ARSIVANA SAYFA
 
25 Kasım '00
SAYI: 44
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
1 Aralık genel eylemi ve öncü kamu çalışanlarının görevleri
Süresiz Açlık Grevi eylemi Ölüm Orucu’na dönüştürüldü!
Ölmelerini beklemeyeceğiz, biz de öleceğiz!
Bedenlerimizi açlığa yatırdık!
Devrimci tutsakların direnişini destekliyoruz!
Biz 1 Aralık genel grevine hazırız!
TEKEL işçilerine açık mektup
Özelleştirme saldırısını püskürtmek için ne yapılmalı
Enerji sektöründe direniş çizgisi güçlendirilmelidir
Komsa grevi sürüyor
“Enflasyonu indirdik” yalanı ve gerçekler
İşçi kadının sorunları
Fabrikalarda taşeronlaştırmaya hayır!
Operasyonal devlet ve operasyonların perde arkası
Gençliğin eğitim hakkına yeni saldırılar
ODTÜ’den Ölüm Orucu Direnişi’ne estek!
İsviçre: Zindan direnişine destek için açlık grevi
Köln’de zindan direnişiyle dayanışma açlık grevi
Çok geç olmadan zindan direnişine sahip çıkalım!
Basından seçmeler
Clinton’ın Vietnam çıkarması
Kurtuluş uğruna devrimci fedakarlık
Uluslararası hareket
Partiyi bekleyen görev ve sorumluluklar
Ekim Devrimi ve partinin yıldönümü etkinliği
Pratik faaliyetlerimizden
Mücadele Postası
 
Tüm yazılar





 
 
Köln Ford Fabrikası’ndan bir grup öncü işçi:

Devrimci tutsakların direnişini destekliyoruz!


Her gün birkaç işyerimiz kapanmaktadır. İşsizlik çığ gibi büyümektedir. Esnek çalışma uygulaması biz işçiler üzerinde tam bir teröre dönüşmüştür. Bu yolla daha yoğun sömürülmekte, fiziki ve manevi olarak daha çok yıpratılmaktayız. Sosyal haklarımız her geçen gün biraz daha sınırlanmaktadır. Haklarımız için mücadele etmeye kalkıştığımızda ise karşımıza “iş için birlik” politikası ve polis devleti uygulamaları çıkartılmaktadır. Kısacası sermaye “globalleşme”, “küreselleşme” yaygaralarıyla hayatı biz işçiler için her geçen gün biraz daha çekilmez hale getirmektedir.

Türkiye’deki sınıf kardeşlerimizin durumu bizimkisinden katbekat daha kötüdür. Yoğun iktisadi sömürünün yanısıra, milyonlarca işçi ve emekçi İMF’nin direktifleri doğrultusunda işsizliğe ve açlığa terkedilmiştir. Milyonlarcası konutsuzdur. Yoksulluk ve sefalet her geçen gün daha da artmaktadır. Özelleştirme saldırısı ile işçi-emekçi çocukları eğitimsizliğe mahkum edilmiştir. Hastalıklar kol gezmektedir. Fakat buna karşı işçi ve emekçiler her türlü sağlık hizmetinden yoksun hale getirilmiştir. “Mezarda emeklilik” yasası ile işçiler adeta diri diri mezara gömülmek istenmektedir. İşçi sınıfının mücadeleyle elde ettiği tüm haklar bir bir ortadan kaldırılmaktadır. Bütün bunları faşist devlet terörü tamamlamaktadır. Grevler yasaklanmakta, işçi ve emekçilerin en sıradan hak talebi dahi polis terörü ile ezilmektedir. İşkence, gözaltı, tutuklama ve işçi sınıfının öncülerine dönük katliam politikası ise Türkiye’nin temel gerçeği olmaya devam etmektedir.

Devlet terörünün en çok yoğunlaştığı yerlerden biri de cezaevleridir.

