02 Kasım '02
Sayı: 43 (83)


  Kızıl Bayrak'tan
  Çakalların uluması boşunadır!
  Faşist saldırılar çalışmamızı ve mücadelemizi engelleyemez!
  Cumhuriyetin 79. yıldönümü, düzenin istikrar beklentisi ve seçimler
  ABD emperyalizmi Irak'a saldırı kararı için BM'yi sıkıştırıyor
  Emperyalist savaş ve saldırganlığa karşı sınıf savaşını yükseltelim!
  Emperyalist savaş karşıtı eylemler...
  ABD'de büyük savaş karşıtı hareket
  Çeçenistan, Rus gericiliği ve ikiyüzlülük
  Sosyal yıkıma karşı BDSP saflarında örgütlenelim!
  BDSP çalışmalarından...
  Emperyalist savaş ve güncel görevler
  BDSP çalışmalarından...
  Perinçek'ten inciler...
  El Salvador'da özelleştirmelere karşı kitlesel protestolar
  Bir kez daha KADEK ve Güney üzerine...
  İşçi Kültür Evi Bülteni'nden...
  Selam olsun Partimizin 4. kuruluş yıldönümüne!
  Alman devletinin kirli savaş tarihinde önemli bir sayfa
  İşkence yaygın ve sistematik olarak sürüyor!
  Küçükarmutlu katliamı 1. yılında...
  Pendik İKE'den "Kadın sağlığı" konulu panel
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
ABD ve Almanya’da onbinler savaşa karşı yürüdü...

Emperyalist savaş ve saldırganlığa karşı
sınıf savaşını yükseltelim!

ABD emperyalizmi savaşa uluslararası arenada bir meşruiyet kazandırmak için, Irak’a karşı askeri harekat tehdidi içeren bir tasarıyı BM’den geçirmeye çabalarken, emperyalist savaş karşıtları tüm dünya çapında seslerini yükseltiyor.

ABD bir yandan BM’ye sunduğu önerinin kabul edilmesi için dayatmalarda bulunuyor. Diğer yandan ise İngiltere ile birlikte Irak’a düzenlediği saldırılarda kimi hedefleri vurarak, BM ile ya da BM’siz, Irak’a saldırabileceğini göstermek istiyor.

Bu durum, BM kararlarının Irak’a yönelik müdahalede belirleyici olmadığını göstermektedir. Zira emperyalist savaş çetesinin başı Bush, BM desteği olmadan da Irak’a karşı koalisyon kurulabileceğini belirterek, “BM başarısız olursa, kurulacak koalisyona liderlik yapacağız” diyor. Öteki yetkililerin açıklamaları bunu tamamlıyor. Beyaz Saray sözcüsü Ari Fleischer, savaş koalisyonu kurmanın çok da zor olmadığını söylerken; Dışişleri Bakanı Colin Powell ise, “BM bu tartışmayı sonsuza kadar sürdüremez” diyerek, BM’den kendi istedikleri doğrultusunda bir karar çıkmaması durumunda Irak’a saldıracaklarını açıkça ilan etmektedir.

Emperyalist savaş karşıtı
gösteriler büyüyor

Hazırlıkları hızla tamamlanan ve tüm Ortadoğu’yu cehenneme çevirecek olan savaşın başlaması artık bir zamanlama sorunu iken başta ABD olmak üzere tüm dünyada savaş karşıtları geniş çaplı gösterilerle seslerini yükseltiyor. Meksika’dan Almanya’ya, Güney Kore’den Avustralya’ya kadar düzenlenen gösteriler savaş karşıtlığının da her geçen gün küresel bir boyut kazandığını gösteriyor.

Vietnam savaşından beri görülmemiş derecede geniş katılımlı gösterilerle çalkanan ABD, geçtiğimiz günlerde bir kez daha savaş karşıtı gösterilere ev sahipliği yaptı. Washington ve San Francisco’da düzenlenen gösterilerde göstericiler Bush’un savaş planlarından vazgeçmesini istedi. Washington’da 200 bin kişi Beyaz Saray’ın çevresini sarıp “Savaşa hayır!”, “Bomba değil Bush düşsün!” sloganları atarken, gösteriye katılan ünlüler birer konuşma yaptı. San Francisco’daki gösterilere ise yaklaşık 42 bin kişi katıldı. Yürüyüşte kortejin başını çeken 20 çocuk, “kitle imha silahları” döviziyle birlikte Bush, yardımcısı Dick Cheney ve Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in fotoğraflarını taşıdı.

Avrupa’da da birçok ülkede yapılan gösterilerin en geniş katılımlısı ise Almanya’da gerçekleşti. Almanya’da 80 kentte insanlar sokağa dökülürken, Berlin’deki gösteriye yaklaşık 30 bin kişi katıldı. Özellikle son bir ay içerisinde ABD ve Avrupa ülkelerindeki emperyalist savaş karşıtı eylemler belli bir süreklilikle ve her geçen gün genişleyerek sürmekte. ABD’de yapılan kamuoyu yoklamaları, Irak’a yönelik bir savaşa karşı halkın desteğinin yüzde 50’lilerin altına düştüğünü ve düşüşün sürekli devam ettiğini göstermekte.

