ARSIVANA SAYFA
 
25 Kasım '00
SAYI: 44
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
1 Aralık genel eylemi ve öncü kamu çalışanlarının görevleri
Süresiz Açlık Grevi eylemi Ölüm Orucu’na dönüştürüldü!
Ölmelerini beklemeyeceğiz, biz de öleceğiz!
Bedenlerimizi açlığa yatırdık!
Devrimci tutsakların direnişini destekliyoruz!
Biz 1 Aralık genel grevine hazırız!
TEKEL işçilerine açık mektup
Özelleştirme saldırısını püskürtmek için ne yapılmalı
Enerji sektöründe direniş çizgisi güçlendirilmelidir
Komsa grevi sürüyor
“Enflasyonu indirdik” yalanı ve gerçekler
İşçi kadının sorunları
Fabrikalarda taşeronlaştırmaya hayır!
Operasyonal devlet ve operasyonların perde arkası
Gençliğin eğitim hakkına yeni saldırılar
ODTÜ’den Ölüm Orucu Direnişi’ne estek!
İsviçre: Zindan direnişine destek için açlık grevi
Köln’de zindan direnişiyle dayanışma açlık grevi
Çok geç olmadan zindan direnişine sahip çıkalım!
Basından seçmeler
Clinton’ın Vietnam çıkarması
Kurtuluş uğruna devrimci fedakarlık
Uluslararası hareket
Partiyi bekleyen görev ve sorumluluklar
Ekim Devrimi ve partinin yıldönümü etkinliği
Pratik faaliyetlerimizden
Mücadele Postası
 
Tüm yazılar





 
 
Köln’de zindan direnişiyle dayanışma açlık grevi


TKİP, DHKP-C, TKP(ML) yurtdışı örgütlerinin temsilcileri ortaklaşa gerçekleştirilmek üzere bir dizi eylem kararı aldıklarını açıkladılar. Buna göre, Süresiz Açlık Grevi ve Ölüm Orucu’nu desteklemek amacıyla Köln, Stuttgart, Berlin, Strasburg, Rotterdam, Viyana, Cenevre, Londra ve Paris’de açlık grevleri başlatılacak. Açlık grevleri şimdilik dönüşümlü olacak ve Köln, Stuttgart, Rotterdam, Viyana, Paris’de Türk konsoloslukları, Cenevre’de Birleşmiş Milletler binası, Berlin’de Alman parlamentosu, Strasburg’da Avrupa Parlamentosu, Londra’da Uluslararası Af Örgütü merkezinin önünde yapılacak basın toplantıları ile başlatılacak.

Yapılan çağrının gereğini yerine getirmek üzere hemen harekete geçtik, alınan kararları hayata geçirmek için hazırlık yaptık. Belirlenen tarihten bir gün önce (18 Kasım) destek açlık grevimizi başlattık. Kurtuluş taraftarı arkadaşlar da daha önce Köln-Ebertplatz’da bir bölümü süresiz olmak üzere açlık grevi başlatmışlardı. 18 Kasım’da grev çadırını Dom meydanına taşıdık. Bir basın açıklaması yaparak, hep birlikte açlık grevimizi başlattık. Açlık grevimizin 6. günündeyiz.

Eylemimizi ve yürüttüğümüz tüm faaliyetleri birlikte oluşturduğumuz “Ölüm Orucu ile Dayanışma Komitesi” planlayıp yönetmekte, tam bir ortaklık ruhuyla hareket edilmektedir.

Destek açlık grevini yalnızca bir araç olarak görüyoruz. Faaliyetlerimizi hiçbir biçimde çadır ve çevresi ile sınırlamayacağız. Elbette açlık grevi çadırını ve çadırın önüne kurduğumuz bilgilendirme masasını etkin bir biçimde kullanıyoruz. Daha şimdiden çadırımıza yoğun denebilecek ziyaretler gerçekleşmektedir. Gelen ziyaretçileri SAG ve ÖO’nun haklılığı ve meşruiyeti, talepleri vb. konusunda aydınlatıyor, desteklerini süreklileştirmelerini ve destek örgütlemelerini talep ediyoruz.

