28 Temmuz'01
Sayı: 19


Kızıl Bayrak'tan
Yeni İMF programı iflas etti

CKatillerin G-8 zirvesi ve yüzbenlerin görkemli militan eylemi

G-8 zirvesinin gündemi ve sonuç bildirisi

Gösterilerin içinden Cenova tanıklığı
Sistem aynı sistem, polis aynı polis!
Cenova'da 300 bin kişi yürüdü...
"7 saatlik işgünü, 35 saatlik çalışma haftası"
Sınıf hareketi
"İyiye gidiyoruz" demogojsinin arkasına gizlenenler
Kapitalizmde eğitim
G-8 zirvesi ve Cenovalar'ın tarihsel anlamı
Kapitalizm ve çevre sorunu
İnksanca yaşamaya yeten, vergiden muaf asgari ücret
Uluslararasi politika
Şehitlerimizle zafere yürüyoruz!
Bir yoldaşından Hatice Yürekli yoldaşa mektup
Ölüm Orucu direnişçisi Fatime Akalın'ndan mektup
"Bir yanılsamanın sonu"

Basından

Mücadele Postası

 Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

Cenovada bir gösterici kurşunlanarak öldürüldü...

Sistem aynı sistem, polis aynı polis!

Emperyalist dünya düzeni ömrünü kan içerek uzatmaya çalışıyor. Bu vahşete karşı çıkanları engellemenin yolunu da yine kan dökmekte arıyor. Bu, dünyanın her yanında böyle. Al Türkiyeyi vur İtalyaya. Devletin ve kolluk güçlerinin rolü ve işlevinde, korkusu ve vahşetinde milim farklılık yok. Çünkü sistemin yapısı ve işleyişinde öz itibarıyla farklılık yok. Uygulamalarına yönelik her karşı çıkış, onlara sonlarının geldiğine dair mesaj veriyor. Düzeyi, niteliği ve gücü ne olursa olsun, her karşı çıkış korkularını depreştiriyor, barbarlıklarını kışkırtıyor.

Cenovada bir gösterici kurşunlanarak öldürüldü. Haberlere bakılırsa, 'Avrupa demokrasisi'nin gereği, kurşunu sıkan jandarma yargılanıp gereken cezaya çarptırılacak gibi görünüyor. Yine aynı kaynakların (demokrat Avrupanın 'özgür basını'nın) haberleri, ölen göstericinin aslında bir 'suçlu' olduğunu kanıtlama yarışına da girmiş durumda. Sayılan suçlar arasında bir trafik cezası bile bulunuyor. Ama görüldüğü kadarıyla en büyük suçu işsiz olması. Olay Türkiyede yaşanmış olsaydı, jandarmaya 'üstün hizmet' madalyası verilirdi. Diyelim ki tepkilerin yaygınlığı yüzünden dava açıldı, önce nefs-i müdafadan beraat verilir, ardından terfiyle ödüllendirilirdi. Ancak bu tür farklılıklar kimseyi yanıltmamalı. Çünkü işin bu yanı, yani uygulamadaki bir takım farklılıklar sadece dış görünüşü etkilemektedir. Ülkeden ülkeye, dönemden döneme böyle nüansların ortaya çıkmasının sebebi ise, o ülkedeki sınıflar mücadelesinin ve bunun ortaya çıkardığı güçler dengesinin durumudur. Dolayısıyla değişkendir. Oysa işin ülkeden ülkeye, yıldan yıla değişmeyen bir de özü var. Sistemin kolluk güçlerine olan ihtiyacı. Bu ihtiyaç kapitalist-emperyalist dünyanın her yanında aynı ihtiyaçtır; sistemin varlığını korumak, devamını sağlamak.

Cenovadaki gösterilerin İtalyan devletine yönelik özel bir talebi, özel bir yönelimi olmadığı biliniyor. Sözkonusu olan, G-8 zirvesinin protestosudur. Ancak, İtalyadaki düzen karşı çıkılan yeni dünya düzeninin bir parçası olduğuna göre, İtalyan devleti de protestoları doğrudan şahsına yönelik bir tehdit olarak alma ve karşılama yoluna gitmiştir. Yeni dünya düzeni tehdit altındaysa, piramidin tepesindekiler de, eteğindekiler de tehlikede demektir. Kaldı ki, İtalyan devleti tepedekiler tarafından toplantının güvenliğiyle de görevlendirilmiş bulunuyor.

İyi ama, bu gösterilerden niye bu denli korkuyorlar?

Tekelci düzenin tekelci medyasına göre, eylemlerin başını çekenler anarşistler, eşcinseller gibi bir takım marjinal gruplardır. Öyleyse gerçekten, bunların sistem için ciddi bir tehdit oluşturmaması gerekir. Ancak, Seattledan başlamak üzere, küreselleşme karşıtı gösterilerin tümünde, emperyalistler olağanüstü önlemler almadan toplantılarını yapamıyorlar. En son Cenova toplantısı için ise, neredeyse tüm Avrupada olağanüstü hal ilan edildi. Sınırların kapatılmasından seyahat özgürlüğünün kısıtlamasına kadar akla gelebilecek her türlü önlem alındı. Gene de gösterilere katılanların sayısını yüzbinin altına düşürmeleri mümkün olmadı. Çünkü burjuva medyanın yaptığı, her zamanki gibi, bir psikolojik savaş taktiğiydi. Gösterilerin asıl gücünü karartmaya hizmet edecek yalan ve yanlışlarla saptırılmaya çalışıldı gerçekler. Örneğin, küçük grupların çatışma sahneleri döne döne gösterilirken, kitlesel eylemler ekranlardan uzak tutuldu. Böylece, gösterilere katılımı düşük gösterme taktiklerine güya zemin hazırlandı.

