ARSIVANA SAYFA
 
2 Eylül '00
SAYI: 32
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Emperyalizme karşı mücadelenin bayrağı...
İMF-TÜSİAD hükümeti yeni saldırılara hazırlanıyor!
Cottarelli’nin teftişi protesto edildi
Belediyelerde grev yasağı boşa çıkarılamadı
Ordu, irtica ve KHK
Kapitalizm savaş demektir!
Zorunlu “bağış”a hayır!
Çocuklar ancak sosyalizmde çocukluklarını...
Depremin birinci yılında onbinlerce insan sokaktaydı
Adalet Bakanlığı yetkililerine ve ilgililere açık çağrımızdır!
Bakan yalan söylüyor, Cumhuriyet aklıyor!
Açlık grevini kazanımla bitiren Fehriye Erdal’ın açıklaması
Esnek üretim saldırısı ve işçi sınıfının görevleri
Hücre karşıtı mücadele ve reformist solun güncel konumu
Kolombiya= Vietnam 2000 (mi?)
Almanya’da artan faşist saldırganlık
Mücadele deneyimlerimiz den öğreniyoruz
Komünist militanlardan
parti programı üzerine

Devrimci değerlere saldırı
Bakırçay Havzası Demir-Çelik İşçileri Bülteni’nden
Mücadele Postası
 
Tüm yazılar





 
 
Sendikal ihanet, taban örgütlenmesinden
yoksunluk ve sınıf dayanışmanın zayıflığı...

Belediyelerde grev yasağı
boşa çıkarılamadı



İstanbul ve İzmir’de 12 bin belediye işçisinin grevi 10. günde, İMF-TÜSİAD hükümeti tarafından 2 ay süreyle ertelenerek bitirildi. Daha önce de Mayıs ayında lastik işçilerinin grevi aynı yasakla sonuçlandırılmıştı.

Bu toplusözleşme döneminde iki işkolundaki grevlere uygulanan yasak, aynı zamanda, TİS görüşmelerine başlamış olan tekstil ve metal işkolunda uyuşmazlık durumunda, olası grevlerin sonucunun ne olacağının şimdiden hatırlatılması anlamınada geliyor.

Saldırıların, sınıf cephesinde hareketlenmelerin yaşandığı, TİS süreci içerisindeki sınıf bölüklerinin bunu ayrıca ivmelendireceği bir dönemde yapılmış olması dikkat çekicidir. Yapılmak istenen, toplumsal öfke ve hoşnutsuzluğun önünü kesmek, eylem içerisindeki kesimleri, diğer önlemlerin yanısıra, bu yolla da mücadele alanının dışına çıkarmaktır. Sınıf cephesindeki parçalı tablo nedeniyle birleşik-örgütlü bir duruşun ortaya konulamadığı koşullarda, sermaye saldırılarını pervasızca uygulama imkanı bulmaktadır.

İstanbul’da grevleri yasaklanan belediye işçilerinin yasağa karşı ilk tepkileri, hükümet ve sermaye karşıtı sloganların atıldığı, belediye sarayı önündeki oturma eylemi oldu. Grevlerine yönelik saldırının tüm sınıfa dönük olduğu bilinciyle davranan işçilerin kararlı tutumu karşısında, sendika ağaları sukünet ve teslimiyet çağrıları yaptılar. Bu tutum işçilerin tepkisiyle karşılandı. Ancak işçiler sendikal ihanet karşısında ilk günkü mücadele kararlılığını sergileyemediler. İkinci gün grev pankartları indirildi ve işbaşı yaptırılarak grev fiilen bitirildi.

Aynı gün yapılması gereken Temsilciler Kurulu toplantısı ise 31 Ağustos tarihinde gerçekleşti. Bu toplantı, tabanın beklentilerine cevap vermediği gibi, tabanın istemleri doğrultusunda kararları da alamadı. 37 temsilci tarafından imzalanan ve Ekim ayını kapsayan eylem programı kabul edilmedi. Bunun yerine, etkisi daha zayıf olan eylem biçimleri benimsendi. Sürecin bu yönde ilerlediği bir durumda, toplusözleşmelerin YHK eliyle bitirileceği açık.

