28 Temmuz'01
Sayı: 19


Kızıl Bayrak'tan
Yeni İMF programı iflas etti

Katillerin G-8 zirvesi ve yüzbenlerin görkemli militan eylemi

G-8 zirvesinin gündemi ve sonuç bildirisi

Gösterilerin içinden Cenova tanıklığı
Sistem aynı sistem, polis aynı polis!
Cenova'da 300 bin kişi yürüdü...
"7 saatlik işgünü, 35 saatlik çalışma haftası"
Sınıf hareketi
"İyiye gidiyoruz" demogojsinin arkasına gizlenenler
Kapitalizmde eğitim
G-8 zirvesi ve Cenovalar'ın tarihsel anlamı
Kapitalizm ve çevre sorunu
İnksanca yaşamaya yeten, vergiden muaf asgari ücret
Uluslararasi politika
Şehitlerimizle zafere yürüyoruz!
Bir yoldaşından Hatice Yürekli yoldaşa mektup
Ölüm Orucu direnişçisi Fatime Akalın'ndan mektup
"Bir yanılsamanın sonu"

Basından

Mücadele Postası

 Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

İsrail siyonizmi Filistin halkına
topyekûn bir saldırı hazırlığında

Kuruluşundan bu yana adı katliam ve yıkımlarla anılan İsrail, vahşet zincirine yeni bir halka eklemenin hazırlığı içinde. Bir yıla yakın bir süredir devam eden intifada karşısında acze düşen siyonistler, ABD emperyalizmi ve Türk sermaye devletinin desteğini arkasına alarak, kapsamlı bir saldırının hazırlıklarını yapıyor.

Üçlü askeri şer ittifakının Konya tatbikatından sonra, başında Beyrut kasabı Şaronun bulunduğu İsrail, saldırılarını gözle görülür bir şekilde artırmıştır. Filistin halkına karşı işlediği cinayetlerine her gün yenilerini ekliyor. Lübnan toprakları ve Suriye hedeflerinin bombalanmasının ardından Filistin üzerindeki ablukayı daha da sıkılaştırdı. Bu saldırıların peş peşe gündeme gelmesinin, ABD emperyalizmi, Türkiye ve İsrail arasındaki stratejik askeri ittifaktan bağımsız olmadığı yeterince açıktır.

Ancak gelişmeler bununla sınırlı değil. Filistin halkını köleliğe mahkum etmenin mümkün olmadığı, Arafat üzerinden denetleme imkanlarının da tükendiği yerde, topyekün saldırı hazırlığı gündeme getirildi. İsrailin saldırı hazırlıklar, ABDnin savaş gemilerini Akdenize kaydırması, haber ajansları üzerinden yayılan saldırı senaryoları, buna rağmen İsrailli yetkililerin saldırı haberlerini yalanlamaları vb., tüm bunlar Filistin halkı üzerinde oynanmak istenen kirli oyunların göstergeleridir.

Ortadoğudaki CIA ajanlarının yaydığı senaryolar bir yana, İsraildeki askeri hazırlıklar saldırı ihtimalini oldukça güçlendiriyor. Bütün güçlerini seferber eden siyonist ordu, şimdiden Filistin kent ve kasabalarını ablukaya alarak birbirinden yalıtmış bulunmaktadır. Ayrıca ABD kaynakları, İsrailin saldırı için gerekli lojistik hazırlığın tamamladığını açıkladılar. Yine basında, İsrail Hadassah hastaneler zincirinin tıbbi hazırlıklarının yoğunlaştırıldığı haberleri yer aldı. Bir başka spekülasyon ise, İsrailin, Gazze ve Batı Şerianın büyük kentleri olan Ramallah, Halkiye, Eriha, Tulkarm, Nablus, Cenin ve Beytüllahimi işgal edeceği ve Filistin Özerk Yönetimini sürgüne zorlayacağı şeklindedir. İsrail ordusunun toplu bir katliam yapacağı ve bu amaçla listeler hazırladığı da yayılan haberler arasında.

