02 Kasım '02
Sayı: 43 (83)


  Kızıl Bayrak'tan
  Çakalların uluması boşunadır!
  Faşist saldırılar çalışmamızı ve mücadelemizi engelleyemez!
  Cumhuriyetin 79. yıldönümü, düzenin istikrar beklentisi ve seçimler
  ABD emperyalizmi Irak'a saldırı kararı için BM'yi sıkıştırıyor
  Emperyalist savaş ve saldırganlığa karşı sınıf savaşını yükseltelim!
  Emperyalist savaş karşıtı eylemler...
  ABD'de büyük savaş karşıtı hareket
  Çeçenistan, Rus gericiliği ve ikiyüzlülük
  Sosyal yıkıma karşı BDSP saflarında örgütlenelim!
  BDSP çalışmalarından...
  Emperyalist savaş ve güncel görevler
  BDSP çalışmalarından...
  Perinçek'ten inciler...
  El Salvador'da özelleştirmelere karşı kitlesel protestolar
  Bir kez daha KADEK ve Güney üzerine...
  İşçi Kültür Evi Bülteni'nden...
  Selam olsun Partimizin 4. kuruluş yıldönümüne!
  Alman devletinin kirli savaş tarihinde önemli bir sayfa
  İşkence yaygın ve sistematik olarak sürüyor!
  Küçükarmutlu katliamı 1. yılında...
  Pendik İKE'den "Kadın sağlığı" konulu panel
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
BDSP Anadolu Yakası çalışmalarından...

Aydos’ta coşkulu şölen ve
kitle çalışmasının bazı verileri

27 Ekim günü Pendik Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu olarak “Birlik, dayanışma ve mücadele” şöleni düzenledik.

Ön hazırlık çalışmalarına 750 adet şenliğe çağrı afişini Aydos-Kurtköy ve Pendik’te yaygın bir şekilde kullanarak başladık. Şenlik davetiyelerimizi platforma destek veren arkadaşlarımızı da seferber ederek en geniş şekilde emekçilere ulaştırmaya çalıştık. Kapı kapı dolaşarak şenliğin duyurusunu yaptık. Şölen günü mahallede bulunan tüm dernek ve kahveleri dolaşarak platformumuzun tanıtım şenliğine katılım çağrısı yaptık.

Şenliğimize 200’e yakın emekçi katıldı. Program, nasıl bir ortamda seçimlere katıldığımızı, BDSP’nin bağımsız sosyalist adaylarının amacını anlatan bir sunuş konuşması ile başladı. Ardından konuşma yapan bağımsız sosyalist milletvekili adayı N. Şafak Özdoğan düzen partilerinin teşhirini yaptı, işçi ve emekçileri sınıfın devrimci programı altında birleşmeye ve mücadele etmeye çağırdı. Tiyatro Manga, savaş temasının işlendiği Nazım Hikmet’in “Taranta Babu’ya Mektuplar” şiirini oyunlaştırarak sundu. Oyun izleyenlerin büyük beğenisini topladı. Sahneye çıkan Grup Eksen, seslendirdiği marş ve türkülerle kitleyi coşturdu. Sefaköy İşçi Kültür Evi Şiir Grubu’nun ardından sahneye çıkan Esenyurt İşçi Kültür Evi Halk Oyunları Ekibi büyük bir ilgi ile izlendi.

Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu’nu hem katılımıyla hem de mesajlarıyla destekleyen Sivas-Hafik ilçesi Beykonağı-Bayramtepe Köyleri Dayanışma Derneği Gençlik Komisyonu kısa bir müzik dinletisi sundu. Davul-zurna eşliğinde çekilen halaylar kitleyi coşturdu. Ardından BDSP çalışanı bir arkadaş kısa bir konuşma yaptı.

Şölende “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!”, “Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm!”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm!” sloganları atıldı. Platformun amacının anlatıldığı, emekçilerin sermayenin saldırılarına ve emperyalist savaşa karşı mücadeleye davet edildiği şölen büyük bir ilgi ve beğeniyle izlendi.

