ARSIVANA SAYFA
 
25 Kasım '00
SAYI: 44
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
1 Aralık genel eylemi ve öncü kamu çalışanlarının görevleri
Süresiz Açlık Grevi eylemi Ölüm Orucu’na dönüştürüldü!
Ölmelerini beklemeyeceğiz, biz de öleceğiz!
Bedenlerimizi açlığa yatırdık!
Devrimci tutsakların direnişini destekliyoruz!
Biz 1 Aralık genel grevine hazırız!
TEKEL işçilerine açık mektup
Özelleştirme saldırısını püskürtmek için ne yapılmalı
Enerji sektöründe direniş çizgisi güçlendirilmelidir
Komsa grevi sürüyor
“Enflasyonu indirdik” yalanı ve gerçekler
İşçi kadının sorunları
Fabrikalarda taşeronlaştırmaya hayır!
Operasyonal devlet ve operasyonların perde arkası
Gençliğin eğitim hakkına yeni saldırılar
ODTÜ’den Ölüm Orucu Direnişi’ne estek!
İsviçre: Zindan direnişine destek için açlık grevi
Köln’de zindan direnişiyle dayanışma açlık grevi
Çok geç olmadan zindan direnişine sahip çıkalım!
Basından seçmeler
Clinton’ın Vietnam çıkarması
Kurtuluş uğruna devrimci fedakarlık
Uluslararası hareket
Partiyi bekleyen görev ve sorumluluklar
Ekim Devrimi ve partinin yıldönümü etkinliği
Pratik faaliyetlerimizden
Mücadele Postası
 
Tüm yazılar





 
 
Clinton’ın Vietnam çıkarması...

ABD emperyalizmi, egemenlik sahasını genişletme çabasında


Geri bir tarımsal sömürge olan Vietnam, Fransız sömürgecilerine karşı kazandığı zaferin ardından bu kez ABD emperyalizmi ile karşı karşıya geldi. ABD Vietnam’da başlayan devrimi boğmak için bölgeye kapsamlı bir müdahelede bulundu. Kendi eliyle kurdurduğu işbirlikçi Güney Vietnam hükümetini halka karşı kullandı. 1965’te başlayan bu savaşta ABD, tüm askeri ve teknolojik üstünlüğüne, sivillere karşı giriştiği tüm katliamlara rağmen, 1975’te Vietnam’dan adeta kaçarak ayrıldı. 30 Nisan 1975’te Vietnam İşçi Partisi önderliğindeki devrimci halk ordusunun, Saygon’a (şimdiki adı Ho Şi Minh) girmesiyle savaş sona erdi. Vietnam ulusal kurtuluş mücadelesi görkemli bir zafer kazandı. Mücadele süreci boyunca dünya halklarının büyük desteğini ve sempatisini kazanan ve onlar için büyük bir moral kaynağı olan bu zafer, ABD emperyalizmi içinse tarihinin en büyük hezimeti oldu ve onda etkileri halen süren bir “sendrom”a yolaçtı.

Savaşta iki milyonu sivil olmak üzere üçmilyon Vietnamlı katledildi. (Bunun yanında hala 300 bin Vietnamlı kayıp statüsünde). ABD savaşta her türlü kirli yöntemin yanısıra kimyasal silahlar kullandı. Savaşta kullanılan Agent Orange gazı nedeniyle, çoğu bebek ve kadın olmak üzere 1 milyon kişi öldü. Kimyasal silahlar nedeniyle çocuklar halen sakat doğmakta. Yapılan araştırmalar sonucunda, Vietnam halkının yüzde 80’i üzerinde bu gazın etkili olduğu tespit edildi. ABD yönetimi tarafından reddedilmesine rağmen Amerikan askerlerinde de bu gazdan kaynaklı kanser olaylarına rastlanması, ABD’nin tüm savunmalarını çökertti. Buna rağmen ABD Vietnam halkına tazminat ödemeyi reddetti.

ABD savaşı kaybetmesinin ardından Vietnam devrimini boğmak için yıllar sürecek bir ambargo başlattı. Bu ambargo Doğu Avrupa’daki ‘89 çöküşüyle birlikte değişen şartların gereği olarak 1994’ten itibaren kaldırıldı. 11 Temmuz ‘95’te de diplomatik ilişkiler başlatıldı. Geçen hafta ise ilk kez bir ABD başkanı Vietnam’ı ziyaret etti.

