ARSIVANA SAYFA
 
15 Temmuz '00
SAYI: 26
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan...
Birleşik direniş ihtiyacı ve örgütlenme sorumluluğu
Faşist katliamları durduralım!
Yaşayanlar faşist katliam girişimini ve işkence...
Diz kapağına çivi çakmak
Burdur'da kanlı operasyon
SEKA işçisi özelleştirmeye karşı direniyor
Saldırıları püskürtmenin yolu sınıfı kazanmaktan...
EXSA grevinin güçlü ve zayıf yönleri
EXSA direnişçileri deneyimlerden öğrenmelidir!
Eminönü Belediyesi'nde de grev kararı asıldı
Reformizmin icazetçi ve bölücü rolü...
Kamu emekçilerinin eylemleri
Kıbrıs'ta işgal karşıtı tepkiler karşısında artan...
Hücre tipi işkenceye karşı direnelim!
Murat Dil'in cenaze töreninde devlet ablukası
Yaşamımızın hücreleştirilme sine dur...
İpekçi cinayeti ve kontr-gerilla devleti gerçeği
Rektör seçimleri skandalı!
Uyuşturucu sektörü
Ortadoğu: Çelişki ve çatışmalar yumağı büyüyor
Filistin halkına kurulan tuzaklar
Aydın sorunu üzerine
Burjuva basından seçmeler
Mücadele tarihimizden
Mücadele postası
 
Tüm başlıklar





 
 
Ankara:

Kamu emekçilerinin eylemi


KESK Ankara Şubeler Platformu, 7 Temmuz günü, “%10’luk ücret artışına, tasarruf ve nemaların gaspedilmesine, baskı, sürgün ve cezalara karşı toplusözleşme-grev hakkı için” YKM önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

600-700 kişinin katıldığı basın açıklamasında, Maden-Sen, Enerji-Yapı Yol Sen, Kültür-Sen, Tüm Yargı-Sen, SES, Tüm Sosyal-Sen, Orkam-Sen, Tarım Gıda-Sen, Bank-Sen, SES, Eğitim-Sen ve “Hücre tipi yaşama ve cezaevlerine karşı sokağa, eyleme” pankartıyla AÜ Hücrelere Hayır Platformu eylemde yerlerini aldılar. Komünistler de “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” pankartlarıyla eyleme katıldılar ve alanda yoğun bir kuşlama yaptılar.

Emekçiler eylemde “Sefalet ücretine hayır!”, “Sahte sendika yasasına hayır!”, “İMF’ye, sermayeye, çetelere karşı emekçiler birleşin!” dövizleriyle katılırken, sağlık emekçileri “Burdur’daki katliam girişimini kınıyoruz!”, “Hücrelere direneceğiz!”, “Katliamlara sessiz kalmak onursuzluktur!”, “Murat Dil tedavisi engellenerek katledildi!” yazılı dövizleriyle, hücrelere karşı emekçiler cephesinden anlamlı bir duruş sergilediler.

Basın açıklamasında Hasan Hayır bir konuşma yaparak “Burdur başta olmak üzere cezaevlerinde gelişen olayları kınıyor, protesto ediyoruz” dedi ve kamu emekçilerine yönelik genel saldırılara değinerek, bu saldırılara karşı mücadele etmelerini söyledi.

Eylemde emekçiler sık sık “Devlet güdümlü sendikaya hayır!”, “İMF defol, bu memleket bizim!”, “Çeteler halka hesap verecek!”, “Sefalete teslim olmayacağız!”, “Direne direne kazanacağız!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” sloganlarını attılar.

Kızıl Bayrak/Ankara






İstanbul KESK eylemi


İçi boş eylemlerden vazgeçmeyen KESK, bu tarz eylemlerine, 7 Temmuz’da Saraçhane Parkı’nda zorunlu tasarrufların gaspı ve sefalet zammı ile ilgili basın açıklaması yaparak bir yenisini daha ekledi. Saat 12:30’da başlayan ve 200 civarında emekçinin katıldığı eylemde, Siyami Erdem bir basın açıklaması okudu.

