12 Mayıs'01
Sayı: 08


  Kızıl Bayrak'tan
  Ülkenin satışı, emekçilerin yıkımı ve hücre saldırısı
  Direniş büyüdükçe katlıamcı devlet acizleşiyor, medya pislik kusuyor!
  Yaşamak ve yaşatmak için ölüyorlar!
  Direnişin gücü karşısında dize gelecekler!
  TELEKOM'da emperyalist talan!
  TELEKOM'da özelleştirme saldırısına tepkiler
  Sınıf hareketi
  "İş güvencesi" oyununun altından kıdem tazminatı saldırısı çıktı!
  Geleceği kucaklamak için
  "İşçinin en büyük silahı üretimden gelen gücüdür, bunu iyi kullanması gerekiyor"
  1 Mayıs'ın ışığında sınıf hareketi
  Katil devletten hesabı emekçiler soracak!
  Gençlik
  Kapitalizmde çocuk olmak
  Çocuk emeği, kapitalizm ve sosyalizm...
  Alnı kızıl yıldızlı baş secdeye varmaz!
  Kapitalizm ve çevre sağlığı
  Dünyadan kısa kısa...
  Basından...
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Gençlik hareketi ve 1 Mayıs


1 Mayıs’tan hemen önce yaptığımız değerlendirmede şunlara yer vermiştik: “Bu 1 Mayıs öncesine bakıldığında, gençliğin mücadele dinamiklerinde geçen yıla nazaran karşılaştırılmayacak bir güçlenme ve hareketlilik olduğu görülüyor. F tipi eylemlerinde kitlesel, militan ve politik bir tutum alınmış; YÖK eylemlerine yaygın ve kitlesel bir katılım gerçekleşmiş; ve nihayet paralı eğitim saldırısına karşı parçalı olsa da, yaygın yerel eylemlilikler yaşanmıştır. Tüm bunlar bu 1 Mayıs’ın geçmiş yılın 1 Mayıs’ında görülen kitlesellik ve coşkunun çok çok ötesinde bir gençlik katılımına sahne olacağının ipuçlarını vermektedir.” (SY Kızıl Bayrak, Sayı: 5, 21 Nisan ‘01)

Bu yıl 1 Mayıs alanları bu değerlendirmemizi doğruladı, gençliğin kitlesel ve coşkulu katılımını sahne oldu. Alanları dolduran binlerce, onbinlerce genç, başta emperyalizme ve hücre saldırısına olmak üzere düzene karşı çok yönlü tepkilerini ortaya koydular. Beraberinde devrim ve sosyalizmi bir kurtuluş yolu olarak gördüklerini dile getiren şiarları haykırdılar. Gençlik kitlelerinin bu katılımı biçimi ve düzeyi, hemen bütün illerde ortak bir olgu durumundaydı. Kimi illerde alanın ağırlığını, kimi illerde de katılımcı kitlenin önemli bir bölümünü gençlik oluşturuyordu.

Kitlesel ve coşkulu katılım

Gençlik kitleleri genel planda alanlara politik coşku taşıdılar. Gençlik kortejlerinin hemen tümünde emperyalizm ve hücre karşıtı şiarlar belli bir ağırlığa sahipti. Gerek öğrenci platformları, gerekse siyasal yapı kortejlerinde gençlik kitlelerine canlılık egemendi. Devrimci şiarlara, özellikle de devrim ve sosyalizm vurgulu sloganlara belirgin bir ilgi sözkonusuydu. Gençlik alanlarda coşkulu bir politik atmosferin yaratılmasında önemli bir etken oldu. Öyle ki, ruhsuz reformist partilerin kortejleri bile, tam da gençliğin ağırlığı nedeniyle devrimci şiarların etkisi altına girebiliyordu.

Gençlik kitleleri önceki yıllarda da 1 Mayıs’a özel bir ilgi gösteriyor, alanlardaki coşkulu atmosferin odağı durumuna geliyorlardı. Bu açıdan esasa ilişkin farklılık yok. Geçmiş yıllara göre farklılık, kitlesellikte, coşkuda ve devrimci politik şiarlara ilgide görülen artıştadır.