Tüm bu çabalara rağmen yüzbinlerin sokakları işgal etmesi engellenemeyince de, göstericiler üzerindeki polis terörü artırıldı. Özellikle bir göstericinin öldürülmesi üzerine korkuları daha da depreşen sistem bekçileri çareyi geceyarısı baskınlarında buldular. Protestoculara devlet tarafından tahsis edilmiş olan konaklama yerleri basıldı. Onlarca gösterici cop ve tekmelerle uyandırılıp gözaltına alındı. Böylece, işlenen cinayete karşı tepkilerin organizasyonu güya engellenmek istendi. Ancak, hedeflenenin tersine, protestolar Cenova sınırlarını da aşarak, Avrupanın pek çok kentinde gerçekleştirildi.

Gösterilerin sistemin sahiplerini korkutan gerçekliği anti-kapitalist özüydü kuşkusuz. Görüntülerde önplana çıkarılmaya çalışılsa da, göstericilerin ana kitlesini oluşturan anarşist vb. gruplar değil, İtalyan işçi sınıfıdır. Tıpkı Seattleda olduğu gibi, Cenovada da işçi sınıfı anti-kapitalist talepleriyle küresel haydutların karşısına dikilmiştir. Cenova itfaiye işçileri devletin göstericilere karşı kullanma istemini grevle yanıtlamış ve göstericilere destek kararını dünyaya ilan etmişti örneğin. Yine bir başka toplu katılım için metal işçilerinin açıklaması vardır. İşte yeni dünya düzeninin efendilerini ve uşaklarını asıl korkutan da budur. İtalyan jandarmasının namlusundan çıkan mermi, emperyalistlerin bu korkularının bir simgesi kabul edilmelidir. Ve tabii, kurşunun hedefi olan gösterici de sınıf mücadelesinin bir şehidi olarak.


Uluslararası haydutluk
Türkiyede de protesto edildi

Küreselleşme karşıtı gösterilerin izdüşümü nihayet Türkiyede de görülmeye başlandı. G-8 toplantısına karşı, Cenovadaki gösterilere paralel biçimde, Türkiyede de bir takım gösteriler gerçekleştirildi. Bu gösterilere katılım son derece zayıf olmakla birlikte, gerek bir ilki ifade etmesi, gerekse de ülkedeki sınıf mücadelesinin bugünkü seyri açısından küçümsenmemesi gereken bir gelişme olarak değerlendirilmelidir.

İstanbulda ve başka bazı illerde, sayıları yüzlerle hesaplanan gruplar halinde, kapitalist-emperyalist haydutluğu protesto eden gösteriler gerçekleştirildi. Özellikle İstanbuldaki gösterilerden biri, KESK Şubeler Platformunun çağrısıyla Kadıköyde düzenlenen, katılımcı sayısını gölgede bırakır bir nitelik sergiliyordu. Bu gösteride, ülkede yaşanmakta olan kriz ve İMF programları şahsında emperyalizm protesto edilirken, gösteriye katılan Aymasan direnişçileri şahsında direniş ve sınıf dayanışması çağrısı öne çıkarılıyordu. Daha da önemlisi, ve denilebilir ki eyleme damgasını vuran mesaj, Ölüm Orucu direnişindeki devrimci tutsaklarla dayanışma, bu direnişi sahiplenme çağrısı oldu.

Kuşkusuz, Türkiyedeki gösterilerde de düzen düzenliğini, polis polisliğini yaptı.
Taksimde yapılmak istenen gösteri polis saldırısıyla dağıtıldığı gibi, onu aşkın gösterici de gözaltına alındı. Bunun dışındaki gösterilerse genelde 'sakin' geçti. Diğer pek çok gösteriyle kıyaslandığında, bu eylemlere karşı polis şiddetinin hafif kalmasında ise, gösterilere katılımın az olmasının yanısıra, toplantı mekanına uzaklığın da etkisi olmalı.

 


'Küresel Sermayeye Karşı
İzmir Girişimi'nin eylemi

Dünyanın önde gelen haramilerinin Cenovada biraraya geldikleri 20 Temmuz günü, G-8 toplantısı İzmirde de protesto edildi.

Saat 18:30da Konak Sümerbank önünde Küresel Sermayeye Karşı İzmir Girişimi tarafından yapılan eyleme yaklaşık 200 kişi katıldı. Bu girişim, KESKli sendika şubeleri, meslek odaları, DKÖler ve yasal sol partilerden oluşuyor. Eylem çağrısına imza atanların çok olmasına rağmen alanda sayısal olarak az ve coşkusuz bir kitle vardı. Duvara Karşı Tiyatro topluluğunun sergilediği oyunun ardından basın metni okundu. Daha sonra eylem bitirildi.

'İMFye, Dünya Bankasına, kapitalizme hayır!/Küresel Sermayeye Karşı İzmir Girişimi' parkartının açıldığı eylemde, 'Her yer Cenova, her yer direniş!', 'Milyonlar aç, milyonlar işsiz, yaşasın küresel direnişimiz', 'Küresel saldırıya karşı küresel direniş!', vb. sloganlar atıldı.

SY Kızıl Bayrak/İzmir