ARSIVANA SAYFA
 
15 Temmuz '00
SAYI: 26
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan...
Birleşik direniş ihtiyacı ve örgütlenme sorumluluğu
Faşist katliamları durduralım!
Yaşayanlar faşist katliam girişimini ve işkence...
Diz kapağına çivi çakmak
Burdur'da kanlı operasyon
SEKA işçisi özelleştirmeye karşı direniyor
Saldırıları püskürtmenin yolu sınıfı kazanmaktan...
EXSA grevinin güçlü ve zayıf yönleri
EXSA direnişçileri deneyimlerden öğrenmelidir!
Eminönü Belediyesi'nde de grev kararı asıldı
Reformizmin icazetçi ve bölücü rolü...
Kamu emekçilerinin eylemleri
Kıbrıs'ta işgal karşıtı tepkiler karşısında artan...
Hücre tipi işkenceye karşı direnelim!
Murat Dil'in cenaze töreninde devlet ablukası
Yaşamımızın hücreleştirilme sine dur...
İpekçi cinayeti ve kontr-gerilla devleti gerçeği
Rektör seçimleri skandalı!
Uyuşturucu sektörü
Ortadoğu: Çelişki ve çatışmalar yumağı büyüyor
Filistin halkına kurulan tuzaklar
Aydın sorunu üzerine
Burjuva basından seçmeler
Mücadele tarihimizden
Mücadele postası
 
Tüm başlıklar





 
 
1789 Fransız Devrimi


Büyük Fransız Devrimi’nin 200.yılını yaşıyoruz. Büyük devrim, bu vesileyle, insanlık tarihinde gerçek bir ilerlemeye yol açmış her devrim gibi, hakettiği ilgiyi fazlasıyla görüyor. Konuşuluyor, tartışılıyor, üzerine yeni şeyler yazılıyor ve söyleniyor, değişik bakış açılarıyla ele alınıyor, yeniden değerlendiriliyor, yargılanıyor, övülüyor, yeriliyor ve dahası, tüm bunlar yalnızca devrimin yaşandığı ülkede değil, tüm dünyada yapılıyor. Devrimin ülkesi Fransa’da ise, yanısıra, büyük ve resmi törenlerle kutlanıyor.

Fransız Devrimi burjuva devrimlerin ilki değildir. 1648 İngiliz Devrimi kendisini neredeyse 150 yıl öncelemektedir. Eğer buna rağmen yeni bir çağın, burjuva devrimler çağının başlangıcı olduysa ve böyle kabul ediliyorsa, bu, yalnızca ulusal planda değil, evrensel planda da etkili olması, başlangıçta hiç değilse Avrupa ölçüsünde büyük dönüşümler dönemi başlatmasındandır. O yalnızca köhnemiş feodal Fransa´yı değil tüm Avrupa´yı sarsmış, burjuva demokratik devrimlere büyük bir itilim kazandırmıştır. İlkelerini, ideallerini, "özgürlük, eşitlik, kardeşlik" olarak ünlenen şiarlarını dünya ölçüsünde yaymıştır. Özetle, Fransız Devrimi insanlığın gördüğü ve de göreceği burjuva devrimlerinin en büyüğü ve en görkemlisi olmuştur.

Tarihe materyalist açıdan bakan marksistler, Fransız Devrimi'ne kendi tarihsel koşulları ve misyonu çerçevesinde hakettiği değeri daha başından ve her zaman vermişlerdir. Burjuva devrimini tüm sonuçlarına vardıran en köklü girişim ve dahası, bunu geniş halk yığınlarının yaygın, militan ve inisiyatifli katılımına borçlu olduğu için de bu büyük devrime ayrı bir ilgi göstermişlerdir. Fransız Devrimi’ne gerçek anlamını kazandıran, onu doruğuna çıkaran ve tüm sonuçlarına vardıran, tüm bunları da burjuvaziye rağmen ve alt sınıflara dayanarak gerçekleştiren Jakobenler, hep ve hala burjuvazinin nefretiyle karşılanırken, devrimci proletarya kendini bu devrimci girişkenliğin çağdaş mirasçısı saymıştır. Kendi tarihsel ve sınıfsal konumunu, koşullarını ve misyonunu jakobenlerinkiyle bir an bile karıştırmaksızın, bu mirası, burjuvazinin ve gericiliğin tüm saldırılarına karşı da savunmuştur.

