ARSIVANA SAYFA
 
03 Mart '01
SAYI: 09
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Saldırıya karşı işçi-emekçi barikatı!..
Birleşik örgütlü mücadeleyi yükseltelim!
Krizin faturasını sahiplerine ödetelim!
Sermayenin istikrar programı çöktü! Altında kim kalacak?
Asker yoksullukla neden ilgilenir?
Kula Mensucat işçileri direnişte!
Sümerbank işçilerinden coşkulu ve kararlı eylem
Kamu emekçileri hareketi
8 Mart özgürlük ve eşitlik için mücadele çağrısıdır!
Kadınların kurtuluşu kadın ve erkek işçilerin ortak eseri olacaktır!..
Yakılmak istenen gelecek özlemidir
Sosyalizm ve kadın sorunu
Dünyada güncel durum/3
Clara Zetkin'in anısına/N. Krupskaya
Gençlik
Kurtköy'de emekçilerin yaşamı üzerinden kirli rant oyunları
Diyarbakır üzerinden oynanan oyunlar
Günün yurtseverlik görevi ve sorumluluğu/ PKK-DÇS
Burdur davası: Mahkeme devletin yargılandığı bir kürsüye dönüştürüldü
Ölüm Orucu Direnişi'nin gücüyle hücreleri yıkacağız!
Direnişçilerin kaleminden
Atılcan Saday'ın annesinden "İnsan'lara Mektup"
Mücadele Postası


Bu sayının
PDF formatını download
etmek için tıklayın





 
 

Mamak bölgesinde hücre karşıtı faaliyetler sürüyor...

Ölüm Orucu Direnişi’nin gücüyle
hücreleri yıkacağız!

Zindanlarda gerçekleştirilen katliama, F tiplerinde sürekli hale getirilen işkencelere rağmen süren Ölüm Orucu Direnişi’ni Mamak’tan selamlamaya devam ediyoruz.

Ankara’daki yoğun devlet terörü etkisini sürdürürken, emekçilerin yoğunlukta olduğu Mamak’ta katliamı teşhir eden ve direnişin dışarıdan desteklenmesi yönünde çağrı yapan etkinliklerimiz devam ediyor. Katliamın hemen ardından katliamı teşhir eden bildirilerden sonra, devam eden direnişe destek çağrısı yapan 2 bin bildiriyi de şu günlerde yaygın bir şekilde dağıttık.

Ayrıca bir grup göstericiyle Tuzluçayır göbekte lastik yaktık ve trafiği 15 dakika keserek sloganlarımızı haykırdık. “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” yazan pankartımızı göbekteki lisenin duvarına astık ve eylem yerinde komite imzalı kuşlar kullandık.

Daha sonra ev toplantıları sayesinde işçi ve emekçilerin ağırlıklı olarak oturduğu mahalle halkıyla yüzyüze diyalog kurmak için sayısı 1000’i bulan bildiri dağıtımı yaptık. Gittiğimiz bölgeye ve gündeme göre yeni dağıttığımız bildiriler ve evlerde yaptığımız konuşmalarla, direnişin içeride sürdüğünü ve dışarıda da bu direnişin desteklenmesi gerektiği vurgusunu yaptık. Çoğunlukla olumlu tepkiler aldık.

Geçen hafta Tuzluçayır’daki ara sokaklarda sloganlarımızla bir eylem daha gerçekleştirdik. Ege Mahallesi’nde kurulan Cumartesi pazarında, Ankara Hücre Karşıtı Gençlik Platformu’nun eylemine destek verdik. Pazarda dağıtılan bildiriler ardından, pazarın içinde pankart açılarak Natoyolu trafiğe kapatıldı ve eylem son buldu.

Gözaltılara karşın Mamak Ölüm Orucuyla Dayanışma Komitesi direnişi dışarıda desteklemeye, onurumuz ve geleceğimiz olan devrimci tutsaklarla omuz omuza olmaya devam edecek.

Yaşasın direniş!
Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimizi zaferi!

Mamak Ölüm Orucuyla Dayanışma Komitesi’nden
bir Kızıl Bayrak okuru



Susmak yeni ölümlere izin vermektir!

Ölüm Orucu ateşini sokaklarda
yükseltmek için sokağa, eyleme!

“Şefkat, hayata döndürme operasyonu”, “insanların ölümüne seyirci kalamazdık”, “Operasyon sırasında mevcut cezaevleri kullanılamıyacak durumda olduğu için F tiplerine zorunlu geçiş yapılmıştır”, “On yıldır cezaevlerine girilmiyordu”, “ Ölüm orucu sahte”, “ F tiplerinde işkence ve kötü muamele yapılmamaktadır.”...yalanlarıyla katil devlet, F tiplerini kapattırmak için 19 Aralık katliamından sonra daha da büyüyerek süren Ölüm Orucu Direnişi’ni karalamaya devam ediyor. Ve dört aydır her türlü yalana, işkenceye, F tipine karşı direniş kararlılıkla sürerken, 1 yıldır hazırlandıklarını kendileri itiraf ettikleri katliam ise şimdi hücrelerde sürüyor.

İşkencenin süreklileşmesi demek olan hücrelerde devrimci tutsaklar her gün akıl almaz bir vahşetle karşı karşıyalar. Bizlerin sesiz kalması katliamların süreklileşmesi ve buna göz yummamız demektir. Ve şimdi onlar gün be gün erirlerken dışarının, yani biz işçi-emekçilerin, kendine insanım diyenlerin onların direnişlerinin yanında yer almalarının zamanıdır. Tonlarca kimyasal maddeyi, dozerleri, iş makinalarını yüzbinlerce kurşunu, binlerce bombayı getirip cezaevlerini yerle bir eden, ardından zorunlu olarak F tiplerine geçiş yapıldı diyecek kadar yüzsüz olanlara cevap vermek için,

Onlarca tutsağı kurşunlayarak, işkence yaparak kimyasal silahlarla yakarak öldürüp onlar kendi kendilerini yaktı yalanını kolayca söyleyebilenlerden hesap sormak için,

Her türlü hakkımızı gasp edenlere, bizi sefalet içinde bir yaşama mahkum edip, kendileri lüks içinde yaşayanlara yanıt vermek için sesimizi çıkarmalı, tüm yaşananlara artık dur demeliyiz.

