ARSIVANA SAYFA
 
03 Mart '01
SAYI: 09
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Saldırıya karşı işçi-emekçi barikatı!..
Birleşik örgütlü mücadeleyi yükseltelim!
Krizin faturasını sahiplerine ödetelim!
Sermayenin istikrar programı çöktü! Altında kim kalacak?
Asker yoksullukla neden ilgilenir?
Kula Mensucat işçileri direnişte!
Sümerbank işçilerinden coşkulu ve kararlı eylem
Kamu emekçileri hareketi
8 Mart özgürlük ve eşitlik için mücadele çağrısıdır!
Kadınların kurtuluşu kadın ve erkek işçilerin ortak eseri olacaktır!..
Yakılmak istenen gelecek özlemidir
Sosyalizm ve kadın sorunu
Dünyada güncel durum/3
Clara Zetkin'in anısına/N. Krupskaya
Gençlik
Kurtköy'de emekçilerin yaşamı üzerinden kirli rant oyunları
Diyarbakır üzerinden oynanan oyunlar
Günün yurtseverlik görevi ve sorumluluğu/ PKK-DÇS
Burdur davası: Mahkeme devletin yargılandığı bir kürsüye dönüştürüldü
Ölüm Orucu Direnişi'nin gücüyle hücreleri yıkacağız!
Direnişçilerin kaleminden
Atılcan Saday'ın annesinden "İnsan'lara Mektup"
Mücadele Postası


Bu sayının
PDF formatını download
etmek için tıklayın





 
 

İTÜ’de yemek boykotu ve basın açıklaması eylemi...

400 öğrenci ve eğitim emekçisi
birlikte yürüdüler

İTÜ’de ikinci dönemin ilk haftasında başlayan yemek boykotu ikinci haftasını doldurdu. 1 Mart Perşembe günü ise öğrenciler ve eğitim emekçileri, topladıkları 4 bin kadar dilekçeyi senato toplantısı öncesinde yaptıkları bir yürüyüşün ardından rektörlüğe verdiler. Rektörlüğün tavrı, süreci zamana yayarak öğrencilerin direncinin kırılmasını beklemek şeklinde gelişti. Öğrenciler ise direnişte kararlılıklarını sürdürüyorlar.

İTÜ’de yemek fiyatlarına yapılan yüksek artışların ardından başlayan boykotun “uyarı” amaçlı olduğu açıklanmıştı. 4 günlük boykotun ardından temsilciler rektörlükle görüşmüş ve boykota devam kararı alınmıştı. İkinci hafta yemekhanede yoğunlaşan faaliyetin fakültelere de taşınması kararı alındı. Bunun üzerine bildirilerimiz, afişlerimiz ve dilekçe föylerimizle bu hafta içinde fakültelere gittik, birçok sınıf konuşması yaptık, yoğun bir şekilde imza topladık, öğrencilere boykotun nedenlerini ve İTÜ üzerinde oynanan özelleştirme planlarını anlattık. Perşembe günkü eylemle imzalarına sahip çıkmaya çağırdık. Alternatif yemek standımız boykot süresince açık tutuldu. Tüm bunlar için yoğun ve özverili bir emek paylaşımı gerçekleşti.

Perşembe günü, rektörlükte yapılacak senato toplantısı öncesinde, İTÜ’nün diğer kampüslerinden gelen arkadaşlar ve Eğitim-Sen 6 No’lu Üniversiteler Şubesi ile topladığımız 4 bin kadar dilekçeyi rektörlüğe ilettik. TMMOB’dan da temsilci düzeyinde destek geldi. Saat 13:00’e kadar açtığımız yemek standımızı yürüyüş öncesi topladık ve kortejlerimizi oluşturduk.

Önde kendi imzalı pankartlarıyla Eğitim Sen 6 No’lu Şube yeraldı, arkasında “Ticarethane değil üniversite istiyoruz!” pankartıyla biz öğrenciler... Ayrıca ellerimizdeki dövizlerde “Yemek zammı geri alınsın, karnım aç yemek yiyemiyorum!”, “İMF’ye değil eğitime bütçe!”, “Eşit, parasız, anadilde, bilimsel eğitim!”, “İş Bankası defol, üniversiteler bizimdir!” sloganları yeralıyordu. Attığımız sloganlar arasında, “Müşteri değil öğrenciyiz!”, “Kartlı sisteme geçit yok!”, “Polis defol üniversiteler bizimdir!” vardı. Eğitim emekçileri ayrıca, “Kreş zamları geri alınsın!”, “Vakıflara değil üniversiteye bütçe!”, “Parasız sağlık, parasız eğitim!”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” sloganlarını attırdılar. Her iki kesimin attığı sloganlar sahiplenildiği için, bir süre sonra “Yaşasın öğrenci-emekçi dayanışması!” sloganı atıldı.