Bugüne dek cezaevlerinde devletin baskı ve işkenceleri sonucu onlarca siyasi tutuklu yaşamını yitirdi. Devlet birçok cezaevinde katliamlar yaptı. En son olarak 26 Eylül 1999 yılında Ankara Ulucanlar Cezaevi’nde planlı bir katliam gerçekleştirdi. 10 siyasi tutsak vahşice katledildi, onlarcası ağır biçimde yaralandı. Yapılanın planlı bir katliam olduğunu TBMM’nin Cezaevleri İnceleme Komisyonu dahi kabul etti. Böylece devlet katliamcı olduğunu bizzat kendisi belgelemiş oldu.

Bu barbar devlet bununla da kalmadı, Ulucanlar katliamının birinci yılı bile dolmamışken, bu kez Burdur Cezaevi’nde tıpkı Ulucanlar’daki gibi, benzer yöntemlerle ve öldürmek kastıyla siyasi tutsaklara saldırdı, katliam provası yaptı.

Cezaevlerindeki siyasi tutsaklar düşüncelerinden vazgeçmedikleri, onurlarını savundukları ve teslimiyeti kabul etmedikleri için saldırıların boy hedefi haline getirilmiştir, bu nedenle katledilmektedirler. Siyasi tutsaklar günümüzde daha acımasız ve daha ölümcül bir saldırı ile karşı karşıyadırlar. Türkiye’nin gerici rejimi şimdi de tıpkı biz işçileri erken emeklilik yasası ile erkenden mezara gömdüğü gibi, onları tek kişilik hücrelerden ibaret, adına F tipi dediği ‘ölüm evleri’ne gömmek istiyor.

Türkiye cezaevlerinde yüzlerce siyasi tutsak bu zalimane uygulamaya karşı 20 Ekim’den itibaren Süresiz Açlık Grevi başlatmışlardı. Bu direniş 30. gününde Ölüm Orucu’na çevrilmiş bulunuyor. Devlet bu acımasız uygulamadan vazgeçirilmezse eğer, cezaevleri yeni ölümlere sahne olacaktır. Çünkü devlet kana ve katliama doymuyor.

Siyasi tutsakların tümü işçi ve emekçi çocuklarıdır. Onlara dönük saldırıları kendimize dönük saldırılar olarak görüyoruz. Devletin cezaevlerinde ölüm kusan politika ve uygulamalarını şiddetle protesto ediyor, siyasi tutsaklarla ve başlattıkları SAG ve ÖO direnişi ile tam bir dayanışma içinde olduğumuzu açıklıyoruz.
Hücre tipi cezaevleri kapatılsın!
Zindanlar yıkılsın, tutsaklara özgürlük!

Köln Ford Fabrikası’ndan
bir grup öncü işçi





Antakya’dan Tutuklu ve Hükümlü Aileleri:

“Ölüm Orucu Direnişi’nde evlatlarımızın yanında olacağız!”


“F Tipi Tabutluklara” girmenin onursuzluk olduğunu çok iyi bilen evlatlarımız, ellerinde tek silahı olan bedenlerden başka bir şey olmadığı için ‘Süresiz Açlık Grevi’ne girdiler. 30. günden sonra ise ölüm orucuna dönüştüreceklerini söylemişlerdi. Ümraniye, Bursa, Çankırı ve Aydın hapishanelerinde Ölüm Oruçları başlamış durumdadır.

Çocuklarımız banka soymuyor, içerde insanlara işkence yapmıyor, soygunculuk, talan yapmıyor. Tek istedikleri, insan onurunu ellerinden alan hücrelerin kapatılması, arkadaşlarının tedavi edilmesi, savunma hakları önündeki engellerin kaldırılması, kısacası bu ülkenin özgür ve demokratik olmasıdır.

