02 Kasım '02
Sayı: 43 (83)


  Kızıl Bayrak'tan
  Çakalların uluması boşunadır!
  Faşist saldırılar çalışmamızı ve mücadelemizi engelleyemez!
  Cumhuriyetin 79. yıldönümü, düzenin istikrar beklentisi ve seçimler
  ABD emperyalizmi Irak'a saldırı kararı için BM'yi sıkıştırıyor
  Emperyalist savaş ve saldırganlığa karşı sınıf savaşını yükseltelim!
  Emperyalist savaş karşıtı eylemler...
  ABD'de büyük savaş karşıtı hareket
  Çeçenistan, Rus gericiliği ve ikiyüzlülük
  Sosyal yıkıma karşı BDSP saflarında örgütlenelim!
  BDSP çalışmalarından...
  Emperyalist savaş ve güncel görevler
  BDSP çalışmalarından...
  Perinçek'ten inciler...
  El Salvador'da özelleştirmelere karşı kitlesel protestolar
  Bir kez daha KADEK ve Güney üzerine...
  İşçi Kültür Evi Bülteni'nden...
  Selam olsun Partimizin 4. kuruluş yıldönümüne!
  Alman devletinin kirli savaş tarihinde önemli bir sayfa
  İşkence yaygın ve sistematik olarak sürüyor!
  Küçükarmutlu katliamı 1. yılında...
  Pendik İKE'den "Kadın sağlığı" konulu panel
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Küçükarmutlu katliamı 1. yılında...

Hücreler ve katliamlar devrimcileri
teslim alamayacak!

Hücre saldırısı, devrimci tutsakların şahsında, devrimci harekete yönelik bir tasfiye saldırısıdır. Komünistler hücre saldırısından önce bunu tespit etti. Gelinen aşamada bu tespit, yaşananlar tarafından teyid edildi.

Faşist sermaye devleti, tutsakları hücrelere atmasıyla birlikte, dışarıda da kelimenin tam anlamıyla terör estirdi. 19 Aralık’ta ve hemen sonrasında basılan evler, gözaltına alınan ve tutuklanan komünist-devrimci sayısı hiç de az değildir. Sonrasında başta Ankara ve İstanbul olmak üzere bir çok metropelde devlet pusuya yattı. Bu günleri 12 Eylül günleriyle eş tutmak yerinde olacaktır.

19 Aralık sonrasında faşist sermaye devletinin ne içerde ne de dışarda saldırıları bitmek bilmedi. Her fırsatta devrimcilere vahşice saldırdı. Dışarıda, keyfi gözaltılar ve tutuklamalar; içeride imkanlar dahilinde iyiden iyiye tecrit etme ve ölüm oruçcularına zorla müdahale yoğunlaşarak sürdü.

Baskının direnişi kıramaması karşısında, devlet, bağrına basarak boğma yöntemini deneyerek ölüm oruçcularını tahliye etmeye başladı. DHKP/C buna karşı, tahliye edilen direnişçileri dışarıda da ölüm orucunu devam ettirme kararı alarak, uygulamaya geçti. Bu temelde, devrimcileri sahiplenme geleneğine sahip Küçükarmutlu’da direniş evleri kurdu.

Bu aşamada dışarıya yönelik saldırılar daha da vahşileşiyordu. Dışarıdaki saldırıların en vahşisi ise Küçükarmutlu emekçi halkının ve basının gözleri önünde 5 Kasım günü gerçekleşti. Eli kanlı özel timler, itfaiye araçları, panzerler ve 3 bin polis eşliğinde gerçekleşen operasyon sonucu, 1’i ölüm orucu direnişçisi olmak üzere 4 kişi katledildi, 10 kişi yaralandı ve onlarcası gözaltına alındı.