Eğitim-Sen, SES, Enerji Yapı-Yol Sen, Tüm Bel-Sen ve Bem-Sen eyleme, “Sürgünler geri alınsın, yöneticiler istifa!”, “Yaşamın hücreleştirilmesine hayır!”, “İşçi-memur ayırımına son!”, “Eşit işe eşit ücret!” pankartlarıyla katıldılar. Eylem boyunca “Sahte sendika yasasına hayır!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “Direne direne kazanacağız!”, “Kahrolsun İMF, bağımsız Türkiye!”, “Sefalete teslim olmayacağız!”, “Yüzdelik zam değil toplusözleşme!”, “İşçi-memur elele, genel greve!”, “Yaşasın sınıf dayanışması!” sloganları atıldı.

Murat Dil’in cenaze töreninin olduğu gün ve saate denk getirilen eylemde, hatırlatılmasına rağmen; “Basın açıklaması bitirildi, pankartları toplayın dedik, keşke daha önca hatırlatsaydınız” denilerek bir saygı duruşunda dahi bulunulmadı.

Kızıl Bayrak/İstanbul






İzmir:

KESK’ten sefalet zammına hayır eylemi


KESK tarafından devletin %10’luk sadaka zammına karşı 6 Temmuz’da Konak’ta eylem yapıldı. Gaspedilen zorunlu tasarrufların da ödenmesinin istendiği eylem Sümerbank önünden bir yürüyüşle başladı. 1000’e yakın emekçinin biraraya geldiği Konak Meydanı’nda şu sloganlar öne çıktı: “Direne direne kazanacağız!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “İşçi-memur elele genel greve!”, “Sefalet zammı istemiyoruz!”, “İMF değil üretenler yönetsin!”.

KESK’in tüm şubelerinin katıldığı eylemin en kalabalık kortejleri, Enerji Yapı-Yol Sen ve Tüm-Bel Sen’e aitti. Öğle tatiline denk gelen eylemde KESK dönem sözcüsü Alim Murathan bir basın metni okudu. Eylemin sonlarına doğru Denizli’de gözaltına alının TÜMTİS yöneticilerinden ve Burdur’da yaşanan saldırıdan kısaca bahsedildi. Hücre Karşıtı Platform’un akşam yapacağı eylem için çağrı yapıldı.

Kızıl Bayrak/İzmir






Tüm Bel-Sen eylemine bin kişilik
coşkulu bir kitle katıldı



Tüm Bel-Sen Belediye emekçilerinin ücretsiz otobüs kartlarının kaldırılmak istenmesine karşı 4 Temmuz’da yaptığı eylemden sonra, 12 Temmuz’da da Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı önünde tekrar bir basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasına alkışlı ve ıslıklı protestoyla başlayan emekçiler, sık sık “Gökçek istifa”, “Vur vur inlesin Melih Gökçek dinlesin”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Toplu taşım hakkımız engellenemez”, “Direne direne kazanacağız” sloganlarını attılar.
Yaklaşık bin kişinin katıldığı ve oldukça çoşkulu geçen eylemde, “Söz, Yetki, Karar çalışanlara- Tüm Bel-Sen” pankartı açıldı. Tüm Bel-Sen eski şube başkanı Mümtaz Başar bir konuşma yaparak; “Dün, bugün ve bundan sonra yapacağımız eylemlerin yasadışı olduğunu söylüyorlar. Biz yaptığımız yasal eylemleri de, yasadışı eylemleri de 10 yıllık geçmişimizde çok iyi biliyoruz”, dedi. Emekçiler bu söyleme “Baskılar bizi yıldıramaz” karşılığını verdiler. Mümtaz Başar ardından; “Bizim yaptığımız eylemler için, ne kadar haklı olurlarsa olsunlar EGO zarar ediyor, deniliyor. 400 bin kişiyi ücretsiz taşırken zarar etmeyen EGO, 12 bin kişiyle zarar ediyor. Bunun nedeni yönetememedir, aczdir” diyerek, EGO’nun yaptığı yardımlarla yandaş firmalara peşkeş çektiğini söyledi.