Ne bekliyoruz! Tabipler Birliği ölümler kapıda derken, hücrenin ne tür bir işkence olduğu gün gibi ortadayken sessiz kalabilmek kendine insanım diyenler için mümkün müdür? Tüm haklarımızı gasp edilip açlığın, sefaletin yaşamımızı cehenneme çevirdiği bu düzende tüm bunlara dur dediği için zindanları atılanları yalnız bırakmak, tüm bunları onaylamak değil midir? Onlar “hücreler ölümdür, girmeyeceğiz “diyerek başlattıkları Ölüm Orucu Direnişi’ni hücreleri yıkana kadar sürdürecekler.

Kararlılıklarını onlar her gün her gün büyüyerek süren direnişleriyle kanıtlarken, biz susacak mıyız!

Gün her türlü baskıya, gözaltılara F tiplerine karşı onurumuz olan devrimci tutsaklara sahip çıkma günüdür.

Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz!

Mamak Ölüm Orucu’yla Dayanışma Komitesi



Kayıplar ve hücre eylemleri...

* 23 Şubat günü, İHD İstanbul Şubesi önünde siyah kıyafetlerle 5 dakika süren sessiz bir oturma eylemi yapıldı. Eylemle F Tipi cezaevlerindeki sorunlara çözüm bulunmaması protesto edildi.

* HADEP Ankara İl Örgütü, Silopi ilçe Başkan Serdar Tanış ve İlçe sekreteri Ebubekir Deniz’in bulunması talebiyle oturma eylemi yaptı. Ayrıca açlık grevine başlayacaklarını belirttiler. “Baskılar durdurulsun, kayıplar bulunsun!” sloganı eşliğinde 15 dakika süren oturma eylemi alkış ve zılgıtlarla bitirildi.

* 16 kadın kuruluşu cezaevlerindeki tutukluların durumlarından endişe duyduklarını, görüşmelerin tekrar başlamasını ve cezaevlerinin sivil denetime açılmasını istediler. 24 Şubat Cumartesi günü yapılan eylemde, Ölüm Oruçları’nın 128. gününe girdiğine dikkat çekilerek Galatasaray Postanesi’nden kadın tutuklu ve hükümlülerle dayanışma amacıyla mektup gönderildi.

Polisten kaçırma tehdidi
İşyerine ve evine gelen telefonlarla kaçırılıp kaybedilme tehditleri alan Bilgen Hızmay, 23 Şubat günü İzmir İHD Şubesi’nde bir basın açıklaması yaparak, başına gelecek olan herşeyden İzmir Emniyet Müdürlüğü’nün sorumlu olacağını belirtti. Çalıştığı yere gelen sivil polislerce tehdit edilmeye başlanan Bilgen Hızmay, ilk olarak 19 Şubat 2001 tarihinde tehditlere başlanıldığını açıkladı. Sivil polisin “Barış” kod ismini kullandığını, gördüğünde teşhiş edebileceğini, henüz 4 yaşında olan çocuğunun da bu tehditlere dahil olduğunu anlattı. Abisi Gürhan Hızmay’ın tutsak olduğunu ifade ederek, kaçırma tehditlerinin başlamasıyla birlikte İzmir Cumhuriyet Savcılığı’na avukatıyla birlikte suç duyurusunda bulunduğunu belirtti.

İzmir Hücre Karşıtı Platformu’nun oturma eylemi
Her Cumartesi günü, Konak Sümerbank önünde yapılan oturma eylemine bu hafta 160 kişi katıldı. 19 Aralık katliamı sonrası gelişmelere değinilen basın açıklamasında, “Yüreklerin nasırlaştırılmaya çalışılmasına karşın mücadele ‘İçerde dışarda hücreleri parçala!’ şiarı ile devam etmektedir ve edecektir” denildi.
Basın metnini Dr. Alp Ayan’ın okuduğu eylemde, Sincan’da tutuklu bulunan Utku Deniz Sirkeci’nin annesi Hatice Sirkeci de kısa bir konuşma yaparak duygularını ifade etti. Saygı duruşuyla başlayan eylemde ayrıca; “Devrim şehitleri ölümsüzdür!”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur!”, “Şehit namırın!”, “Faşizme karşı omuz omuza! “, “İnsanlık onuru hücreleri yıkacak!” sloganları atıldı.

Tutuklu öğrencilere tahliye
Ege Üniversitesi öğrencileri, polis tarafından öldürülen Ege Üniversitesi öğrencisi Serkan Eroğlu’nun ölüm yıldönümünde 19 Aralık katilamını da protesto eden bir eylem yapmışlar ve polisin saldırısına uğramışlardı. Öğrencilerle polis arasında çıkan çatışmadan sonra, günlerce süren gözaltı ve tutuklama operasyonları başlatılmıştı.
Bu operasyonlar sonucu tutuklanan 13 öğrenci çıkarıldıkları mahkeme tarafından 27 Şubat günü tahliye edildiler. Bornova Adliyesi’nde yapılan duruşmaya üniversite öğrencileri ve aileleri katıldı. Yaklaşık 150 kişinin beklediği adliye önünde, yer yer polisle öğrenciler arasında gerginlikler yaşandı ve öğrencileri adliye önünden uzaklaştırdı.