02 Kasım '02
Sayı: 43 (83)


  Kızıl Bayrak'tan
  Çakalların uluması boşunadır!
  Faşist saldırılar çalışmamızı ve mücadelemizi engelleyemez!
  Cumhuriyetin 79. yıldönümü, düzenin istikrar beklentisi ve seçimler
  ABD emperyalizmi Irak'a saldırı kararı için BM'yi sıkıştırıyor
  Emperyalist savaş ve saldırganlığa karşı sınıf savaşını yükseltelim!
  Emperyalist savaş karşıtı eylemler...
  ABD'de büyük savaş karşıtı hareket
  Çeçenistan, Rus gericiliği ve ikiyüzlülük
  Sosyal yıkıma karşı BDSP saflarında örgütlenelim!
  BDSP çalışmalarından...
  Emperyalist savaş ve güncel görevler
  BDSP çalışmalarından...
  Perinçek'ten inciler...
  El Salvador'da özelleştirmelere karşı kitlesel protestolar
  Bir kez daha KADEK ve Güney üzerine...
  İşçi Kültür Evi Bülteni'nden...
  Selam olsun Partimizin 4. kuruluş yıldönümüne!
  Alman devletinin kirli savaş tarihinde önemli bir sayfa
  İşkence yaygın ve sistematik olarak sürüyor!
  Küçükarmutlu katliamı 1. yılında...
  Pendik İKE'den "Kadın sağlığı" konulu panel
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Daha gençlik baharımızı yaşayamadan...

Ben 17 yaşında işçi bir gencim. Daha gençlik baharımda bu sistemin yarattığı iğrenç ve tiksinti verici çalışma şartlarının yavaş yavaş içine girmekteyim. Her an her yanımdan bir baskı geleceğini bilmekte, ama bu baskıların hepsini aşacağıma inanmaktayım.

Sosyal ve öğrenci hayatımdaki baskıları çalışma hayatımda da görmemek için her zaman direniyor, kendimi ve işçi yoldaşlarımı savunuyorum.

Ben Gebze Plastikçiler Sanayii Sitesi’nde bir fabrikada çalışıyorum. Çalışma şartlarımız yoğun fakat ortamımız güzel. Bu ortamı dağıtmak isteyen bir yönetimimiz var. Her işyeri gibi patron, ustabaşı, usta üçlüsü denilen şahıslar yoğun baskı uyguluyorlar. Ancak bu ağır koşulların ve davranışların bazı işçi arkadaşlarımızı yıldırtmadığı kanısındayım. Belki de ortamı dağıtmak istemelerinin amacı, işçi arkadaşlarımın direnişini azaltmak, kendilerine köpeklik ettirmek içindir. Bizim fabrikada çok lise mezunu var. Ben de onlardan biriyim. Fakat bu baskı ve uygulamalara karşı direniş yapan ilk kıvılcımım.

Kendisine müslümanım diyen ustabaşımız üzerime çok gelip ağır yükler yüklüyor. Tuvalete giderken bile izliyorlar. Sigara içmek yasak. Hatta bazı arkadaşlarımı yemek tatilinde bile yemekten kaldırıyorlar, sanki bir hayvan gibi. Yemek saatimizin 15 dakika olduğunu bile unutuyorlar. Küfür de çok. Hele bana yapılanlar. Alevi kökenli olduğum için bana “Alevi dölü”, “boşver şu it komünisti”, “sizin kökünüzü kurutacağız”, “şerefsiz” ve daha çok küfür ediyorlar. Ustabaşımız, patronumuzun teyzesinin oğlu. Biraz da bize yapılan baskıların sebebi bu.

Saat tam 18:00 olduğunda paydos ediyoruz. Servis 18:15’te kalkıyor. Bu 15 dakikalık zamanda yerleri mi temizleyelim yoksa üzerimizi mi, şaşırıyoruz. Yarı pis kalan yerler, yarı yağlı makinalar, yarı kirli yüzümüzle işyerinden çıkıyoruz. Fakat sabah ustabaşından “Niye akşam yerleri temizlemediniz salaklar”, “Bak bak makinelerin üzerindeki yağlara bak” fırçalarını akşamdan duyarmış gibi oluyoruz.