Şölen sonrası etkinliğimize katılan bazı işçi ve emekçilerin evlerini ziyaret ederek izlenimlerini aldık, daha sıcak sohbetler gerçekleştirdik. Yaptığımız sohbetlerde emekçiler etkinliği beğendiklerini, örgütlenmekten ve mücadele etmekten başka şanslarının olmadığını dile getirdiler. İşçi ve emekçiler cephesinden sorunun, çözüm yolu olarak mücadele etmeyi görememelerinden kaynaklanmadığını gördük. Dile getirdikleri sorunlar arasında, kendi dışındaki insanlara, sınıf kardeşlerine güvensizlik, umutsuzluk; mezhep, milliyet, yöre ayrımcılığı yapılması; 12 Eylül faşist darbesinin yarattığı olumsuz atmosfer, sınıf mücadelesinin dibe vurması vb. sorunlar yeralıyordu.

Çalışmamızda bu ve benzeri söylemlerle sık sık karşılaşıyoruz. Bu söylemlere karşılık bizler sermaye sınıfının böl-parçala-yönet politikasının sürekli olarak uyguladığını; güvensizlik ya da umutsuzluğun tam da burjuva gericiliğinin yaratmak istediği ruh hali olduğunu, bunun sorunlarımızı çözemeyeceğini; örgütlenmenin ve mücadele etmenin uzun soluklu, kararlılıkla yürütülmesi gereken, emek ve zaman isteyen bir iş olduğunu ve bundan başka da bir kurtuluş yolu olmadığını vurguluyoruz. Söylenmek ya da umutsuz olmak yerine insanları mücadelede özne olmaya çağırıyoruz. Geçmiş ve güncel deneyimlerden örnekler veriyoruz.

Toplam faaliyetimiz sırasında birçok emekçi ile birebir sohbet etme imkanımız oldu. Bu sohbetlerde insanlara açık ve net bir şekilde gerçek kurtuluş yolu olarak devrim ve sosyalizm mücadelesini gösterdik. Ancak bunu yaparken devrim ve sosyalizm hedefini tek başına amaçlaştırmadık, güncel görevlere de önemle işaret ettik. Günü kazanarak geleceğe yürümek gerektiğini vurguladık. Bu görevler çerçevesinde 4 Kasımlar’da görüşmek, omuz omuza mücadele etmek istediğimizi ifade ettik.

Emekçilerin bu söylemlerimiz karşısında tutum ve tepkileri oldukça olumluydu. Kimileri umutsuzluklarına rağmen bizleri desteklediklerini, kimileri işimizin zor olduğunu, kimileri herşeye rağmen umutlarını koruduklarını ve bizimle görüşmek istediklerini dile getirdiler.

Sonuç olarak; birkaç etkinlik, birkaç bildiri, afiş ya da birkaç sohbetle sistemin işçi ve emekçiler üzerinde yaratmış olduğu umutsuzluğu, inançsızlığı, dağınıklığı kıramayacağımızın bilincindeyiz. Seçim faaliyetimiz boyunca kitlelere de ifade ettiğimiz gibi, amacımız tek başına 3 Kasım’da insanların oylarını almak değil. Bugünden yeni kurulacak hükümetin yapacağı saldırılar, emperyalist savaş karşısında işçi ve emekçileri uyarmak ve bu tehditlere karşı çözüm yolunu göstermektir. Hedefimiz kapitalist sistemi yıkıp yerine işçi ve emekçilerin iktidarını kurma mücadelesine işçi ve emekçilerin daha geniş kesimlerini katmaktır.

BDSP çalışanları/Aydos



Sefaköy BDSP çalışmalarından...