Rektörlüğün önünde önce eğitim emekçilerinin, ardından öğrencilerin basın açıklaması okundu. Basının kampüse girmesinin engellendiği basın açıklamasının ardından öğrenci ve emekçi temsilcileri imzalarla birlikte rektörlüğe girdiler. Onları dışarıda halaylarımız, sloganlarımız ve coşkumuzla bekledik. Temsilcilerin çıkmasının ardından yemekhane binasında bulunan İş Bankası’na doğru bir yürüyüş düzenledik. Ardından bir toplantı yaptık ve rektörlüğün tavrını değerlendirdik. Rektörlükten aldığımız tek somut kazanım, rektörün öğrencilerin düzenleyeceği bir foruma katılması ve orada eleştirileri cevaplamak zorunda kalacak olması oldu. Zammın geri çekilmesi ve kartlı sistemin kaldırılması talebimizi ise değerlendireceklerini söylediler. Bayramdan sonraki tavrımız konusunda, tüm kampüslerin katılacağı Cuma günkü toplantıyı beklemeye karar verdik. Ancak oluşan atmosfer boykotun devam edeceği yönünde.

Yemek fiyatları henüz geri çekilmedi. Ama İTÜ öğrencisi biraraya gelmeyi öğrendi. Yılların suskun atmosferi kırıldı. Binlerce öğrenci dilekçeleri imzaladı. Ulaşamadıklarımızı bir kenara koyuyorum. 300 kadar öğrenci ve 100 kadar eğitim emekçisinin katıldığı bir yürüyüş düzenlendi. Kısaca İTÜ’de artık bir şeyler değişiyor. İnsanlar sorunlarının farkına varmaya ve bunun için bir şeyler yapılabileceğini öğrenmeye başlıyorlar. Rektörlüğün, İTÜ öğrencisini asosyalleştirme, yalnızlaştırma, atomize ederek çaresizleştirme politikaları yavaş yavaş yıkılıyor. Artık insanlar herhangi bir soruna ilişkin yüzlerle, binlerle biraraya gelebileceklerini gördüler, yaşayarak öğrendiler. Aslında biz şimdiden kazandık.

İTÜ’den Ekim Gençliği okuru bir öğrenci



Rektörlüğün engellemeleri kamuoyu yaratılarak aşıldı

Gaziantep Üniversitesi Öğrenci Derneği’nin
1. Olağan Kongresi yapıldı

30 Ağustos 2000 tarihinde kurulan öğrenci derneğinin 1. Olağan Kongresi 25 Şubat 2001 günü üniversite kampüsünde yapıldı. Kongreye katılmak için erken saatlerde okula gelen öğrenciler, kapıda üniversitenin özel güvenlik birimlerinin sıkı kimlik kontrolüyle karşılaştı. Kimlik kontrolünden sonra kongrenin yapılacağı salona geçildi. Oylamaya tek listeyle katılındı.

Kongreye katılmaları için davet edilen basın mensupları, çevre illerdeki öğrenci derneği temsilcileri ve sendika temsilcileri, rektörlüğün isteğiyle polis tarafından içeri alınmadı. Ayrıca kongreye hiçbir öğretim görevlisinin ve rektörün de katılmaması dikkat çeken başka bir noktaydı.

Fakat bu durum biz öğrenciler açısından hiç de şaşırtıcı olmadı. Zira kongreyi önceleyen sürece bakıldığında da rektörlüğün derneğe karşı takındığı olumsuz tavır bilinmekteydi.

Kongreden 43 gün önce dilekçe verilerek kongre için yer talebinde bulunulmuştu. Kongreye kısa bir süre kala rektörlükten "verdiğiniz dilekçe eksiktir" diye bir cevap geldi. Vakit kaybedilmeden yeni bir dilekçe verildi. Fakat bunun da karşılığı aynı oldu: "Dilekçeniz eksik!" Rektörlük ısrarla dilekçedeki eksikliğin ne olduğunu söylemiyordu. Beş gün kala son bir dilekçe daha verildi. Aynı zamanda demokratik kitle örgütleriyle ve Gaziantep Büyük Şehir Belediye Başkanı Celal Doğan'la görüşülerek kamuoyu yaratıldı. Rektörlük yoğun tepkiler karşısında kongreye üç gün kala (Cuma günü) kampüste yer vermek zorunda kaldı.

Artık bundan sonra bize düşen görev, derneği özerk-demokratik ve bilimsel üniversite kavgasında daha ön saflara taşıyarak, sermayenin kıskacından kurtarmaktır.

Sermaye dışarı, bilim içeri!
İçeride ve dışarıda hücreleri yıkmak için mücadeleye!

Kızıl Bayrak okuru öğrenciler/Gaziantep



Çukurova Üniversitesi’nde panel...

“F Tipi Cezaevi,
F Tipi Yaşam,F Tipi Üniversite...”

