ARSIVANA SAYFA
 
03 Mart '01
SAYI: 09
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Saldırıya karşı işçi-emekçi barikatı!..
Birleşik örgütlü mücadeleyi yükseltelim!
Krizin faturasını sahiplerine ödetelim!
Sermayenin istikrar programı çöktü! Altında kim kalacak?
Asker yoksullukla neden ilgilenir?
Kula Mensucat işçileri direnişte!
Sümerbank işçilerinden coşkulu ve kararlı eylem
Kamu emekçileri hareketi
8 Mart özgürlük ve eşitlik için mücadele çağrısıdır!
Kadınların kurtuluşu kadın ve erkek işçilerin ortak eseri olacaktır!..
Yakılmak istenen gelecek özlemidir
Sosyalizm ve kadın sorunu
Dünyada güncel durum/3
Clara Zetkin'in anısına/N. Krupskaya
Gençlik
Kurtköy'de emekçilerin yaşamı üzerinden kirli rant oyunları
Diyarbakır üzerinden oynanan oyunlar
Günün yurtseverlik görevi ve sorumluluğu/ PKK-DÇS
Burdur davası: Mahkeme devletin yargılandığı bir kürsüye dönüştürüldü
Ölüm Orucu Direnişi'nin gücüyle hücreleri yıkacağız!
Direnişçilerin kaleminden
Atılcan Saday'ın annesinden "İnsan'lara Mektup"
Mücadele Postası


Bu sayının
PDF formatını download
etmek için tıklayın





 
 

“Herkese sağlığa ve ihtiyaca uygun ucuz konut!”

Kurtköy’de emekçilerin yaşamı üzerinden
kirli rant oyunları

Kurtköy Canbaztepe mahallesi diğer gecekondular gibi Anadolu’nun çeşitli yerlerinden iş ve ekmek bulmak için gelenlerin derme çatma yaptıkları ve çoğu baraka görünümündeki evlerden oluşan bir semt.

Yöreye ilk yerleşim yaklaşık 20 yıl önce başlamış, insanlar bir taraftan iş bulup çalışırken kalacak yer sorununu da çoğu kendi eliyle yaptığı gecekondularla halletmiş. Bunu dahi yapamayanlar önceleri naylon çadırlarda kalmışlar. Bölgeye yerleşimin başlamasından sonra birkaç defa gecekondu affı çıkmış, bir kısmı tapu için müraacat ederken çoğu onu bile yapmamış. Ama özellikle tepelik kısımında oturanların tapusu yok. Yerleşimin kaçak olmasına rağmen düzen partilerinin burayı seçimlerde oy toplama bölgesi olarak görmesi, bölgeye elektrik, su gibi hizmetlerin gelmesinin olanağı olmuş.

Kurtköy’e havaalanı yapılması ve halen yerleşim yeri olarak görünmesine rağmen KİPTAŞ gibi firmaların bölgeye konut inşaa etmeye başlamaları, gecekonduların yıkımını gündeme getirmiş. Gecekondu yıkımının somut olarak gündeme gelmesi, İSKİ’nin su deposu yapmak için 55 gecekondunun bulunduğu araziyi kullanmak istemesiyle geçekleşmiş. Ardından bu arazinin yetmeyeceği, su deposunun yanına hizmet binası ve çevre düzenlemesi gerekeceği, bunun için 300 küsur evin bulunduğu araziyi istemesi üzerine de yıkılacak arazinin çapı artmış. Geriye kalan gecekondular da yaşanabilir toplu konutlar yapılması gerekçesiyle yıkıma dahil edilmiş.

Gecekonduların yıkılacağı duyulunca semt sakinleri gidip bunun doğru olup olmadığını araştırmışlar. Bilgi almak için belediyeye dilekçe vermişler. Oradan edinilen belgelerde bu duyumları doğrular nitelikte. Semt sakinleri kendi aralarında defalarca kahve toplantıları yapmışlar. Kendi aralarında heyet oluşturup belediye başkanıyla görüşmeye yollamışlar. Başkan ise gelenleri tehdit edip geri yollamış. Yine bu heyet giderleri karşılanmak üzere para toplanarak Ankara’ya gitmiş. Ancak yine sonuç alamamışlar.