Kararlı bir çizgide sürdürülen grev militanlaşmaya başladığı bir dönemde yasakla karşılaştı. Yasağı tanımayan bir mücadele çizgisinin ortaya konulması mümkündü. Tabanın eğilimi bu yöndeydi. Ancak, sendikacıların ihaneti ve taban örgütlülüğünün yaratılmamış olması bunu engelledi. Sendikacılar TİS’leri dar bir alana hapsederek ücret sorununa indirgediler. İş güvencesi, taşeron uygulamasına son verilmesi vb. talepler uğruna kararlı bir mücadeleyi örgütlemeden uzak durdular. Aynı dönemde bağıtlanan sözleşmelerin örnek sözleşmeler olarak gösterilmesi, Belediye-İş ve Genel-İş arasında rekabete yolaçtı. Bu olumsuz tablo, iki sendika tabanında 24 Mayıs iş bırakma eylemiyle sağlanan birliğinin parçalanmasına neden oldu. Belediye-İş cephesinde, bir yandan greve çıkılırken, öte yandan birçok ilçe belediyede işçilerin istemlerini karşılamayan sözleşmeler bağıtlandı. Aynı durum Genel-İş cephesinde daha olumsuz bir yönde kendini gösterdi. Temsilciler Kurulu’nun 21 Ağustos’ta aldığı grev kararı genel merkez tarafından dikkate alınmadı. Genel merkez yöneticileri eliyle Beşiktaş Belediyesi’nde bağıtlanan sözleşmeleri her iki sendikanın örgütlü olduğu ilçe belediyelerindeki sözleşmeler izledi.

Grev süresince kendini gösteren bir başka olumsuzluk, grevci işçilerle dayanışmanın çok zayıf kalmasıdır. Grev sürecinde başta Genel-İş tabanı olmak üzere sınıfın diğer bölüklerinin bu tutumu, grev yasağı sonrasında da kendini gösterdi. Sözde dayanışma adına birkaç sendikanın basın açıklamasıyla geçiştirildi.

Son saldırı, sermayenin saldırılarının daha da boyutlanacağını gösteriyor. Belediye işçilerine yapılan saldırı tüm sınıfadır. Saldırılar devam edecektir. Birleşik bir karşı koyuşu örgütlemek için belediye işkolu başta olmak üzere tüm sektörlerdeki öncü işçilere büyük sorumluluklar düşmektedir.





Eminönü Belediyesi’nde grev


İstanbul’da belediye işçilerinin grevlerinin ertelenmesinin ardından Eminönü ilçe belediyesinde greve çıkıldı. Genel-İş 7 No’lu şubede örgütlü 320 işçinin uygulamaya koyduğu grev, 28 Ağustos günü Temizlik ve Fen İşleri’nin birimlerinin bağlı olduğu Edirnekapı’daki işyerine grev pankartının asılmasıyla başladı. Sloganların ve halayların çekildiği eylemde, işçilere hitaben 7 No’lu Şube Başkanı bir konuşma yaptı. Yapılan konuşmalara, belediye işçisinin köle olmadığı, İMF’nin dayatmalarına direneceklerini, kazanana kadar da grevi sürdürmede kararlı oldukları vurgulandı. Burada yapılan eylem sonrası Eminönü’nde bulunan belediye başkanlığı binasına grev pankartı asıldı.

Sendika yöneticileri, aynı gün Kartal Belediyesi’nde greve çıkılması gerekirken anlaşma sağlandığını, İstanbul’a sadece 4 ilçede grev kararlarının bulunduğunu, belediye yönetimlerinin katı tutumunu bırakarak anlaşmaya yanaşmasını istedi.

Greve çıkan Eminönü Belediye işçilerine Tüm Bel-Sen, Emeğin Partisi, Nakliyat-İş Sendikası destek verdiler.

