3 Ağustos '02
Sayı: 30 (70)


  Kızıl Bayrak'tan
  Emperyalist savaşa karşı mücadele güncel ve yakıcı görevdir!..
  Emperyalist savaşı durdurmak için seferber olalım!
  Amerikan askerlerinde savaş sendromu
  Sermaye ordusu Irak cephesine ısınıyor
  Emperyalist savaşlar ve tekeller
  "Irak'a müdahale yıkım olur"
  Emek Platformu kime hizmet ediyor?
  TEKEL'de peşkeş ve vurgun
  Gerçek iş güvencesi işçilerin kendi eylemiyle sağlanabilir
  Süreci kamu emekçilerinin taban inisiyatifi kazanabilir!
  Paşabahçe direnişinin önemi ve işçi sınıfının sorumluluğu
  Direnişteki Paşabahçe işçisiyle konuştuk...
  Paşabahçe direnişine destekler...
   Açlık ordusu büyüyor!..
   '96 ÖO Zindan Direnişi şehitleri anmaları
   6. Ekip ÖO savaşçısı Semra Başyiğit şehit düştü!
   Irak'a emperyalist saldırı ve TC
   Dersim, barajlar ve kalkınma/1
   Fabrika=F tipi hücre...
   TSK'ya Irak vitrini...
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Paşabahçe direnişine destek ziyareti...

Yaşasın sınıf dayanışması!

Sefaköy ve Esenyurt’tan işçiler ve gençlik olarak Paşabahçe işçilerini 28 Temmuz Pazar günü ziyarete gittik. Semt polisin yoğun ablukası altındaydı. Fabrikaya geldiğimizde polisin girişi kapattığını gördük. Bir işçi saat 21:30’da mahalle halkıyla beraber bir eylem yapılacağını, fabrikanın yanındaki parkta bekleyebileceğimizi söyledi.

Fabrikanın önüne gittik ve fabrikanın içinden işçilerle ve mahalle halkının bir kısmıyla sloganlarla ortaklaştık. Başta “Susma sustukça sıra sana gelecek!”, “Dünya yerinden oynar işçiler birlik olsa!” gibi sloganlar atılırken, bizim etkimizle “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!”, “Yılgınlık yok direniş var!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!”, “Direne direne kazanacağız!” sloganları atıldı.

Sermayenin kolluk güçleri bu tablodan rahatsız oldular. Sendika ağaları ile işbirliği halinde önce bizi yolun kenarından çıkarıp parka hapsettiler. Daha sonra da çevik kuvvetin müdahalesi ile gözaltına alındık. Gözaltına alınmamız işçiler tarafından yuhalanarak tepkiyle karşılandı.

Gözaltında direnişçi bir tavır sergiledik. Dayatılan keyfi uygulamalara hep beraber karşı koyduk. Savcılığa giderken çevik kuvvet otobüsünde polisin sürekli tacizlerine maruz kaldık. Hepsine tok bir şekilde yanıt verdik. Araçta sürekli gerginlik ve arbede yaşandı. Onları bizi gözaltına aldıklarına pişman ettik.

Savcılık tarafından serbest bırakıldıktan sonra yoğun itirazlarımıza rağmen bizi semt dışında bir yere bırakmak istediler. Bu duruma sloganlarla yanıt verdik. Avukatlarımızın da bizimle beraber gelmesi şartıyla semt dışında bir yere bırakıldık. Paşabahçe fabrikasının yanından geçerken alkışlarla işçileri selamladık. Onlar da bize el salladılar.

Bu ziyaretimizle güzel bir sınıf dayanışması örneği sergiledik. Devletin fabrikadaki direnişten ne kadar korktuğu, işçi sınıfının birlik olup mücadele etmesinden ne kadar rahatsız olduğu bir kez daha görüldü. Ama tüm çabaları boşuna, korktukları er geç başlarına gelecek. Sermayenin faşist düzeni işçi sınıfı tarafından tarihin çöplüğüne atılacak!

Yaşasın Paşabahçe direnişimiz!
İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!

Sefaköy ve Esenyurt’tan
SY Kızıl Bayrak ve Ekim Gençliği okurları



Paşabahçe direnişine yaygın destek...

“Zafer direnen emekçinin olacak!”

