ARSIVANA SAYFA
 
19 Ağustos '00
SAYI: 30
İçindekiler
Hacıbektaş Şenlikleri'ne hücre tipi protestosu damgasını vurdu!
Yeni katiamları önlemek için örgütlenelim, hesap soralım!
Devlet işçi ve emekçilere yeni toplu mezarlar hazırlıyor
"Devletin bölgeye ilişkin yaptığı hiçbir şey yok"
Günlük basında 17 Ağustos depremi
Belediye grevlerinin sorunları ve sorumlulukları
Belediye grevleri başladı...
Yeni grevler kapıda...

Küçükçekmece Belediyesi'nde grev kararı...
SEKA'da hareketli günler...
KHK hükümete geri iade edildi...
"Enflasyonla mücadele" balonu patladı
Sendikaları devrimcileştir mek için...
Programda tarım ve köylü sorunu/5
Ortak komite-ortak direniş şiarının güncel önemi
"İlk kurşun" ve Ortadoğu fedarasyonu üzerine
TTB'nin F tipi cezaevi önraporu
Mamak Hücre Karşıtı Platform'dan eylem
F tipi işkenceye izin vermeyeceğiz!
Onurluca çiçeklenen bir yaşama sarılmak
İşçi eylemleri militan Cellatex direnişinin açtığı yoldan ilerliyor!
Bertolt Brecht: Proleter sanatın çalışkan işçisi
Hiroşima ve
bilimin sisteme köleliği

Mücadele Postası
 
Tüm yazılar





 
 
F tipi işkenceye izin vermeyeceğiz!


Emniyet Genel Müdürlüğü, tutsak yakınlarının eylemlerini kastederek, tutsak yakınlarının “cezaevlerindeki hakimiyetlerini kaybetmek istemeyen terör örgütleri”nin oyununa alet olmamalarını istedi. Daha doğrusu tehdit etti. Tutsak yakınlarının F tipi işkenceyi kabul etmelerini istedi.

F tipi denilen tecrit, insanı ideolojik olarak bitirmeyi, psikolojik dengesini bozmayı hedeflemektedir. Siz oraya adli bir suçluyu koymayacaksınız ki, eğiterek topluma kazandıracağınızı iddia ediyorsunuz. Sizin o göklere çıkarttığınız ve uymazlarsa tecrit edeceğinizi utanmazca açıkladığınız “tretman”ınızı eşit ve özgür bir dünya için mücadele eden, bu uğurda kendi bireysel çıkarlarını toplumun çıkarlarına göz kırpmadan feda etmesini bilen insanlara uygulayacaksınız. Hedefiniz bu insanları ya kendinize benzetmek ya da intihara sürüklemek. Kaldı ki adli suçlardan gelenlerin de bu yolla eğitilemeyeceği, bunun bir eğitim değil psikolojik yıkım yöntemi olduğu bilim adamları tarafından açıklanıyor.

Peki siz nasıl özelliklere sahipsiniz?

Siz hırsızsınız! Onmilyonlarca işçinin-emekçinin artı-değerini “yasal” yollarınızdan kendi cebinize aktarır, bunun en doğal hakkınız olduğunu söylersiniz. Buna karşı çıkanları zindanlarınıza atar, onlara tecriti dayatırsınız. Özel mülkiyet hırsızlıktır ve sizin adaletiniz hırsızlığın temelidir.

Siz dolandırıcısınız! Yıllardır zorunlu tasarruf adı altında işçinin-emekçinin cebinden çaldığınız trilyonların kaymağını yediniz, posasını bile geri vermemek için ayak diriyorsunuz. İşçiye, emekçiye, eğitime, sağlığa “kaynak yok”ken, batık bankalarınıza trilyonları yedirdiniz.

