ARSIVANA SAYFA
 
9 Aralık '00
SAYI: 46
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Emekçi hareketinin güçlü çıkışı
Onbinlerce emekçinin coşkulu eylemi
Ankara’da 1 Aralık
25 bin kişilik coşkulu katılım
Emekçiden kitlesel uyarı
Krizin katlanan faturası işçi ve emekçilere kesiliyor!
Kıbrıs’ta süresiz genel grev
Toplumun gündemine oturan Ölüm Orucu direnişi
“Ölüm hücreleri”ne geçit yok!
F tipi cezaevi ölümdür!
Ölüm Orucu’na destek eylemleri güçlenerek sürüyor
Ulucanlar’ın katliamcıları bir kez daha yargılandı!
26 Eylül tarihe bir faşist katliam günü olarak geçecek
Öleceğiz ama hücrelere girmeyeceğiz!
İçeride-dışarıda ölümüne direniş sürüyor
Yeni ölümlere izin vermeyeceğiz!
Ölüm Orucu direnişinin sesini duyurmaya devam edecek..
Ölüm Orucu direnişi devrimci öğrenci hareketini toparlayıp saflaştırıyor
Direnişin sesini Avrupa Parlamentosu’na da taşıdık
Zaferi bir kez daha biz kazanacağız!
Kadın sorununa yönelik bir anket çalışması
İşçilerle işçi sağlığı ve iş güvenliği üzerine
Direnç (öykü)
Vardiya (şiir)
Direnişçi yoldaşlarıma mektup
Mücadele Postası
 
Bu sayının
PDF formatını download
etmek için tıklayın





 
 
Ölüm Orucu Direnişi İsviçre kamuoyuna maledildi...

Cenevre’deki açlık grevi eylemi düzenlenen bir mitingle sona erdirildi


rÖncelikle açlık grevi eyleminin önemli ölçüde amacına ulaştığını belirtmek istiyoruz. İsviçre kamuoyunun, partilerin, sendikaların, parlamenterlerin, basının, ilerici kurumların, insan hakları kuruluşlarının dikkatini Türkiye cezaevlerine ve ÖO Direnişine çekmeyi başardık. Açlık grevi eylemi somut bir destek ve karşılık buldu.

20 Kasım tarihinde başlatılan açlık grevi ve ilk haftaya sığdırılan çalışmalar, 25 Kasım tarihli Kızıl Bayrak sayfalarına yansıdı. Eylemin sonraki sürecini ve yapılanları genel olarak özetlemek istiyoruz.

Açlık grevi eylemi ikinci haftasında da ilgi konusu olmaya ve destek görmeye devam etti. Yerli ve yabancılar grevi ziyaret etmeyi sürdürdüler. Kurumlara, kuruluşlara, basına ve kamuoyuna yönelik çalışmalar devam etti. Açlık grevcileri önlükleriyle birlikte şehrin kalabalık merkezlerinde ve pazar yerlerinde bildiriler dağıttı. Dayanışma hareketi yöneticisi ve basın temsilcisi eylemi ziyaret etti ve komite tarafından bilgilendirildi. İsviçre-Küba Derneği temsilcisi grevi ziyaret ederek başarı ve destek mesajını iletti. “Tunus İnsan İakları ve Özgürlüklere Saygı Komitesi”, Tunus cezaevlerinde açlık grevinde bulunan tutsaklarla dayanışmak amacıyla bir miting düzenledi. Açlık grevcileri ve ziyaretçilerle birlikte topluca eyleme destek sunuldu ve bildiriler dağıtıldı. “Ebu Jamal’e özgürlük!” komitesi tarafından bir gün sonra yapılan mitinge de yaklaşık 100 kişilik bir katılımla destek sunuldu. Eylemde pankart açıldı, bildiriler dağıtıldı, ÖO Direnişi, talepleri ve süreçle ilgili bir konuşma yapıldı.

Cenevre Parlamentosu’nda 26 parlamenterin katıldığı bir toplantıya, açlık grevi komitesi adına iki temsilci katıldı. Hazırlanan dosyalar parlamenterlere verildi. SAG ve ÖO Direnişi’yle ilgili kısa bir konuşma yapıldı. Parlamenterler konuyu 1 Aralık ‘00 tarihli otrumda gündemlerine alacaklarını belirttiler.