İnönü Mahallesi’nde coşkulu seçim şenliği

Seçim büromuzun önünde gerçekleştirdiğimiz şölene 80 civarında emekçi katıldı. Etkinlik öncesi seçim büromuzun çevresinde ve hedeflediğimiz bazı bölgelerde kapı kapı dolaşarak bir yandan insanları şölenimize davet ettik, diğer yandan da emekçilerin seçimlerle ilgili görüşlerini aldık. Yaptığımız sohbetlerde seçimlerin, düzen partilerinin ve sistemin teşhirini yaptık. BDSP’nin seçimlere bakışını ve amacını anlattık, devrim ve sosyalizm programını onlara tanıtmaya, anlatmaya çalıştık. Bu şekilde mahallede yüzlerce ev dolaştık. Birkaçında konuk olduk, daha anlamlı ilişkiler kurduk. Evlerinde konuk olduğumuz insanların hemen hepsi seçimler sonrasında da bizlerle görüşmek istediklerini belirttiler.

Şölenin başlama saatinden saatler önce ses düzenimizi kurarak mahalleye sözlü propaganda yaptık. Bir yandan bildirimizi okurken diğer yandan etkinliğin çağrısını yaptık. Mahallenin ana caddesinden geçen insanlara bini aşkın BDSP adayı tanıtım bildirisini dağıttık.

15:30’da etkinliğe başladık. İlk önce şölenimize dayanışma amacıyla katılan Grup Soluk programını sundu. Yaklaşık 45 dakika boyunca türküler ve halaylarla kitleye seslendi. Ardından BDSP çalışanı bir arkadaşımız seçimler üzerine kısa bir konuşma yaptı. Sefaköy İşçi Kültür Evi Şiir Topluluğu’nun şiir dinletisi ile etkinliğimiz sona erdi.

BDSP çalışanları/Sefaköy



Gülsuyu emekçileriyle şenlikte buluştuk!

Amerikancı sermaye partilerinin karşısında sınıfın devrimci programı temelinde birbuçuk aydır yoğun bir seçim çalışması sürdürüyoruz. Tüm olanaklarımızı seferber ederek işçi ve emekçilerle buluşmaya çalışıyor, 4 Kasım’da bizi bekleyen zorlu sürece hazırlanıyoruz. Daha şimdiden bu yönde anlamlı sonuçlar elde etmiş bulunuyoruz. Emekçi Gülsuyu halkı, çalışmaya başladığımız ilk günden beri bize kapılarını açtı. Çalışmamıza karınca kararınca maddi ve manevi olarak katkılarını sundu. Gülsuyu emekçileri her şeyden önce etkinliklerimize katılarak, çalışmamızı destekleyerek sınıf devrimcilerini sahiplendiler.

Biz de Gülsuyu BDSP çalışanları olarak, çok yönlü ve yoğun çalışmamızı düzenleyeceğimiz bir şenlikle bir üst boyuta taşımaya karar verdik. Çok kısa bir zaman içinde şenlik duyurusu için hazırladığımız afişleri, davetiyeleri kullanarak emekçilere ulaşmaya çalıştık. Kahvehane konuşmaları yaparak, kapıları çalarak emekçileri şenliğimize davet ettik. 700 kadar bilet sattık. Şenlik tarihi olan 26 Ekim’e kadar soluksuz bir çalışma yürüttük.

Bu çalışmanın verdiği güvenle şenliğin yapılacağı düğün salonunu pankartlarımızla süsledik. Ne var ki, emeğimizin karşılığı olacak bir katılım gerçekleşmedi. Binlerce insana ulaşmamıza ve pek çoğundan söz almamıza rağmen ancak 200’ü aşkın emekçi şenliğimize katılabildi.

Etkinliğimiz, platform çalışanı bir arkadaşımızın konuşmasıyla başladı. Ardından BDSP milletvekili adayı N. Şafak Özdoğan bir konuşma yaptı. Grup Eksen’in ve Sefaköy İşçi Kültür Evi şiir grubunun ardından Tiyatro Manga savaşı teşhir eden bir oyun sahneledi. Büyük bir beğeniyle izlenen oyunun ardından halaylarımızla etkinliğimize son verdik.

