ARSIVANA SAYFA
 
1 Temmuz '00
SAYI: 24
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan...
Düzen cephesinde krizler ve reformist solda hayaller
"Kriter" tartışmaları ve teslimiyet platformu...
"Kophenag kriterleri" tekerlemesi ve...
Sistem kontr-gerillasız yapabilir mi?
Sermaye patronları açık köle pazarına dönmüş...
24 Haziran İstanbul mitingi
Mamak belediyesi işçileri grev kararı aldı
Çorlu deri işçileri baskı ve teröre rağmen...
Asgari ücret mi, sefalet ücreti mi?
Enerji-Yapı Yol Sen üyelerinin ülke çapında...
Tüm Sosyal Sen ve SES'in ortak eylemi
Tekirdağ'da 20 bin kişilik üretici köylü gösterisi
TÜGSAŞ ve İGSAŞ'ın özelleştirilmesi...
Sivas katliamının perde arkasında...
Hırsızlık, Yolsuzluk, pislik ve "Yüce Meclis"!
Devrimci tutsakların "sağlıklı yaşam hakkı"...
İstanbul Barosu'nun cezaevi etkinlikleri
Emperyalist tekeller kâr uğruna doğayı katlediyorlar!
Ekim Gençliği'nden...
Almanya'da anlamlı öncü işçi etkinliği
Otomobil sektöründe neler oluyor!
Basında hücre saldırısı
Mücadele tarihimizden
Mücadele Postası
 
Tüm başlıklar





 
 
Otomobil sektöründe neler oluyor?


Kapitalizm son yıllarda derinleşen yapısal kriz içinde debeleniyor. Bu kriz otomobil sektörünü de tüm yakıcılığı ile etkiliyor. Aşırı üretimin tasfiyesi için otomobil tekellerinin bünyesini geniş ölçüde değiştirme planları, bu sektördeki krizi daha da derinleştiriyor.

Uluslararası otomobil tekellerinin birbirini yoketme savaşı ‘90’lı yılların başından itibaren yeni bir safhaya girdi. Tekellerin birleşmeleri tüm hızıyla sürüyor. Bugün dünya ölçeğinde tek başına ayakta duran tekel sayısı 12’ye inmiş bulunuyor. ‘60’lı yıllarda 50 olan bu sayı, 2 yıl önce 18’e indi. 2005 yılında bu işkolunda sadece 4-6 tekelin kalacağı tahmin ediliyor. Son dönemlerde General Motor/Fiat, Daimler Chrysler/Hyundai ve Ford/Daewoo’yu satın almak için dövüşüyorlar.

Ford şefi Nasser, bugün uluslararası rekabet ile boy ölçüşebilmek için azami pazar payının 5 milyon otomobil olduğunu ifade ediyor. Geçtiğimiz yıl tüm dünyada 53 milyon otomobil üretilmişti. Yeni araba modellerinin geliştirilerek piyasaya sürülmesi devam ediyor. Bugün trafikte kullanılmak üzere kayıt edilen araçların %50’si 3 seneden daha yeni. Bu, üretim fazlalığının artmasına neden oluyor. Kitlelerin alım gücünün giderek düşmesi ise bu fazlalığı daha da büyütüyor. Örneğin Almanya’da geçtiğimiz ay, geçen yıla göre %10 daha az araba kullanıma açıldı. Kullanılmış araba alım satımı da ilk 4 ay içerisinde %1,9 oranında düştü. Bunun nedenleri arasında yükselen otomobil vergisi, ÖKO vergisi, yakıt ücretlerine gelen zamlar yer alıyor.

Diğer yandan, araştırma-geliştirmeye yatırılan para, üretilen araba sayısının artmasını zorluyor. Bugün bir binek otomobilin geliştirilmesinin maliyeti 6 milyar. Bu çelişkiyi otomobil tekelleri birleşerek, tüm bölümlerin bünyesinde değişikliklere giderek, tek tek bölüm (Opel ve Fiat’ta olduğu gibi) yapısını parçalayarak ve daha büyük birleşmelere hazırlayarak çözüyorlar. Bu Opel ve Fiat’ta etkisini işyerlerinin tasfiye edilmesi olarak gösterdi.

General Motor, Opel ve Fiat’ın geliştirme merkezlerini, satış, motor ve makina üretimi bölümlerini birleştirerek 2.5 milyar kâr yapmayı planlıyor. Bundan öncelikle 5 bin işçi zarar görecek. Diğer yandan birleşme 5, hatta 8.5 milyar marklık kâr artışı getirecek. Planlanan ise Opel’in benzin motorda, Fiat’ın dizel motorda uzmanlaşması. Ford Avrupa çapında model başına 200 bin ile sınır koymak istiyor. Daimler Chrysler, Mitsubishi ile 2002 yılında yılda 5 milyon adet “dünya arabası” üretimini planlıyor. Bu gelişmenin devamında tekellerin bazı parçaları tasfiye edilecek ve yüzbinlerce işçi işten atılacak.

Aynı şekilde kâr getirmeyen alanlar tasfiye ediliyor veya satılıyor. Yeni yatırımlar yeni işyerlerinin açılması değil, işçilerin işlerini kaybetmeleri anlamına geliyor. İş güvencesi ve rekabet için yıllardır gerçek ücretler ve kazanılmış sosyal haklar tırpanlanıyor.

Tüm dünyada bu sektörde aşırı kapasite, toplam üretimin %42’si olarak tahmin ediliyor.

Ve otomobil işçileri tüm dünyada sayısız grev, direniş ve yürüyüşlerle, tekellerin saldırılarını kararlılık ve militan bir karşı koyuşla yanıtlıyorlar.