Biz aileler evlatlarımızın haklı mücadelesinde onların yanında olacak, onların sesi soluğu olmaya devam edeceğiz. Tıpkı evlatlarımız gibi bizler de bedenlerimizi devletin saldırıları karşısında siper edeceğiz. Daha önce olduğu gibi belki saçlarımızdan sürükleneceğiz. Belki de işkence göreceğiz. Ama yılmayacağız. Ölüm Orucu Direnişi’nde onların yanında olacağız.

Bu direniş aynı zamanda hak arayışında olan memurun, işçinin, esnafın, öğrencinin de hak alma mücadelesidir.

İnsanların katledilmesine, kollarının-bacaklarının kopartılmasına, operasyonda tecavüze uğramasına, tek kişilik hücrelerde iz bırakmadan tanıksız, kişiliksizleştirilerek yok edilmesine, bütün sosyal ilişkilerden kopartılmış olmasına karşıyım diyorsanız, bunun bir ahlak ve vicdan sorunu olduğuna inanıyorsanız; çocuklarmızın ölmesine izin vermeyelim, onların sesine kulak verelim. 25 Kasım’da Ankara’da yapılacak hücre karşıtı mitinge destek verelim.
Hücreler işkencedir izin vermeyeceğiz!
Evlatlarımız onurumuzdur, öldürtmeyeceğiz!
İnsanlık onuru işkenceyi yenecek!
Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!

Tutuklu ve Hükümlü Aileleri





Ölüm Orucu direnişçilerine:

Davamızı yüceltiyorsunuz!


Dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmeleri çok yakından izliyoruz. Özellikle de zindan cephesindeki gelişmeleri beynimizde ve yüreğimizde hissediyoruz. SAG Direnişi’yle birlikte bizleri adeta kendinize kilitlediniz. Her anımızı sizinle yaşıyoruz. Şimdi ÖO gibi büyük ve yüce bir direnişin içindesiniz. Duygu ve inanç yüklüyüz.

Faşist sermaye rejimi, sizin de belirttiğiniz gibi, size yönelik hücre saldırısıyla milyonları teslim almak istiyor. Ama bunu başaramayacaklar. Çünkü sizi teslim alamayacaklar. Ölümüne kararlılığınız karşısında da önünüzde diz çökmek zorunda kalacaklardır. Ezilen ve sömürülenlerin kurtuluş davasına leke sürmeyeceğinizi, davamıza yönelik saldırıyı bedenlerinizi siper ederek püskürteceğinizi, katiller sürüsü bir kez daha göreceklerdir. Onurumuz için canlarınızı siper etmiş bulunuyorsunuz. Sizin, partimizin ve davamızın önünde saygıyla eğiliyor, sizlere layık olacağımızı bir kez daha haykırıyoruz.

Sarsıcı kararlılığınız ve adama ruhunuz karşısında büyük sorumluluklar duyuyoruz. Sesiniz olmak için didiniyoruz. İsviçre’de 20 Kasım gününden itibaren açlık grevinde bulunuyoruz. Siperdaşlarımızla yanyanayız. Yıllarca burada çalışan işçileriz. Kapitalist sömürüyü ve barbarlığı, kendi sınıf konumumuz üzerinden de biliyoruz. Sizin ölüm kararlılığınız da bu sistemi hedefleyen sarsıcı bir çıkıştır. Önümüzde yürüyor, yol gösteriyorsunuz. Habip ve Ümit’in, şehit düşen siper yoldaşlarımızın ve sizlerin takipçisi olacağız.

Sizler yeni bir tarih yazıyorsunuz. Davamızı yüceltiyorsunuz. Milyonların gözleri üzerinizdedir. İsviçre sokaklarında İsviçreli demokrat, ilerici, aydın ve devrimciler arasında sizlerin sesi olacağız. Sizleri ve uğruna ölüme yattığınız davayı anlatacağız. Hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacak zaferi birlikte paylaşacağız.

Sizleri en içten devrimci yoldaşlık duygularımızla kucaklıyoruz.
Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!

Açlık grevindeki TKİP’li işçiler/İsviçre