Ses düzeninin bozuk olması, bir takım başka aksaklıklar etkinliği olumsuz yönde etkiledi. Kuşkusuz, pek çok alanda olduğu gibi bu konulardaki eksikliklerimizin farkındayız. Bunları, devrimci sınıf çalışmasında her geçen gün kazandığımız iddia ve ısrarla aşmayı da başaracağız.

BDSP çalışanları/Gülsuyu



Rumeli Yakası BDSP çalışmaları sürüyor...

BDSP’nin ilkeli ve tutarlı bakışını
pratikte somutluyoruz

Çalışmalarımızı her geçen gün güçlendirerek ve yoğunlaşarak sürdürüyoruz. Faaliyetimizin belli bir başarı elde ettiği açıktır. Devrimci bir programa sahip olan BDSP, ilkeli ve tutarlı bakışını pratikte de sergiliyor.

Emekçilere parlamentonun gerçekte düzenin kanlı ve kirli yüzünü gizleyen bir aldatmacadan ibaret olduğunu anlatıyoruz. Seçimlerin yaratmış olduğu atmosferden yararlanarak işçi sınıfının devrimci programını geniş işçi ve emekçilere tanıtma, anlatma ve bu program etrafında birleşme ve mücadele etme çağrısı yapıyoruz. Bugün tüm imkanları zorlayarak ve çeşitli araçları kullanarak, çalışmamızı güçlendirmeyi ve somut kazanımlar elde etmeyi hedefliyoruz. Güçlerimizin sınırlı olması bizi belli bakımlardan zorlasa da bu zorluklara hiçbir zaman takılıp kalmıyoruz. Seçim faaliyetimize çeper güçlerimizi de dahil ettik ve tüm imkanlarımızı harekete geçirdik.

İnsanlarla birebir sohbetlerde bulunmak, tartışmak devrimci faaliyette önemli bir yer tutuyor. Semtte seçim çalışmasını sürdürürken kimi zaman evleri dolaşarak tek tek dağıttığımız aday bildirilerimiz oldukça etkili oldu. CHP’li olan bir evde yapılan sohbet bu çerçevede anlamlıydı. Ev sakinleri şunları söylediler: “Biz yıllardır CHP’liyiz, fakat şimdiye dek bu şekilde kimse bize bir şey anlatmadı, ilgilenmedi. Hep uyutulduk ve bize gerçek kurtuluşun parlamento olduğu gösterildi. Bugün bunun gerçek olmadığını görmüş bulunuyoruz. Milletvekili adayının gelip bizleri ziyaret etmesi çok güzel bir şey. Her türlü desteği vermeye hazırız...”

Sokaklarda sözlü ajitasyon ve propagandayla yaptığımız dağıtımlar da oldukça etkili oldu. Çalışma yürüttüğümüz semtin gençleri kendini solcu, devrimci olarak nitelendirmektedir. Fakat bunu örgütlü bir tarza büründürmüş değiller. Mitinge çağrı yapan kuşlarımızın dağıtımını yaparken gençliğin ilgi göstermesi ve dağıtıma bizlerle birlikte katılmak istemesi bizim için oldukça anlamlıydı. Seçim bürolarımızın siyasal kitle çalışmamızın üssü haline gelmesi bizim payımıza bir kazanımı ifade ediyor. Önemli olan bu üssü daha kalıcı mevzilere dönüştürmek ve sınıf çalışmamızda güçlü zeminlere dayanak yapmaktır.

