ARSIVANA SAYFA
 
15 Temmuz '00
SAYI: 26
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan...
Birleşik direniş ihtiyacı ve örgütlenme sorumluluğu
Faşist katliamları durduralım!
Yaşayanlar faşist katliam girişimini ve işkence...
Diz kapağına çivi çakmak
Burdur'da kanlı operasyon
SEKA işçisi özelleştirmeye karşı direniyor
Saldırıları püskürtmenin yolu sınıfı kazanmaktan...
EXSA grevinin güçlü ve zayıf yönleri
EXSA direnişçileri deneyimlerden öğrenmelidir!
Eminönü Belediyesi'nde de grev kararı asıldı
Reformizmin icazetçi ve bölücü rolü...
Kamu emekçilerinin eylemleri
Kıbrıs'ta işgal karşıtı tepkiler karşısında artan...
Hücre tipi işkenceye karşı direnelim!
Murat Dil'in cenaze töreninde devlet ablukası
Yaşamımızın hücreleştirilme sine dur...
İpekçi cinayeti ve kontr-gerilla devleti gerçeği
Rektör seçimleri skandalı!
Uyuşturucu sektörü
Ortadoğu: Çelişki ve çatışmalar yumağı büyüyor
Filistin halkına kurulan tuzaklar
Aydın sorunu üzerine
Burjuva basından seçmeler
Mücadele tarihimizden
Mücadele postası
 
Tüm başlıklar





 
 
EXSA grevinin güçlü ve zayıf yönleri


EXSA grevi dördüncü haftasına girerken, güçlü ve zayıf yönleri daha belirgin biçimde görülebilir hale geliyor. EXSA grevine doğru bir müdahalenin örgütlenebilmesi, bu zayıf ve güçlü yanların bilinmesiyle mümkün.

650 işçinin çalıştığı EXSA, tekstil sektörünün ölçüleriyle bakıldığında, büyük bir fabrika. İhracata yönelik üretim yapması, grevin etkisini güçlendiren bir faktör. İşçilerin çoğunluğunu genç kadınlar oluşturuyor. Bunun da etkisiyle, işçilerde coşku ve moral yüksek düzeyde. Sektöre egemen olan ağır çalışma koşulları ve komik denecek düzeydeki ücretler, mücadele azmini pekiştiriyor. Yine, işçilerin çoğunluğunun kadın olması, yakınlaşma ve kaynaşmayı kolaylaştırıyor. EXSA’nın binlerce işçinin çalıştığı çok sayıda fabrikanın bulunduğu organize sanayi bölgesinde olması, sınıf dayanışmasının geliştirilmesi bakımından da büyük bir avantaj sağlıyor. İşçiler devrimci politikaya kapalı değiller, bugüne kadar fabrikaya dönük herhangi bir devrimci çalışma ile karşılaşmamışlar. Bunu, ilişkilerin yıpranmamışlığı nedeniyle, bir avantaj olarak görmek gerekiyor. İşçiler sendikaya tam güven duyuyorlar. Bu durum bir yönüyle zayıflık olsa da, sendika işçilerin sürece aktif katılımlarını sağlamak üzere değerlendirildiğinde, avantaja dönüştürülebilir.

Tüm bu olumluluklara rağmen EXSA işçisi bir dizi zayıflıkla malül. Yukarıda bir avantaj olarak değerlendirdiğimiz, işçilerin çoğunluğunu genç kadınların oluşturması, grevin uzaması durumunda bir dezavantaja dönüşebilir. Aileleriyle birlikte yaşayan bekar kadın işçiler, genellikle işçiliği evleninceye kadar sürdürecekleri geçici bir uğraş olarak görüyorlar. Bu nedenle birlikte greve çıktıkları işçilere karşı sorumluluk duygusu kolayca aşınabiliyor ya da grevin hedeflerine karşı umursamazlık gelişebiliyor. Yine, işçilerin daha önce sendikal örgütlülük ve mücadele deneyimlerinin olmayışı bir diğer faktördür. Sendikaya duyulan koşulsuz güven, eğer başarılı bir müdahale gerçekleştirilemezse, işçilerin sürece seyirci kalmasına ve taban inisiyatifinin geliştirilememesine neden olabilir. Şu anda, dayanışma ziyaretleri vb. düzenleyen birimler oluşturulmuş olsa da, bunlar tümüyle sendikanın denetimindedir ve grevin kaderini belirleyecek bir “grev ve TİS komitesi” yoktur. Taban dinamiğinin açığa çıkarılabilmesi, karar yetkisini elinde toplayan bir grev ve TİS komitesinin kurulmasına bağlıdır. EXSA işçisinin en büyük zayıflığı, böyle bir grev ve TİS komitesinin olmamasıdır.


