30 Kasım '02
Sayı: 47 (87)


  Kızıl Bayrak'tan
  Sermaye iktidarının açmazları ve yeni hükümet
  AB kapısında hayaller ve gerçekler
  Silah denetçileri ve emperyalist savaş hazırlığı
  "Ak" partisinin kara icraatları
  Amerikan emperyalizmi için "gül" gibi bir başbakan
  BM'nin Dünya Çocuklar Günü aldatmacası...
  Metal'de birbirini izleyen ihanetler
  Sendika bürokratlarının ihaneti metal işçilerinin birleşik örgütlü mücadelesiyle aşılacak!
  Prag Zirvesi'ne ABD damgasını vurdu...
  NATO'nun militarist saldırgan misyonu yeni duruma ve ihtiyaçlara uyarlanıyor
  NATO'nun yeni stratejisi...
  Prag Zirvesi üzerine Haluk Gerger ile konuştuk...
  Gençlik YÖK'ü ve savaşı soruşturdu!
  Gençliğin savaş ve YÖK karşıtı eylemlerinden...
  Dünyadan...
  ABD emperyalizminin yeni konsepti...
  Mücadele alanlarından...
  BİR-KAR II. Kongresi başarıyla gerçekleşti
  Perinçek'in İP'iyle ne kuyuya inilir, ne baraj geçilir
  Partimizin 24. kuruluş yıldönümü kutlu olsun!..
  Bir hukuk cinayetine karşı duyarlılık çağrısı
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Partimizin 24. kuruluş yıldönümü kutlu olsun!..

Partimizin 24. kuruluş yıldönümü kutlu olsun!..

Bugün 27 Kasım. 27 Kasım 1978 Fis Toplantısı’nın üzerinden 24 yıl geçti. Bu çeyrek asırlık süre içinde çok önemli gelişmeler, altüst oluşlar yaşandı. Bu çeyrek asırlık mücadele süreci, Kürt halkının kaderi üzerinde çok önemli bir etkide bulundu. Bunda kuşkusuz PKK’nin yeri belirleyici bir öneme sahiptir.
27 Kasım 1978 tarihinde kurulan PKK’den bugün geriye ne kaldı, ne bırakıldı?

“Partimiz” derken bununla neyi anlatmak istiyoruz? PKK adı altında yürütülen ve gerçekleştirilen hangi pratiklere, hangi çizgiye, hangi değerlere sahip çıkıyoruz? Neyi reddediyoruz? Bize ait olan ne, bizden çalınan ne ve nasıl çalındı? Adımıza işlenen cinayetler, yapılan ihanetler, katliamlar, kötülükler nelerdir? Bunlardan kim, kimler sorumludur? Nasıl?

Kısacası PKK tarihinin bütün boyutlarıyla sorgulanması, çözümlenmesi ve her bir ayrıntısının yerli yerine konulması, ayrıştırılması, sahip çıkılması gereken ile reddedilmesi gereken yönlerinin birbirinden kesin çizgilerle ayrıştırılması gerekir.

PKK tarihinin yeniden yazılması bir zorunluluktur!

Peki, bunu kim yapacak, nasıl, neyle, hangi sorumlulukla, hangi yetkiyle? Bu tarihin nasıl bir bakışaçısıyla, hangi yöntemle yazılması gerekir?

Bu tarihimizin yazılmasında yöntem ve bakışaçısı çok önemli. Toptancı inkar ve ret yaklaşımlarının çeyrek asırlık tarihi doğru çözümlemeyeceği çok açıktır. Aynı şekilde Öcalan’ın resmi PKK tarih yazımı ve açıklaması da inkar ve ret yaklaşımının öteki yüzüdür! Bu nedenle doğru ve bütün çelişkileri, çelişik uçları kavrayan ve her bir ayrıntıyı yerli yerine oturtan bir yaklaşım esastır. Bu da sorumlu olmayı gerektirir.

Tarih yazımı büyük bir sorumluluktur ve çok ciddi bir iştir!

Sorumluluk duymak, herşeyden önce Kürdistan’ın, halkımızın kaderi, geleceği üzerine söz ve iddia sahibi olmak, bu konuda tutarlı bir eylem gücüne sahip olmak anlamına geliyor.

Sorumlu ve ciddi tarih yazımı ile sırça köşklerinde ahkam kesmek birbirinden çok farklı şeylerdir.

PKK adına işlenen olumsuzlukları, kötülükleri, cinayetleri, ihanetleri sıralamak, bunları tekrarlayıp durmak, dahası kendini bununla sınırlamak sorumlu, ciddi, verimli ve üretken bir tarih yaklaşımı, tarih yazıcılığı değildir!

PKK tarihini doğru bir biçimde yazmak, onun adına işlenen kötülüklerin hesabını tarihimize, halkımıza ve halklarımıza vermek sorumlu olmayı gerektirdiği gibi, gerçek PKK’liler için, gerçek devrimci yurtseverler ve devrimci sosyalistler için siyasal ve ahlaki-vicdani bir sorumluluktur! Bugünü ve geleceği doğru temellerde yeniden kurmak için bu vazgeçilmez bir zorunluluktur!

Yöntem ve doğru bakışaçısı kadar bu tarihi “muhasebeyi kim yapar, kimler yapar” sorusunun yanıtı da çok önemlidir!

