ARSIVANA SAYFA
 
9 Aralık '00
SAYI: 46
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Emekçi hareketinin güçlü çıkışı
Onbinlerce emekçinin coşkulu eylemi
Ankara’da 1 Aralık
25 bin kişilik coşkulu katılım
Emekçiden kitlesel uyarı
Krizin katlanan faturası işçi ve emekçilere kesiliyor!
Kıbrıs’ta süresiz genel grev
Toplumun gündemine oturan Ölüm Orucu direnişi
“Ölüm hücreleri”ne geçit yok!
F tipi cezaevi ölümdür!
Ölüm Orucu’na destek eylemleri güçlenerek sürüyor
Ulucanlar’ın katliamcıları bir kez daha yargılandı!
26 Eylül tarihe bir faşist katliam günü olarak geçecek
Öleceğiz ama hücrelere girmeyeceğiz!
İçeride-dışarıda ölümüne direniş sürüyor
Yeni ölümlere izin vermeyeceğiz!
Ölüm Orucu direnişinin sesini duyurmaya devam edecek..
Ölüm Orucu direnişi devrimci öğrenci hareketini toparlayıp saflaştırıyor
Direnişin sesini Avrupa Parlamentosu’na da taşıdık
Zaferi bir kez daha biz kazanacağız!
Kadın sorununa yönelik bir anket çalışması
İşçilerle işçi sağlığı ve iş güvenliği üzerine
Direnç (öykü)
Vardiya (şiir)
Direnişçi yoldaşlarıma mektup
Mücadele Postası
 
Bu sayının
PDF formatını download
etmek için tıklayın





 
 
Ankara’da 1 Aralık:

30 bin emekçi Kızılay Meydanı’nı doldurdu

“Genel grev genel direniş!”


1 Aralık genel iş bırakma eyleminde Ankaralı emekçiler, 30 bin kişilik bir kitleyle Kızılay Meydanı’nı doldurdular. Emekçilerin irili ufaklı pek çok ilde ve ilçede alanlara çıktığı, polis güçleriyle karşı karşıya geldiği ve militan bir tutum sergilediği genel eylemin Ankara cephesinde de emekçiler oldukça çoşkuluydular. Sendikalar Sıhhiye, Ziya Gökalp ve Tandoğan yönlerinden yürüyerek meydana geldiler. Saat 9:30’da emekçiler Kızılay Meydanı’nı doldurmaya başladılar. Eylem saat 14:00 dolaylarında sona erdi.

Eyleme; KESK’li kamu emekçileri kitlesel katılımıyla damgasını vururken, Emek Platformu’nun diğer bileşenleri cılız bir kitleyle katıldılar. Eylemde Kamu-Sen, Hak-İş, Türk-İş, Türk-İş’ten TES-İş, Belediye-İş, Türk Metal, Tez Koop-İş, Haber-İş, Petrol-İş (POAŞ işçileri, “Hükümet sözünü tut, işimizi geri ver!” pankartıyla eyleme katıldılar), TÜMTİS, Tek Gıda-İş, Şeker-İş, DİSK’ten Genel-İş, Oleyis, Nakliyat-İş ve Eczacılar Birliği, EMEP, SİP, Alınterimiz, Özgür Genç, Kızıl Bayrak, Ankara Liseli Gençlik Platformu (ALGP), “Formasyon hakkımızı istiyoruz!” yazan pankartlarıyla DTCF öğrencileri ve Tutsak Yakınları imzalı pankartlar açıldı.

Kamu emekçileri arasında Eğitim-Sen ve Enerji-Yapı Yol Sen en kitlesel katılan sendikalardı. SES F tipi cezaeviyle ilgili pankart açarken, “Hücreleştirilen yaşamımızdır! İçerde dışarda hücreleri parçala! Ölüm Orucu’nda 42. gün! Zafer direnen emekçinin olacak!” sözlerini içeren tutsaklarla dayanışma için emekçi inisiyatifi pankartı da bir süre açıldı.

Emekçiler eyleme Ulus, Dikimevi, TCDD, ODTÜ, Hacettepe’den yürüyerek katıldılar. ODTÜ’den bini aşkın emekçi rektörlüğün önünde toplanarak öğrencilerle birlikte Eskişehir yolundan Kızılay’a doğru sloganlarla yürüdüler. Eskişehir yolunda Hacettepe çalışanlarıyla buluşan emekçiler, coşkulu bir şekilde “Genel grev genel direniş” sloganıyla alanda karşılandılar.

Kızıl Bayrak “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!” pankartıyla mitinge katıldı. Eylemde ekonomik-sosyal talepler ile hücrelerle ilgili Kızıl Bayrak kuşları ve ölüm orucu bildirileri yaygın olarak dağıtıldı.

