3 Ağustos '02
Sayı: 30 (70)


  Kızıl Bayrak'tan
  Emperyalist savaşa karşı mücadele güncel ve yakıcı görevdir!..
  Emperyalist savaşı durdurmak için seferber olalım!
  Amerikan askerlerinde savaş sendromu
  Sermaye ordusu Irak cephesine ısınıyor
  Emperyalist savaşlar ve tekeller
  "Irak'a müdahale yıkım olur"
  Emek Platformu kime hizmet ediyor?
  TEKEL'de peşkeş ve vurgun
  Gerçek iş güvencesi işçilerin kendi eylemiyle sağlanabilir
  Süreci kamu emekçilerinin taban inisiyatifi kazanabilir!
  Paşabahçe direnişinin önemi ve işçi sınıfının sorumluluğu
  Direnişteki Paşabahçe işçisiyle konuştuk...
  Paşabahçe direnişine destekler...
   Açlık ordusu büyüyor!..
   '96 ÖO Zindan Direnişi şehitleri anmaları
   6. Ekip ÖO savaşçısı Semra Başyiğit şehit düştü!
   Irak'a emperyalist saldırı ve TC
   Dersim, barajlar ve kalkınma/1
   Fabrika=F tipi hücre...
   TSK'ya Irak vitrini...
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Direnişteki Paşabahçe işçisiyle konuştuk...

“Dünya yerinden oynar, işçiler birlik olsa!..”

-Paşabahçe Şişecam ‘60’lı yıllardan bu yana direnişe sahne olan bir fabrika. Ve yine bir direniş yaşıyor. Bize önceki süreçten ve yaşanan direnişten söz eder misiniz?

- Ben 26 yıldır Paşabahçe işçisiyim. ‘91’de yaşanan o büyük direnişi de an be an hatırlıyorum. Ama bugün ‘91’den çok farklı. Tam tersi bir durum yaşanıyor Paşabahçe’de. ‘91’de işten çıkarmalar karşısında üretimi biz durdurduk, şalteri biz indirdik. Bugün ise patron fabrikayı kapatmak istiyor, biz çalışması için direniyoruz. ‘91’de el imalatı ve züccaciye bölümü de bizdeydi. Bu bölümler şimdi, Eskişehir’e, Mersin’e dağıtmış durumda. Dağıtılmadan önce burda 3500 işçi çalışıyordu, bugün ise 870 kişi çalışıyor. Her şeyden de önemlisi bizlerin arasındaki dayanışma, birlik ve beraberlik ‘91’de daha güçlüydü. Sermayeye karşı her yönden tek yumruk olmuştuk.

- Günlük basında, fabrikadaki ocakların çalışmadığından söz ediliyor. Teknik olarak fabrikanın üretim durumu nedir?

- Şu an çalışabilen sadece 2 ocak var. Üretim başlasa bile bu iki ocak çalışacak. 6 ocak varken 870 kişi çalışıyorduk. Bu durumda 870 kişi 2 ocak için oldukça fazla. Kendi konuşmalarımızdan ve sendikanın tutumlarından en az 300 kişinin ya atılması ya da diğer Şişecamlara dağıtılması konuşuluyor. O yüzden baştan bir umutsuzluk hali var üzerimizde.

-Direniş sürecinde sendikanın oynadığı rolden bahseder misiniz?

- Sendika şu an ikiye bölünmüş durumda. Yönetimle, yönetimi alamayıp ona muhalif olanlar arasında sürekli bir didişme var. Ve bu da direnişi olumsuz etkiliyor. Birlik olması gerekirken kendi içimizde ayrılıyoruz. Ve kişisel çıkarlar önplanda olunca toplamımızın çıkarları gözardı ediliyor. Bu da patronun işine geliyor. Patron bizden örgütlü davranıyor. ‘91’den farklı demiştim ya, Kristal-İş’in pek çok şubesi destek ziyaretine geldiğinde, “Benim akrabam komada ama ben sizin yanınızdayım” diyor. Sanki bir lütufmuş gibi. Tabii olacaksın. Bizler 10 gündür gece gündüz burdayız. Hepimizin hastası, çoluğu çocuğu var, ama burdayız. Sen bizi temsil ediyorsun, bizim sözcülüğümüzü yapıyorsun ve kalkıp bunu söylüyorsun. Aslında suç biraz da bizde. Benim temsilcimi, ben seçiyorum o da gidip onu se¸iyor. Kendi iradenizi koyamıyorsunuz...