Yayılan haber ve spekülasyonlar bir yana, İsrailin yaptığı hazırlıklarını ve ABD emperyalizminin savaş gemilerini Akdenize kaydırmasının bir tesadüf olmadığı ortadadır. Bütün bu olgular, Amerikan emperyalizmi ve bölgedeki ileri karakolu İsrailin Ortadoğuya dönük kirli planlarını ilk fırsatta yaşama geçireceklerini gösteriyor. Böyle bir gelişmenin yaşanması durumunda, üçlü ittifakın bir ayağı olan Türkiyenin de sürece dahil edileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Savunma amaçlı oluşturulduğu iddia edilen üçlü ittifakın gerçek amacı Konya tatbikatıyla tüm çıplaklığıyla görülmüştür. Filistinde yaşanan son gelişmeler ise, bu ittifakın kirli hedeflerini ortaya koymuştur. Herhangi bir Ortadoğu ülkesindeki bir devrimci gelişmeye karşı ise çok daha vahşi yöntemlerle saldıracaklarına kuşku yoktur. Zira Filistin halkı bu aşamada sadece özgürlüğünü istemektedir. Buna rağmen bu denli vahşi saldırılara maruz kalmaktadır.

Tehdit şimdilik sadece Filistin halkına dönükmüş gibi gözükse de, gerçekte bütün Ortadoğu halklarını hedef almaktadır. ABD emperyalizminin Ortadoğudaki çıkarlarına ters düşen her hareketin saldırıya uğrayacağının güncel göstergesidir. Sömürgeciliğe karşı direnen Kürt halkı nasıl saldırı ve katliamlara maruz kaldıysa, emperyalist kapitalizmi Ortadoğudan silip süpürene kadar direnen emekçiler ve halklar da aynı şekilde bu şiddetin hedefi olacaklardır.

Dolayısıyla, bölgedeki her direniş bütün bölgede yaşayan emekçilerin direnişi kabul edilmeli ve enternasyonal dayanışmayı örmenin gerekleri yerine getirilmelidir.



 

Berlinde demiryolu işçilerinin
kitlesel gösterisi

Alman devlet demiryollarında 2003 yılına kadar 18 işletmeden 8inin kapatılarak 6 bin işçinin çıkarılması planlanıyor. Uzun süredir dillendirilen 'zarar ediyoruz' açıklamaları ile işten atmalar meşrulaştırılmaya çalışılıyor.

İşçiler bir süredir tepkilerini yerel düzeylerde dile getiriyorlardı. Transnet Sendikasının çağrısı üzerine ise, kapatılması gündemde olan Nürnberg, Bremen, Leipzig, Opladen ve Steinbach işletmeleri başta olmak üzere 15 bin işçi Berlinde kitlesel bir protesto gösterisi düzenlediler.

İşçiler hem yerel düzeyde yaptıkları etkinliklerde ve hem de Berlinde yaptıkları kitlesel merkezi gösteride mücadele kararlılıklarını ortaya koydular. Sendika ağaları ise saldırıya boyun eğeceklerinin sinyalini şimdiden vermiş durumdalar. Sürecin izleyeceği seyri demiryolu işçileri belirleyecek.

 


 

Arjantinde bir günlük genel grev

Türkiye ile aynı akıbeti yaşayan Arjantin tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşamaktadır. İMFnin dayattığı 7. ekonomik paketi hayata geçirmeye çalışan sermaye uşağı hükümete karşı kitlesel gösteriler giderek yaygınlaşmaktadır.

Uygulanması planlanan ekonomik paketi protesto etmek için, kamu emekçilerinin önderliğinde 24 saatlik bir genel grev gerçekleştirildi. Hükümet istifaya çağrıldı. Sık sık onbinlerce işçi ve emekçinin katıldığı yeni kitlesel gösterilerin ise yeni bir genel greve hazırlık niteliği taşıdığı söyleniyor.

Aynen Türkiyede olduğu gibi, İMF ve Dünya Bankası, Arjantin asıllı bir memurunu buradaki saldırı paketini hayata geçirmek üzere Mart ayında görevlendirdi. Kemal Derviş gibi geceli-gündüzlü İMF politikalarını hayata geçirmeye çalışan ekonomi bakanının gelmesinden sonra, işsizlik oranı resmi rakamlara göre yüzde 20lere tırmanmış durumda. İşçi ve emeklilerin ücretlerinde ise yüzde 13lük kesinti yapıldı.

Devlet Başkanı Fernando De La Rua yaptığı açıklamada, 128 milyar dolar olan dış borcu mutlaka ödeyeceklerini efendilerine taahhüt ederek, ekonomik saldırının her şart altında devam edeceğini söylemektedir.

Parlamentodaki muhalefet partilerinin de desteğini arkasına alan bu uşak takımının akıbetini işçi ve emekçilerin mücadelesi belirleyecektir.