Grev ve TİS komitesi

EXSA grevine müdahalenin ihtiyaçları ve hedefleri, bu saydığımız özelliklerden çıkarılabilir. Öncelikle yapılması gereken, bir “grev ve TİS komitesi”nin kurulması ve tüm inisiyatifin bu komitede toplanmasıdır. Grevin satılmasına izin vermemek için işçi inisiyatifinin önemi ve komitenin zorunluluğu işçilere kavratılmalıdır. Komite, demokratik seçim yoluyla kurulabileceği gibi, mevcut birimlerin öncü işçilerle genişletilerek grev ve sözleşme üzerinde söz sahibi duruma gelmesi yoluyla da oluşturulabilir. Komitenin oluşturulmasında sendika, ilk aşamada bir olanak olarak değerlendirilebilir. Bu aşamada önemli olan, işçilerin sürece aktif katılımının sağlanması ve grevin kaderinin sendikaya teslim edilmemesidir. Komitede sendika yer alsa bile, bu komite aracılığıyla işçi inisiyatifi geliştikçe, işçiler gerektiğinde sendikayı aşma gücünü gösterebileceklerdir. Komite, sendika üzerinde denetim kurmalı, işçiler sendikanın yalpalamalarına karşı uyarılmalıdır. Ne var ki, sendika işçiler nezdinde teşhir olmamışken sendikayı karşısına alan bir söylem ya işçilerden tecrit olacak, ya da sendikaya ve greve karşı bir ilgisizlik doğuracaktır.


Sınıf dayanışması örgütlenmelidir

Gerek genel olarak sınıf hareketinin gelişimi, gerekse EXSA işçisinin başarısı açısından temel ihtiyaçlardan birisi de sınıf dayanışmasının geliştirilmesidir. Birçok grev ve direnişin sınıf dayanışmasının yetersizliği nedeniyle tecrit olup başarısızlığa uğradığı biliniyor. Sınıf dayanışmasının başarılı bir örneğinin yaratılması, yaz ve sonbahar döneminde TİS süreçleri üzerinden hareketlenecek sınıf yığınlarında “işçi sınıfının birliği” bilincinin yaygınlaştırılabilmesi açısından önemli bir dayanak işlevi taşıyacaktır. Güçlü bir sınıf dayanışması, farklı işletmelerdeki grev ve direnişlerin birleştirilmesi yönünde atılmış bir adım olacaktır.

Sınıf dayanışması, ne sendikaların destek açıklamalarından, ne de gıda yardımlarından ibarettir. Önemli olan eylemli bir dayanışmanın örgütlenebilmesidir. Bu, kitlesel ziyaretlerden mitinge, ortak dayanışma gecesi düzenlemekten dayanışma grevine kadar çok çeşitli biçimlerde olabilir. Bu çeşitlilik içerisinde olanakları yaratıcı bir biçimde değerlendirmek, alandaki sınıf devrimcilerinin görevidir. Sınıf dayanışmasının örgütlenmesinde başlıca üç alan hedeflenmelidir; Sabancı’ya ait diğer fabrikalar, greve hazırlanan belediyeler ve organize sanayiindeki diğer fabrikalar. İlk elden işçilerle birlikte yazılabilecek dayanışma içerikli bir bildirinin (mümkünse sendika tarafından basılması olumlu olur) kalabalık işçi grupları tarafından diğer fabrikalarda dağıtılması örgütlenebilir. Yine benzer şekilde, gruplar halinde dayanışma kartı vb. satışı yapılabilir. Bunlar yalnızca birer örnektir. EXSA işçisini harekete geçirip deneyim ve girişkenlik kazandıracak, diğer işletmelerdeki işçileri etkileyecek ve sınıf devrimcilerinin meşrulaşmasını sağlayacak farklı araç ve yöntemler bulunabilir.

Sınıf dayanışmasını geliştirmeye yönelik çalışmalar, faaliyeti sınıfın diğer kesimlerine taşımanın bir olanağı biçiminde kavranmalıdır. Özellikle EXSA ve belediye işçileri arasında dayanışmanın güçlendirilmesi burada yaratılacak imkanların “ortak komite-ortak direniş” hedefi doğrultusunda geliştirilmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu iki ortak alana seslenen, hazırlanmasına ve dağıtılmasına işçilerin doğrudan katılacağı ortak bir bülten, EXSA ve belediye işçileri arasında dayanışmanın geliştirilmesinde ve ortak direniş hedefine ilerletilmesinde işlevli bir araç olacaktır. Buradan yaratılacak basınç ile Genel-İş, Belediye-İş ve Tekstil sendikaları ortak harekete ve eyleme zorlanmalıdır.


Sınıf devrimcilerinin görevleri

Sınıf hareketi yıllardır çürütücü bir parçalanmışlık içindedir, ve deyim uygunsa, başarıya susamış durumdadır. Bir kazanımla sonuçlanacak dişe diş bir mücadele, sınıfın kendi gücüne ve birliğine inancını pekiştirecek, sınıf hareketine bir itilim kazandıracaktır. EXSA grevinin başarısı ayrıca organize sanayi bölgesindeki hemen hemen tümü örgütsüz olan işçileri örgütlenmeye ve mücadeleye sevkedecektir. Bu nedenle EXSA işçisi kazanmaya mecburdur.