Elbette Clinton bu şaşalı ziyaret için Vietnam’a yalnız gelmemişti. Yanında ABD emperyalist tekellerinin bir uçak dolusu temsilcisini de getirmişti. Örneğin, ziyaret sırasında Boeing firması ve Vietnam havayolları arasında Boeing 777 uçağı alımı üzerine bir anlaşma yapıldı. 480 milyon dolarlık bu anlaşma, ABD emperyalizminin Vietnam’a özel ilgisinin ekonomik ve mali cephesi üzerine de bir fikir vermektedir

Nedenleri ayrı bir konu, fakat Vietnam yönetiminin uzun zamandır girmiş bulunduğu kapitalist dünya ile tam bütünleşme sürecinde büyük mesafeler katetmiş olduğu açık bir gerçektir. Bugün Japonya, Avrupa ve ABD kökenli çok sayıda emperyalist tekel Vietnam’da faaliyette bulunmaktadır. Vietnam onlar için karlı bir pazar ve bir ucuz işgücü cenneti durumunda. Bu her yerde olduğu gibi Vietnam halkı için de ağır sömürü ve sosyal yıkım anlamına gelmektedir. Bugün ülkede, kişi başına düşen gelir yalnızca 370 dolardır. 75 milyonluk ülkenin dış borcu ise 22.3 milyar dolardır.

ABD emperyalizmi, emperyalist sistemin daha önce önemli ölçüde dizginlenen iç çelişkilerinin Doğu Avrupa’daki çöküşün ardından dizginlerin tümden serbest kalmasıyla birlikte yeni bir açmaza girdi. Bundan kurtulmak için dış politikada yeni açılımlara yöneldi. ABD bu doğrultuda daha önce “terörist” ilan ettiği bir dizi ülkeyle ilişkilerini yeniden düzenledi. (Bunun son örneği, yakın zamanda ABD Dışişleri Bakanı tarafından ziyaret edilen Kuzey Kore’dir). Onlarla ekonomik ve ticari ilişkiler kurma yoluna gitti. Vietnam ve ABD arasında giderek sıkılaşan ilişkiler de ABD politikasındaki bu değişmenin ürünüdür. ABD bu tür girişimlerle meydanı emperyalist rakiplerine bırakmama, onlar karşısında üstünlük sağlama, bu arada kendisi için karlı pazar alanları ve siyasal nüfuz alanları elde etme çabasındadır.

A. S. Eylül





Bölgedeki gerici rejimler ABD’nin dümen suyunda...

Filistin halkı ile gerçek dayanışmayı emekçi halklar yükseltecek!


Filistin halkının Eylül ayı sonlarında patlak veren intifadası, başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın dört bir yanında yankı yarattı, destek buldu. Doğal olarak Ortadoğu halkları üzerindeki etkisi daha güçlü oldu. Sokaklara dökülen ve sayıları milyonu (Arap Birliği Zirvesi devam ederken, Yemen’in başkenti San’a’da bir milyon kişinin katıldığı dev bir gösteri gerçekleşti) geçen göstericiler, bir yanda ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizmini protesto ederken, öte yandan Filistin halkının onurlu direnişine destek veriyorlardı. Bu basınç altında kalan gerici Arap rejimleri, 21-22 Ekim tarihlerinde olağanüstü bir Arap Birliği Zirvesi toplamak zorunda kaldılar.

Arap Birliği Zirvesi’nden siyonizme karşı etkin kararlar çıkmasını bekleyenler hayal kırıklığına uğradılar. Zirve sonrası Filistin halkının basına yansıyan tepkisi çok sert oldu. Arap rejimlerinin emperyalizmin kuklası olduğu ve Filistin halkının herşeye rağmen intifadaya kararlı bir şekilde devam edeceği net bir dille vurgulandı. Zira Arap Birliği Zirvesi’nden kayda değer bir sonuç çıkmamış, sadece maddi yardım ve yaralıların tedavisi için girişimde bulunma yönünde kararlar alınmıştır. Böylece, başta Mısır, Ürdün ve Körfez ülkelerinin ABD uşağı gerici rejimleri, zirveye ağırlıklarını koyarak, İsrail’i ve ABD emperyalizmini rahatsız edecek herhangi bir karar çıkmasını engellemişler, bir kez daha Filistin halkını sırtından hançerlemişlerdir.


İKO Arap Birliği’nin izinde

12-14 Kasım tarihleri arasında ise, İslam Konferansı Örgütü (İKO) devlet ve hükümet başkanları zirvesi Katar’ın başkenti Daha’da yapıldı. Zirveye katılan 56 ülke arasında Türkiye de vardı. Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı, heyet halinde zirveye katıldılar.

İntifadanın devam ettiği, İsrail katliamlarının da en vahşi bir tarzda sürdüğü günlerde toplanan İKO’nun gündeminde, doğal olarak Filistin sorunu ilk sırayı alıyordu. Ancak, sanıldığının aksine, İsrail siyonizmine karşı herhangi bir ciddi tepki ortaya konulmadı, herhangi bir karar alınmadı.