Evlerinin yıkımı konusunda aslında bütün gecekondu sahipleri rahatsız. Bir şeyler yapmaya çalışmalarına rağmen, süreç ilerlediğinde, yıkımın hayata geçmeye başlayacağı andaki tepkilerin ne olacağı meçhul. İlk 55 ev için belediye ekip gönderip ölçüm yaptırmış. Evlerin kapladığı araziye bedel biçmiş. 2 milyarla 11 milyar arasında değişen miktarda para önerilmiş. Gecekondu sahipleri eğer önerilen parayı kabul etmezlerse bu parayı da kaybedeceklerini düşünüyorlar. Çünkü evlerinin bulunduğu araziyi yasal olarak işgal etmiş görünüyorlar. Oysa aynı ya da yolun civarındaki araziler, yerleşim yeri görünmesine rağmen, KİPTAŞ’a peşkeş çekiliyor.

Dağıtımdan gözlemler

Gecekonduların yıkım sorununu öğrendikten bu yana, bir şekilde süreci yakından takip edip sorunu inasanlarla konuşuyorduk. Mahalleliyle bir bildiri çıkarma kararı almıştık. Dilinin nasıl olması gerektiği vs. görüşüp, Kurtköy Canbaztepe halkı imzalı bir bildiri kaleme alıp mahalledeki bazı insanlarla dağıtım gerçekleştirdik.

Dağıtım sırasında yapılacak kahve toplantısının yeri, saati her eve söylendi. Dağıtıma katılan mahalleli de oldukça heyecanlıydı. Dağıtım sırasında evlerde ajitatif konuşma yaptıkları da oluyordu. Mahallelinin bazıları bildiyi almaktan korktu. Bunlar genellikle evleri yıkılmayacak olan kişilerdi. Dağıtım sırasında bir bayan bildirileri kendi sokağına dağıtmak için aldı. Bildirilerin çoğu elden dağıtıldı.

Toplantıdan gözlemler

Daha önce yapılan dar katılımlı toplantılarda kararlaştırıldığı şekilde, bir geniş katılımlı toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya 100 civarında insan katıldı. Bayanların da toplantıya çağırılmasına rağmen, 2 bayan dışında bütün katılımcılar erkekti. Toplantıya önce belediyeye bilgi almak için verilen dilekçeyle, belediyenin gönderdiği yıkımı onaylar nitelikteki belgeler okundu. Ardından bildiri bir kez daha okundu.

Sonra neler yapılması gerektiği üzerine tartışmalara geçildi. Hep beraber gidip yol kesme tarzında radikal eylem önerileri geldi az da olsa. Ardından Belediye Başkanı’nı buraya çağırma yönünde öneri geldi. Bu sırada belediyenin önünde kitlesel basın açıklaması yapılması önerisi ve bunun için de bir komite oluşturma önerisi geldi. Tartışma bir süre sonra Güzelleştirme Derneği Başkanı ile Ankara’ya gönderilen heyetteki biri arasında ikili tartışma şeklinde tıkanıp kaldı. Müdahale edilmeye çalışılmasına rağmen bundan kurtulunamadı. En son Belediye Başkanı’nın yaptığı halk meclisi toplantısına geniş bir şekilde katılım kararı çıktı. Ama o da tartışmanın arasında insanlara tam olarak duyurulamadı.

Kurtköy’den bir işçi



Villalar değil, başımızı sokacak
sıradan bir evdir istediğimiz...

Yıl 1987 Temmuz ya da Ağustos aylarıydı. Kurtköy’de gecekondular yapılıyor dediler. Bu arada da belediye ve muhtarlık seçimleri gündemde idi. Adaylar çeşitli vaadlerde bulundu. Sonrada gecekondular yapıldı. İnsanlar buralara göçedip gelmişlerdi. Ev sahibi olacağız diye de bütçeleri yettiğince bir kondu yaptılar. Yapanlardan biri de bendim. 3-4 ay geçtikten sonra Belediye kendi düzenini, muhtarlık da kendi düzenini oturttu. Kendi düzenlerini rayına koyduktan sonra da bu gecekonduları yıktılar.