Genel-İş Temsilciler Kurulu, Belediye-İş Sendikası’nın greve çıkmasının ardından aldığı karar gereğince 21 Ağustos’da greve çıkacaklarını belirtmişti. 21 Ağustos’ta greve çıkılmadığı gibi genel merkez eliyle ilçe belediyelerindeki toplusözleşmelere müdahele edilerek sözleşmeler bağıtlanma yoluna gidilmişti. Genel-İş Örgütlenme Daire Başkanı Aşur Kurgen, Eminönü işçilerinin greve çıktığı eylemde yaptığı konuşmada, anlaşma sağlanmayan 4 ilçe belediyesindeki sözleşmelerinde kısa zamanda çözüleceği umudunu taşıdığını belirtti.

Grevin 4. gününde taşeron işçilerin çöp toplama girişimi, grevdeki işçilerin kararlılığı sayesinde engellendi. Şu an İstanbul belediye işkolunda tek grev olan Eminönü işçileriyle dayanışmayı yükseltmek, sonraki grevlerinde ne yönde seyredeceğinin göstergesi olacak.

Kızıl Bayrak/İstanbul





31 Ağustos’da yapılan Belediye-İş temsilciler kurulu toplantısından notlar...


* Temsilciler kurulu toplantısı belediye grevlerinin yasaklandığı bir sonraki gün yapılması gerekirken, sendikacılar tabanın yasağa karşı eylemli tepkisini de gözeterek, toplantıyı 31 Ağustos tarihine ertelemişlerdi. Buna neden olarak da, Gaziosmanpaşa ilçe ile Büyükşehir Belediyesi Park Bahçeler Müdürlüğü’nde işverenin işçilere işbaşı yaptırmaması olarak gösterildi.

* Toplantıya 37 temsilci hazırladıkları eylem programını sundular. Bu yönde konuşmalar yaptılar.

* Söz alan diğer temsilciler de, toplantının eylem kararlarının çıkarılması gerektiğini belirttiler.

* Toplantıda ortaya konulan eylem önerileri;
- 3 Eylül’de, Dünya Barış Günü nedeniyle Şişli’de yapılacak mitinge sendikanın kitlesel olarak katılması ve grev yasağının burada protesto edilmesi.
- 1 Eylül’de, yine Barış günü vesilesiyle, Taksim Tünel’de saat 19:00’da gerçekleştirilecek olan insan zinciri eylemine katınılması.
- 1 Eylül günü İstanbul Bakırköy’de saat 12:30’da yapılacak olan İMF karşıtı basın açıklamasına katılınması.
- Genel-İş 7 No’lu şubede örgütlü grevdeki Eminönü Belediye işçilerine kitlesel dayanışma gösterilmesi.
- Toplusözleşmenin YHK’ya gitmemesi için çalışmaların yapılması.
- Açlık grevleri yerine fiili işgallerin yapılması, bu işgallere siyasi partilerin de dahil edilmesi.
- Partilere siyah çelenk bırakılması.
- 11 Eylül’de Belediye Sarayı önünde çocuklarla ve kadınlarla birlikte oturma eylemi gerçekleştirilmesi.

* 37 temsilci de kendi eylem programlarını yazılı olarak sundular.

* Yapılan konuşmalarda; mücadele edenin, grevi taşıyanın işçiler olduğu, ama söz, yetki, kararın işçilerde olmadığı vurgulandı. Tabandaki işçilerin sendikalardan haber beklediği dile getirilerek, sendikalara, bundan sonra ne yapacaksınız, işçi sizden eylem kararı bekliyor, yoksa diğer sendikalar gibi siz de yok olursunuz biçiminde seslenildi. Yine sendikaların işgal altında olduğu belirtilerek, iş kolunda 3 sendika olmasına rağmen bir direnç gösteremedikleri ve hiçbir şey yapmadıkları vurgulandı.
Ayrıca şunlar ifade edildi;
- Toplantıdan eylem kararı çıkmadığı takdirde toplusözleşme mücadelesinin toptan kaybedileceği...
- Alınacak kararların basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurulması gerektiği...
- Grev yasağı püskürtülenceye kadar sürekli eylem (iş bırakma, fiili işgaller, miting, afiş, bildiri, protesto vb.) yapılması.

