09 Kasım '02
Sayı: 44 (84)


  Kızıl Bayrak'tan
  3 Kasım seçimleri
  Şimdi sıra AKP hükümetinde...
  3 Kasım seçimleri, AKP ve emperyalistlerin beklentileri
  Yıkımın sahnedeki sorumlularının yıkımı
  Felsefesi serbest piyasacı, programı İMF'ci...
  Yeni hükümete eski program!
  İstanbul'da 6 Kasım eylemleri...
  Ankara'da 6 Kasım eylemleri...
  6 Kasım eylemlerinden...
  Emperyalist savaş karşıtı eylemlerden...
  Günü kazanarak geleceğe hazırlanıyoruz!
  Esenyurt BDSP çalışması...
  Anadolu Yakası BDSP çalışması...
  Sefaköy ve İkitelli BDSP çalışması...
  Adana BDSP çalışması...
  Dikmen BDSP çalışması...
  Hüseyingazi BDSP çalışması...
  Mamak BDSP çalışması...
  Seçim sonuçları üzerine...
  Komünistler ve ulusal kurtuluş mücadeleleri
  Petrol devleri sabırsız
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Petrol devleri sabırsız

Amerikalı petrol tekelleri, Irak’ı yağmalamaya hazırlanıyorlar. Merkezi Londra’da bulunan ve Saddam Hüseyin’in devrilmesinden sonra Irak’ta önemli rol oynayacağı öne sürülen Irak Ulusal Kongresi (IUK), tekeller ile gizli görüşmeler yapıyor.

ABD tarafından yönlendirilen IUK’un lideri Ahmed Çelebi, “yeni Irak rejimi”nde devasa petrol rezervlerinin nasıl değerlendirileceğini ele almak üzere, Amerikalı petrol şirketlerinin yöneticileriyle bir araya geldi. Ekim ayı içinde yapıldığı IUK sözcüsü tarafından da doğrulanan görüşmelerin, petrol sektöründe büyük yankı yarattığı belirtiliyor.

BP bile tedirgin

İngiliz tekeli BP’nin yöneticisi Lord Browne, birkaç gün önce yaptığı açıklamada, “İngiliz petrol şirketlerinin şimdiden bir kenara itildiğini” söylemişti.

Görüşmeleri doğrulayan IUK Sözcüsü Zaab Setna, “Petrolcüler, doğal olarak gergin. Onlarla görüşmeler yaptık” diye konuştu.

ABD’nin en büyük petrol şirketlerinin yöneticileri, önümüzdeki ay içinde önemli bir toplantı yapacaklar. Ev sahipliğini Suudi Arabistan’ın eski petrol bakanı Şeyh Yamani’nin yapacağı toplantıda, “Irak ve petrol piyasasının geleceği” ele alınacak. Toplantıya; Iraklı eski bir askeri istihbarat şefi ile eski bir bakanın katılacağı öğrenildi. Tartışılacak konular ise; Irak’ın petrol potansiyeli, Suudi Arabistan kadar büyük bir üretici olup olamayacağı ve Saddam sonrasında OPEC’in (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) dağılıp dağılmayacağı.

Üç ülkenin tepkisi

İngiliz The Observer gazetesi, IUK ile petrol patronları arasındaki görüşmelerin ortaya çıkmasının, Bush yönetiminin işini zorlaştıracağını yazdı. Gazeteye göre bu tip toplantılar; BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkı olan Rusya, Fransa ve Çin’i kaygılandırıyor. Her üç ülke de, Irak ile petrol anlaşmalarına sahipler. Ancak IUK lideri Ahmed Çelebi, Saddam Hüseyin’in devrilmesi halinde Amerikalı şirketlere “yağlı ihaleler” verileceğini söylemişti. Bu açıklama, diğer ülkelerle Irak hükümeti arasında imzalanmış bulunan anlaşmaların iptal edilebileceğini de gösteriyor.

Irak petrollerinde en büyük çıkarı olan ülke, Rusya. Irak ile Rusya arasında milyarlarca dolarlık anlaşmalar imzalandı.

Hedef OPEC mi?

ABD yönetimi, Irak petrolünü ele geçirdikten sonra, bu kaynakları diğer petrol üreticilerine karşı silah olarak kullanmak istiyor. Bush yönetimiyle yakın ilişkisi olan “düşünce kuruluşları”nın raporlarında, Irak petrolünün “tam kapasite” ile üretilmesi sayesinde, OPEC kotalarının yerle bir edileceği ve ABD’yi sık sık huzursuz eden bu örgütün işlevsizleşeceği kaydediliyor.

Bush’un ekonomi danışmanlarından Larry Lindsey, Irak’a karşı ‘başarılı’ bir savaşın “ticaret için iyi olacağını” söylemişti. Lindsey, “Irak’ta rejim değişikliği olursa, dünya petrol arzına günde 3-5 milyon varil daha eklenebilecek. Bu da ekonomi için iyidir” diyordu.

Daha Irak’a saldırı başlamadan, OPEC’in çatırdamaya başladığı belirtiliyor.

Önce özelleştirme!

Eğer ABD’nin hesabı tutarsa, Amerikan çıkarlarına bağlı bir Irak, beş yıl içinde günde 10 milyon varil petrol pompalayabilecek. Irak’ın milli petrol şirketleri özelleştirilerek dev tekellerin eline geçecek.

