ARSIVANA SAYFA
 
10 Şubat '01
SAYI: 06
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
İMF saldırı programı, düzenin zorlanma alanları ve devrimci görevler
TTB Merkez Konseyi açıklaması: "Ölümlere tanıklık yapmak istemiyoruz
Düzenin açmazları, mücadelenin olanakları
"Tekstil patronları saldırıda, sendika bürokratları uzlaşmada sınır tanımıyor!...
"Özgür" savcı ya da "hükümetin itibarı"
Kürdistan'da kontr-gerilla operasyonları sürüyor!
Ölüm Orucu Direnişi'yle dayanışma eylemleri
Öncü işçi inisiyatifi: Sermayenin karşısına bir sınf olarak çıkmanın zamanı gelmiştir!
Sınıf hareketi
Teslimiyet batağı terkedilmeksizin çıkış yolu bulunamaz
Ekim'den...
Direniş,katliam ve sol hareket/3
İHD İstanbul Şubesi: "Ölümleri, sakatlanmaları seyretmek istemiyoruz!"
Düzendeki çürüme ve kokuşmaya ilişkin itiraflar...
Faşist vahşetin ve devrimci direnişin Bayrampaşa cephesi.
Tutsak yakınlarının SAG eylemi
Emeperyalist küreselleşmeye militan kitlesel öfke
Uluslararası hareket
Ölüm Orucu direnişçilerinden mektup
Ölüm Orucu direnişçilerine mektup
Kitap tanıtımı: Haydari Kampı
Devrimci Taktiğin Sorunları
Yok saymak çözüm mü?
Mücadele Postası


Bu sayının
PDF formatını download
etmek için tıklayın





 
 

Ekvador’da binlerce kişi
sokaklara döküldü

Ekvador’da bir yıl önce, krizden sorumlu tutulan Mahuad hükümetine karşı kitlesel gösteriler gerçekleşmişti. Ülkenin dört bir yanından başkent Quito’ya akan binlerce kişi başbakan Jamil Mahuad’a karşı protesto eylemleri yapmış, başbakanı, hükümeti ve parlamentoyu istifaya çağırmıştı. Hükümet ve kongre binasına doğru yürüyüşe geçen binlerce öfkeli emekçiyi polis ancak barikat kurarak engelleyebilmişti. Yürüyüşçüler bu kez şehir merkezindeki parklara çadırlar kurmuşlar, talepleri kabul edilene kadar eylemlerini sürdüreceklerini açıklamışlardı. Kitlesel protestolar yoğun asker-polis baskısı ve terörü ile engellenebilmişti. Ancak, ilan edilen sıkıyönetime rağmen, Mahuad hükümeti devrilmekten kurtulamamıştı.

İşbaşındaki hükümetin uygulamayı sürdürdüğü neo-liberal politikalar emekçi kitlelerin öfke ve hoşnutsuzluğunu büyütüyordu. Ocak ayının son haftası akaryakıt fiyatlarının yüzde 100 artırılarak, kamu taşımacılığına yüzde 75 zam yapılması öfke patlamasına neden oldu ve kitleler sokağa döküldü. 27-28 Ocak tarihlerinde başkente ulaşan 6 bin kişi, yürüyüşler gerçekleştirerek, barikatlar kurarak zamları protesto ettiler. Eylemler hafta içinde de sertleşerek sürdü. Başkent Quito’da protestocular polisle çatıştılar. Eylemler, öğrenciler, öğretmenler ve sendikacıların desteğiyle genişledi. Ülkenin dört bir yanından binlerce eylemci daha başkente doğu yola çıktı.

Şimdi tüm ülkede bir kaos yaşanıyor. Ülkenin birçok yolu ağaçlar ve otomobillerle kurulan barikatlarla kesildi. Birçok kentte yerel gruplar eylemleri koordine edebilmek için toplantılar yapıyorlar. Riobamba kentinde bazı radyo ve televizyon kanallarının yalan haber verdiği için 12 bin kişi tarafından basıldığı haberi gazetelerde yer aldı.

Devletin kolluk güçleri bir yandan yürüyüşçülere saldırırken, eylemlerin buluşma merkezi olan Politeknik Üniversitesi’ni de abluka altına aldı. 4 bin kişi zorla içeride tutuluyor. Dışarı çıkanların tutuklanacağı tehditleri savruluyor. Kampüsün su, elektrik ve telefon bağlantısı kesilmiş durumda. Eylemlerin başlamasından bir gün önce, “Bu bir hareketlilik değil, ayaklanmadır” diyerek kitleleri barikat savaşına çağıran İndigenler Federasyonu-CONAIE başkanının da aralarında olduğu birçok kişi gözaltına alındı. Vagas iki gün sonra iki işçi önderi ile birlikte serbest bırakıldı, ama gözaltılar ve olağanüstü hal uygulaması sürüyor. Ordu şiddet kullanma tehditlerini sürdürüyor.

