ARSIVANA SAYFA
 
30 Eylül '00
SAYI: 36
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Mücadelenin durumu ve devrimci görevler
Bu hayalet yarın mezarınızı kazacak!
“Kahrolsun İMF! Kahrolsun emperyalizm!”
Kışlalı suikastı zanlısı yakalandı!
Halkın öfkesi artık sokaklara taşıyor!
Ulucanlar katliamının yıldönümünde Türkiye ekonomisi
Türk-İş, DİSK ve derinleşen ihanet
Belediye-İş’e kayyum şantajı
Çukobirlik işçileri direndiler ve kazandılar
“Tek başına kurtuluş olmayacağının bilincindeyiz”
Enerji emekçilerinin eylemleri ve gösterdikleri
Ermeni soykırım tasarısı ve perde arkasındaki gerçekler
Önce ABD güdümlü devlete köle kafanızı değiştirin!
Ulucanlar direnişinin yaktığı ateş hiç sönmeyecek!
Karadeniz: Bir halklar mozaiği-2
Anti-militarizm, askerlik sorunu ve gençlik mücadelesi üzerine
Ulucanlar’ı anma etkinliklerinin gösterdikleri
Ulucanlar anmasından notlar
Ulucanlar anması çalışmaları
Cumartesi eylemleri devam ediyor!
Katliamcılar hala yargı önünde değil
Anma, gözaltı ve direniş
Olimpiyatlar, görüntü ve gerçek
Liberal rüzgar gülü politikası
Partimizin programı üzerine notlar
Mücadele Postası...
 
Tüm yazılar





 
 
Enerji-Yapı Yol Sen Genel Sekreteri
Çetin Kurtoğlu ile son eylemlilikleri üzerine konuştuk:


“Tek başına kurtuluş olmayacağının bilincindeyiz”


- Örgütlü olduğunuz işyerlerinde yaşadığınız sorunlardan biraz bahseder misiniz?

Çetin Kurtoğlu: İşyerlerimizde pek çok sorun olmakla beraber, önem sırasına göre şöylece sıralanabilir. En önemli sorunumuz, devletin yeniden yapılandırılması çerçevesindeki “özelleştirme-taşeronlaştırma” politikalarıdır. Bunun yanında, özellikle 57. hükümet dönemindeki partizanca kadrolaşmalar, ceza ve sürgünler, üyelerimize ve sendikamıza karşı idari baskılar, çalışanlar arasındaki ücret dengesizlikleri ve buna bağlı olarak iş barışının bozulması, farklı statüde çalışan emekçilerin zaman zaman karşı karşıya gelmesi, çalışanların beyinlerinde yaratılan ideolojik tahribata bağlı olarak burjuva hukuku içinde düşünme ve burjuva kültürün gelişmesi vb. sayılabilir.


Sermaye emekçi örgütlerine tahammül edemiyor
ve onları tasfiye etmeye çalışıyor

- Özelleştirmeler sendikanızı ve emekçileri nasıl etkiliyor?

Çetin Kurtoğlu: Özelleştirme politikaları sadece ülkemize özgü politikalar değildir. Kapitalizmin yeniden yapılandırılması çerçevesindeki küresel yeni-liberal politikaların bir ürünüdür. Ülkemizde ve örgütlü olduğumuz işyerlerinde de yaygın olarak özelleştirme-taşeronlaştırma politikalarının doğrudan ve dolaylı sonuçlarını yaşıyoruz.

İşten atılma, işyerlerinin içinin boşaltılarak çalışanların işsiz konumuna indirgenmesi, esnek çalışma sistemleri, buna bağlı olarak da işe yaramama ve aldığı ücreti haketmeme psikolojisinin gelişmesi, istihdamın daraltılması, çalışma yerlerinin değiştirilip kurumlar arası ya da aynı kurumda farklı illere tayin, hizmetlerin kalitesinin düşmesi ve fiyatlarının artması, ihalelerde her türlü kirli pazarlık ve peşkeş çekmeler, bunun sonucunda kamudaki ilişkilerin kirlenmesi ve giderek emekçilerin bir kesiminin ahlaki dejenerasyonu, örgütlülüklerin dağıtılması, çalışanlar üzerinde ideolojik hegemonya kurulması vb. gibi, ilk ağızda sayılabilecek pek çok sorun yaşıyoruz.

Sermaye emekçi örgütlerine tahammül edemiyor ve onları tasfiye etmeye çalışıyor. Kuşkusuz ki bu durum kendi sınıf çıkarları açısından anlaşılabilir bir durumdur. Tartışılması gereken emekçilerin yanıtı ve tutumudur.


Tüm sendikaların eylemlerimizi
daha dikkatli izlemesi ve anlamaya çalışması
genel beklentimizdir

- Enerji-Yapı Yol Sen’in 7 aylık mücadele hattını anlatır mısınız?

Çetin Kurtoğlu: Enerji-Yapı Yol Sen’in mücadele tarihi uzun olmakla birlikte, özellikle Mart 2000’den başlayarak sürdürdüğümüz program tüm üyelerimizi kesen, onların öncelikle taleplerinin formüle edildiği kesintisiz bir programdır ve uzun erimli ilk programdır. Kazanmayı hedefleyen, meşruiyet çizgisini herşeyin önünde tutan, diğer emekçi kesimlerle (öncelikli olarak KESK ve bağlı sendikalar, ardından ayrımsız tüm diğer emekçi kesimler) mücadele sürecinde buluşmayı-ortaklaşmayı gözeten bir programdır.