Sağcı Heritage Vakfı’ndan Ariel Cohen, Eylül ayında konuyla ilgili dikkat çekici bir rapor yayınlamıştı. Raporda; Irak petrol sektörünün “etnik temelde” üç ayrı şirkete bölüneceği, bunlardan birinin Kuzey Irak’ta, diğerinin güneyde, bir diğerinin ise Bağdat civarında olacağı yazılmaktaydı.

Bu olasılık karşısında paniğe kapılan OPEC üyesi ülkeler, fiyatlar düşmeden önce pazar paylarını yükseltebilmek için kotaları çiğnemeye başladı bile. Bu nedenle, en azından ABD saldırısı başlayana dek, petrol fiyatlarının düşmesi sürpriz olmayabilir.

Tekel kârlarında düşüş

Bu arada, dünyanın en büyük petrol şirketi olan ABD’li ExxonMobil, net kârında 540 milyon dolarlık bir düşüş yaşadı. Dev tekelin rakibi ChevronTexaco’nun kaybı ise, 900 milyon doları buldu.

ExxonMobil’in net kârı; bir yıldan uzun bir süredir sürekli düşüş içinde. Chevron’un cirosu da, temmuz-eylül ayları arasında başaşağı indi. Bu durumun önemli nedenlerinden birinin; yüksek ham petrol fiyatları nedeniyle kâr marjlarının düşmesi olduğu belirtiliyor.

(Evrensel/4 Kasım 2002)



Yanardöner silahlar

ABD ile Britanya’nın ‘öldürmekten beter eden’ kimyasal silahlar peşinde olduğu ortaya çıktı. Bu silahlar insanı kör ediyor, deriyi 130 derece ısıtıyor.

Rusya’nın Çeçen ölüm timinin rehin alma eylemini bitirmek için düzenlediği operasyonda kullandığı fentanil gazının en az 117 rehineyle 50 Çeçen’in ölümüne yol açmasının ardından, dikkatler ‘ölümcül olmayan’ adı altında dehşet saçan ve uluslararası silah anlaşmalarını ihlal eden yeni silahlara çevrildi. New York Times, ABD’nin 1950’lerden beri ürettiği bu silahlara gelecekte daha çok başvurmayı planladığını belirtirken, Observer Britanya’nın ABD’yle ortak üretime hazırlandığını yazdı.

Ölümcül olmayan silahların düşmanı ‘şuursuz kılarak devre dışı bıraktığı’ için daha çekici hale geldiğini belirten NY Times, ABD’nin yüksek gürültü, parlak ışık, köreltici projektör, tiksinç koku, elektroşok, yoğun duman, süper yapıştırıcı, katılaşan köpük, kaygan yağ gibi türler üzerinde araştırmaları sürdürdüğünü belirtti. Pentagon’un 2000’de OptiMetrics firmasını fentanil dahil bir dizi kimyasal uyuşturucu konusunda araştırma yapmakla görevlendirdiği kaydedildi. 10 yıllık araştırmaların ardından Mart 2001’de Pentagon’un mikrodalga yayarak insan derisinde yanma hissi yaratan ve kalabalıkları dağıtan bir silah geliştirdiği aktarıldı. ABD’de özellikle kimyasal silah araştırmalarının ‘tam gaz’ gittiği ve Valium gibi çok satan yatıştırıcılarla afyon grubundan uyuştrucuları silaha dönüştürme konusunda yarış yaşandığı söyleniyor.

Dış İlişkiler Konseyi’nin 1999 raporunda ‘Ölümcül olmayan’ silahlar ‘daha az şiddete yol açtıkları için daha kabul edilebilir’ diye tavsiye edilmiş. ABD bu silahları özellikle barış gücü misyonları ve antiterör operasyonlarında kullanmayı planlıyor. Ancak Kaliforniya Üniversitesi’nin biyo-kimyasal silah uzmanı Mark Wheelis, “Ölümcül olmayan silah yoktur” derken, ‘Geleceğin Savaşı’ kitabının yazarı emekli uzman albay Dr. John B. Alexander, bu silahları savunanlara önce kendi üzerlerinde denemelerini tavsiye ediyor. 1993’te FBI’ın Teksas-Waco’da bir tarikata düzenlediği baskında gaz pompalanmasının kaos yarattığı, çıkan yangında 80 kişinin öldüğü de hatırlatılıyor.

‘İnsan zaplayan’ silah

Observer da, ABD ile Britanya’nın bu silahlar konusunda gizli görüşmeler yürüttüğünü yazdı. İki ülke düşmanı kör eden veya sersemleten lazer ve insan derisinde yanığa yol açan mikrodalga sistemleri ile fentanil gibi uyuşturucu gazların ortak üretimini görüşüyor. Observer, ışık hızında görülmez enerji dalgaları yayarak deri altındaki su moleküllerini kaynamaya geçiren ve insan derisini iki saniyede 130 derece ısıtabilen mikrodalga sistemlerine askerlerin ‘insan zaplayan’ adını taktığını aktardı. Görüşmelerde bunların ‘düşmanı caydırıcı araç’ olarak değerlendirilmekle kalmayıp, hedef alınan ülkelerde ekonomik yaptırımları destekleyici unsur olarak kullanmasının da tartışıldığı belirtildi.

ABD’nin Enformasyon Özgürlüğü Yasası sayesinde edinilen belgelere dayandırılan bu bilgiler üzerine, Britanya’da muhalefetteki milletvekilleriyle silah karşıtları, Tony Blair hükümetinden açıklama yapmasını istedi.

(Radikal/4 Kasım 02)