Çadırımızın olduğu alan her gün binlerce insanın gelip geçtiği bir yer olduğu için, bilgilendirme masamız hatırı sayılır bir ilgi görüyor. Pek çok Türkiyeli, Alman ve diğer uluslardan ziyaretçiler masamıza uğramakta, bilgilenmek üzere bizimle diyaloğa girmekte, materyallerimizi almakta ve hazırladığımız imza metnini imzalamaktadır. Diyarbakır, Ümraniye, Buca, Ulucanlar katliamları ve Burdur Cezaevi’nde yapılan işkence izlerini belgeleyen resimlerin asılı olduğu panolarımız son derece etkili olmaktadır.
Asıl hedefimiz faaliyetimizi dışa taşırmaktır. Bundan böyle gün gün planlayarak, belirli saatlerde üstümüzde grev önlükleri olduğu halde kalabalık cadde ve meydanlarda, binlerce işçinin çalıştığı fabrikaların önünde, halk pazarlarında ve konuşmalar eşliğinde kahvelerde bildiri dağıtımına çıkacağız. Yine direnişimizi duyurmak, daha güçlü bir desteği varetmek ve faşist Türk devleti üzerinde baskı oluşturmalarını sağlamak amacıyla, belirlenen gün ve saatlerde bulunduğumuz eyaletteki (Kuzey Ren Westfalien) sendikaları, demokratik kitle örgütlerini, insan örgüt ve çevrelerini, yerel basın-radyo ve TV’leri ziyaret edeceğiz.

Dışa dönük faaliyetimiz henüz yeterince yoğunlaşmadığı halde, mevcut etkinliğimiz Alman devleti ve polisini harekete geçirmiş bulunuyor. Cezaevlerindeki SAG ve ÖO direnişinden ve burdaki destek açlık grevimizden fazlasıyla rahatsız olduklarını dışa vuruyorlar. Hemen her gün grev alanına geliyor, sudan gerekçeler ileri sürerek tümüyle haklı ve meşru eylemimizi baltalamaya çalışıyor ve grev çadırımızı başka bir yere taşımamız için baskılara baş vuruyorlar. Ama boşuna! Eylem alanını terketmemekte kararlıyız. Polisin provokasyonlarına gelmeyeceğiz, kamuoyu oluşturup bu saldırıyı boşa çıkartacağız.

SAG ve ÖO direnişini daha geniş bir kitleye duyurmak ve direnişin sesini büyütmek, soluğunu daha güçlü hissettirmek amacıyla açlık grevi alanında faşizmin tecrit ve izolasyon politikasını teşhir eden skeçler ile dayanışma ve destek amaçlı müzik dinletileri planlamış bulunuyoruz. Buna göre gelecek hafta cuma günü Grup Yorum direnişçi kimliği ve kavgacı türküleri ile alanımızda olacak.

Kuzey Ren Westfalien’dan TKİP taraftarları





Hücre karşıtı faaliyetlerimiz ÖO direnişini kapsayarak devam ediyor


Her Cumartesi stand açılarak hücre sisteminin teşhiri yapılıyor, SAG ve Ölüm Orucu eylemi anlatılıyor. Protesto imzaları toplanıp, binlerce bildiri dağıtılıyor.

11 Kasım Cumartesi günü düzenlenen “Hücreler ölümdür, izin vermeyeceğiz!” yürüyüşüne yönelik çalışmalarımız bir hafta öncesinden başlatıldı. Bütün tanıdıklarımız ziyaret edildi, yürüyüşe katılmaları, ilaç kampanyasına destek olmaları istendi. BİR-KAR’ın “Politik tutsaklar Süresiz Açlık Grevi direnişindeler, tutsaklara sahip çıkalım hücreleri yıkalım!” başlıklı bildirisi ve DETUDAK’ın yürüyüşe çağrı bildirisi dağıtıldı. Yanısıra posta kutularına dönük bildiri dağıtımı yapıldı. 9 Kasım günü 200 bin kişinin katıldığı ırkçılığa karşı eylemin yürüyüş sırasında ve miting alanında, pazarda yapılan kahve konuşmaları esnasında 4000 adet BİR-KAR bildirisi, 2000 adet DETUDAK bildirisi dağıtıldı. TKİP’nin afişleri ve pulları ise bu çalışmalar esnasında birçok yerde karşımıza çıktı.

11 Kasım’da yapılan yürüyüş katılım açısından yetersiz olmakla birlikte, verdiği politik mesajlar açısından olumluydu. DETUDAK içinde yer alan her yapının üzerine düşeni yapmadığı, kendi kitlesini dahi yürüyüşe getirmediği görüldü. Bu yürüyüşün sonuçlarından anlamlı dersler çıkarıldı.