Grevin başarısı için ise, sınıf devrimcilerinin müdahalesi hayati önemdedir. Sınıf devrimcileri, alana müdahalede hem partinin sınıf içinde kalıcı bağlar kurması ve önderlik pratiğinin geliştirilmesi, hem de grevin başarı kazanması perspektifiyle hareket etmelidir. Alandaki sınıf devrimcileri, yoğun bir propaganda ve deneyim aktarımıyla sınıf bilinci ve deneyimi zayıf EXSA işçisini aydınlatmayı ihmal etmemelidir. İşçilerin doğal yaşamlarına girmek, geceleri bile işçi evlerinde, işçilerle geçirmek, dışarıdan seslenmenin güçlüklerini biraz olsun dengeleyecek, işçiler nezdinde meşruluk ve saygınlık kazandıracaktır. İşçilerin çoğunluğunun genç olması, birebir ilişki yaratmak açısından büyük bir olanaktır. Öne çıkan işçilerin hiç değilse bir kısmıyla kalıcı bağlar kurulmadığında, sonuç alıcı bir müdahalenin gerçekleştirilemeyeceği unutulmamalıdır.






Ambar işçilerinden
EXSA işçilerine destek ziyareti...


EXSA işçilerine destek ziyaretleri sürüyor. DİSK, Hak-İş, Türk-İş’e bağlı sendikalar, siyasi partiler tarafından grevcilere belirli aralıklarla öğle yemekleri veriliyor, gıda yardımı yapılıyor. Cezaevi İzleme Komisyonu ve tutsak aileleri de cezaevi görüşünden sonra EXSA grevcilerini ziyaret edenler arasındaydı.

Grevin 23. gününde, Türk-İş’e bağlı TÜMTİS Sendikası’nda örgütlü ambar işçileri de bir destek ve dayanışma ziyareti gerçekleştirdiler. Ziyaret esnasında bir ambar işçisiyle röportaj yaptık.

- EXSA grevi hakkında ne düşünüyorsunuz?

İşçi: İşçilerle birlikteyiz. Grevin olduğu her yerde biz varız. İşçilerin haklı olduğu her yerde biz varız, ki buradaki işçiler de haklılar. Burada bir sendikal mücadele, bir örgütlülük mücadelesi veriyorlar. Bu da bizi çok ilgilendiren bir şeydir. Yani bu ekonomik taleplerden ziyade bir örgütlülük mücadelesi, işverene karşı, sermayeye karşı verilen bir mücadeledir. Bütün sermayedarlar birleşiyorlar. Güç birliği yapıyorlar. Biz de buradan sesleniyoruz bütün sendikalara, birlik istiyoruz. Yani güç istiyoruz. Yani sermayeye karşı işçilerin birliği olacak, topyekûn saldırılara karşı topyekûn işçilerin mücadelesi olacak ki, karşı koyma gücümüz olsun.

- Sendikanın ismi ya da hangi konfederasyona bağlı olduğu çok da önemli değil. Önemli olan işçilerin bir sendika çatısı altında örgütlü mücadele yürütmesi midir?

İşçi: Evet.

- Organize sanayi içerisinde EXSA’nın özel bir yeri var. İlk deneyimleri olmasına rağmen sendikanın da etkisiyle grev bugüne kadar geldi ve hala işçiler belli bir motivasyon içerisindeler. Bunu neye bağlıyorsunuz?

İşçi: Burada şube güzel bir şeyi başardı. Orada örgütlenmeyi başardı. Bu bir halkadır. Bu halka kırılırsa organizede sendikalaşma olacak. Yani ilk sendikalaşma olan yerdir. İşte bunun için organizede bütün işverenler Sabancı’ya destek veriyorlar. Sendikayı kabul etmiyorlar. Biz de diyoruz ki; işverenler birlik oluyorsa işçilerin de birlik olması ve buna karşı koyması lazım. Yani Türkiye’de örgütlü olunmadığı müddetçe bireysel olarak karşı koymak zordur.

- İşvereni masaya oturtup taleplerin karşılaması, en başta da sendikanın var olması için ileriki süreçlerde sizce neler yapılması gerekiyor?

İşçi: Bize düşen ne varsa yaparız. Gerekirse iş bırakır, yürüyüş yaparız, miting yaparız. Hatta bunu Emek Platformu’ndan talep ediyoruz. Emek Platformu’nun derhal toplanması, derhal eylemlilikler gerçekleştirmesi lazım.

Bizim için, işçiler için bu grev çok önemli. Bu greve önem veriyoruz. Çünkü şubenin başarısıyla orada bir örgütlülük hattı yakalanmıştır. Bunu gevşetmeyelim, sıkı tutalım. Bu, tüm işçileri ilgilendiren bir şeydir.

- Bunun için somutta neler yapılmalı?

İşçi: İleriki günlerde eylemlilikler, mitingler düzenlenebilir. Yapılacaktır da. Yani gündemlerinde var. Şubenin gündeminde var. DİSK’in ve Emek Platformu’nun da gündeminde var. Ama biz acilen istiyoruz. Acilen miting, eylemlilikler istiyoruz. Çünkü gücünü gösteremediğin müddetçe işverene geri adım attırmak zor olur. Karşısında bir güç gördüğü zaman geri adım atar.