Siz katilsiniz! Şimdiye kadar eliniz binlerce devrimcinin kanına bulanmış durumda. Ölümünden Apo’yu sorumlu tuttuğunuz 30 bin kişinin 20 binini bile kendi açıklamalarınıza göre zaten siz öldürdünüz. Bin operasyonlarda binlerce yargısız infaz, gözaltında kayıplar, 1 Mayıs katliamları, Gazi, Maraş, Çorum, Sivas, Dersim katliamları, cezaevlerinde kitlesel katliamlar… Akıttığınız kan denizinde yüzerken, evlatlarımızı, yakınlarımızı size emanet etmemiz gerektiğini hangi yüzsüzlükle iddia edebiliyorsunuz?

Siz işkenceci sapık ve tecavüzcüsünüz! Gözaltılar, Emniyet Müdürlükleri, Vatan Caddesi’ndeki “Terör” Şubesi işkenceyle özdeşleşmiştir. Gözaltına aldığınız herhangi bir vatandaşa küfretmek, kabadayak atmak, elektrik vermek, askıya almak, tazyikli su tutmak, aşağılamak, cinsel taciz ve tecavüzde bulunmak sizin için bir zevk haline gelmiştir. Üstelik bunları “vatan-millet” adına yapmakla övünürsünüz.

Siz uyuşturucu kaçakçısısınız! Uyuşturucu trafiğinde açığa çıkartılan çetelerin içlerinde önceden iddia ettiğinizin tersine hiçbir devrimcinin olmaması ve buna karşılık mutlaka ordu-siyaset-emniyet ayaklarının bulunması, panzerlerin içinde tonlarca uyuşturucu taşınması, “vatanın-milletin bölünmez bütünlüğü için kurşun sıkan yiğit!” ülkücülerin bu çetelerin kadro kaynağı olması, hiçbir yoruma yer bırakmıyor.

Siz Susurluk devletisiniz!

Sizin dünyanızda insani herhangi bir değerden söz etmek mümkün değildir. Sizin için “parası olmayan ölsün”dür, “parası olmayan okumasın”dır. Sağlıkta ve eğitimde süren özelleştirmeler bunun kanıtıdır. Sizin için bir işçi “ölene kadar çalışmalı”dır. Mezarda emeklilik yasanız bunun kanıtıdır.

Sizin bütün değerleriniz, hizmet ettiğiniz sınıf kadar çürümüş ve kokuşmuştur. Yakınlarımızı size benzemeye zorlayacak bu “tretman”a izin vermeyeceğiz. Asıl sizin “tretman”a (tedaviye) ihtiyacınız var. Tabii sosyalist “tretman”a. Hiç değilse insani bir şeyler hissedebilmeniz için bu gerekli. Esas topluma kazandırılması gereken sizlersiniz.

İçeride örgütlerin cezaevlerine hakim olduğunu söylüyorsunuz. Cezaevleri bizim elimizdeyse çıkar gideriz oradan, niye kalalım ki? İddia ettiğiniz koğuş ağalığı, uyuşturucu, cep telefonu, silah, vs. hep adli koğuşlarda, yani sizin tetikçileriniz olan ülkücülerin, mafyanın vb.’lerinin koğuşlarında yaşanmaktadır. Siyasi koğuşlarda sizin dayanamadığınız ise, devrimci tutsakların dayanışması, herkesin eşit olduğu komünler kurması, kendi özgür düşüncelerini yaşatıp geliştirebilmesi, teslim olmamasıdır. Tabii, istediğiniz zaman alıp işkenceye götürememenizdir.

Eğer gerçekten koğuş ağalığı vb. türden çürümüş ilişkilerden rahatsızsanız, adli koğuşların eğitimini de bize verin. Bu işi bizden daha iyi yapabilecek olan yoktur. Yok eğer devrimcilerin insani özelliklerini, düşüncelerini yok etmeyi düşünüyorsanız, buna içeride de dışarıda da karşı duracağız. Sizin deyiminizle “alet olacağız”. Bu türden ikiyüzlü tehditleriniz bizi korkutamaz.