19 Kasım Pazar günü Türkiye’de kayıplar ve hücre sistemi konulu bir film gösterisi yapıldı. Yaklaşık 100 kişinin katıdığı bu etkinliği DETUDAK ve Kibertad ortak düzenledi. Ön çalışmalarında bildiriler dağıtıldı, afişleme yapıldı. Film “Boran” ismini taşıyor, tutsak yakınlarını ve kayıp analarının duygu ve öfke dolu mücadelelerini anlatıyordu. Filmin sonunda yönetmen Hüseyin Karabey’le film üzerine söyleşi yapıldı. Hüseyin Karabey, bu soruna sessiz kalan büyük çoğunluğu harekete geçirmek, kafalarında sorular yaratmak, sessizliğini bozmak hedefiyle bu filmi yaptığını ifade etti.

DETUDAK stand açarak bildiri dağıttı, imza topladı.

En kısa zamanda Berlin’in merkezi alanında açlık grevi çadırı kurup, geniş kamuoyuna yönelik bir çalışma yürüteceğiz. Açlık grevine başlayanlar, açlık grevi önlüklerini giyerek Alman partilerini, sendikalarını, ilerici kurum ve kuruluşlarını dolaşarak suç dosyalarını verecekler. Basın gelişmelerden haberdar edilerek röportajlar yapılacak. İlerici avukatlar, doktorlar, insan hakları savunucuları dolaşılarak, Türkiye’ye delege olarak gitmeleri talep edilecek.

Bu çalışmanın en kısa zamanda hedeflerine ulaşması için bütün enerjimizle yüklenmek, kaçınılmaz olan zaferi güçlü kılmak zorundayız.
Yaşasın Ölüm Orucu direnişimiz!
Yaşasın direniş, yaşasın zafer!

BİR-KAR/Berlin





BİR-KAR çalışanlarına...

“Öleceğiz ama teslim olmayacağız!”


Merhaba dostlar, yoldaşlar!
BİR-KAR’ın kurulduğunu duyduğumuzda, işçi sınıfının devrimci programı ışığında proletarya enternasyonalizmini inşa etmek için atılmış bir adım olarak değerlendirmiş, bu adımdan derin bir coşku ve mutluluk duymuştuk. Cüret etmek başarmanın yarısıdır. Diğer yarısı ise, bu iddiaya denk düşen etkin bir faaliyettir. Bunların toplamı ise devrime adım adım yürümektir.

Devrime doğru bir adımı da biz komünist tutsaklar, DHKP-C ve TKP(ML)’li siper yoldaşlarımızla birlikte atıyoruz: Hücreleri yıkma cüret ve kararlılığıyla 20 Ekim’den itibaren açlık grevine başladık. Mektubumuz elinize geçtiği günlerde eylemimiz Ölüm Orucuna evrilmiş olacak. Faşist sermaye devletine en gür ve en tok sesimizle haykırıyoruz:

Öleceğiz ama teslim olmayacağız!

TKİP’li tutsaklar olarak bizler, eylemimizin amacını hücreleri yıkmakla sınırlamıyoruz. Elbette hücreleri yıkacağız. Ama eylemimiz aynı zamanda sermayenin topyekûn kuşatmasını yararak, işçi ve emekçileri sarsmayı da amaçlamaktadır. Biliyoruz ki işçi sınıfı ve emekçiler sarsılıp harekete geçtiğinde, yıkılan sadece hücreler ve zindanlar olmayacaktır; sömürü ve talan saltanatının yıkılmasını yolu da açılacaktır.

Umutluyuz... Umudu yüreğimizde büyütüyoruz... Partimizle büyüyor umudumuz. Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerinden umutluyuz; sonsuza dek sürmez bu karanlık, bu suskunluk.

Yoldaşlarımızdan umutluyuz; içinden Habip gibi, Ümit gibi önder kadrolar çıkaran Partimiz, nice Habipler ve Ümitler çıkaracaktır bugünden geleceğe. Tıpkı barikat başlarında kararlılıkla ölümü yenen yoldaşlarımız gibi, bizler de hücre hücre ölümü yenerken, içimiz rahat, gözümüz arkada kalmadan, devrimci coşkumuzla yürüyoruz. Partimize ve yoldaşlarımıza güveniyoruz çünkü...

Ve sizlere, BİR-KAR’lı yoldaşlara ve dostlara güveniyoruz.”Öleceğiz ama teslim olmayacağız!” sloganımızı bulunduğunuz yerlerdeki işçi ve emekçilere ulaştırıp, onlarla birlikte tam bir kardeşleşme içinde haykıracağınıza inanıyoruz. Sesimiz çoğalacak ve güçlenecek. Emperyalizmin ve işbirlikçilerinin tepesine inen bir balyoz olacak.
Biz kazanacağız!

Çankırı Zindanı’ndan TKİP’li tutsaklar adına
Muharrem Kurşun
13 Kasım ‘00