ARSIVANA SAYFA
 
19 Ağustos '00
SAYI: 30
İçindekiler
Hacıbektaş Şenlikleri'ne hücre tipi protestosu damgasını vurdu!
Yeni katiamları önlemek için örgütlenelim, hesap soralım!
Devlet işçi ve emekçilere yeni toplu mezarlar hazırlıyor
"Devletin bölgeye ilişkin yaptığı hiçbir şey yok"
Günlük basında 17 Ağustos depremi
Belediye grevlerinin sorunları ve sorumlulukları
Belediye grevleri başladı...
Yeni grevler kapıda...

Küçükçekmece Belediyesi'nde grev kararı...
SEKA'da hareketli günler...
KHK hükümete geri iade edildi...
"Enflasyonla mücadele" balonu patladı
Sendikaları devrimcileştir mek için...
Programda tarım ve köylü sorunu/5
Ortak komite-ortak direniş şiarının güncel önemi
"İlk kurşun" ve Ortadoğu fedarasyonu üzerine
TTB'nin F tipi cezaevi önraporu
Mamak Hücre Karşıtı Platform'dan eylem
F tipi işkenceye izin vermeyeceğiz!
Onurluca çiçeklenen bir yaşama sarılmak
İşçi eylemleri militan Cellatex direnişinin açtığı yoldan ilerliyor!
Bertolt Brecht: Proleter sanatın çalışkan işçisi
Hiroşima ve
bilimin sisteme köleliği

Mücadele Postası
 
Tüm yazılar





 
 
Hacıbektaş Şenlikleri’ne
hücre tipi protestosu damgasını vurdu!



Hacıbektaş Şenlikleri her sene olduğu gibi bu sene de Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yapıldı. Alevi halkının şenliklere katılımı geçen seneye nazaran azdı. Alevi emekçilerinin gelenekselleştirdiği Hacıbektaş Şenlikleri’ni sermaye devleti de “sol” partileri aracılığıyla kendini bir aklama, yeniden üretme zeminine dönüştürmeye çalışıyor. Tarihi boyunca sermaye devletinin zulmüne uğramış olan Alevi işçi ve emekçiler sınıfsal baskının yanında mezhepleri üzerinden de katliamlarla, azgın terör yöntemleriyle sindirilmeye, yokedilmeye çalışılmışlardır. Bu seneki şenlikler de böyle bir sindirme operasyonuna dönüştürüldü. Şenliklerin bir yanında faşist devletin sözcülerince atılan boş ve demagojik nutuklar, diğer yanında ise faşist terör vardı. Şenliklerin tarihinde en kapsamlı devlet terörü bu sene yaşandı. Hacıbektaş tam bir ablukaya alınırken, Kırşehir’e kadar her yol ayrımı ve belli noktalara jandarma ve polis timleri yerleştirilmişti.

Biz komünistler de Hacıbektaş Şenlikleri’ni, devletin kendini aklama platformu olarak kullanmasına ve son dönemde gündeme getirilen hücre tipi saldırısına karşı, devletin çoktan düşmüş maskesini parçalamak için şenliklere katılan devrimci-demokrat yapılarla bir takım eylemler-etkinlikler üzerinden ortaklaştık ve bir platform oluşturduk. Atılım, Alınterimiz, Özgür Gelecek ve Kızıl Bayrak’tan oluşan platform ilk olarak çadırların girişindeki amfi-tiyatroda bir program hazırladı. Programda Grup Vardiya’nın ve Ozan Abbas’ın müzik dinletisi, Ulucanlar katliamını yaşayan Yıldırım Doğan ile Aydın ve Sanatçı Girişimi’nden Emine Şahin’in yaptığı birer konuşma vardı. Türküler ve konuşmalar arasında sık sık “Hücreleri parçala, tutsaklara sahip çık!”, “Yaşasın Ulucanlar direnişimiz!”, “Bedel ödedik, bedel ödeteceğiz!”, “Zindanlar yıkılsın, tutsaklara özgürlük!” sloganları atıldı.


Faşist terör direnişle karşılandı!

