21 Eylül '02
Sayı: 37 (77)


  Kızıl Bayrak'tan
  Sermayenin yıkım ve savaş programına karşı sınıfın devrimci programı!
  Seçim çalışması için seferberlik!..
  Seçim ittifakı ve reformist hayaller...
  Çürüyen düzenden kokuşmuş siyaset manzaraları
  İMF'ci-Amerikancı düzen partilerine karşı sosyalizm bayrağı altında birleşik mücadeleye!
  Bağımsız sosyalist milletvekili adayı Mustafa Uğur Akkaya ile konuştuk...
  Amerikancı düzen partileri oy istiyor, biz hesap soracağız!
  Kamuda toplu görüşme sürecinin gösterdikleri...
  Eğitimde "Toplam Kalite Yönetimi"
  Emperyalist savaşın startı BM kürsüsünden verildi
  Çözüm devrimde, kurtuluş sosyalizmde!
  3 Kasım seçimleri...
  İsrail zindanlarında siyonizme karşı direniş!
   Köln'de saldırılara ve savaşa karşı 50 bin kişi yürüdü
   Reha Tekstil işçilerinden mektup...
   Liseli Ekim Gençliği'nden...
   Adana Öncü İşçi Platformu Girişimi Bülteni'nden...
   ÇHD'li avukatlardan F tipi hücreler hakkında kapsamlı bir dosya...
   Sefaköy İşçi Kültür Evi'nde kitlesel etkinlik
   Yine "kamikaze" kapitalizm üzerine
   Berlin İşçi ve Gençlik Kültür Merkezi açılıyor!
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Bağımsız sosyalist milletvekili adayı Mustafa Uğur Akkaya ile konuştuk…

“Tüm işçi ve emekçileri işçi sınıfının devrimci programı etrafında mücadeleye çağırıyorum”

- Kendinizi tanıtır mısınız?

- 1961 doğumluyum. Evli ve bir çocuk babasıyım. ‘70’li yılların devrimci yükselişinden etkilenen geniş bir kitle gibi ben de devrim ve sosyalizmle tanıştım. 12 Eylül faşist cuntasıyla birlikte onbinlerce insan gibi ben de aranır duruma gelerek, ülkenin çeşitli kentlerinde yaşamaya başladım.

İnsanlık tarihi sınıf mücadeleleri, ezenle ezilenin, sömürenle sömürülenlerin tarihi. Ben de bir işçi olarak sömürülenlerin, yani işçi ve emekçilerin safında yerimi almaya çalıştım. Dönem dönem kesintilere uğramış olsa da haklı bir davanın, işçi sınıfı ve emekçilerin onurlu kavgasının savunucusu olmaya çalıştım. Sermaye devleti kokuşmuş, köhnemiş düzenini sürdürebilmek, İMF-TÜSİAD-MGK direktiflerini uygulayacak yeni bir saldırı hükümeti oluşturmak için yeniden seçim aldatmacasına başvurmaktadır. Bu aldatmacayı boşa çıkarmak, işçi sınıfına kendi gerçek kurtuluş yolunu göstermek için aday oldum.

- Seçimlerde izleyeceğiniz temel politik hat ne olacaktır?

- Bugün büyük bir ekonomik ve politik kriz içerisinde olan sermaye iktidarı düzenini sürdürebilmek için işçi ve emekçiler üzerinde yoğun bir baskı ve terör politikası uyguluyor. Diğer yandan da kendi düzeninin ve kukla parlamentosunun onurunu kurtarmak için yeni bir seçim aldatmacasına başvuruyor. Geçmişleri kanlı ve kirli olan, ellerinde işçi sınıfı ve emekçilerin ve onların yol göstericileri olan devrimcilerin kanları olan sabıkalı düzen partileri bugün işçi ve emekçilere bir umut olarak gösterilmeye çalışılıyor. Bir avuç asalağa uşaklık etmekte sınır tanımayan bu düzen partileri biz işçi ve emekçilerin umudu ve kurtarıcısı olamaz. Baskının, terörün, yargılı ve yargısız infazların, cezaevi katliamlarının, açlık ve sefaletin, kokuşmuşluğun olduğu bir yerde elbette bizim de söyleyeklerimiz vardır. Ben ezilen bir sınıfın, işçi sınıfı davasının bir savunucusu olarak, tüm işçi ve emekçileri işçi sınıfının devrimci programı etrafında mücadeleye çağırıyorum.



İşçilerin ve emekçilerin bağımsız sosyalist milletvekili adayı Mustafa Uğur Akkaya’yı destekleyelim!

İşbirlikçi tekelci burjuvazi vitrinini yeniliyor. İMF programlarını kararlılıkla uygulayacak, ABD hesabına yürütülecek kıyım savaşında maşalık yapacak yıpranmamış bir hükümet oluşturmak için 3 Kasım’da seçime gidiyor.

Bizden de bu oyunda yer almamızı istiyorlar. Bu nedenledir ki eskiyen, her türlü kirli ilişkileri açığa çıkmış siyasi temsilcilerini değiştirerek “yenilerini” öne çıkarmanın hazırlığı içindeler. Ancak ne kadar cila çekerlerse çeksinler, tüm düzen partileri tek programda birleşmiş bulunuyorlar. Bu program, ABD’ye maşalık, İMF’ye uşaklık programıdır.