Kapatma kararına karşı direnişe geçerek fabrikayı işgal eden Paşabahçe işçileri tüm baskı ve zorluklara rağmen direniyorlar. Eşleri ve çocuklarıyla tam 11 gündür fabrikada yatıp kalkan işçilere başta Beykoz halkı ve çevre fabrikaların işçilerinden olmak üzere yaygın bir destek var. Birçok kitle örgütü de direnişe destek veriyor. Son olarak Emek Platformu’na bağlı sendikalar başta olmak üzere, çeşitli kitle örgütleri, Eşber Yağmurdereli ve Edip Akbayram gibi aydın ve sanatçıların da aralarında bulunduğu 500’ü aşkın kişi 1 Ağustos’ta Paşabahçe işçilerini ziyaret etti.

Kristal-İş Paşabahçe Şubesi önünde bir araya gelen kitle, öğle saatlerinde alkış ve sloganlarla eylemi başlattı. “Cam işçisini ölümüne destekliyoruz/ Deri Kundura İşçileri” yazılı pankartın açılmasıyla kitle daha da coştu ve “Paşabahçe işçisi yalnız değildir!”, “Yaşasın sınıf mücadelemiz!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!” sloganlarıyla Emek Platformu İstanbul Bileşenleri pankartının arkasında yürüyüşe geçti. Kortejde ayrıca “İşten atılan OMTAŞ işçileri”, “Tek Gıda-İş Paşabahçe işçileri” ve direnişteki işçilerin ailelerinin taşıdığı “Fabrikalar kapanmasın, tencereler boş kalmasın!” pankartları açıldı. Emekli-Sen de dayanışma içerikli dövizleriyle eylemde yerini aldı. Yürüyüş boyunca “Diene direne kazanacağız!”, “Susma sustukça sıra sana gelecek!”, “Yaşasın sınıf dayanışması!”, “Destek sürüyor, direniş büyüyor!”, “Genel grev, genel direniş!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” sloganlarıyla fabrika önüne gelen kitle direnişteki işçilerle bir araya gelmek istedi. Ancak polis barikat kurarak bunu engelledi. İstanbul Valiliği ve Emniyeti’nin baştanberi direnişteki işçilere ve ziyarete gelenlere yönelik engelleme terörü “Yılgınlık yok, direniş var!”, “İşçilere değil, çetelere barikat!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!” sloganları ve oturma eylemine geçilmesiyle yanıtlandı.

Bu sırada polis sendika temsilcileriyle görüşerek yolu bir an önce trafiğe açmalarını istedi. Basın açıklamasını fabrikanın karşısındaki parkta yapmalarını, aksi halde kitleyi dağıtacaklarını söyledi ve kolayca ikna etti. Ancak sendika başkanlarının parka girmesi bulundukları yerden ayrılmayan kitlede daha büyük bir öfkeye yol açtı. Oturma eylemine devam edilerek, sendika bürokratlarının bu tutumu protesto edildi ve kararlı bir tutum ortaya konuldu. Parka giden sendikacılar bu kararlılık karşısında kitlenin yanına dönmek zorunda kaldılar ve açıklamayı fabrika önünde yaptılar.

Emek Platformu adına DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi söz alarak; buraya İş Bankası’nın sorumsuzluğuna dur demek ve direnişteki işçilerle dayanışma içinde olduklarını göstermek için geldiklerini belirtti. Sözü İş Güvencesi Yasa Tasarısı’na getirdi ve bu yasanın meclisten bir an önce çıkması için mücadele edeceklerini söyledi. Ardından kısa bir konuşma yapan Bayram Meral de bir gün önce sorun çözülecekken karşı tarafın dayatmaları yüzünden çözülemediğini, ancak olumlu bir sonuç alınana kadar kendilerinin direnişin takipçisi olacaklarını söyledi. Konuşmalar sık sık “Direniş sürüyor sürdüreceğiz!”, “Paşabahçe işçisi onurumuzdur!”, “Genel grev, genel direniş!” sloganlarıyla kesildi. Direnişteki işçiler de fabrikanın duvarlarına çıkarak, işç ve emekçi ziyaretlerinin kendileri için ne kadar anlamlı olduğunu ifade eden döviz ve sloganlarla açıklamayı izlediler.

Sendikacılar konuşmalarında direnişteki işçiler ve ziyareçilere karşı devam eden polis terörü konusunda tek kelime etmediler. Açıklamanın ardından eylemi bitiren sendikacılar işçilerle görüşmek için fabrikaya girdiler.

SY Kızıl Bayrak/İstanbul



“Paşabahçe işçisi yalnız değildir!”
“Paşabahçe sizinle gurur duyuyor!”