Tutsak Yakınları,”Ölüm Orucu direnişi ruhuyla emekçilerle omuz omuzayız!” pankartıyla, Emek Platformu kürsüsünün önünde, 500 civarı bir kitleyle oldukça çoşkuluydu. Ailelerin pankartının yakınındaki emekçiler sık sık tutsak yakınlarının sloganlarına katılırken, emekçiler içinde provokatif davranışlarda bulunan bazı kişiler de oldu. (Ankara’daki tutsak yakınlarının 2 haftadır süren eylemliliklerinde emekçilerin eylemlerine desteğe gidildiğinde, benzer bir provokatif durumla iki kez daha karşılaşılmıştı). Tutsak yakınları önlükleri ve kızıl bantlarıyla Ölüm Orucu direnişini güçlü bir şekilde 1 Aralık’a taşıdılar. “Yaşasın ölüm orucu direnişimiz!”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz!”, “Hücreleri parçala tutsaklara sahip çık!” “Devrimci tutsaklar onurumuzdur!” sloganları sık sık atıldı.

6 saate yakın süren eylem boyunca çoşkuda bir azalma olmaması dikkat çekiciydi. Hava boşaltma eyleminden öteye gidemeyen 11 Kasım eyleminin ardından emekçiler tüm öfkelerini 1 Aralık’ta gösterdiler. Sendika bürokrasisi her zamanki misyonunu oynayarak, tabandaki yoğun tepkiyi iş bırakma eylemiyle dizginlemek zorunda kaldı. Ankara’da Emek Platformu Başkanlar Kurulu Meclis’e yürüyerek talepleri dile getiren dilekçeleri verdiler. Aldıkları cevap ise taleplerinin Plan ve Bütçe Komisyonu’nda değerlendireleceği oldu. Sermayenin ekonomik-sosyal saldırı programını uygulama kararlığında hiçbir değişiklik sözkonusu değil.

Ancak yüzbinlerin eylemi ve öfkesi de, mücadelenin burada bitmeyeceğini gösteriyor. Emekçiler, hakları kazanmanın yolunun bir kez daha mücadeleyi yükseltmekten geçtiğini daha açık görebiliyor.
Kızıl Bayrak/Ankara





DTCF:

1 Aralık eylemine kitlesel katılım


DTCF’li öğrenciler olarak, 1Aralık’taki genel grev eylemine katıldık. Eyleme iyi bir katılım sağlamak için bir hazırlık planı çıkarıldı. İlk önce okul toplantısı yaparak görev dağılımı yapıldı. “Formasyon hakkımızı istiyoruz!” sloganının yazılı olduğu bir pankartla, eyleme bu eksende katılmaya karar verildi. Hemen ertesi gün okula afişleme yapıldı. Eylem günü -sabah- çağrı niteliğindeki bildirilerimizi dağıtılıp, pankartımız yüksek bir yere asıldı.
Ortabahçe’de toplandıktan sonra pankartımızla kitlesel bir biçimde okul katları dolaşıldı. Ortabahçede bir forum yapılarak ve diğer öğrenciler de eyleme çağrıldı. Okul personeli de iş bıraktı (ÖGB’lerde dahil).
Forumdan sonra sloganlarla okuldan çıkarak kortejimizi oluşturduğumuzda, kitlemiz 100-120 kişi arasındaydı. Yolu trafiğe kapatarak sloganlarımızla eylem alanına doğru yürüyüş geçtik. Eylem alanında işçi-emekçilerle sloganlarımızı ortaklaştırdık. “İşçi-memur-geçlik alanlarda birleştik!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, “Direne direne kazanacağız!”, “Hücrelere değil eğitime bütçe!”, “Formasyon hakkımız engellenemez!”, “Hücrelere değil emekçiye bütçe!” vb. sloganlar atıldı.
Eylem bittikten sonra yine yolu kapatarak okula doğru yürüdük. Okula gelindiğinde yine bir forum yapıldı ve pankartımız yüksek bir yere asıldıktan sonra eylem bitirildi.
Ekim Gençliği/DTCF





Antalya'da 1 Aralık:

Son yılların en kitlesel ve çoşkulu eylemi


Antalya'da iş bırakmaya yönelik hazırlıklar günler öncesinden başlamıştı. İşçi ve emekçilerin taleplerini dile getiren Emek Platformu imzalı afişler kentin birçok yerine asıldı.

Afişleme ve işyerlerinde yürütülen çalışma meyvesini verdi. 1 Aralık sabah saatlerinde kamu emekçilerinin buluşma yeri olan Güllük-TRT Caddesi kavşağında binlerce emekçi toplandı. Kitlenin coşkusu daha toplanma anından itibaren hissediliyordu. İşçi sendikaları ve diğer kamu emekçileri sendikalarıyla Cumhuriyet Meydanı'nda buluşmak üzere Şarampol Caddesi'ne doğru yürüyüşe geçildi. En önde KESK pankartı, arkasında ise Eğitim-Sen, ÖES, SES, Kültür-Sen, Enerji-Yapı Yol Sen, BES, Or-Kam Sen kortejleri sıralanmıştı.

