ARSIVANA SAYFA
 
03 Mart '01
SAYI: 09
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Saldırıya karşı işçi-emekçi barikatı!..
Birleşik örgütlü mücadeleyi yükseltelim!
Krizin faturasını sahiplerine ödetelim!
Sermayenin istikrar programı çöktü! Altında kim kalacak?
Asker yoksullukla neden ilgilenir?
Kula Mensucat işçileri direnişte!
Sümerbank işçilerinden coşkulu ve kararlı eylem
Kamu emekçileri hareketi
8 Mart özgürlük ve eşitlik için mücadele çağrısıdır!
Kadınların kurtuluşu kadın ve erkek işçilerin ortak eseri olacaktır!..
Yakılmak istenen gelecek özlemidir
Sosyalizm ve kadın sorunu
Dünyada güncel durum/3
Clara Zetkin'in anısına/N. Krupskaya
Gençlik
Kurtköy'de emekçilerin yaşamı üzerinden kirli rant oyunları
Diyarbakır üzerinden oynanan oyunlar
Günün yurtseverlik görevi ve sorumluluğu/ PKK-DÇS
Burdur davası: Mahkeme devletin yargılandığı bir kürsüye dönüştürüldü
Ölüm Orucu Direnişi'nin gücüyle hücreleri yıkacağız!
Direnişçilerin kaleminden
Atılcan Saday'ın annesinden "İnsan'lara Mektup"
Mücadele Postası


Bu sayının
PDF formatını download
etmek için tıklayın





 
 

Diyarbakır üzerinden oynanan oyunlar

Yaklaşık bir ay önce Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan bir kontr-gerilla operasyonu ile öldürüldü. Okkan’ın ölümü ile birlikte ardı ardına törenler ve etkinlikler düzenlendi. Okkan’ın Diyarbakırlılar’ın babası olduğu söylendi. Halkın cenazeye ilgisi günlerce burjuva medyanın baş gündemi oldu. Bunlar yaşanırken, binlerce devrimcinin katili ve tescilli işkencecilerden biri olan İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne atandı.

Geçtiğimiz hafta gündemden düşmeyen bir diğer olay, sanatçı ve gazetecilerin Diyarbakır’da “sevgi, barış, kardeşlik” sloganıyla düzenledikleri futbol turnuvasıydı. Kimler yoktu ki aralarında. Reha Muhtar, Ali Kırca, Fatih Altaylı, Yılmaz Erdoğan, Mahsun Kırmızıgül, vb... Tümü, burjuva medyanın dediğine göre, sevgiye ihtiyacı olan Diyarbakır halkına sevgilerini vermek ve terörü lanetlemek için gelmişlerdi.

Fakat başaramadılar. Diyarbakır Stadı’nda oyanan maçın bitiminde “yunus” adı verilen polislerin motorsikletlerini çocukların üstüne sürmesi oynanan oyuna çomak soktu. Hedef, göstermelik de olsa şiddet ve terörün lanetlenmesiydi. Ama olmadı. Kürt kökenli sanatçıların bazıları çocukların üstüne motor süren polisleri kınadı. Diğer sanatçı ve gazeteciler ise görmezlikten geldiler, açıklamalarında genellikle G.Okkan’ı öven konuşmalar yaptılar.

Devlet düzenlediği anmalar ve futbol maçlarıyla polislerin silinen makyajını tazelemiş oldu. Tabii ki bunu tek başına yapmadı. Devlete en büyük destek HADEP Diyarbakır Belediye Başkanı’ndan geldi. Önce G.Okkan’ın Diyarbakır’da yapılan cenaze törenine yoğun bir katılım örgütlediler. Ardından stadyum ve sokaklara Gaffar Okkan pankartları astılar.

Burjuva medya Diyarbakır’da son yıllarda bir yumuşama yaşandığını söylese de, gerçekte bu yurtsever hareketin önderliğinde yaşanan teslimiyetin derinleşmesinden başka birşey değildir. Halkın babası olarak gösterilen Okkan hiç de gösterildiği gibi sevecen değildir. Diyarbakır halkı bunu çektiği acıyla biliyor. Son beş yılda binlerce insan gözaltına alındı, binlercesi işkenceli sorgulardan sonra tutuklandı. Şimdi ise yüzlerce kayıba iki kişi daha eklendi.

Devlet bir yandan sevgi gösterileri yaparken, bir yandan da imha operasyonlarına devam ediyor. Kaybedilen iki HADEP’li için geçtiğimiz haftalarda Diyarbakır’da eylem yapmak isteyen kitleye yapılan saldırı, Gaffar Okkan’ın yerine atanan İstanbul TMŞ Müdürü, zafer işareti yapan çocukların üzerine motosikletlerin sürülmesi vb., devletin gerçekte hiç de yumuşamaya niyeti olmadığını gösteriyor.

Yurtsever kitlelerin teslimiyet platformunu sorgulamaya başladığı da düşünülürse, devlet terörünün dozunun giderek artacağı kesindir. Son MGK toplantısında alınan OHAL’in uzatılması kararı bunun göstergesidir.

Üstünde durulması gereken bir diğer nokta, Diyarbakıra giden sanatçı ve gazetecilerin aldıkları ikiyüzlü tutumdur. Yaptıkları açıklamalarda sevgiden ve barıştan söz ettiler, fakat halkın çektiği acılara, kaybedilen iki HADEP’liye hiç değinmediler. Tam bir ikiyüzlülükle gerçeklerin üstünün örtülmesinde rol oynadılar

Diyarbakır halkının sevgiye değil ulusal özgürlüğe, baskı, şiddet ve sömürüden kurtulmaya ihtiyacı vardır. Ne baskı ve terörle ne de bu tür samimiyetsiz gösterilerle bu istemlerin üstünün örtülmesi mümkündür.