Sendikamız bir yanıyla kitlesel mücadeleyi hedef alırken; diğer yanıyla da, sendikal önderlik misyonunu unutmadan, zaman zaman kadro eylemlerini birlikte yürütmektedir.

Bu programın haklılığı hem üyelerimizi, hem de işkollarımızda üye olmayan çalışanları harekete geçirmiştir. Mücadele; işyerlerinde bozulan iş barışının yeniden tesis etmek, eşit işe eşit ücret, enerji-bayındırlık vs. tazminatı ödenmesi, ceza-sürgün ve siyasal kadrolaşmanın durdurulması, tasarruflarımızın nema ve anaparalarıyla derhal ödenmesi ve demokrasi eksenlidir.

Mücadele hattımız, içinden geçilen süreçte sokakların kullanılamayacağı, eylem ve etkinlik yapılamayacağı gibi dar ve eksik saptamalara karşı, haklı ve meşru taleplerle her zaman faaliyet gösterebileceğinin yanıtıdır. Biz kendi örgütsel alanımızdan doğru bir yol açmaya çalışıyoruz. Tüm sendikaların eylemlerimizi daha dikkatli izlemesi ve kafa yorması, emekten yana kesimlerin anlamaya çalışması genel beklentimizdir.


Sınıf olarak ihtiyacımız birlik ve dayanışmadır

- Bu süre boyunca KESK’in sizi yalnız bırakan tutumuna ilişkin ne düşünüyorsunuz?

Çetin Kurtoğlu: Eylem sürecimizde sadece KESK tarafından değil, emekçi kesimlerin çoğu tarafından yalnız bırakıldık. Sadece örgütsel olarak, TMMOB ile birlikte hareket edebildik. KESK bir üst örgüttür. Sendikaları eylemlerimizi ortaklaştırmak-desteklemek konusunda yazılı uyarmıştır. Ancak sendikalar bazı örgütsel sorunları nedeniyle eylemlerimize son derece simgesel destek vermişlerdir. Bunun yanında işçi sendikalarından destek istenmesine rağmen, bazı üye ve yöneticilerin bireysel desteği dışında örgütsel destek sunulmamıştır. Bu süreçte DKÖ’lerin, sosyalistlerin tavrı da diğerlerinden farklı olmadı. Oysa sendikamız her kesime, hem kesimsel hem de genel talepleri ifade edebilecekleri bir zemin yaratmıştı.

Dayanışma duygularının zayıfladığı bir dönemden geçiyoruz. Oysa sınıf olarak ihtiyacımız birlik ve dayanışmadır.

Daha önce de belirttiğim gibi, 7 Mart’ta başlayan eylem ve etkinliklerimiz bir süreçtir. 19-20-21 Eylül bu süreçte ne ilk idi, ne de son olacaktır.


F tipi cezaevi uygulaması, devletin kişilerin bedenlerinin yanında ruhlarını ve beyinlerini de teslim alma politikasıdır

- KESK’in, taşıdığı duyarlılığa ve hassasiyete rağmen, F tipi cezaevlerine karşı aldığı pasif tutum konusunda neler düşünüyorsunuz?

Çetin Kurtoğlu: F tipi cezaevi uygulaması, devletin kişilerin bedenlerinin yanında ruhlarını ve beyinlerini de teslim alma politikasıdır. Bu konuda KESK’in pasif tutumu kabul edilebilecek bir şey olmamakla birlikte, F tipi saldırısının geri püskürtülmesinde öncelikli özne olması gereken kesimlerin dağınıklığına, ortak iş üretememesine ne demeli? İçeridekiler her tür saldırıya birlikte göğsünü siper ederken dışarısının bu kadar dağınık hareket etmesi de onaylanacak bir şey değildir.


Yalnız kalsak bile mücadeleden vazgeçmeyeceğiz

- İleriki süreçte daha da yoğunlaşacak saldırılara karşı Enerji-Yapı Yol Sen neler yapmayı düşünüyor?

Çetin Kurtoğlu: Önümüzdeki süreçte, Enerji-Yapı Yol Sen olarak aynı sorumluluk bilinciyle hareket etmeye çalışacağız. Bir yandan kendi alanımızdan doğru mücadeleyi yükseltmeye devam ederken, diğer yandan da emekçi kesimlerle buluşmayı eksen alacağız. Özgür, bağımsız bir Anadolu yaratma mücadelemiz devam edecek. Tek başımıza kurtuluş olmadığının bilincindeyiz ve bizim gibi düşünenler olduğunun da farkındayız. Kazanmak için eylemlerimizi KESK’leştirmek, diğer emekçi kesimlerle ortaklaştırmak çabamız sürecektir.

Gelişecek her tür olumsuzluğa karşı da hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Enerji-Yapı Yol Sen kurumsal bir örgüttür. Bu nedenle karar organlarında önümüzdeki süreci birlikte tartışıyoruz. Birlikte karar alıp yine birlikte uygulayacağız. Ancak yalnız kalsak bile mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.