Tüm gözdağı, tehdit ve baskılarına rağmen kitlelerdeki öfkenin dizginlenemeyeceğini anlayan hükümet eylemcilerle yeniden masaya oturmak zorunda kaldı. Pazarlıklar aralıksız gerçekleşen eylemlerin gölgesinde sürüyor.

Enflasyonun yüzde 90’larda seyrettiği 12.4 milyon nüfuslu bu ülkenin dış borcu 11 milyar doları aşmış durumda. Dolar geçen sonbahardan beri ülkenin resmi para birimi. Bununla ekonominin rahatlayacağı, yatırımcıların güven duyacağı vaatleri yapılıyordu. Ama tam tersine fiyatlar fırladı. Ekvador İMF’nin dikte ettirdiği neo-liberal ekonomi politikalar sayesinde daha da derinleşen bir ekonomik kriz batağında debeleniyor.



Güney Afrika:

Volkswagen işçileri
direndiler ve kazandılar!

Ocak ayının son haftasında Güney Afrika’nın sanayi kenti Uitenhage’de 3 bin işçi biraraya geldi. Nedeni, mahkemenin 2000 yılı Şubat ayında işten atılan 1300 Volkswagen işçisinin yeniden işe alınması ile ilgili karar almasıydı. Kutlamalara Goodyear ve Ford Motor fabrikasından dayanışmacı işçiler de katıldılar.

Bir Volkswagen işçisi, “bu başarıyı dayanışmacıların kararlılıklarına borçluyuz” diyerek, dayanışmanın önemini vurguladı.

Herşey 1997 yılında bazı işyeri temsilcilerinin işçilerin onayına sunulmadan işverenle bir anlaşmayı imzalamasıyla başladı. Bu anlaşma ile haftalık çalışma günü 5’ten 6’ya çıkarılmış, mola süreleri kısaltılmıştı. 1999 yılında işçiler 15 yeni temsilci seçtiler. Yeni temsilciler bu anlaşmadaki maddelerin iptali ve emeklilik fonunun dondurulmasına karşı çalışmalara başladılar. İşveren, işçileri kışkırttıkları gerekçesiyle, işçi temsilcilerini 20 Ocak 2000’de polis eşliğinde görevden aldı ve haklarında disiplin cezası uygulanacağını açıkladı.

Bu, işçilerde öfke patlamasına neden oldu. İşçiler 5 gün iş bırakarak eyleme geçtiler. Bunun üzerine sendika konfederasyonu COSATU devreye girerek, yasal olmayan bu eylemi derhal bitirmelerini, kendilerini provokatörlerden arındırmalarını istedi. İşten atma tehditlerine rağmen işçiler işbaşı yapmayarak direnişi sürdürdüler. İşveren direnişçi 1300 işçiyi işten attı. Bunun üzerine Volkswagen işçileri, şehirdeki diğer işletmelerde çalışan işçilerle birlikte, grev kriz komitesi kurarak çeşitli eylemler örgütlediler.

İşten atılan 15 işçi temsilcisinin tekrar işe alınması için mücadele ettikleri için işten atılan 1300 işçi, kararlı direnişleri sayesinde kazandılar.



Dünyadan kısa kısa...

Lübnan: Kamu çalışanları iş bıraktı

Lübnan’da yaşam koşullarının hergeçen gün ağırlaşmasına, düşük maaşlara ve çalışma koşullarının gitgide kötüleşmesine karşı 40 bin Lübnanlı kamu emekçisi bir günlük greve gitti. Greve devlet okulları ve üniversitelerden 30 bin öğretmen ve öğretim görevlisi katıldı.

Bangladeş: Sol partilerin çağrısıyla genel grev

Aşırı işsizlik ve yoksulluğun varolduğu Bangladeş’te, İMF paketleriyle yaşam daha da çekilmez bir hale geldi. Hükümetin İMF patentli paketlerini protesto etmek amacıyla parlamentoda temsil edilmeyen 11 sol partinin çağrısıyla ülke genelinde genel grev ilan edildi. 1 Şubat’ta gerçekleşen grevde bütün okullar ve işyerleri gün boyu kapalıydı.

Fransa: Metro çalışanlarından grev

Fransa’da çalışma koşullarının ve maaşlarının iyileşmesini isteyen Metro çalışanları 2 Şubat 2001 tarihinde greve çıkarak olumsuz koşulları protesto ettiler.