Gazetecilerin kayıp HADEP’lilerle ilgili gezisi...

HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ile İlçe Sekreteri Ebubekir Deniz’in 25 Ocak’ta Jandarma Komutanlığı tarafından gözaltına alınmasının üzerinden tam bir ay geçti. Jandarma Komutanlığı’nın yarım saat kalıp gittiler demesinin ardından adları kayıplar listesine eklenen Deniz ve Tanış’ın izini 23 Şubat Cuma günü bir grup gazeteci sürdü.

Diyarbakır’dan sabah saatlerinde yola çıkan gazeteciler Cengiz Çandar, Ali Bayramoğlu, Mehmet Altan, Altan Tan ve Celal Başlangıç bir grup HADEP yöneticisi ile birlikte ilk olarak Habur sınır kapısından sorumlu Şırnak Vali Yardımcısı Abdullah Eren’le bir görüşme yaptılar. Heyet üyeleri daha sonra Silopi Cumhuriyet Başsavcısı ve jandarma komutanı ile görüştü. Heyette yer alan HADEP yöneticileri resmi yetkililer tarafından görüşe alınmazken, Cumhuriyet Savcısı Hakan Başverdi ile görüşmeden sonra Ali Bayramoğlu bir açıklama yaptı: “Hukuk gözüyle bu bölgede bir insanla konuşmak umut vericidir, umarım söylediklerini yapar. Savcı olayın üstüne gideceğini söyledi.”

Mehmet Altan ise geziye katılan gazeteciler adına yaptığı açıklamada; tüm Türkiye’nin yolsuzluklara karşı gösterdiği tepkileri bundan sonra faili meçhul cinayetlere, gözaltında kayıplara ve insanların yaşama haklarına karşı da göstereceğini gördüklerini söyledi.



Dünyadan kısa kısa...

* Arjantin hükümetinin İMF destekli ekonomi politikalarını protesto eden 15 bin işsiz başkente doğru yürüdü. Çalışma Bakanlığı önünde toplanan işsizler, hükümetin yoksullara gıda yardımını kesmesini de protesto etti.

* Avusturya’da 23 Şubat’ta geleneksel Viyana Opera Balosu kutlanırken dışarıda binlerce doların buralara akıtılmasını protesto eden ve hükümetin istifasını isteyen göstericiler taş, sopa, boya ve çöp konteynırlarını ateşe verdiler. 42 kişi gözaltına alındı. Eyleme ise 1000’e yakın kişi katıldı.

* 61 Zapatist tutsağın serbest bırakılmasını hükümetin geciktirmesi üzerine; Chiapas eyaletinden yola çıkarak, 12 eyaletten başkente yürüyüş düzenleyecek olan 24 Zapatiste destek vermek amacıyla tutsaklar da açlık grevine başladılar.

* General Motors tarafından işten atılmak istenen İngiltere’deki Vauxhall fabrikası işçileri, 24 Şubat’ta %100 katılımlı grev gerçekleştirdiler. 900 işçinin çalıştığı Vauxhall’un Luton ve Ellestmere Port fabrikalarında 7 binden fazla işçi iş bırakarak “Bu ilk adım, işimizi kaptırmayacağız” dediler. Farklı sendikalara üye işçiler de greve katılarak destek verdiler.
Luton işçileri fabrika önünde toplanarak fabrikanın kapatılma kararını protesto ettiler. Eylemde “İşimizi, koruyacağız” yazılı pankart ve dövizler taşındı.

* Meksika’nın Chiapas eyaletindeki Zapatist gerilla lideri Marcos’un, yerli halka göreli özerklik verilmesi için, başkent Mexico’ya yapacağı 3 bin kilometrelik uzun yürüyüş, binlerce köylünün desteğini alarak 25 Şubat’ta eyaletin başkenti San Cristobal’de başladı.

* ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell Ortadoğu gezisinde Filistin lideri Yaser Arafat ve İsrail Başbakanı Ariel Şaron’la görüştü. Görüşmelerin ardından ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’in dile getirdiği “İsrail’in barış masasına oturması için Filistinlilerin susması gerekir” kısa cümlesi bile, ortada ne tür kirli hesapların olduğunu açıklıyor.
Bu arada Powell’in ziyaretini protesto eden yaklaşık 3 bin Filistinli, Batı Şeria’nın Gazze kentinde gösteriler yaptı. Amerika ve İsrail bayraklarını yakarak “katil Bush!” sloganlarıyla ziyaretini protesto etti.

* Güney Kore’de Daewoo otomotiv fabrikasında çalışan işçiler eylemlerine devam ederken üç sendikacı, şirketin kurucusu ve eski yöneticisi Kim Woo Choog’a hesap sormak için Fransaya gitti. Sendikacılar “Onu Paris’te bulamazsak, bütün Avrupa’yı dolaşacağız, hükümet ve savcılar, Kim’i tutuklamak konusunda samimi değiller” dedi.
Daewoo işçileri eylemlerinin ikinci haftasına girmiş bulunuyor. Başkent Seul’un 30 kilometre batısındaki Pupyong’ta bulunan şirketin ana fabrikası önünde yine sert çatışmalar yaşandı. Polisler, işçiler ve ailelerinin büyük bir miting yapmayı planladığı meydanı kapattı. Alana girmeye çalışan işçiler ise, bu saldırı üzerine karşı saldırıya geçerek taşlar, sopalar ve molotof kokteyleriyle yanıt verdiler. Saldırının hemen ardından Kore İşçi Sendikaları Konfederasyonu yöneticisi Dan Byongho, “hükümetin yanlış ekonomik politikasının kurbanı işçiler oldu, ayakta kalmak için mücadele etmekten başka şansımız yok”, dedi.