* Toplantı sonucunda 37 imzalı eylem programı kabul görmedi. Programı sunan temsilciler, her biri öneri için oylama yapılmasını istediler. Yapılan konuşmalarda temsilciler eylem isteğini dile getirdiler ve dolayısıyla her öneri temsilciler tarafından kabul veya red edilsin dediler. Ayrıca yöntem olarak da böyle olmak zorunda olduğunu vurguladılar.

37 imzacının bu istemi sendikacılar tarafından oylamaya sunulmadı. Sendikacılar önerilen eylemlerden birkaçını oylamak istediler, bunu da başaramadılar. Yapılan tartışmalarda da bir sonuca varılmaması üzerine, sendikacılar kendi önermelerini yarın kamuoyuna açıklayacaklarını belirterek toplantıyı bitirdiler.

* Temsilcilerin iş bırakalım önerisi, sendikacılar tarafından işçilerin ruhhalinin bugün iş bırakmaya elverişli olmadığı gerekçesiyle reddedildi.

* Toplantıyı izlemek için Kızıl Bayrak dışında, Alınteri ve Mücadele Birliği vardı. Salona girme istemimiz sendikacılar tarafından başlangıçta kabul edilmedi. Ancak toplantının bir kısmına sonradan dahil olabildik. Toplantı sırasında Kızıl Bayrak ve Alınterimiz gazetesi satışı yapıldı.

37 temsilcinin imzaladığı eylem programı...


Belediye-İş İstanbul temsilciler kurulu’na...
15 Ağustos 2000 tarihinde başladığımız grevimiz, 25 Ağustos 2000’de grevin 10. günü Bakanlar Kurulu tarafından 2 ay süre ile ertelendi.

Grevimizin anti-demokratik bir biçimde ertelenmesi ve sürdürülen toplu sözleşme görüşmelerinde pazarlık gücümüzün zayıflatılması çabalarına karşı, grevimizin ertelendiği bu iki ay boyunca, kamuoyuna haklılığımızı anlatacak, işvereni toplu sözleşme masasına oturtacak ve bu masada pazarlık gücümüzü arttıracak eylem ve etkinlikler yapmak zorunda olduğumuz bir gerçektir.

Bu nedenle, biz aşağıda imzası bulunan işyeri temsilcileri olarak aşağıdaki eylem ve etkinlik önerilerimizin, sendikamızın yetkili kurumları tarafından karar haline getirilmesi, kamuoyuna duyurulması ve hızla uygulamaya geçirilmesini öneriyoruz.

1) Bir basın açıklaması yapılarak, alınan kararların ve eylem programının kamuoyuna duyurulması,

2) Anti-demokratik grev erteleme kararının haksızlığını, yaygın afiş ve kitlesel bildiri dağıtımı, gazete ilanı ve duyuruları ile haklılığımızın kamuoyuna aktarılması,

3) Haftada iki (tercihen Salı ve Cuma günleri) Anakent binası önünde saat 12:00-13:00 arasında oturma eylemi ve doğal miting yapılması,

4) Sürmekte olan ve bu süreçte greve çıkacak işyerlerine düzenli destek-dayanışma ziyaretleri organize etmek, buraları doğal miting alanına dönüştürmek,

5) Profesyonel yöneticilerimizin anti-demokratik yasaları ve grev erteleme kararını protesto etmek ve keyfiyeti tartıştırmak, duyarlılığı arttırmak için Açlık Grevi yapmaları,

6) İstanbul’da MİTİNG (Demokrasi ve Özgürlükler Mitingi) tüm sendikalara ve DKÖ’lerine çağrı yapılarak, gerçekleştirilmeli.

7) 1 Ekim Pazar günü Ankara’da olacak şekilde, 30 Eylül Cumartesi günü, otobüslerle Ankara’ya gidiş. Yol güzergahı üzerindeki il veya ilçe merkezlerinde yürüyüş yaparak haklılığımızı buralarda da duyurmak. 1 Ekim Pazar günü TBMM açılışında güçlü bir portesto gösterisi düzenlenmesi.