Birleşmiş Milletler Yüksek İnsan Hakları Komitesi’yle de açlık grevi komitesi adına bir heyet görüşme yaptı. Cezaevleri süreci ve ÖO Direnişi anlatıldı, dosya verildi ve talepler dile getirildi. Gerekli ilgiyi göstereceklerini, sorunla yakından ilgileneceklerini, zaten Ulucanlar katliamıyla ilgili Türk devletini suçlu bulduklarını ve savunma isteyeceklerini belirttiler. Görüşülen milletvekilleri, Adalet, İçişleri ve Başbakanlığa gönderdikleri protesto mektuplarının örneklerini açlık grevi komitesine ilettiler. Tutsakların taleplerini de içeren açıklamaları, hazırlanan bir mektup ve protesto kartlarından oluşan ve istemlerimizi dile getiren ince bir dosya 300 milletvekiline postalandı.

Cenevre’nin kurtuluşu kutlamalarında “Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!” pankartı açıldı ve bildiriler dağıtıldı. Açlık grevinin yapıldığı Cenevre Halkevi’nde ziyaretçi ve destekçilerden oluşan kalabalık bir kitleye hitaben sürece ilişkin bir konuşma yapıldı. Açlık grevi süresince yapılanlar açıklandı ve önümüzdeki eylemliliklere daha etkin katılımda bulunmaları çağrısı yapıldı.

2 Aralık günü Birleşmiş Milletler önünde 400’ü aşkın bir kitleyle miting yapıldı. Mitingde, parlamentoda grubu bulanan Dayanışma hareketinden bir yetkili, anlamlı bir konuşma yaptı. Eylemimizle dayanışma içinde olduklarını ve ÖO direnişçilerini selamladıklarını dile getirdi. 1 Aralık ‘00 tarihli oturumda cezaevleri sorununu gündemlerine aldıklarını, Türkiye’nin uyarılması ve gerekli tutumun alınması için Federal Hükümet düzeyinde girişimlerde bulunmasının kabul edildiğini, somut kararlar aldıklarını açıkladı.

Miting’te Kızıl Bayrak, Devrimci Demokrasi ve Kurtuluş adına ortak bir konuşma yapıldı. Ceyhan Cezaevi’ndeki TKİP, DHKP-C ve TKP(ML) dava tutsaklarının mesajı ve “Hoşçakalın!” başlıklı mektupları okundu. Ayrıca Çankırı Cezaevi’ndeki Ölüm Orucu direnişçisi TKİP tutsaklarının ve Gebze Cezaevi’ndeki TKİP ÖO direnişçilerinin, ayrıca TKİP Yurtdışı Örgütü’nün mesajları okundu. TKP(ML) MK, Dersim Bölge Komitesi ve DHKP-C mesajları da okunanlar arasındaydı. Özgür Gelecek mitinge destek sundu. ATİK mesajı okundu. Atılım çevresi de sembolik düzeyde mitinge katılım sağladı ve mesajı okundu.

BİR-KAR/İsviçre





Direnişin sesini
Avrupa Parlamentosu’na da taşıdık



Yurt dışında yaklaşık bir yıldır bazen yoğunlaşan, bazen zayıflayan bir çalışmayla hücre saldırısına karşı teşhir kampanyası yürütüldü. Zaman zaman yürüyüş ve mitinglerle birleştirilerek sürdürülen bu kampanya, 20 Ekim tarihinden itibaren bizim açımızdan tümüyle farklı bir eksene oturdu.
20 Ekim’de yoldaşlarımız ve siper yoldaşları süresiz açlık grevi ve ölüm orucu direnişini başlattılar. Artık söz sırasını eyleme, direnişe bırakmıştı. Direnişin sesini, Avrupa’nın her yerine yaymalı, destek amaçlı eylemli tepkiler örgütleyerek direnişin gücüne güç katmalıydık. Her sözümüz, her çağrımız ve çabamız direnişe, direnişin zaferine hizmet etmeliydi. Hızla böyle bir çabanın içine girdik.

