30 Kasım '02
Sayı: 47 (87)


  Kızıl Bayrak'tan
  Sermaye iktidarının açmazları ve yeni hükümet
  AB kapısında hayaller ve gerçekler
  Silah denetçileri ve emperyalist savaş hazırlığı
  "Ak" partisinin kara icraatları
  Amerikan emperyalizmi için "gül" gibi bir başbakan
  BM'nin Dünya Çocuklar Günü aldatmacası...
  Metal'de birbirini izleyen ihanetler
  Sendika bürokratlarının ihaneti metal işçilerinin birleşik örgütlü mücadelesiyle aşılacak!
  Prag Zirvesi'ne ABD damgasını vurdu...
  NATO'nun militarist saldırgan misyonu yeni duruma ve ihtiyaçlara uyarlanıyor
  NATO'nun yeni stratejisi...
  Prag Zirvesi üzerine Haluk Gerger ile konuştuk...
  Gençlik YÖK'ü ve savaşı soruşturdu!
  Gençliğin savaş ve YÖK karşıtı eylemlerinden...
  Dünyadan...
  ABD emperyalizminin yeni konsepti...
  Mücadele alanlarından...
  BİR-KAR II. Kongresi başarıyla gerçekleşti
  Perinçek'in İP'iyle ne kuyuya inilir, ne baraj geçilir
  Partimizin 24. kuruluş yıldönümü kutlu olsun!..
  Bir hukuk cinayetine karşı duyarlılık çağrısı
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
İsviçre’de inşaat işçilerinin grevi üzerine...

“Sınıflar arası işbirliği” artık eskisi
kadar kolay yürümüyor

(İnşaat ve Endüstri Sendikası GBI Merkez Sekreteri Hansueli Schedegger ile yapılan röportaj... Junge Welt, 14 Kasım 2002, başlığı biz koyduk-KB)

J.W: Son haftalarda inşaat işçileri erken emekliliğin yürürlüğe konması için greve gittiler. Ülke genelinde yaşanan bu eylem isviçre’de 55 yıldan beri yaşanan ilk iş bırakma eylemiydi ve günlerce medyanın baş konusu oldu. İsviçre’de tek tek kantonlarda grev yapmak mı yaygın?

H.S: Hayır bizde grev yapmak hiç yok. Onlarca yıldır tek-tük işletmelerde mücadele yürütüldü veya yerel grevler oldu. ‘90’lı yıllarda tüm ülke genelinde sadece toplam birkaç yüz gün çalışılmayan saat var ve biz pratik olarak grev tecrübemizi de yitirdik.

J.W: Grevin işleyiş biçiminden memnun musunuz?

H.S: Çok etkileyici ve büyük bir başarıydı. Biz stratejik inşaat yerlerinde toplam 10 bin kişiyle greve çıkmayı planlamıştık. Ama tüm ülkede kendiliğinden başlayan dayanışma grevleri geldi. Tessin ve Cenevre gibi kantonlarda tüm sektörde tam grev yaşandı. Ve böylece 80 bin inşaat işçisinden 15 bini iş bıraktı. Ayrıca otoban inşaatlarında gösteri mitinglerimiz grevin etkisini artırdı. Baregg Tüneli ve diğer önemli yol bağlantıları bir süre için komple bloke edildi. Böylesi bir şey burada hiç yaşanmadı.

Bu eylemler ve katılımın yüksek olması İsviçre işçisinin artık seyretmekten vazgeçtiğini, haklarını savunmaya hazır olduğunu gösterdi. Biz şimdiye değin sınıflar arası işbirliğine inandık ve mutlak barışçıllığımızı koruduk. Ama bu kutsal inek çok şükür ki artık kesildi.

J.W: GBI neden böylesi bir sınıf kavgasına başladı?

H.S: Biz erken emekli olma anlaşmasını savunmalıydık. Bu anlaşma ilkbaharda pazarlıklar sonucu karara bağlanmış ve işverenlerce de tasdik edilmişti. Aşamalı olarak 60 yaşından itibaren emekliliğe gidilecekti. Son alınan maaşın yüzde 70’i garantilenecek, artı yıllık 6 bin frank ödenecekti. Bu tarihi başarı için inşaat işçileri yıllarca mücadele etmişlerdi. Ama Haziran sonunda işverenler sendikası delege toplantısında bu anlaşma reddedildi. Yeni görüşme talep edildi. Bu bizim için daha kötü anlaşma demekti.

Biz bu grevle oyalama taktiklerine kanmadığımızı açıkça gösterdik. Biz yeniden anlaşma için görüşme değil, kararlaştırılan anlaşmanın uygulamaya konmasını istiyorduk. Önümüzdeki yıl erken emekli olacak arkadaşlarımız daha önceki anlaşma üzerinden erken emekli olmalıydı.

J.W: Önceki gün işveren sendikası dümeni çevirdi. Bu gel-gitlere neden olan ne?

H.S: Herhalde ilkbaharda bu anlaşmaya karşı olan azınlık ağırlığını koymuş olmalı. Birdenbire varılan anlaşmanın maddelerinin bağlayıcı olmadığı iddia edildi. Daha sonraki görüşmelerde emeklilik parasını düşürmek istiyorlardı. Bu grevle bu da boşa çıkmış oldu. Bizim için giderek sertleşen savunma mücadelesinde grevin şart olduğu da bir tecrübe oldu.