Daha gençlik baharımızı yaşayamadan, çarpık sistemin yarattığı çok zor çalışma şartlarının içine atılan, ezilen, sömürülen, iç ve dış baskılara boyun eğmek zorunda kalan gençlerimizin tek çözümü örgütlenmektir.

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

Aydos’tan bir işçi



Yeter

Gün ağardı başın kaldır emekçi
Tükür şu baltanın sapına yeter
Ne düzen solcusu ne kanlı çete
Güvenme bunların ipine yeter

Arı gibi bal yaparsın kovanda
Ömrün geçti ekmek ile soğanda
Kurtuluş derdinin dermanı sende
Koy harcını kendi yapına yeter

Desinler bu gelen kimin ordusu
Saray köpeğinin kaçsın uykusu
Bize sorarsanız işin doğrusu
Denizler sığmıyor kabına yeter

Maksudiyim ölüm gelmiş hoş gelsin
Korkanlar var ise evine dönsün
Derler ki kavgadan dönen utansın
Yoksulluk dayandı kapına yeter.

O. Dağlı (Maksudi)



Amsterdam ve Rotterdam’daki eylemlere binlerce savaş karşıtı katıldı...

26 Ekim günü Avrupa’nın birçok kentinde savaş karşıtı yürüyüşler ve çeşitli eylemler düzenlendi. Bu eylemlere binlerce insan katıldı. Savaş karşıtı sloganlarla ve oynadıkları tiyatro, skeç, vb. etkinliklerle savaşa karşı tepkilerini dile getirdiler. Aynı gün Hollanda’nın en büyük kenti olan Amsterdam ve Rotterdam’da da savaş karşıtı protesto yürüyüşü yapıldı. Hava şartlarının kötü olmasına karşın eylemlere binlerce insan katıldı. Başkent Amsterdam’da Groen Links (Yeşil Sol) ve Socialistiche Partij (Sosyalist Parti) başkanları ve çeşitli milletvekillerinin de katıldığı eylem coşkulu geçti.

BİR-KAR olarak bizler de bu eylemlerde Almanca ve Hollandaca “Emperyalist savaşa ve saldırganlığa karşı Ortadoğu halklarıyla dayanışmayı yükseltim!/Bir-Kar” imzalı bildirilerimizle katıldık. Bildirilerimiz, savaşın özünü işçi ve emekçilere anlatmakta kullandığı açık ve yalın diliyle, büyük ilgi gördü.

Savaş karşıtı eylemlerde bundan böyle daha etkin bir şekilde yerimizi alacağız ve bildirilerimiz de dahil olmak üzere çeşitli materyallerimizi daha etkin bir şekilde kullanacağız. Yayılmacı savaş ve saldırganlığa karşı işçi ve emekçileri daha etkin mücadeleye çağırıyor ve İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Platformu (BİR-KAR) çatısı altında birleşmeye, mücadele etmeye çağırıyoruz.

Kahrolsun halkların katili emperyalizm ve sömürgecilik!
Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği!

Bir-Kar/Hollanda



Öfkenin kıvılcımı

Çıldırtan ürpertisinde sabahların,
dolunaysız bir geceden sonra
sorma gitsin yoksunluğunu konduların
Adım adım büyürken
umudu kentin,
halkların çağrısıdır özgürlük...
Kelepçeler çürütemez de
gök gözlü yarınlara bilenir
tutar hançer saplı bıçağı;
gecenin zifirini yontar
ve yıldızlarıyla göğün
çocuksu sevinçlerini tutar...
21. yüzyılda savaş naralarını
kan emenler atar...
Tutuşur öfkenin kıvılcımı.

Rahime Henden