1 Mart tarihinde Çukurova Üniversitesi’nde “F Tipi Cezaevi, F Tipi Yaşam, F Tipi Üniversite” konulu bir panel yapıldı. Panele İHD Adana Şube Başkanı, bir tutsak yakını ve bir üniversite öğrencisi panelist olarak katıldılar.
Yaklaşık 50 kişinin katıldığı panelde, üniversite öğrencilerinin yaşadığı sorunlar, bir bütün olarak işçi-emekçilerin karşılaştıkları sorunlar, devlet terörü, devrimci tutsakların zindan direnişleri,
hücrelerdeki durumları ele alındı.

Panele çağrı bildirisinden...

Bilmen gereken bir şey var!

Bir tarihe tanıklık ediyoruz... Hem de tanıklığımızın farkında olmadan, bilmeyerek, istemeden... (...)

Bugünlerde kimi (!) insanlar nedendir (!) bilinmez, Türkiye’nin bir yerlerinde onurlu bir direnişin türküsünü söylüyorlar hala... Bilmen gerekenlerden biri budur!

Niye direniyor bu insanlar? Hem de direnmenin en fedakarcasıyla; bedenlerini ölüme yatırarak...

19 Aralık’ta yapılan “operasyonla” hücre tipi cezaevine konulan tutsaklar hiçbir şeyin bitmediğini; tam tersi belki daha zor koşullarda herşeyin yeniden başladığını ilan ediyorlar bizlere. Bugün ÖO’nun 132. günü ve toplum ölü sesizliği ile oturmuş adeta ölüm bekliyor. Ama fazla beklemeyecekler. Çünkü tutsaklar adım adım ölüme yaklaşıyor. Bilmen gerekenlerden biri budur!

Yaklaşık birbuçuk hafta önce başlamış gibi görünen, fakat aslında bu sistemin genlerinde bulunan kriz var, doğru anlaşılması gereken. Sayın Ecevit’le Sezer tartışmış ve piyasalar altüst olmuş. Bundan dolayı yabancı sermaye sahipleri güvensizliğe kapılmış ve ülkeyi terketmiş. Bunlar yalanların bize gösterilmeye çalışılan tarafıdır. Bir ülkede uygulanan “istikrar programı” böyle bir istikrarsızlaştırmaya yolaçıyorsa, bunun ne menem bir istikrar programı olduğu düşünülmelidir. Bugün yaşanılanlar aslında uygulanan programın da, enflasyon düşüyor yalanlarının da gerçek yüzünü ortaya sermiştir. Bugün ortada ne düşen bir enflasyon, ne de artan bir refah vardır. Sadece yükü yoksul halkın sırtında olan ve uygulattırıcısı İMF, DB vb., kuruluşlar olan bir program vardır ve bu kurumların varlık nedeni zenginin çıkarını korumaktır. Bilmen gerekenlerden biri budur!

Bilmen gerekenlerden biri de son günlerde artan gözaltında kayıplar, insanların kaçırılması, Türkiye’nin kendi sınırları dışına yaptığı yığınaktır.

Bunlar Kürt halkının taleplerini reddetmenin hatta ileriki günler için hazırlığı yapılan savaş ortamının göstergesidir. Bilmen gerekenlerden biri budur!

Uçaklarının buradan, senin okuduğun memleketten kalktığı ve kardeş bir halkı, Irak halkını bombaladığı bir saldırı yaşanıyor, bilmen gereken. ABD neden Irak’ı bombalıyor? Irak üzerindeki egemenliğini pekiştirmek, Irak’a uygulanan ambargoyu delmek isteyen ülkelere mesaj vermek için suçsuz bir halkı bombalıyor, bilmen gerekenlerden biri budur!

Bulunduğun şehri bırak, bulunduğun okulun koskoca kütüphanesinin tepesine ve diğer fakültelere konulan kamerayı bilmen gerekiyor. Neden adeta bizimle alay edermişcesine bakıyor o kamera bize? Biz neyiz, sayılması gereken koyunlar mı? Tehlikeli yaratıklar mı? Bilmen gerekenlerden biri budur!

Bunları bilmen gerekiyor ama, bu kadar sorunu bilmek, eğer yalnızsan ya da kendini yalnız sanıyorsan, sadece yüktür.

Bizler bunca sorunla yalnız boğuşmanın sonuçsuz olacağını biliyoruz. Bu yüzden üniversitedeki duyarlı çevrelerin biraraya gelerek oluşturduğu Çukurova Üniversitesi Öğrenci Platformu’nu (ÇÜÖP) oluşturduk.

Ve bütün bunları bilmenin -sadece bilmenin- yetersiz olduğunu bilerek okulumuzda Perşembe günü tüm bu konuları işleyecek bir panel düzenliyoruz. Tüm duyarlı arkadaşları bekliyoruz.

Bilmek, ama bilmenin yeterli olmadığını bilerek çaba harcamak adına...

ÇÜÖP