Bu bize göre tam bir katliamdı. Çünkü onca emek, onca para boşa gitmişti. Olay bütün gazetelerde yayınlanmıştı. Bu arada iki köy yanyana idi, Şıhlı ve Kurtköy. Sonra arazi bölünerek iki köyün sınırları belirlendi. Bizler tekrar aynı yerde bu gecekonduları yaptık. Eski muhtar 2-3 kez kazandı. Ancak kendi çıkarını koruyup çevresini kayırmaktan başka bir iş yapmadı. Şu anda da eski muhtarın eniştesi muhtar. Şimdiki muhtar ne kadar iyi niyetli görünse de Belediye’yle ilişkileri iyi. Bu da kendi çıkarı gereği böyledir.

Aradan 13-14 yıl geçmiş olmasına rağmen, Pendik Belediyesi bu bölgeye şimdilerde yeniden göz dikmiş durumdadır. Burası muhtemelen Belediyenin yandaşı olan bir yerlere peşkeş çekilecektir. İsmi geçen şu an KİPTAŞ’dır. Şıhlı muhtarı kendi bölgesini RP’li belediyeyle anlaşarak sattı. Satılan yere ise, Büyükşehir Belediyesi Tayyip Erdoğan zamanında Hilal Şehir konutlarını yaptı. Belediye, konutları doğal olarak kendi yandaşlarına sattı. Tabii sattı denilirse eğer. Şu anda bölgede havaalanı yapılmış olması, buraların değerini artırdı. Ayrıca zemini de sağlam.

Bulunduğumuz bölgenin arazisi hazine arazisidir. Belediye burasını sözde İSKİ’ye vermiş, depo yapılacak diye, ama yapılan şey bir kulube. Bu kulube için dahi 55 kondu yıkıldı. Neye dayanarak yıkıldığı meçhul değil, ama oynanan türlü oyunlar ortada. Çünkü ilgisi olan, yetkisi olan herkes payına düşeni alacaktır. Yıkılan 55 ev sadece bir başlangıç, devamı gelecektir. Şu anda oyalıyorlar, işi kitabına uydurmak için. Neticede Hilal şehirde uydurdukları gibi. Oranın baş aktörü de R. Tayyip Erdoğan’dır. Hani şu adil düzenci düzenbazlardan olan Tayyip.

Şu anda da bizleri kandırmak için uğraşıp duruyorlar. Tıpkı 13 yıl önce birinin muhtar olmak, birinin Başkan olmak için kandırdıkları gibi.

Biz kondu halkı olarak yıllarca susuz, yolsuz, elektriksiz kaldık, aç kaldık, perişanlık çektik. Su sorununu 15-20 hane birleşerek hortum alıp, kendimiz çukur kazıp öyle çözdük. Sonra da belediyeye müraacat ettik. 2 kişi gelip bir sayaç takıp gitti. 2 yıl önce 150 milyon lira aldılar bizlerden. Sanki onca işi kendileri yapmış gibi... Tekrar seçimler geldiğinde “kanalizasyon bağlayacağız” dediler, ama kanal borularını yine paramızla bize aldırdılar. Konduları yıktırmayacağız diye her türlü harcamayı bize fatura ettiler. Ayrıca çeşitli sözler verdiler. Şu anda burası gelişiyor olduğu için 500’e yakın evi yıkmayı düşünüyorlar, karşılığında ise sadaka öneriyorlar.

Düşünün ki bu devlet halkına ev vereceğine evini başına yıkıyor. Bu nasıl adalet, bu nasıl mantık, anlamak zor. İnsan kendi ülkesinde ev yapıp oturamayacaksa nerede oturacak? Bu daha nereye kadar sürecek? Bizim istediğimiz villalar değil, başımızı sokacak sıradan bir ev sahibi olmak. Görünen o ki bunu dahi kazanabilmek için epey bir mücadele gerekiyor.
Bizler işçi ve emekçilerden sorunumuza duyarlı olmalarını bizlere omuz vermelerini bekliyoruz.

Kurtköyden bir emekçi