Yine bir eve yapılan ziyaret sonucu canlı bir tartışma ortamı oluştu. Kürt milliyetinden emekçilerin bulunduğu evde ilginç tartışmalar yaşandı. Örneğin Kürt halkının tüm özlemlerini parlamentarist hayallere ve AB’den gelecek demokrasiye kilitlemiş olan İmralı çizgisinin insanları ne kadar boş hayallere sevkettiğini bir kez daha görmüş olduk. Seçimler için DEHAP’ın çıkarmış olduğu bir afişte yeralan soğan ve biberin ne ifade ettiğini sorduk. Sohbet ettiğimiz arkadaş insanların acısını biberin, gözyaşını da soğanın simgelediğini söyledi. “Çünkü çok kritik bir dönemden geçiyoruz, direkt bir takım şeyler yaparsak bizi engellerler, çalışma yapamayız ve bir çuval inciri de batırmış oluruz!” şeklinde bir açıklama yaptı. Kendi platformumuzu ortaya koyduğumuzda ve yürüttü&crren;ümüz faaliyetleri anlattığımızda “nasıl oluyor da devlet izin veriyor!”, “sizin bu materyalleriniz yasadışı değil mi!” gibi hayretler içeren sorularla karşılaştık. Yine aynı insanların bizimle özel sayı dağıtımında bulunmaları ise oldukça anlamlıydı.

Burada önemli olan insanlara bir takım şeyleri dayatmak değil, açıklayıcı ve ikna edici bir tarzda sorunları ortaya koyabilmektir. Her insandan alabileceğimiz en ufak bir katkıyı devrim davası için kullanmayı bilen bir bakışla ele alabilmektir.

Pratik faaliyetlerden:

Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu’nun Rumeli yakası çalışmaları yoğun bir şekilde sürüyor. Afiş, bildiri, kuşlama, ev ziyaretleri olmak üzere bir dizi aracı kullanıyoruz. E-5, Küçük Çekmece, Sefaköy, İkitelli ve çevre sanayi siteleri, Mecidiyeköy, Aksaray dahil olmak üzere geniş bir alanı beş gün üst üste yaygınca afişledik. Afişlerimiz insanların yoğun ilgisini çekti.

* Blok halinde afiş yapan kanlı ve kirli parti faşist MHP ve diğer düzen partilerinin afişlerinin üzerini kapatırken insanların “iyice kapatın!”, “bunların hepsi yüzsüz, hepsinin üzerini kapatın!”, “kolay gelsin yoldaşlar!” gibi tepkileriyle karşılaştık. Bu tepkilerin yanı sıra birçok yerde afişlerimizin dikkatlice okunduğuna tanık olduk. Semt içlerinde ise çocukların afiş yapabileceğimiz yerleri göstermesiyle rahat bir çalışma yürüttük. Ayrıca yol üzerinde afiş yaparken yoldan geçen birçok araba korna çalıp çalışmamızı selamladı.

* E-5 Kuleli’de afişlerimizi yapmış gidiyorduk ki MHP’li faşistlerin orada nöbet tuttuklarını farkettik. Afişleri sökerler diye kurumasını beklemeye başladık. Aradan 5 dakika geçmişti ki 20-25 kişilik bir güruh o sırada afiş yapmakta olan DEHAP çalışanlarına müdahale ettiler. Biz de DEHAP çalışanlarının yanına gittik. Orada bulunan polisler görevlerini sivil faşistlere devretmişlerdi! Bu tip saldırılar ne afişlerimizi sökmeye, ne de bizi yıldırmaya yetebilir. Böylesi baskılar bizleri durduramadı, durduramaz da.

* Özel sayımızın dağıtımını ise semt gençliğinin desteğiyle yaptık. 20 bin bildiriyi çeşitli emekçi semtlerinde dağıttık. Sefaköy’ün çeşitli mahallelerindeki halk pazarlarında bildiri dağıtımı gerçekleştirdik. Dağıtım esnasında insanlar dağıttığımız bildirilerin düzen partilerinin bildirileri sandıkları için önce almadılar. Ancak kendimizi tanıtınca ve devrimci sosyalist adayın bildirileri olduğunu söyleyince büyük bir ilgiyle karşılaştık.

BDSP çalışanları/Rumeli Yakası



BDSP Esenyurt seçim çalışmalarından…

Her toplantımız emekçilerin sorunlarını ve çözüm yollarını özgürce tartıştığı bir platform...