Gençlik kitlelerinin 1 Mayıs’a katılımı ve gösterdiği tutum, hareketin geçmişini ve toplumsal hareketliliğin tarihini az-çok bilenler için şaşırtıcı değildir. Gençlik, bu ülkede baskı ve sömürüye karşı her dönem radikal bir tutum almıştır. Gerektiğinde ölümü de hiçe sayarak ağır bedeller ödemiştir. Dahası devrimci hareketin temel kadro kaynağını oluşturmuştur. Bütün bu açılardan gençlik, yakın geçmişte önemli roller oynamış bir toplumsal dinamiktir.

Gençliğin sahip olduğu bu dinamizmin herşeyden önce bir sınıfsal temeli ve mantığı vardır. Ağırlıklı olarak emekçi sınıflara mensup gençler, düzenin sömürü e zulmün getirdiği acıların dolaysız muhataplarıdır. Bu temelde gençliğin kendine has enerjisi ve yarı-aydın kimliğini de eklediğimiz de bugünkü tabloyu anlamak daha kolaylaşacaktır.

Toplumsal hareketliğe yanıt

Gençlik hareketi, işçi ve emekçi hareketinin belli bir ivme kazandığı dönemlerde, oluşan genel toplumsal atmosfere en rahat uyum sağlayan toplumsal dinamik olmaktadır. Gençliğin bu yılki 1 Mayıs’ta gösterdiği ilgi ve katılım, buradan hareketle de anlaşılmalıdır.

Bu yılki 1 Mayıs’ın kutlandığı toplumsal siyasal ortama bakıldığında, önemli bir tarihsel sürecin temel çizgilerini görüyoruz. Düzen ekonomik bir çöküntü içindedir ve politik bunalımı derinleşmektedir. İşçi ve emekçi kitlelerin düzenden beklentileri neredeyse kalmamıştır. Düzene karşı öfke nispeten geri katmanlar üzerinden bile yer yer sokağa taşmaktadır. Böylesi bir süreçte ve tüm bu olgularla paralel biçimde, devrimci tutsakların sarsıcı direnişleri sürüyor.

Bu koşullarda gençlik kitleleri, bir yandan düzenin kendilerine karanlıktan başka bir gelecek vermediğini görüp yaşıyorlar; diğer yandan, toplumsal planda düzene karşı ortaya çıkan ve eyleme dönüşen öfkeden besleniyorlar, güven kazanıyorlar. Zindan direnişinin sarsıcı etkisi ise, gençlik kitleleri üzerinde, diğer toplumsal kesimlerle karşılaştırılmayacak kadar büyük olmuştur. Gençlik kitleleri üzerinde bu etki, mücadele etme isteğini güçlendirici bir rol oynamıştır. Devrimci, ilerici gençlik güçlerine ise güç ve moral vermiştir.

Tüm bu etkenler, gençliğin bu yılın 1 Mayıs’ına katılım düzeyini ve biçimini koşullamıştır. Gençlik kitleleri alanlarda kurulu düzene ve emperyalizme karşı öfkelerini ve mücadele isteklerini haykırmışlardır.