Saldırı ne kadar vahşiceyse, direniş de o kadar onurluydu. Bu saldırıda dört devrimci ölümsüzleşti. Saldırı sonucu sadece 4 devrimci katledilmedi, saldırı sırasında ve sonrasında Küçükarmutlu polis ablukasına alındı. Saldırı öncelikli olarak direniş evine, yani devrimcilere yönelik olsa da, özünde, devrimcilere sahip çıkan Küçükarmutlu emekçilerineydi.

İkinci direniş evine bir hafta sonra saldırılması ise, faşist sermaye devletinin semtte estirdiği terörü sürekli kılarak, devrimcilerle devrimcileri bağrına basan emekçilerin arasına korku ve sinmişlikten örülü bir set çekmek içindi. Aynı gün Alibeyköy’deki tahliye edilen TKP(ML) tutsaklarının ölüm orucu direnişini sürdürdükleri direniş evine de operasyon çekildi. Burada bulunan 4 ölüm orucu direnişçisi bir süre için tutuklandı.

Hücre politikasıyla devrimci harekete yöneltilen tasfiye saldırısına karşı devrimciler dünyada eşi benzeri olmayan bir direniş sergilediler ve çok ağır bedeller ödediler. Halihazırda hücreler yıkılabilmiş değil. Demek oluyor ki, direniş de bitmedi. Gerektiğinde çok daha ağır bedeller ödenerek, hücreler eninde sonunda yıkılacak.

Şehit düşenler her ne kadar yüreklerimizi yaksa da, bugün faşist sermaye devleti onların bedenleriyle ördüğü duvara çarpıyor. Devrimcileri teslim alamıyor ve alamayacak. Onlar şahsında kazanan devrim davası olacak.



ABD Konsolosluğu önünde emperyalist savaş karşıtı açıklama...

“ABD saldırganlığının karşısında dünyanın
ezilen halkları var!”

30 Ekim günü saat 13:00’de ABD emperyalizminin Ortadoğu halklarına dönük saldırganlığına karşı ABD İstanbul Konsosluğu’na THÖD-G ve TUYAB dilekçe vermek istedi. Eyleme 100’ü aşkın bir kitle katıldı. “Katil ABD Ortadoğu’dan defol!”, “ABD saldırganlığına hayır!”, “Savaş açlık ve ölüm demektir!”, “ABD askeri olmayacağız!”, “Halkların katili ABD emperyalizmi!”, “Yaşasın halkların kardeşliği!” sloganları atıldı, aynı şiarların yer aldığı dövizler taşındı.

Dilekçeler konsolosluk tarafından kabul edilmedi. Bunun üzerine THÖD-G ve TUYAB adına basın açıklamasını şair Ruhan Mavruk okudu. Açıklamada şu görüşlere yer verildi:

“... Açıktır ki ABD dünya halklarına karşı ve tüm dünyayı teslim almaya yönelik bir saldırganlık içerisindedir. ABD karargahlarında milyonların ölüm kararları alınıyor ve dünya halklarına savaş ilan ediliyor. Ama hayır, ABD emperyalizmi başaramayacak. Çünkü ABD saldırganlığının karşısında dünya ezilen halkları var! Dünya halkları, bu haksız savaşların ve Amerikan imparatorluğunun karşısındadır. Hergün sokaklara dökülen onlarca ülkenin halkları, kardeşlerimiz, dünyanın tüm yoksulları ve zulme karşı direnen halklar bu gerçeği haykırıyor (...)”

Açıklamadan sonra eylem sonlandırıldı.

SY Kızıl Bayrak/İstanbul



Danimarka Konsolosluğu önünde eylem

Her hafta Cuma günü “hücre ve tecrit” uygulamasına karşı düzenlenen konsolosluk eylemleri bu hafta Danimarka Konsolosluğu’nda yapıldı. 25 Ekim Cuma günü saat 12:30’da 50’ye yakın kişinin katıldığı eylemde bir tutsak yakını hazırlanan basın açıklamasını okudu. Kitle ellerindeki kızıl mendilleri havada salladıktan sonra sessiz bir şekilde dağıldı.

SY Kızıl Bayrak/İstanbul