Paşabahçe direnişi ve kadınlar

Saat 21:00'i vurduğunda kadınlı-erkekli, çoluk-çocuk önce bir grup, sonra yüzleri, binleri bulan insan kalabalığı yumrukları, alkışları, sloganlarıyla dolduruyorlar Beykoz sokaklarını. Çocuklar çocukları, kadınlar komşularını, işçiler ailelerini toplayıp gelmişler. 70'lik ninelerden beşikteki bebelere kadar her yaştan insan. Gecekondulular dolaşıyor sokakları, emekçiler dolaşıyor. Ve 10. günün adını da direniş koyarak Paşabahçe işgalcilerini selamlıyorlar.

Paşabahçe'de her gün saat 21:00'de belirlenen ortak meydanlarda insanlar birleşiyorlar. İlk günlerde iki mahalleden ses gelirken, şimdi giderek diğer mahallelere de yayılıyor direniş ruhu. Bu yürüyüşle Beykoz halkı tek tek saflara çağrılıyor. İnsanlar bir yandan yumruklarla slogan atarken, bir yandan da “Dünya yerinden oynar işçiler birlik olsa” diye haykırıyorlar.

Öyle görünüyor ki alışılmışın dışında eylem havası kaplamış Beykoz’u. Diğer mahallelerle birleşildiğinde o birlikteliğin sağladığı hava ile daha bir coşkuyla sürüyor yürüyüş. Fabrikaya yaklaşıldığında sesler giderek yükseliyor, coşku doruğa çıkıyor. Barikat önünde fabrikadaki işçiler ve halk birbirlerini sloganlarla selamlıyorlar, "Paşabahçe işçisi yalnız değildir/Paşabahçe sizinle gurur duyuyor!" diye.

Dayanışmayı anlatan/vurgulayan sloganlardan sonra aynı heyecanla kitle toplanma yerlerine geri dönüyor. Sonrasında ise kadınlar, çocuklar görüşe gider gibi ellerinde yiyecek, içecek poşetleriyle, fabrikanın çeşitli gizli yerlerine doğru yöneliyorlar ve işçilerce içeri alınıyorlar. İşçiler tek tek hoşgeldiniz diyerek insanları direniş meydanına götürüyorlar. Ve yine sloganlar, alkışlar...

Fabrikanın içinde ise işçi ailelerinin kaldığı kartondan yapılmış ve her geçen gün artan barakalar var. Kimi işçiler evleri gibi benimsemiş bu barakaları. Barakalarına da isimler vermişler, hayatlarını ve direnişi anlatan. Birine "çile" demişler, öbürüne "gariban", ötekine ise "sonuna kadar"...

Fabrikayla ilgili tüm gelişmeler küçük gruplar halinde de olsa kadınlı-erkekli herkes tarafından büyük bir ilgiyle takip ediliyor. Aileler arasında birliktelik yeterince sağlanmasa bile barakalar tümüyle küçük bir gettoya dönüşmüş durumda.

'91'de oduğu gibi bugünkü Paşabahçe direnişinde de kadınların rolü tartışmasız. İlk günden itibaren işgalin içinde eşlerinin omuzdaşı, yoldaşı oldular. Acıyı ve yoksulluğu bu sistemde daha fazla hisseden kadın direnişe dört elle sarıldı. Paşabahçe işçilerince gerçekleştirilen ablukaya karşı kadınların yanıtı “Demirden değil candan barikat!” oldu.

İşçiler ve eşleri bu direnişin Paşabahçe'nin değil Beykoz halkının direnişi olduğunu söylüyorlardı. Biz de Beykoz halkının desteğini her bir şekilde gösterdiğine tanık olduk. Her akşam eyleme, sokaklara iniyorlardı, kadınlar komşularına yemek yapıp getiriyorlardı. Esnaf ise direnişçilerinin çocuklarına gofret ve meyve suyu dağıtıyordu.

'91’de yaşanan direniş işçilere, kadınlara çok şey öğretmiş. Birlikteliğin yarattığı gücü bu güçle direnerek kazanmayı görmüşler. Ondandır ki her fırsatta ‘91’le karşılaştırıyorlar. Desteğin zayıflığından kaynaklı umutsuzluğu daha fazla taşıyorlar.

Ancak şunu da çok iyi biliyorlar ki, bugün Paşabahçe giderse yarın TEKEL Rakı, öbür gün Deri Kundura ve ertesi gün tüm Beykoz ellerinden alınacak...

Bir kadın işçi