Ertesi gün her sene olduğu gibi “devlet erkanı”nın şenlikleri ziyareti ve bunun protestosu üzerinden konuşuldu. Yalnızca TUYAB’ın açacağı dövizlerle hücreleri teşhir eden karşı duruş noktasında anlaşıldı. Sabah bütün çadırlar Kızıl Bayrak, Alınterimiz ve Atılım’ın oluşturduğu gruplarla dolaşıldı, protestoya çağrıldı. Ancak alana girdiğimizde Alınterimiz hücrelerle ilgili bir pankart açtı. Polis pankarta müdahale etti. Saldırı devrimcilerin ortak direnişiyle karşılandı. Uzun süre polisle tekme-tokat çatışma sürdü. Çatışma sırasında binlerce Kızıl Bayrak kuşu havada uçuştu. Polisin üzerine düşen kuşlar onları daha da kudurtuyordu. Çatışma sırasında 5 kişi gözaltına alındı. Gerginlik devrimcilerin stand bölgesine çekilmesine ve gözaltıların bırakılacaklarına dair belediye başkanının verdiği söze kadar devam etti. Bekleyiş süresince polisin provokatif ve tecrit edici tarzı sürdü. Ortamı terörize etmek, insanları bizden uzak tutmak, korkutmak için onlarca polis önümüze yığıldı. Belediye başkanı ve polis şefleri sürekli yanımıza gelip arkadaşlarımızı bırakacaklarını ama önce dağılmamız ve sloganlarımızı kesmemiz gerektiğini söyledi. Direnişimiz birkaç saat sloganlar ve marşlarla sürdü. Baskılar neticesinde okurlarımızdan biri serbest bırakılırken diğerlerinin gözaltıları devam etti. Ailelerin ön saflarda yeraldığı direniş sırasında “Devrimci tutsaklar teslim alınamaz!”, “Bedel ödedik, bedel ödeteceğiz!”, “Hücreler yıkılsın, tutsaklara özgürlük!” vb. sloganlar atıldı. Böylelikle bu durumu hücreleri teşhir etmenin bir olanağına dönüştürme fırsatı kazandık ve bu fırsatı herşeye rağmen olumlu olarak kullandık. Direnişimiz üzerine bırakılan arkadaşımız sudan bir gerekçeyle gözaltına alındı. Önce gözaltını kabul etmeyen kolluk güçleri uygulanan baskı sonucu birkaç saat sonra kabul etmek zorunda kaldı. Saat 20:30 gibi arkadaşlarımız savcılığa çıkarıldı ve serbest bırakıldılar, bizler de onları yalnız bırakmamak, dayanışmayı yükseltmek adına mahkeme çıkışı kitlesel olarak karşıladık ve sloganlarla standlarımıza kadar yürüdük.

Bu yaşananlar, kitleleri terörize etme ve Alevi halkın direnişçi kimliğini törpüleme amaçlıdır. Ama bu oyunları da geri teperek kendilerine yönelen bir silaha dönüşecektir.

Devletin şenlikler şahsında teslim almaya çalıştığı düzen karşıtı dinamikleri her türlü saldırılarla, engellemelerle niyetlerine darbe vurmaya çalıştığı devrimciler her zaman saldırılara karşı topyekûn duracaktır.




İkinci gün:

Faşist devlet terörü daha da yoğunlaştı
Devrimci direniş ve faaliyetimiz sürüyor


İlk günkü saldırıların ardından devrimci faaliyetimizi daha da yoğunlaştırdık. Bunun üzerine devletin katliamcı güçleri standların biraz önünde barikat kurdu. Standlarımıza gelerek bizi tahrik etmeye çalışıyorlardı. Alanda etkinlik başlamadan önce de çoğu bölgede dağıttımız bildirilere yasak gerekçesiyle el konulmuştu. Bu sırada elinde bildiri dahi olmayan iki arkadaş kimlik kontrolü bahane edilerek gözaltına alınmaya çalışıldı. Bununla birlikte arkadaşları almak için timlerin oluşturduğu barikatta sloganlar atıyor, arkadaşlarımızı almadan gitmeyeceğimizi söylüyorduk. Burada saldırıya geçerek önlerine gelene vahşice saldırıp gözaltına almaya çalıştılar. Önlerde çıkan arbedede yere düşen yoldaşlarımız gözaltına alındı. Standa kadar iteklenen yoldaşlara bundan sonra tercihli bir gözaltı yaparak saldırıya geçtiler. Standımızı düzenleyerek hemen toparlandık. Özelde standımıza yöneltilen bu saldırı alana yaptığımız devrimci müdahalenin etkisini gösteriyordu.

Şu anda onbir yoldaşımızla birlikte bir Alınterimiz okuru ve bir Evrensel gazetesi muhabiri gözaltında bulunuyor. Hacıbektaş’ta yıllardır egemen olan serbest ortamın bulunması yoğun güvenlik önlemlerine rağmen faaliyetlerin hiçbirini aksatmadan standımızda bulunan kitapların satışı, materyallerin dağıtımı ve gazete satışı yoğun olarak sürüyor. Bizler son günlerin gündemde olan saldırılarını, propagandanın her türlü yöntemini kullanarak kitlelere anlatmaya çalışıyoruz. Bizler burada yürüttüğümüz her faaliyetle küçülttüğümüz düşmanı 13 arkadaşı almak için yapacağımız eylemlerle ezeceğiz.

Baskılar bizi yıldıramaz!