta doğmuş olmaktı. Emperyalizm ise sürekli suç işliyor. Milyonlarca masum insanı öldürüyor, hem de dünyanın gözleri önünde...

Yanı başımızda bu katliamlar yaşanırken, unuttuk ülkemizin de bu savaşa katıldığını, üstlerinden kalkan uçakların milyonlarca Iraklının üzerine bombalar yağdırdığını...

Buna benzer pek çok saldırının faili olan ABD, kendi saldırgan yüzünü gizlemek için çeşitli kılıflarla kandırmak istiyor bizi. Körfez savaşı sırasında kullandığı kılıf “uluslararası hukuku korumak”tı. Birleşmiş Milletler şemsiyesiyle hiçbir hukuk kuralına uymadan Irak’ı bombaladı.

1980 lerde Nikaragua’ya bombalar atılırken de, “özgürlük savaşçıları” adını verdiği terörist orduya Dışişleri Bakanlığı’nca resmi olarak şu emri verdirmişti: “Nikaragua’daki zayıf hedeflere (yani savunmasız tarım kooperatiflerine ve sağlık ocaklarına) saldırılması.”

Sicili bozuk haydut ABD son yüzyıl içinde milyonlarca insanın ölümüne neden olacak saldırıları yürüttü; en son Kosova’ya “insani müdahale”de bulundu, Sırbistan’ı bombaladı, vb. Emperyalizmin genelde tercih ettiği yol, halkları kandırmak için böylesi yalanlara başvurmak. Örneğin, Japonya Mançurya’yı işgal ederken, İtalyan faşist diktatörü Mussolini Habeşistan’ı işgal ederken ya da Hitler Polonya’yı işgal ederken, hep “insani müdahale” diye sundular katliamlarını. Ülkemizde de 19 Aralık 2000’de cezaevlerinde “Hayata Dönüş” operasyonu adı altında onlarca siyasi tutuklu yaşamını yitirdi, yakıldı, işkence gördü.

11 Eylül sonrası süreçte ABD “terörizme karşı savaş” açtı. Pek çok insanın artık gözü açıldı, bu yalanlara kanmıyor. “Teröre karşı savaş”, “özgürlük için savaş” diyen, ama Bin Ladin’i bahane ederek bombalanan Afganistan’da hastaneleri hedef seçen ABD kimi kandırabilir?

Şimdiki hedef ise Irak. Yeni İMF-TÜSİAD hükümeti kendi çıkarlarını da hesaba katarak bizleri korkunç bir savaşın içine sürükleyecek. Ekonomik bağımlılık nedeniyle bu savaşa girmeye zorunlu, ancak kendi çıkarları için de hevesli olan TC, savaş halinden faydalanmak istiyor. Biz işçilerin ekonomik ve sosyal haklarının askıya alınması için en iyi ortamı sunan savaş hali toplumun iyice baskı altında tutulmasına yarayacak.

Körfez savaşı sonrasında ABD Irak’a uyguladığı ambargo sonucu 1 milyon 700 bin insan öldü. Eski ABD Dışişleri Bakanı Madeline Albright’a bu durum hatırlatıldığında, “bu hükümetimiz için zor bir karar, ancak sonuçta elde edilen ödüle değer bir durumdur” demişti. İşte tüyler ürpertici bir soğukkanlılıkla ABD politikasının itirafıdır bu. Halkların ölümü pahasına “ödül”. İşte emperyalist-kapitalist sistem bu demektir.

Bu savaşta yine benzer katliamlar yaşanacak, emperyalizm ve onun ülkemizdeki uzantıları kasalarını doldururken, dünya tarihine insanlık adına kirli bir dönem daha yazılacak. Eğer çocuklarımıza kanlı bir miras bırakmak istemiyorsak, emperyalist savaşa hayır diyerek, işçilerin birliği halkların kardeşliği mücadelesini yükseltelim.

SY Kızıl Bayrak okuru/İzmir



İnsanca yaşamak için gücümüzü birleşterelim!

Merhaba,

Ben tekstilde çalışan bir işçiyim. Hepimiz aynı koşullarda çalışıyoruz. Başımı işten kaldırıp dünyaya baktığımda, ezilen sınıf olarak hepimizin aynı kaderi paylaştığını görebiliyorum. Kapitalizm her ülkede hepimizi açlığa, yoksulluğa sürüklüyor. Bütün dünyada terör estiriyor. Yıllardır Ortadoğu’da savaş hiç bitmiyor. Bugün ABD hem İsrail’in yaptığı saldırıları destekliyor, hem Irak’a saldırmayı hedefliyor. Ve Türkiye’deki ABD uşakları bunu sonuna kadar destekleyeceklerini söylüyorlar. Bir yandan da bizi kandırmak için yalanlar söylüyorlar, ikiyüzlülüğe devam ediyorlar. Haktan, hukuktan, işsizlikten, yoksulluktan bahsediyorlar. Hiç utanmadan bizden oy istiyorlar. Aslında oy değil, bizden canımızı istiyorlar. Hepsi İMF ve ABD uşağı olmak için yarışıyorlar. Ve bu haydutlar bu ükede istedikleri şekilde at koşturuyorlar. Biz ise sadece bunlara bakmakla yetiniyoruz. O iki saat çalışan ve geceleri aç yatan biziz. Savaşta ölen biziz. Madem ki her şeyi yapan ve üreten biziz, yöneten de neden biz olamıyoruz? Arkadaşlar hiç sordunuz mu kendinize? Çünkü onlar bizi hep kandırıyorlar.

Artık yeter! Onların yalanlarını yüzlerine bir tokat gibi çarpmalıyız. Her yerde, fabrikada, okulda, kahvede, meydanlarda, seçimlerde birleşmeliyiz. Örgütlenmeli, gücümüzü birleştirmeliyiz. İnsanca yaşamak için mücadele etmeliyiz, birlik olmalıyız.

Tekstil işçisi/İzmir



Seçilenler varmış!

Gerdanına inciler dizilmiş
gecelerinde Boğaz’ın
hüzünlü martıları uykuya yatar,
yorgun ellerde taşınan ekmeği,
bağbozumları satar...
Oteller, moteller, şuh kahkaları
asalakların...
Suskunluğu düşünenin;
düşüncenin mahpusluğu...
Kavganın kösnük külü...
Harlanmaz ateşler...
Düşüp ölmeli mi şimdi
ya da kanatmalı mı
öfkeyi avuçlarda?
Akıyor zaman
akıyor Boğaz...
Dur-durak yok...
Evlerde gitgide ölgün
ışıklar...
Meşale yok...
Seçilenler varmış
ne çıkar?

Rahime Henden