İtalya’da Fiat işçilerinin kararlı direnişi sonuç verdi, saldırı şimdilik durduruldu...

26 Kasım Salı günü İtalya’nın tüm Fiat işletmelerinde bantlar durdu, makinalar çalışmadı. CIGL, UIL, CISL sendikalarının çağrısına uyan 35 bin işçi 6 fiat işletmesinde bir günlük iş bıraktılar. Ülke genelinde yaşanan grev bölgesel protestolar, uyarı grevleri ve kendiliğinden iş bırakmalarla sürdü. Roma’da gerçekleşen protesto yürüyüşüne 20 bin kişi katıldı. Geçtiğimiz hafta da Turin’de onbinlerce Fiat işçisi yürümüştü.

26 Kasım Pazartesi günü akşamı sendikalar işveren ve hükümet temsilcileriyle kriz oturumu için biraraya geldiler. Fiat işçilerinin toplumun tüm kesimlerinden aldığı destekle aralıksız eylemlilik içinde olması etkisini gösterdi ve işveren planını ve işyerlerinin yokedilmesini şimdilik ertelediğini açıkladı.

Daha önce Fiat tekeli, restore planı çerçevesinde, 35 bin işçiden 8100’ünü işten çıkaracağını ve buna Aralık ayında ilk 5 bin işçiyi kapıya koyarak başlayacağını açıklamıştı. Geri kalan 2 bin kişi ise Haziran ayında atılacaktı. İşten atmalar bunlarla sınırlı kalmayacaktı. Domino etkisi göstererek birçok yan sanayi kuruluşlarında da işyerleri yokolacak ve böylece 40 bin işçi işini kaybetmiş olacaktı.

Fiat tekelinen işçilerden gelen kararlı direniş karşısında geri adım atmasıyla sağlanan anlaşma şimdilik işçilere nefes aldırdı. Ancak bu plan tümden iptal edilmiş değil.

Ama Fiat işçisi direnerek saldırıları durdurabileceğini bizzat eylem içinde öğrenmiş oldu. Şimdi önünde yeni haklar kazanmak için öğrendiklerini daha da ileri taşıma görevi duruyor.



İran’da öğrenci protestoları

18 Kasım 2002 Pazartesi günü, Şerif Üniversitesi öğrencileri bir protesto mitingi düzenleneceğini ilan ettiler. İran Komunist İşçi Partisi’ne (İKİP) ulaşan haberlere göre, öğlen 12:00’ye doğru beş binden fazla öğrenci üniversite içindeki protesto gösterisine katıldı. İran İslam Cumhuriyeti’nin güvenlik kuvvetleri, halkın üniversiteye yaklaşmasını engellemek için üniversitenin etrafını çevirdiler. Yalnızca İslam Cumhuriyeti’nin resmi ajansından gelen muhabirlerin geçmesine izin verildi. Ancak, öğrenciler, İslam Cumhuriyeti’nin resmi ajansından gelen gazeteci ve kameramanların girişine müsaade etmediler.

Üniversitenin dışında, İran Ulusal Otomativ Fabrikası’ndan ve İran Sypa Motor Fabrikası’ndan gelen ve öğrencilerin protestolarına katılmak isteyen geniş işçi gruplarının da dahil olduğu büyük bir kalabalık toplandı. Emir Kabir ve Tabatabi üniversitelerinin öğrencileri de dersleri boykot ederek protestolara katılacaklarını açıkladılar. Öğretmen Eğitim Okulu’ndaki öğrenciler ise 16 Kasım 2002, Cumartesi gününden beri etkin bir boykotu sürdürmekteydiler. 18 Kasım’da, aşağıdaki üniversitelerdeki tüm dersler protestoların bir parçası olarak boykot edilmeye başlandı: Bilim ve Sanayi Üniversitesi, Ekonomi Üniversitesi, Beheşti Üniversitesi, Rajai Üniversitesi ve Tabatabai Üniversitesi.

İsfahan Üniversitesi’nde ise 1500 kişinin katıldığı ateşli bir gösteri gerçekleşti. Atılan sloganlar içerisinde: “Diktatörlüğe ölüm!”, “İran Şili değildir!”, ve “Taliban’a ölüm, hem Tahran’da hem Kabil’de!” vardı.

Öğrenci eylemlerinin ve protestoların sürmesi, Hamaney’in geri adım atması ve rejimin sonunun başlangıcının yaklaştığını göstermekte ve protestocuları yüreklendirmektedir.

İran Komunist-İşçi Partisi tüm insanları öğrencilerin protestolarını desteklemeye ve güçlendirmeye ve bunu İslami Rejime karşı genel bir protestoya dönüştürmeye çağırıyor.

İran İslam Cumhuriyeti’nin son günlerdeki infazları halkta artan bir öfkeye yol açmıştır ve protestolarla karşılaşmıştır.

İran Komunist İşçi Partisi
Uluslararası İlişkiler Bürosu
22 Kasım 2002