Fransız Devrimi, eşitlik, özgürlük ve kardeşlik gibi parlak ideallerle gerçekleştirilmişti. Ama gerçekleştiği ölçüde, tüm engellerden kurtararak gelişmesine yol açtığı burjuva toplumun, bu evrensel ideallere ne denli yabancı olduğunu da göstermiş oldu. Fransız Devrimi, yeni bir azınlık ve sömürücü sınıf olarak burjuvazinin tam ve sınırsız egemenliğinin koşullarını yaratmaktan öteye gidemedi ve bir burjuva devrim olarak gidemezdi. Baskı, sömürü, eşitsizlik, kölelik bu kez burjuva biçimi içinde vücut buldu. Eşitlik, yasa önünde burjuva eşitliğinin sınırlarını aşamadı. Özgürlük, sermayenin işgücünü dilediğince sömürme özgürlüğü olarak gerçekleşti ve bu biçimiyle, gerçekte, sermaye egemenliğine dayalı yeni bir köleliğin temeline dönüştü. Kardeşliğe gelince, devrimin yarattığı yeni toplum, daha devrimin ilk anlarında yeni kanlı sınıf çatışmaları ortamında buldu kendini. Devrimin ürünü burjuva Fransa, modern tarihin en sert sınıf savaşlarına sahne olmakla kalmadı, 19.ve 20.yüzyılın en büyük sömürgeci imparatorluklarından da biri oldu.


***

Fransız Devrimi'nin idealleri ve bu devrimin insanlığa kazandırdıkları konusunda, 200.yıldönümü de vesile edilerek hayli gürültülü bir propaganda yürütülüyor. Kaderini artık bütünüyle Batı burjuvazisinin kaderiyle birleştiren ve onunla tam kaynaşma çabası içinde bulunan modern revizyonizm bu propagandaya aktif güç katıyor, yaşadığı çürüme ve çözülme ile de onu kolaylaştırıyor. Burjuva ideologları, eski sosyalist ülkelerdeki kapitalist restorasyonların sonuçlarını gerekçe göstererek, Ekim Devrimi'nin ilke ve ideallerini gözden düşürmeye, bunun karşısında Fransız Devrimi'nin şahsında burjuva toplumun ilke ve ideallerini yüceltmeye çalışıyorlar. Ekim Devrimi ideallerinin boşluğunu, oysa burjuva toplumunda vücut bulan Fransız Devrimi ideallerinin 200 yıldır yaşadığı ve hep yaşayacağını övünçle ilan ediyorlar.

Fransız Devrimi burjuva devrimleri dönemini başlatmıştı. Burjuva devrimleri ise kapitalizm egemenliği dönemini. Burjuva devrimleri tarihe gömdükleri feodal toplumun niteliğini değiştirmiş, baskı, sömürü, özel mülkiyet, küçük bir azınlığın büyük bir çoğunluk üzerindeki egemenliği ilkelerine dayalı özünü ise korumuşlardı.

Oysa proleter sosyalist devrimler dönemini başlatan Ekim Devrimi, insanlık tarihinde ilk kez olarak her türlü baskının, eşitsizliğin, köleliğin temeli olan özel mülkiyetin ve özel mülkiyete dayalı sömürünün biçimini değil, kendisini hedef almıştı. Sınıf ayrıcalıklarını değil, sınıfların kendisini kaldırmayı amaçlamıştı. Burjuva toplum koşullarında, boş birer laf olarak kaldıkları bizzat Fransız Devrimi'nin sonuçlarıyla kanıtlanmış eşitlik ve özgürlük idealleri, ancak ve ilk defa olarak Ekim Devrimi'yle vücut bulmuşlardır.

Fransız Devrimi’nin yarattığı burjuva toplumu baskının, sömürünün, eşitsizliğin, yoksulluğun, sefaletin, fiziki ve manevi çürümenin, savaşların, ulusal düşmanlıkların, ırkçılığın, sömürgeciliğin, emperyalist köleliğin, faşizmin ve daha nice kötülüklerin dünyası oldu.

Bir kötülükler dünyası olan burjuva toplumu bugün artık yalnızca nefrete layıktır. Fransız Devrimi bir tarihsel zorunluluk olarak bu aşağılık toplumu doğurdu. Ekim Devrimi de, aynı zorunlulukla bu toplumun ortadan kalkacağını gösterdi. Fransız Devrimi'nin bazı soyut ideallerinin ancak bu yolla gerçeklik kazanabileceğini de kanıtladı.

Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik Fransız Devrimi’nin 200 yıl önceki sloganlarıydı. Gerçek özgürlük, gerçek eşitlik ve gerçek kardeşlik ancak Ekim Devrimi idealleri temelinde varedilebilir.

200 yıl sonra bugün bu her zamankinden daha açık bir gerçektir.

(Ekim, Sayı: 22, Temmuz 1989)