Aydınların bireysel çalışmaları, bu konuya kimi katkılar sunsa da bu tarihi muhasebeyi tam anlamıyla yapamayacağı açıktır. Ortada onbinlerce şehidin, yaralının bulunduğu, binlerce köyün yakılıp yıkıldığı, bir ülkenin baştan başa viraneye çevrildiği, milyonların işkencelerden geçirildiği, yüzbinlerin zindanlara tıktırıldığı, sayısız direnişin yanında büyük ihanetlerin yaşandığı, devrim, yurtseverlik ve sosyalizm adına sayısız cinayetin işlendiği ve kötülüğün yapıldığı bir savaş ve siyasal mücadele tarihinin muhasebesini yapacak güç, ülke ve halk kaderi üzerine söz ve iddia sahibi, bu mücadele tarihinin mirasına dayanan ve onun içinden gelen siyasal kadrolar ve onların oluşturduğu devrimci bir çekirdek, siyasal bir parti olabilir.

Başka bir ifadeyle 1978 devrimci çizgisine ve ruhuna sahip devrimci sosyalist ve devrimci yurtsever kadroların oluşturacağı ve geliştireceği bir çekirdek böyle bir çalışmayı başarabilir! Bu muhasebe, hukuki bir çalışma değil, geleceği yeniden kurma projesinin çok önemli bir dayanağı olacak siyasal bir çalışma olacaktır. Dolayısıyla ciddi bir tarihi muhasebeye ihtiyaç duymak, aslında, ciddi, tutarlı, samimi, her yönüyle geçmişi aşan bir örgüt, bir öncü çekirdek ihtiyacını duymak anlamına geliyor...

Muhasebe ihtiyacı devrimci bir öncü çekirdek ihtiyacı ile birlikte dillendirildiği ölçüde anlamlı, tutarlı ve verimli bir yaklaşım olur.

Partimizin 24. yıldönümünü kutladığımız bugün görev, böyle bir çekirdeği inşa etme ihtiyacını derinden hissetmek, bu doğrultudaki çalışmalara etkin bir biçimde katılmak ve desteklemektir! Günlük çalışmalarının odağında devrimci bir çekirdeği geliştirme hedefi olmayan bir çabanın, bir sözün fazla bir değerinin olacağını sanmıyoruz. Son üç-dört yıl içinde tek başına “söz”ün anlamından ve değerinden çok şey yitirildiğinin kabul edilmesi ve üzerinde derinlemesine düşünülmesi gereken bir olgudur çünkü!

Partimizin 24. kuruluş yıldönümü kutlu olsun!

“Partimiz”" derken neyi kastediyoruz? Hangi PKK? Kutladığımız, sahip çıktığımız PKK, “Bizim” PKK’dir! Yani ‘78 devrimci programında somut ifadesini bulan emekçilerin, sosyalistlerin PKK’si, zindan direnişlerini gerçekleştiren Mazlumlar’ın, Hayriler’in, Kemaller’in PKK’si, 15 Ağustoslar’a imzasını atan Agitler’in PKK’si, serhıldanları gerçekleştiren emekçilerin, yoksulların, halkın PKK’si, kısacası direnenlerin, özgürlük, bağımsızlık ve sosyalizm davasına gönül verenlerin PKK’si. “Bizim” sahip çıktığımız, “bizim” olan PKK budur! Bu PKK, aslında bir bakıma partileşemeyen, organlaşamayan, III. Kongre’den itibaren sistematik bir biçimde Öcalan tarafından çalınan, gaspedilen ve herşeyine el konulan PKK’dir! Öyle olmasına rağmen bütün değerleri yaratan dabu PKK’dir! Yaratan “biz” olduk, ama bir hırsız gibi yarattıklarımıza el koyan Öcalan oldu ve egemenlik sistemini kurdu, kendi sistemini, iktidarını devrimimizin, halkımızın ve geleceğimizin başına bela etti...

İmralı Partisi KADEK, PKK’yi 8. Kongre’de, resmen feshetmesine ve PKK adını kullanmayı yasaklamasına rağmen yine utanmadan PKK adını kullanıyor, 27 Kasım kutlamalarını gerçekleştiriyor. Devrimci mücadelenin değerlerini tasfiye etmek için yine o değerlerin kendisini kullanmak, Öcalan sisteminin en temel yöntemlerinden biridir. PKK adını kullanarak, 27 Kasım’ı kutlayarak mevcut hain sistemlerini meşrulaştırmak, ihanet ve tasfiyeciliği gizlemek, her gün işledikleri iç infazları örtbas etmek, yarattıkları yanılsamayı, illüzyonu, sanal dünyayı sürdürmek istiyorlar... Bu da başka tür bir bilinçleri katletme, bellekleri silme ve ruhsuzlaştırma hareketinden başka bir şey olmuyor...

Bu bilinçleri katletme, bellekleri silme ve ruhsuzlaştırma hareketini kırmanın, yaratılan sanal dünyayı parçalamanın yolu, öncü bir çekirdek yaratmaktan geçer...

Yeni bir 27 Kasım’a ihtiyacımız var...

Ama kendisini tekrarlamayan, her açıdan kendisini aşan ve devrimci tarzda yenileyen yeni bir 27 Kasım’a ihtiyacımız var!

Şimdi görev yeni bir 27 Kasım’ı geliştirmektir!

Partimizin 24. kuruluş yıldönümü kutlu olsun!
Kahrolsun teslimiyet, ihanet ve tasfiyecilik!
Yaşasın Partimizin devrimci çizgisinde ısrar direnişimiz!

PKK-Devrimci Çizgi Savaşçıları