İstiyorlar ki, düzen partilerine oy vererek ABD emperyalizminin savaşına evet diyelim. Kardeş halklara karşı yürütülecek bu savaşın gönüllü kurşun askerleri olalım.

İstiyorlar ki, düzen partilerine oy vererek esnek çalışmayı yasalaştıracak, sendikal yaşamı bitirecek olan iş kanununa onay verelim. Yani istiyorlar ki modern köleliğe gönüllü boyun eğelim.

Kısacası bizden yaşamlarımızın kıyıcıları olmak için oy istiyorlar. İpimizi kendimizin çekeceği bir tuzak kuruyorlar.

Bu tuzağa düşmeyelim. İMF-TÜSİAD partilerine oy vermeyelim, hesap soralım. Çünkü biz işçi ve emekçilerin bu düzen partilerine verilecek oyu değil, onlardan sorulacak hesabı var.

Kurtuluşumuzun ancak kendi ellerimizde olduğunu biliyoruz. Kurtuluşumuz temel hak taleplerimiz etrafında birleşip örgütlü bir mücadele vermekten geçiyor. Bunun için, tercihimizi ve desteğimizi bizim gibi yaşayan, bizim gibi düşünen, yaşamını ve kurtuluş mücadelesini işçi sınıfından ayrı görmeyen bağımsız devrimci sosyalist adaylardan yana kullanacağız.

Biz AÖİEP çalışanları bu anlayışla tüm işçi ve emekçileri Ankara 1. seçim bölgesinden Bağımsız Devrimci Sosyalist Aday Mustafa Uğur Akkaya’yı desteklemeye çağırıyoruz.

Ankara Öncü İşçi-Emekçi Platformu



Seçimler ve fabrika çalışması

Sınıf çalışmasında mesafe alabilmenin ve somut kazanımlar elde ederek sıçrama yapabilmenin olanaklarının geniş olduğu bir dönemden geçiyoruz. İktisadi yıkım ve sefalet üreten İMF programlarının kararlılıkla uygulanmasının yanında her an patlak verecek olan emperyalist savaş ve artan saldırganlık, baskı ve şiddet politikaları, hücreleştirilen yaşam, köleleştiren çalışma koşulları, gasp edilen haklarla kapitalizm bir sömürü ve vahşet düzeni olduğunu ispatlıyor. İstikrarsızlık ve kriz içerisinde debelenen düzen, her ne kadar seçimler ve hükümet değişiklikleri ile kendini yenileyerek ayakta tutmaya çalışsa da, çürüyen temelini bir türlü sağlamlaştıramıyor. Emekçilerin kanı ve alınteriyle beslenen bir düzenin yaşama şansı yoktur.

Seçimler genel anlamda işçi ve emekçi kitlelerin politizasyona açık olduğu, politik duyarlılıklarının arttığı bir dönemdir. Komünist işçiler olarak bu dönemi iyi değerlendirebilirsek eğer sınıf çalışmamız güç kazanacaktır. Bunun için her şeyden önce planlı, etkin ve sistemli bir çalışma hedefiyle hareket etmeliyiz. Fabrika çalışmasının özgül sorunları ve talepleri üzerinden politikalarımızı işçilere taşımak ve bu politikalar etrafında çalışmaları örgütlemek bakımından seçim atmosferi ayrı bir olanaktır. Fabrikalarımızda yaşadığımız her bir sorun üzerinden düzenin çözümsüzlüğünü, Amerikancı düzen partilerinin yıpranmışlığını ve patronun gerçek kimliğini-yüzünü teşhir edebilmeliyiz.

Seçim çalışmamızda sınıfa seslenme araçları olarak kullandığımız materyallerin (afiş, bildiri, pul, bülten, broşür vs.) kuşkusuz ki etkisi büyük olacaktır. Ancak bunlar tek başına yeterli değildir. Bu faaliyet içerden bir çalışmayla bütünleşebilirse etki yaratır. Her yoldaşımız çalıştığı fabrikada propaganda ve ajitasyonumuzun sözlü taşıyıcısı olmalıdır. Yaratılan her boş an, yemek, dinlenme, çay saatleri birer tartışma kürsüsüne çevrilmelidir. Yaşadığımız sorunların kaynağının sistem olduğunu, bu sistemin ne seçimle ne İMF hükümetiyle bizim sorunlarımıza çözüm olmayacağını anlatmalıyız. Seçimler vesilesiyle patrona karşı örgütlü bir güç olarak toparlanabilmeliyiz. Özellikle yaptığımız bire bir sohbetler ve ev ziyaretleri önemli olacaktır. İşçilerin fabrika dışıda sosyal yaşam alanlarına girebilmek, onlarla kaynaşabilmek, tartışma platformu örgütlemede önemlidir. Her bir işçinin seçimler hakkındaki düşüncesini, burjuva partilere bakışını, nasıl tutum alacağını önceden öğrenmeli ve kime nasıl yaklaşacağımıza ona göre karar vermeliyiz. İyi bir gözlemci olarak bire bir ilişkilere eğildiğimiz zaman, onları etkilemeyi ve kazanmayı başarabiliriz.