Tüm dünyada işçi sınıfı ve emekçiler savaşın başta petrol ve silah olmak üzere tekellerin kârına kâr kattığını; kendilerini ise hem cepheye sürülmek, hem savaşın ekonomik faturasını ödemek ve hem de hak ve özgürlüklerinin gaspedilmesiyle yüzyüze kalmak akıbetlerinin beklediğini biliyorlar. Onlar bunu bugüne kadar sayısız kez yaşayarak öğrendiler.

Bugün dünyanın çeşitli ülkelerinde emperyalist savaşa karşı yapılan eylemlerde emekçiler savaşla birlikte kendi hükümetlerinin uygulamalarını da protesto etmekteler. ABD’de “ulusal güvenlik” gerekçesiyle liman işçilerinin grevleri yasaklanırken, Avrupa’da hükümetler bütçeden eğitim ve sağlığa ayrılan payı kısıp savaşa ayrılan payı arttırmaktalar. Yine göçmenlere ve azınlık milliyetlere karşı ayrılıkçı politikalar uygulanırken, ilerici muhalefet üzerindeki baskılar arttırılmaktadır. Tüm bu uygulamalar savaş karşıtı gösterileri aynı zamanda mevcut hükümet ve iktidarlara karşı gösterilere dönüştürmektedir. Küreselleşmenin yarattığı yıkıma karşı G-7 zirveleri vesilesiyle alanları dolduran yüzbinler, bu kez de emperyalist savaşın yaratacağı yıkıma karşı alanları doldurmaktalar.

Savaş karşıtı kitlesel bir hereket
geliştirmenin aciliyeti

Emperyalistler Irak’la başlayacak, ardından tüm Ortadoğu’yu kapsayacak bir savaş için hazırlıklarını hızla tamamlarken, dünya halkları ve emekçi sınıflar da emperyalist savaşa karşı tepkilerini her geçen kitleselleşen eylemlerle ortaya koyuyorlar. Bu da savaşın birbirine karşıt her iki cephe arasında başlamış olduğunu göstermektedir.

Ne var ki, ABD ve Avrupa ülkelerindeki savaş karşıtı gösteriler belli bir istikrar kazanırken, Türkiye başta olmak üzere sıcak savaş bölgesinde yer alan diğer ülkelerde henüz benzer ölçekte eylemler yaratılabilmiş değil. Oysa emperyalist savaşın yaratacağı en büyük yıkım savaş bölgesi ülkelerinin emekçi halkları üzerinde olacaktır. Emperyalizm için bölgede stratejik bir öneme sahip olan Türkiye’de işbirlikçi sermaye iktidarı ile emperyalistlerin en üst düzeyde gerçekleştirdikleri pazarlıklar bunun göstergesidir. İçte ve dışta sermayenin ihtiyaçlarına uygun yeni bir hükümetin iktidara getirilmesi; cepheye sürülecek gençlerin kanı üzerinden yapılan pazarlıklar; 2003 yılına ilişkin hazırlanan bütçede eğitim, sağlık ve kamu yatırımlarının kısılıp, silahlanmaya ayrılan payın arttırılması; krdeş Kürt halkına karşı tırmandırılan şoven kampanya; seferberlik ve savaş hali kanunu ve tüzüğünün yenilenip uygulamaya hazır hale getirilmesi ve yaşanan bir dizi gelişme, ülkedeki işçi ve emekçileri bekleyen yıkımın boyutunu göstermektedir. Buna rağmen, bir takım meslek odalarının düzenledikleri eylemleri dışta tutarsak, henüz yeterince güçlü ve yaygın eylemler gerçekleştirilebilmiş değil.

Seçim oyunuyla sersemletilen ve savaş pazarlıkları özenle gizlenip, Kuzey Irak’ta kurulabilecek bir Kürt devleti üzerinden “ulusal çıkarlar” perdesi ile emperyalist savaşa karşı tepkileri törpülenmek istenen emekçi kitlelere savaşın yaratacağı yıkımlar, emperyalistlerle yapılan kirli pazarlıklar, yeni hükümetin bir savaş hükümeti olduğu güçlü bir teşhirin konusu yapılıp anlatılabildiği ölçüde eylemli bir sürecin de önü açılabilir. Bugün Türkiye’deki emekçi milyonlar Irak’ta bir savaş istememektedir.

İşbirlikçi sermaye iktidarının bir yanda savaş pazarlıkları yaparken diğer yanda savaş istemiyoruz sözleri, yanı sıra savaşa katılmanın uygun gerekçelerini yaratmak için hummalı bir çaba içinde olması, işçi ve emekçiler cehpesinden yükselecek bir tepkiden çekindiğini göstermektedir. Bir yanda yıllardır İMF programlarıyla derin bir sefalete sürüklenen emekçi milyonların savaşın yaratacağı yeni yıkımları, cepheden gelecek asker cenazelerini nasıl karşılayacakları sorusu, diğer yanda derin bir ekonomik ve siyasal kriz içerisinde debelenen sermaye iktidarı. Bu tablo üzerinden önümüzdeki günlerin birçok yeni gelişmeye gebe oldugunu görmek hiç de güç değil.