-Paşabahçe’nin kapatılmasının gerisinde daha büyük hesapların olduğu söyleniyor, siz ne düşünüyorsunuz?

- Tabii. Bugün Paşabahçe temel işletmelerden biri ve Beykoz’da kale konumda. Kaleyi ortadan kaldırırsanız karakolları daha çabuk ele geçirirsiniz. Bugün herkes biliyor; Paşabahçe tek kalmayacak, peşisıra Tekel Rakı, Deri Kundura, gecekondularımız gidecek. Büyük bir rant oyunu var burda. Oynanan oyun çok basit. Fabrikanın üretim kapasitesi oldukça fazla. Bazı bölümler bilerek çalıştırılmıyor. Fabrikanın o bölümlerini açarak üretimi artırmak yerine turizme peşkeş çekmesi daha kârlı. Üretimden gelecek kâr patrona yetmeyecek, öteki tarafta daha büyük para var, artık miktarını siz düşünün...

- Bugün sermaye devleti tarafından çıkarılmak istenen yeni iş yasa tasarısı gündemde. Bununla ilgili bilginiz var mı? Ne düşünyorsunuz?

- Bu yasa “Avrupa Birliği’ne uyum yasası” diye çıkartılıyor. Orda adam çalışırken evi de oluyor arabası da. Kendine birikim sağlayabiliyor. Ben 15 yaşından bu yana çalışıyorum. Eşim de çalışıyor, 350 milyon alıyorum, ne evim var ne arabam. Sen ilk önce kendi işçini oradaki işçilerin standartına göre ayarla ve öyle yaşat!.. Yasalarla sağlanan, göz boyayarak sömürüyü daha da güvencelemek. Bugün tek birikimim 26 yıl boyunca çalışmış olmak, ama emekli olamıyorum, zira işten atılmak üzereyim. Bir önceki emeklilik yaşında yapılan değişiklik yüzünden benim gibi birçok arkadaş emekli olamadı. Son çıkarılan bu yasayla ise kıdem tazminatımıza göz diktiler. Benim ve ailemin geçimi için hiçbir güvence yok ortada.

Geçmiş dönemlerde biz sendika tarafından grup sözleşmesine onay verdik. Grup sözleşmesi her şubenin ayrı sözleşmesi, her grubun ayrı zam alması anlamına geliyor. Topkapı %3 alırken ben %10 alabiliyorum. Bu da önceki birliği bozuyor. Bugün çıkarılacak yasadaki maddeler de bunun gibi parça parça bölüp örgütlülüğü dağıtmayı hedefliyor. Ama sözcümüz dediğimiz sendikalardan hala tek bir ses bile yok.

-Sizce bu direnişin zaferle sonuçlanmasının koşulları nelerdir?

- Aslında çok basit. Bugün Şişecam’ın İstanbul da dahil bir dizi ilde işletmeleri var. Bunlar ortak bir karar alıp bir saatliğine şalteri indirseler, böyle birliktelik sağlanırsa, Paşabahçe-Şişecam kapatılamaz. Bugün bizim yaşadığımız sorunları yarın diğerlerinin yaşamayacağı ne malum? Yani slogan atıyoruz, “Ya hep beraber ya hiçbirimiz!” diye. Bu sorun sadece bizim değil, Tekel Rakı’nın da, Deri Kundura’nın da, tüm Şişecam işletmelerinin de, Beykoz’un da sorunu. Bu birliktelik sağlanırsa daha örgütlü oluruz. Bir de bizler 15 günlük ücretli izindeyiz, ayın 5’inde bitecek. O zaman herşey daha çok netleşecek.

-Başından beri söylemlerinizde bir umutsuzluk hali var, oysa 10 gündür burdasınız ve “olumsuz birçok şey de olsa, direnişe devam edeceğim” diyorsunuz...

- Demiştim ya ‘91’deki gibi birlik yok. Bu onun yarattığı bir umutsuzluk. Ama içimde her zaman küçük de olsa bir umut var. Bir sloganımız daha var “Dünya yerinden oynar, işçiler birlik olsa!” diye. Gerçek yerinden oynatırız. İşte bu yüzden buradayım.