Zirveye katılan kimi ülkelerin İsrail’e karşı “sert” tutum alınması yönünde konuşma ve önerileri dikkate bile alınmadı (öneri getirenlerin samimiyetleri ayrı bir tartışma konusu). Zirve öncesi sermaye basını “İKO’de Türkiye ağırlığı” başlığıyla duyurdu haberi. Emperyalizme uşaklıkta sınır tanımayan Türkiye, bu kez misyonunu İKO zirvesinde oynuyordu. Zirvede İsrail siyonizmini rahatsız edecek herhangi bir kararın çıkmasını, Mısır’ın da baskısıyla “engellediler”. Sonuçta 56 islam ülkesinin katıldığı bir zirveden çıka çıka, İsrail’i kınama ve üye ülkelere (Türkiye, Mısır, Ürdün hariç) İsrail’le “ilişkileri kesme” çağrısı gibi, hiçbir yaptırım gücü olmayan kararlar çıktı. Filistin’e kayıtsız destek yapılması çağrısı ise ikiyüzlülükten başka bir anlama gelmiyor.

Zirveden çıkan sonuç ABD’nin istediği tarzda oldu. Arafat ise, bir yandan İntifada’nın Filistin bağımsız olana kadar süreceğini vurgularken, öte taraftan ise BM’den barış gücü talep etti. Dolayısıyla BM gibi emperyalistlerin, özellikle ABD’nin paravan örgütüne dönen bir kurumdan çözüm bekleme talihsizliğinden kurtulamadı. Emperyalizmin “Ortadoğu barış sürecinin” sürmesi için Arafat yoğun bir kuşatmaya alınmış bulunuyor. Ortadoğu’da emperyalist barış planlarının çökmüş bulunduğu bugün, ABD ve siyonizmin tutunabileceği tek daldır Arafat.

İslam Konferansı Örgütü ilk bakışta müslüman ülkelerin çıkarlarını temel alan bir örgütlenme gibi görünüyor. Gerçekte belirleyici olan ise sınıfsal çıkarlar ve kaygılar. “Müslüman” Filistin halkının siyonizmin canice saldırılarına maruz kaldığı bir anda toplanan konferans, özellikle Türkiye ve Mısır’ın ortak yönlendirmesiyle, ABD emperyalizmini ve İsrail siyonizmini rahatsız etmeyen kararlar alarak, gerçekte Filistin halkının cellatlarının safında yer almıştır. Gelecekleri ABD emperyalizmine uşaklığa bağlı olan gerici rejimlerin başka türlü bir tutum almaları da beklenemez. Dolayısıyla gerçek dayanışmayı emekçi halklar yükseltecektir.
Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği!





Filipinler’de devlet başkanı Estrada karşıtı gösteriler


Filipinler’de devlet başkanı Joseph Estrada hakkında yasadışı yollarla kumarhanelerden gelir elde etmek suçlamasıyla 1 Araklık’ta ilk duruşması görülecek dava daha sonuçlanmadan Filipinli işçiler, emekçiler ve gençler sonucu ilan ettiler: Estrada Defol!..

Estrada’nın istifası için tüm Filipinlerde süren genel greve destek amacıyla 14 Kasım günü başkent Manila’da 100 bini aşkın gösterici eylem düzenledi.

1998’de seçilen Estrada senotoyu ve satın aldığı avukatları kullanarak kendini temize çıkarmaya çalışsa da, bu çabası boşuna. Çünkü Filipinli emekçiler ve öğrenciler, tüm ülkede sürdürdükleri grev ve gösterilere Estrada defolana kadar devam edeceğe benziyorlar.





İsveç’te İsrail karşıtı gösteri


Başkent Stockholm’de, İsrail’in sürdürdüğü katliamı protesto amacıyla, 1000’i aşkın İsveçli’nin katıldığı bir yürüyüş düzenlendi. İsrail’in sürdürdüğü savaşın haksız olduğunu ifade etmesine rağmen İsveç hükümetinin BM’de hiç te buna uygun bir tavır almadığını belirten göstericiler, İsveç kraliçesini ve hükümeti protesto ederek Filistin halkının yanında olduklarını ifade ettiler.






Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te sokak gösterileri



Tiflis’te geçtiğimiz hafta varolan elektrik kesintilerine karşı protesto gösterileri düzenleniyor. Onbinlerce kişinin katıldığı gösterilerde eylemciler sonuç almak için her yolu deniyorlar. En son önemli bir otoyolu trafiğe kapatan halk, elektirik kesintilerine son verilmesini istedi.





İngiltere’de öğrenci eylemi


Londra’da 15 Kasım’da 4 bin üniversite öğrencisi yüksek öğrenimin masraflarının fazlalığını protesto amacıyla eylem yaptı. Ulusal Öğrenci Sendikasının (NUS) düzenlediği eylemde yollar bir süre trafiğe kapatıldı.





Yunanistan’da Politeknik anması


Yunanistan’da 1973 yılında faşist askeri cuntaya karşı Politeknik Üniversitesi öğrencilerinin başlattığı ayaklanmanın kanla bastırılmasının yıl dönümünde öğrenciler, ABD büyükelçiliğine yürüdüler. Sayıları onbine yaklaşan öğrenciler, emperyalizme olan öfkelerini “Katil Amerikalılar!” sloganlarıyla haykırdılar. Yunanistan kolluk güçleri ise ABD büyükelçiliğini polis yığınağıyla korudular.