Hücre Karşıtı Platform'un pankart açma isteği bütün tartışmalara rağmen kabul edilmedi. KESK görevlileri buna gerekçe olarak her zaman olduğu gibi kitlenin geriliğini gösterdi. Fakat buna rağmen alan terkedilmemeliydi. Öyle de oldu. Yürüyüş boyunca emekçilerin taleplerini içeren sloganlarla ve onların arasında yürümekle birlikte, F tipi karşıtı sloganlarımızı da attık.

Yürüyüşün ilk anlarında "Zafer direnen emekçinin olacak!", "Sadaka değil toplusözleşme!" ve "İMF defol, bu memleket bizim!" sloganları yükseldi. Tonguç Caddesi boyunca alkışlı protestolarla evlerinin balkonlarına çıkan halk büyük ilgi gösterdi. Az ilerde ise ortaokul ve lise öğrencilerinin, "Biz bu durumda geleceğin öğretmenleri olmak istemiyoruz!" yazılı döviz açmaları ilgiyle karşılandı.

Şarampol Caddesi'ne çıkıldığında, "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!" sloganı patladı büyük bir coşkuyla. Arkasından "Özelleştirmeye, sefalet ücretine, sendikasızlaştırmaya HAYIR!", "Sistem çürüyor emekçiler yürüyor!", "Hücreler ölümdür girmeyeceğiz!", "Hücrelere değil emekçiye bütçe!", "Devrimci tutsaklar onurumuzdur!", "Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!" sloganlarını sıraladık. Kapalı Yol'a doğru inildiğinde ve eylemin çeşitli noktalarında en sık atılan slogan ise, "Hükümet zammını al başına çal!" oldu. Kapalı Yol'da Yol-İş Sendikası’nın pankartını gördüğümüzde, büyük bir coşkuyla "İşçi-memur elele, genel greve!" şiarını yükselttik. Atılan sloganlara kortej görevlilerinin coşkuyu artırmaya yönelik hiçbir gayreti olmamasına rağmen emekçilerin katılımı oldukça iyiydi.

Kortej Cumhuriyet Meydanı'na yaklaştığında polis barikatıyla karşılaşıldı. Fakat hiç zaman kaybetmeden kararlı bir biçimde barikata yüklenildi. Polis barikatının dağılması ve kaskların yerde yuvarlanması fazla zaman almadı da. Kısa süren çatışmadan sonra polis çekilmek zorunda kaldı. Ve tüm kortejler alana girdi. Alanda KESK, Yol-İş, Kamu-Sen ve Memur Sen pankartları vardı. F tipi ile ilgili açılan dövizlerden dolayı Kamu-Sen'li memurlarla kısa süren bir gerilim ve itişme yaşandı. Kamu-Sen kendine düşen rolü yine oynamıştı.

Meydanda çekilen halayların ardından, Emek Platformu sözcüsü ücret talebi ağırlıklı bir konuşma yaptı. Daha sonra ise bütçeden emekçilere ayrılan pay, nemaların ödenmesi, iş güvencesi ve sendikal hakları içeren dilekçeler toplanıp TBMM'ye gönderilmek üzere Vali’ye verildi.

Yaklaşık onbin emekçinin coşkulu katılımıyla son yılların en kitlesel eylemi yaşandı Antalya'da. Eğitim-Sen en kitlesel katılan sendikaydı. Katılımın yüksekliği okullarda da kendisini gösterdi, hemen hiçbir okulda eğitim yapılmadı. Ayrıca öğrencilerin desteği de sağlanmıştı. Eyleme halkın desteği de önemli bir yer tuttu. "Öğretmenim açken ben tok olamam!" döviziyle kortejlerin hepsini karşılayan Ali Baba, eyleme küçük esnaf desteğinin simgesi oldu. İşçilerin katılımı Yol-İş'le sınırlı kalırken, eyleme ücret talebi damgasını vurdu.

En önemlisi ise, yıllardır işçi-emekçilere eylem alanı olarak kapatılmış Cumhuriyet Meydanı'nın polis barikatı aşılarak tekrar ele geçirilmesiydi. Hem de bir gün önce İçişleri Bakanlığı'nın eylemlerin kanunsuz olduğunu açıklayıp müdahale emri vermesine rağmen.

Bu, eylemin çizgisinde başarı elde etmek için meşruiyete güvenmenin belirleyici önemini bir kez daha göstermiştir.

Kızıl Bayrak okurları/Antalya