Tüm Bel-Sen Şube Başkanı Tekin Araz da bir konuşma yaparak, kartları geri alma tutumu sürdürülürse iş yavaşlatmaya, sürekli iş bırakmaya başlayacaklarını söyledi. Pazartesi ve Salı olmak üzere iki gün iş bırakacaklarını ve ön hazırlık çalışması yapılarak alanlara binlerle çıkılacağını sözlerine ekleyerek konuşmasını bitirdi.

Kızıl Bayrak/Ankara






Birleşmekten ve birlikte direnmekten
başka çaremiz yok!



Bizler Avcıoğlu boru ve plastik fabrikasında çalışan işçileriz. Bu fabrika bundan 2 yıl önce çok seri bir üretim içinde çalışıyormuş. Daha sonra İzmit tarafına taşınmış ve eski yerini kapatmış. Ortalama 150-200 civarında işçi çalıştırıyormuş.

Geçtiğimiz günlerde (1 ay önce) fabrika tekrar faaliyete geçmeye başladı ve burada ilk olarak bizler çalışmaktayız. Toplam 7 kişiyiz. 2 ustabaşı 1’i eski işçi ve diğer 4 kişi de yeni işçiler. Fabrika o kadar dağınık ki, şimdilik sadece fabrikayı toplamakla işe başladık. 1 hafta içerisinde fabrikadan bize yansıyan sorunlarla karşı karşıya kaldık. Çay molasının olmaması, patronun başımızda durarak avazı çıktığı kadar bağırması, sigortamızın olmaması vs.

Biz yeni giren işçiler olarak (4 kişi) ilk tepkimizi, patronun başımızda durarak avazı çıktığı kadar bağırmasına karşı gösterdik. Kendi aramızda karar alarak 1 gün işbırakma eylemi yaptık. Kararı tartışırken işin yeni olması, işçilerin birbirlerini tanımıyor olması aramızda belli bir güvensizliği besliyordu. Buna rağmen buradan çıkan kararın altında yatan, birbirimize güvenmekten başka şansımızın olmayışı ve birlikte hareket ettiğimiz oranda ise sorunlarımızı çözeceğimiz bilinciydi. Sorunlarımız ortak olduğu için çözümü de ortaktı ve kendi ellerimizdeydi.

Eylemden sonra işe gittiğimizde ustabaşı yanımıza gelerek neden dün gelmediğimizi sordu. Bizler de muhatabımız o olmadığı için sıradan cevaplar vererek geçiştirdik. Bu sıradan cevaplar ustabaşında belli bir etki yarattı ve tepki göstermeye başladı. Biz de açıktan hangi saflarda olduğunu sorduk. O da bize aynen, “ben işverenin temsilcisiyim” dedi. Biz de bundan sonra tavrımızın patrona nasılsa kendisine karşı da öyle olacağını söyleyerek fazla uzatmadık ve konuşmayı kestik.

Aynı alanda çalıştığımız ustabaşı geldi ve aynı soruyu sordu. Bu bize daha yakın olduğu için, cevabımızı işin gerçekliği üzerinden ifade ettik. Bunun bir tavır olduğunu, patronun hiçbir şekilde bağıramayacağını ifade ettik. Daha sonra patron ve oğlu geldi ve ustabaşılarla birbirlerine bağırmaya başladılar. Patronun oğlu yanımıza gelerek, çok cılız bir sesle, bir daha işe gelmediğimizde izin almamız gerektiğini söyleyerek gitti.

Biz bu yaşadığımız eylemlilikle az da olsa bir şeyler öğrendik. Bu öğrendiklerimizi yeterli görmüyor ve geliştirmeyi düşünüyoruz. Önümüzdeki süreçte çay molası ve sigortamız için bir eylem gerçekleştirmeyi düşünüyoruz.

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!
İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!

Avcıoğlu Plastik Fabrikası’ndan işçiler