Bu çerçevede diğer etkinliklerin yanısıra Avrupa’nın birçok yerinde yürüyüş ve mitingler yapılacaktı. Amacımız bir yandan direnişin sesini, haklılığını ve meşruiyetini bulunduğumuz ülkelerdeki işçi ve emekçilere iletmek, diğer yandan ise, örgütleyeceğimiz eylemli tepkileri de arkamıza alarak uluslararası tüm kurum ve kuruluşları harekete geçirmekti. Bu perspektiften hareket ederek, yürüyüş ve mitinglerin merkezini, Berlin’de Alman Parlamentosu, Cenevre’de Birleşmiş Milletler merkezi, Londra’da Uluslararası Af Örgütü ve Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nun önü olarak belirlemiştik.

Bir yandan destek açlık grevimizi sürdürürken, öte yandan yürüyüş için hazırlıklar yaptık. Nihayet 1 Aralık’ta ortaklaşa kiraladığımız otobüslerle Brüksel’e gittik. Hafta içi olmasına rağmen 500 kişilik bir kitle toplayabildik. Yürüyüşümüzün en önünde Ölüm Orucu İle Dayanışma Komitesi imzalı pankart taşındı. Destek açlık grevinde olanlar, üzerindeki grev önlükleriyle pankartın arkasında dizilmişlerdi. Onları, altında direnişin sahibi üç partinin imzalarının yazıldığı pankartlar ve kortejleri izliyordu. Katılımın azlığına rağmen, yürüyüşe militan ve coşkulu bir ruh hakimdi. Başta “Yaşasın Ölüm Orucu direnişimiz!” ve “Devrimci tutsaklar onurumuzdur!” şiarları olmak üzere hep bir ağızdan sloganlarımızı attık. Deyim uygunsa Avrupa Parlamentosu’nun duvarları yürüyüş ve mitingin bitimine kadar bu öfke dolu sloganlarımızla çınladı.

Yürüyüş güzergahından gelip geçenlerin katılımımızla değil ama, yabancı olmamız ve öfke patlaması şeklinde haykırdığımız sloganlarımızla dikkatlerini çektiğimizi söyleyebiliriz. Bu ilgiyi yol boyunca, dağıttığımız bildirilerle değerlendirmeyi aynı anlama gelmek üzere niçin Brüksel’de olduğumuzu, niçin yürüdüğümüzü bizi izleyenlere anlatmayı ihmal etmedik.
Kısa mesafeli güzergahtan geçerek, toplanma alanına geldik. Burada Ölüm Orucu ile Dayanışma Komitesi’nin Türkçe, İngilizce ve Fransızca olmak üzere üç dilden hazırlanan konuşma metni okundu. Avrupa Parlamentosu’ndan Hollandalı sosyalist bir parlamenter de bir konuşma yaptı. Direnişimizin haklı ve meşru bir direniş olduğunu belirtti, desteklediğini ve destek örgütlemek için çalışacağını açıkladı.

Brüksel’e gitmekteki asıl amacımız, Avrupa Parlamentosu’na TC’nin kinci, kalleş, korkak ve katliamcı kimliğinin somut bir belgesi niteliğindeki “suç dosyalarını” ulaştırmaktı. Bunu da başardık. Ölüm Orucu ile Dayanışma Komitesi adına, AP Komisyon Başkanı Prodi’nin kabinesinden bir yetkili ile görüşme yapıldı. Bu görüşmede Ölüm Orucu Direnişi’nin seyri üzrine kısaca bilgiler verildi. Komitenin hazırladığı “suç dosyası” sunuldu. Görüşmeye giden temsilciler özel olarak faşist Türk devletinin ölüm sınırına gelen devrimci tutsaklara müdahale etme kararı aldığı, bunun ise, kitlesel bir katliam anlamına geldiği, bu nedenle de, acil müdahaleyi zorunlu kıldığı vurgulanarak derhal harekete geçilmesi istendi.

Avrupa Parlamentosu nezdinde, ikinci bir görüşme daha yapılmak istenmiş, ancak Komisyon Başkanı o sırada parlamentoda olmadığı için, görüşülemedi. Ancak sekreterliğe verilmek üzere suç dosyaları bırakıldı. Herşeye rağmen Brüksel yürüyüşümüz amaçladıklarımızı gerçekleştirdiğimiz bir yürüyüş oldu.

TKİP taraftarları/Belçika