Bulunduğu saflarla çelişen devrimci tutum

Gençlik kitlelerinin alana yansıyan politikleşme düzeyi ile 1 Mayıs’a katılım biçimi arasında belli bir mesafe bulunmaktadır. Politikleşme düzeyleri ve devrimci mücadeleye yakınlıkları değişmemekle beraber, 1 Mayıs alanına çıktıkları örgütlenme biçimleri, en liberalinden devrimcisine kadar, zengin bir çeşitliliğe sahiptir. Sözünü ettiğimiz mesafe, düzene karşı devrimci şiarları haykıran gençlik kitlelerinin, liberal reformist parti kortejlerinde de belli bir ağırlıkla katılmış olmasından ileri gelmektedir. Bu durum, hızlı bir politikleşme süreci yaşayan gençlik kitlelerinin, örgütlenme planında henüz benzer bir gelişim sürecini yaşamadıklarını göstermektedir. Ya da tersinden söylersek, devrimci hareketin yaşamakta olduğu yetersizlikler ve zayıflıklar, liberal-reformist yapılara bir etkinlik sahası açmıştır. Henüz devrimci politik ecurren;ilimlerine uygun bir parti ya da örgüt tercihinde bulunacak olgunluğa sahip olmayan gençlik kesimleri de, sol adına liberal-reformist partilerin peşinden gitmişlerdir.

Ancak şu gerçek unutulmamalıdır; liberal-reformist parti kortejlerinde yürüyen gençlik kitleleri, politik tutum ve duruşlarıyla bu partilere ters düşmüşler, onların konumlarıyla açık bir tezat oluşturmuşlardır. AB’den demokrasi beklentilerini bir politik çizgi haline getirmiş bulunan, devrim ve sosyalizm diye bir sorunu asla olmayan ÖDP’nin kortejlerinde devrim ve sosyalizme ilişkin şiarların atılması, bunun çarpıcı bir örneğidir. Aynı şey, teslimiyetçi bir çizgide bulunan HADEP saflarında da aynı şiarların belli bir ağırlıkla atılmasından hareketle söylenebilir.

Platformlar üzerinden katılıma gösterilen büyük ilgi

Gençlik kitlelerinin önemli bir bölümü, çeşitli sorunlar ekseninde ya da 1 Mayıs’a katılım amacıyla oluşturulmuş platformlar üzerinden 1 Mayıs alanına çıktılar. Ancak bu platformlarda da egemen olan, esasta devrimin şiarlarıydı. Bu durum gençliğin devrimci mücadeleye olan yakınlığının bir başka kanıtıdır.

Platformlar aracılığıyla alana çıkan gençlik kitlesinin bir bölümü, devrimci gruplara dönük güvensizliklerinden dolayı bu katılım biçimini seçmişlerdir. Ve bu platformlar aracılığıyla alanlara çıkanların büyük bölümü, henüz politik mücadeleye yeni katılan taze güçlerden oluşmaktadır. Tam da bundan dolayı, bu platformlar, gençlik kitlelerinin durumuna ve eğilimlerine uygun araçlar olma özelliğine sahip olduklarını göstermişlerdir.

Gençlik kitlelerinin gerçek ihtiyaçlarından yola çıkmayan hiçbir örgütlenme biçiminin başarıya ulaşma şansı yoktur. 1 Mayıs bu gerçeği bir kez daha teyid etmiştir.

Geleceği genç komünistler temsil ediyor!

Sonuç olarak 1 Mayıs, gençlik hareketi açısından sorun ve olanakların en net biçimiyle görülebileceği bir ayna işlevi görmüştür. Bu aynadan görülen sadece hareketin sorun ve olanakları da değildir. Aynı zamanda, gençliğin kendisini acil ve yakıcı bir biçimde hissettiren önderlik ihtiyacıdır. Gençlik kitlelerinin sergilediği düzeye karşın örgütlenme planında yaşadığı dağınıklık, bu ihtiyacın açık göstergesidir.

Gençlik hareketinin önderlik ihtiyacına ancak genç komünistler yanıt verebilir. Çünkü bilimsel sosyalizmin kızıl bayrağını onlar taşıyorlar. Çünkü gençlik hareketinin özlemini çektiği gelecek, ancak işçi sınıfının devrimci partisi önderliğinde gelebilecektir. Devrimin ve sosyalizmin partisi ise gençlik kitlelerine ancak pratik mücadelenin içerisinde tanıştırılacaktır.

Genç komünistler bu sorumluluk ve cüretle hareket edecek, bunun bilinciyle görevlerine sıkı sıkıya sarılacaklardır.