3 Kasım yaklaştıkça seçim çalışmalarımız da hız kazanıyor. Seçim çalışmalarımızı yeni araçlarla giderek daha geniş bir kesime ulaştırıyoruz. Yeni seçim materyallerini yaygın bir şekilde kullanıyoruz. Çalışma bölgemizi 4 çeşit afişle donattık. Ana güzergahlara şiarlarımızın yazılı olduğu pankartları astık. Aday imzalı 20 bin bildiriyi bitirmek üzereyiz. Seçim aracımızla semt halkına sesleniyoruz. Hemen her fırsatta kahve toplantıları yapıyoruz. Tüm imkanlarımızı kullanarak işçi ve emekçilerle doğrudan seslenmeye, onlarla biraraya gelmeye, çalışıyoruz.

Kısaca “Sermayenin meclisi değil işçi ve emekçilerin meclisi; seçim değil devrim!” şiarına uygun olarak, yalnızca seçimden seçime hatırlanan emekçileri mücadeleye katmak için her yol ve yöntemi kullanıyoruz. Her toplantıyı emekçilerin sorunlarını ve çözüm yollarını özgürce tartıştığı bir platforma dönüştürmeye çalışıyoruz.

Bu amaçla 27 Ekim Pazar günü Müslüm Turfan’ın Balıkyolu’ndaki seçim bürosunda 60 kadar semt sakininin katıldığı bir söyleşi düzenledik. Müslüm Turfan ve bir platform çalışanının konuşmalarının ardından sözü emekçiler aldı. Herbiri kendi cephesinden yaşadıkları sömürüyü, çalışma koşullarının ağırlığını dile getirdiler. Yaşadığımız sorunların ancak birleşik bir mücadeleyle çözüleceği konusunda hemen herkesin ortak bir vurgusu var. Ancak sıra bunun nasıl başarılacağı konusuna geldiğinde güvensizlik sorunu bir şekilde ifade ediliyor.

BDSP çalışanları çözümün sınıfın devrimci programı etrafında kenetlenmekten geçtiğini, işçi sınıfının mücadeleye seferber olmak dışında bir seçeneğinin olmadığını vurgulayarak tarihsel deneyimlerden örnekler verdiler. Bu topraklarda güçlü bir devrimci gelenek olduğunu, günümüzde bu geleneğin devrimcilerin başeğmez direnişleriyle daha da güçlendiğini, asıl sorunun sınıf hareketiyle devrimci temelde buluşmak olduğunu vurguladılar. Binbir yol ve yöntemle bölünmüş ve parçalanmış olan işçi sınıfının ancak bu temeldeki birlik ve mücadelesiyle bugünkü suskunluğun, güvensizliğin aşılabileceğini belirttiler ve tüm emekçileri sınıf sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdılar. Verimli geçen toplantı, Grup Eksen’in türküleri, şiirler ve halaylarl çoşkulu bir şekilde bitirildi.

29 Ekim akşamı Depo’daki seçim bürosunda 20 kadar genç insanın katıldığı bir film gösterimi yapıldı. Gösterimin ardından Yılmaz Güney ve Sürü filmi hakkında sohbet toplantısına geçildi. Filmin ne anlatmaya çalıştığı konusundaki bir bilgilendirmeden sonra, geçmişin ve bugünün Türkiye’si, bugün yaşanan sorunların kaynağı üzerine geniş bir tartışma yürütüldü. İnsanlığın geçirdiği toplumsal gelişim aşamaları, bu gelişimin ardındaki sınıfsal çatışmalar ve bu çatışmaların kapitalizmde vardığı boyutlar üzerine oldukça verimli ve ilgiyle karşılanan bir tartışma yapıldı. Etkinlik, çoğu genç olan katılımcılara mücadele tarihimizi öğrenmek ve mücadelemize sahip çıkmak çağrısıyla bitirildi.

BDSP çalışanları/Esenyurt